11 Eylül 2009 Cuma
yaratıcılığım kayboldu
ben beceriksiz biriyim. hiç bir sanatsal yönüm yok. baktığım yerleride güzelleştiremiyorum. elimin deydiği, yanından geçtiğim yerlerde birden
fark edilmiyor yaniiii, tabiiki içimdeki o biriken beni miskinleştiren bu tembelliği içimden atabilirsem, yapmak istediklerime yoğunlaşabilirsem. o yaratıcılık belki ortaya çıkacak ama bu aralar kayıp.
geceleri uyumak bilmeden kitap okuduğum serinin sonuna az kaldı bitirsem rahat edecektim.
bir şeyler dikmek istiyorum. minik dikiş makinamla hiç anlamam dikişi ama...
bakalım. denicez...
cuma günü etrafımda her kez acayip gergin, bir yüksek dozda bağırışlarda dolu koridor, benimse kafamın içinde artık vızıldamalar, uğuldamalar.
yeter deyip kaçasım geliyor işten.
hani şöyle beyoğlunda(istanbul) yada tunalıda(ankara) çalışmıyoruzki şöyle çıkıp bir yürüsem, hatta hafif yağmur yüzüme vururken içime huzur doldursa...
şöyle biraz mağazalara baksam, biraz insanları seyretsem. bir mısırcı yada pamuk şekerci görsem yesem. yolda salınarak yürüken düşünsem atsam bütün negatifi oooo kocaman gülümsememi doldursam aldığım nefesle...
sonra hiç bir şey yokmuş gibi geri dönsem (ama nerdeeeee tavşanlıda )
not: neyse hayali bile güzeldi yapmış kadar oldum.
10 Eylül 2009 Perşembe
siyah pantolon
tabiii haberlere gazetelere bakmadığım sürece
düzeldim artık...
evet pazar günü eskişehirde aradığım ama bulamadığım
siyah pantolon aranıyor. evet söyle beğendiğim bir pantolon bulamadım . hepsi dar paça ama çoook dar tayt gibi pantolonlar....
yani tabiii yapacak bir şey yok. istediğim gibi bulamazsan o tayt gibi olanlardan alıcaz...
dün geleneksel 2. iftar yemeğine katıldık. 21 kişilik bir grup halinde...
curcura halinde yemek yedikten sonra beyler maç var dediler.
siz alışveriş yapın, bizde maç izleyelim dediler.
bizde sadece geziş yaptık. alışverişten elimiz boş döndük.
eee kütahya'da bir şey bulup alabilmek zor zaten. birde pazar günü eskişehir esparktan sonra açmadı hiç bir şey beni...
ama artık 36 beden pantolona girebildiğimi görmek keyfimi yerine getirdi.
bunun üzerine gidip tatlı yedim...
not: düzelmiş, ama inadı tutan ben...dün iftar yemeği öncesi açlığın yarattığı etkiyle fırtınalar estirdim. ama hala inadım gitmedi. gidecek gibide gözükmüyor.
9 Eylül 2009 Çarşamba
güneş var ama soğuk
her önüme gelene çatasım var. evet şu ana etrafıma ne kadar negatif bir enerji verdiğimin farkındayım. ama engel olamıyorum. canım kekkk istiyor...
hemde şöyle bol kalorilisinden...
dün tuğbanın tarif ettiği kekden yaptım. çooook güzel oldu teşekkkürler tuğbacım.
offf offff neden bu kadar kızgınım gerginim bilmiyorum.
ama şu an pencerenin önünde yağmur yağarken, elimde nescafe ve kurabiye ve kek olup bütün sinirimi, kızgınlığımı üzüntümü sularla birlikte atmak isterdim.
8 Eylül 2009 Salı
incelikler
böyle bir şarkı vardı değil mi???
öyle bir ruh hali içindeyim kiii
dargın, kırgın vede gergin (dkg)
bir yanım geliyor kendime kızıyorum, insanların değer verdiklerimi kırmamak üzere kendi isteklerimden vazgeçip onları mutlu etmek adına yaptıklarımın karşılığında kendimin kırılmasına...
bir yanım diyor kiii,anlamayan ne yaparsın, hem anlamaz hem kendin mutsuz.
başka bir yanım ise; sen hep böylesin bugün anlamaz, yarın anlamaz belki ama gün gelir belki anlar...
içimdeki başka bir sesde diyor ki; o zaten anlıyor ama o böyle ince davranamadığı için senin yaptıkların karşısında eziliyor.
içimdeki sesler bunları söylerken bazen kendime, bazen anneme babama kızıyorum bana böyle öğrettikleri için...
neden bu kadar hassas, neden bu kadar ince, neden bu kadar fedakar, neden bu kadar anlayışlı ve neden bu kadar unutkanım.
incelikler incelttikçe içimdeki ipleri, ben daha sıkı tutturuyorum kopmasın diye daha sıkı bir bağlanıyorum hayata kırılmasın,kopmasın, incelmesin içimdeki diyeeee
7 Eylül 2009 Pazartesi
işde geçen can sıkan şeyler
İşdeki isteksizlik. Evet Cuma günü iş yerine yeni gelenlerle birlikte görev dağılımı sonunda yapıldı. Görev dağılımı sonunda iş olarak hoşuma giden, fakat çalışacağım insanları sevmediğim. Bir iş bana çıktı. Nasıl olacak bilmiyorum. Yine bir sürü saçma sapan şey olmadan uyumlu bir çalışma ortamı yakalayabilmeyi umuyorum.
burada çalışan bazı insanlar hakkında ben mi bazen çok kötüyüm kötü düşünüyorum diyorum. sanki bazı şeyleri inadıma yapıyorlar gibi geliyor. neyse artık. galiba bazende ben çok kötü bir insan olup kötü düşünüyorum. bazı insanlar çalışmak zordur, bazılarıyla ise kolay...işte yeni çalışacağım kişi ile çalışmak gerçekten zor (en azından şimdiye kadar öyleydi! umarım bundan sonra öyle olmazzz)
Tavsiye üzerine açlık oyunları, işaret, ihanet ve seçilmişi aldım. Şuan şafak vaktinin ortasındayım. Şafak vaktini bitirir bitirmez bunlara başlayacağım. Uzun bir süre vampirlerle uğraşacağım sanırım.
Pazar eskişehire gittim. Duyduyuma göre yaşanabilecek 2. Şehir çıkmış. Bu arada 1. Ankarayamış.( tabii memleketim olarak biraz gururlandım.) ama Eskişehir gerçekten çok güzel ve her gittiğimde dahada güzelleşiyor.