20 Kasım 2009 Cuma

yolculuk

evet bugün öğleden sonra ankaranın taşlı yollarına doğru bir yolculuğa çıkacağım.
bu sefer kısa 2 günlüğüne...
2 hafta annemin mükemmel bakımından sonra ,5 günde kendime bakamayıp sonunda kendimi gribin kollarına teslim etmiş bulunuyorum.
annemde alışmışım tembelliğe vallahi zor geldi. oysa ne kadar düzenliydim. neyseki anne kucağına şevkatine geri dönüyorum. oooo şimdi biraz nazda yaparım. onun yapacağı takviyelerle 2 güne bir şeyim kalmaz iyileşirim.
yollar gözümde büyüyor. üşeniyorum gitmeye...
kocada hasta, zaten dün ondan geçti muhtemelen (gerçi etrafta o kadar hasta insan varki hangi birinden geçti bilinmez).
bu aralar ne yaptığımdan bahsedeyim. kendime bir tarla, birde cafe kurdum,gecenin bir körlerine kadar yemek yapıp, tarla ekiyorum :)
evet facebook çılgınlığına, aslında hiç hoşlanmam (hoşlanmazdım demek daha doğru) bende katıldım. eee neden olsa insanın hayallerini (cafe) sanalda olsa gerçekleştirmesi güzel...
simulasyon gibi birşey ama keşke bir cafe açsam ve bu kadar iş yapsa...insanlar ne kadar aç yemek yetiştiremiyorum.:)

18 Kasım 2009 Çarşamba

gelişmek

insan nasıl gelişirki...
insan kendini nasıl geliştirebilir ki...
işte bende kendi çapımda bir şeyler yapmaya çalışıyorum. hem kişisel gelişimim, hem sosyal gelişimin, hemde iş ile ilgili...
ama son zamanlarda kendimde fark ettiklerim.
sanki bir az daha içime kapandım. ben ki konuşmayı çok seven, içim dışım bir olan ben artık daha çok susup, düşünüp, daha az konuşuyorum.
özlüyorum eskiyi, geçmişi her şeyin daha masum olduğu günleri...
eskiden hiç tanımadığım insanlara bile ilk başta %100 güvenirken,
artık biraz daha azaldı güvenim insanlara, neyseki tamamen yitirmedim.
çevremdeki insanların, etrafdaki insanların bakış açılarına şaşırıyorum.
şunu fark ediyorum ki. her kez kendini düşünüyor, benimde kendimi düşünmem gerektiği...
insanlar sadece kendi çıkarları uğruna savaşırken, herkezin bireysel hedeflerin peşinde olması gerektiği...
sonra bakıyorum bu ülkeye, millete...
bence gelişememizin en büyük nedeni; bencillik, kıskançlık.
türkiyede aynı yada farklı meslek gruplarından insanların ürettiği ne kadar az şey var.
biz toplu halde iş yapamıyoruz. biz toplu halde üretim yapamıyoruz. ar-genin türkiyede neden bu kadar zayıf olduğunun kanıtı bu...
biz beyin fırtınası bile yapamıyoruz. çünkü kimse düşüncelerini bir başkası ile paylaşmak istemiyor. çalınır diye...
bu yüzden herkez kendi rüzgarında esiyor. fırtına ise sadece birbirleri arasındaki çıkar çatışmalarında yaşanıyor. bu ülkede bilgi paylaşılmıyor.
işte böyle bir ülkede daha oldukça yeni olan, geleceğe dair hedefleri,idealleri olan benim gibi insanların bir şeyler öğrenipde kendini geliştirebileceği birilerini bulması çok zor.
işte bu yüzden özlüyorum eski arkadaşlarımı, o çıkarsız, masumane olan her türlü ilişkiyi...
büyüdükçe kirleniyor sanırım insan...
bende artık çok masum değilim en azından şimdilik sadece insanların yaptıklarının altındakini fark edebilmek bile buna örnek diyorum

16 Kasım 2009 Pazartesi

ipekci cemal

ankara dedim ya...
annem beni eskiden çok eskiden gidip, bir şeyler aldıkları yere götürdü işte orası İPEKCİ CEMAL



işte oraya girince içeride saatlerim geçti. üstelik cemal beylede tanıştım. çok şeker ton ton bir dede...

o ahşap oyuncaklara bayıldım.
kurdelelerin, keçelerin öncede saatler geçirdim.

geldim, özlemişim


2 haftadır ankarada annemlerin yanında onlarla bol bol özlem giderip, bir yandan kafa patlatan, insan zorlatan yorucu, bir o kadarda boğucu bir eğitim sonraları yaptığım gezintiler iyi geldiiii...
annemin sabah akşam vazgeçmeden sıktığı çeşit çeşit meyve suları, bir elim yağda, bir elim balda her şeyin önüme geldiği benim bol bol şımardığım akşam sohbetlerinden biri daha sona erdi...
canım annem, canım babam teşekkürler...
uzun zamandır istediğim bundan aldım, hemde morrrr...birde croksların kışlığı çıkmış görünce dayanamadım aldım. çok kullanışlı içindeki çıkıyor.hem yaz hem kış için
kendime bir sürü thsirt aldım,yeni ciciler yapmak için, ahşap boyası, kumaş boyası ...
ayrıca ne zamandır kutusunda duran boncuklarım ortaya çıktılar yeni kolyeler yapılmak için...
yapılacak çok şey var yaniii...
yeni yerler keşfedildi. arkadaşlarla görüşüldü. görüşülemeyenlerde oldu...olsun bir dahaki sefer...
zaman bulup bloga giremedim. aklım sizlerde kaldı...
yoldan geldim. hemen burdayım, sizlere uğrayacağım neler yapmışsınız, iyimisinz diye
bu çiçek ankaradan sizlere geldi. hepinizi özlemişim