22 Temmuz 2011 Cuma

boşluk

öyle yoğun geçiyor ki işler çok yoğun dinlenemiyorum.

ama bünye dinlenmek için bahçe istiyor. hazır yaz gelmişken sıcaklardan eve giresim gelmiyor.eve girmeyincede evde yapmam gerekenleri yapamıyorum. ama insanın ruh hali nasıl farklı bu yorgunluğa rağmen insanı kücük şeyler mutlu edebiliyor. enerji verebiliyor. bugun bir narçiçeği oje, bir nar çiçeği pantolon, birde mavi kolye içime enerji kattı, mutluluğuma mutluluk, keyfim keyif. işte ufak şeyler hayatımızdan eksik olmasın hiç. mutluu haftasonları dilerim.

p.S: bu arada öyle özledim ki handanım. konuşmayı, uykusuz geceleri, mutfak muhabbetleri ...

18 Temmuz 2011 Pazartesi

33'e 11 kala

öğrendim, anladım yapabilirmiyim, emin değilim.

hayat çokda ciddi alınmaya gelmezmiş. iş çokda ciddiye alınmaya gelmezmiş. herkez kendi keyfinde, herkez kendi çıkarları doğrultusunda giderken, aslında çoğu kişi sorumluluklardan kaçarken, herkez birbirine topu atarken,aslında çocukken aynanan istop, akşam ebesi, saklambaç gibiymiş hayat. oyun oynarkende oyunu ciddiye alanlar şimdide hayatı ciddiye alıyor sanırım. hayatı bu kadar ciddiye alırken keyiflerindende bir o kadar uzaklaşmak demekmiş bunu öğrendim. kendi hayatını ve kendini dünyanın merkezine koymak en önemli şeymiş bunu öğrenemeyip ben nerde hata yaptımlar zaman kaybıymış.

bunlardan sonra 33 yaşa 11 kala öğrenilmişlik mi? ağır basar, karakter mi? bilsemde bilemedim.