18 Haziran 2010 Cuma

değer

evet neden insanlara bu kadar değer veriyorum ki. insanların istekleri karşısında onları kırmamak adına onların isteklerini yapıp, kendi isteklerimden neden vazgeçiyorum. neden böyleyim. acaba tek çocuk olmamın bunda bir etkisi varmı?
bu yaşdan sonra bu değişebilir mi?
değişmez ise bunu bu bünye ne zamana kaldırır.
onların istediklerini yaptıkdan sonra içimde büyüyen bu öfke ve siniri nasıl bastırabilirim.
bu yaptığımdan dolayıda en çokda kendime kızıyorum.
bu kadar yaşanmışlığın üstüne eda facebookda yazmış, mevlana söylemiş:
İnsanları tanımak için tüm gücünüzü verin, ama tüm sevginizi vermeyin. çünkü onları tanımaya başladıkça verdiğiniz sevgiye acıyacaksınız...
işte önce kendimi diğer insanlardan daha çok sevmeyi öğrenmem gerekiyor.

16 Haziran 2010 Çarşamba

havalar güzel ben güzel

evet spor derken,rejim derken ama yapamazken, sporda bitti sayılır artık son hafta kendim evde yapıyorum. haftada 3 gün yürüyüş. offfluyorum nasıl zaman yaratırım diye yapmam gereken bir dolu şey var. nasıl yaparım. ders çalışmam lazım ama başına oturamıyorum oturduğum anda kalkıyorum. spor yapmam lazım, ama hemen erisin istiyotum şu göbek, zayıflayayım diyorum eski rsimlere bakıyorum. ama aynı şey yemek yerken olmuyor dur diyemiyorum.
yeşil çaya başladım. su içmeye başladım. biraz da dikkat.
neyse bugun kendime güzel aktiviteler yaptım. kendi kendime eğlendim. kes yapıştır...
acayip keyifliiii
tatil gelsin istiyorum artık biran önce...

15 Haziran 2010 Salı

uzak vede yakın vede karmaşık duygular

ne kadar garip kavramlar...
bir şeyi istemezsen uzaklar daha uzak, istersen ise uzaklar yakın oluveriyor.
ama sen istediğin halde orada olamıyorsan buna ne deniyor bilemiyorum.
havalar güzelleşti burada sonunda dün yağan fındık büyüklüğündeki dolu ardından ağaçların dallarını koparan yağmur ve fırtınadan sonra açan güneşe ne demeli bilmiyorum.
bazen insan istekleri konusunda inatçımı olmalı hatta başına buyruk vede umursamaz.
bazen kimseyi düşünmeden mi yaşamalıyım diyorum. zaten ileride düşünmek zorunda olduğum birşeyler olacak. işte yukarıda anlattığım karmaşıklıkdaki hava sanırım benim hisleride etkiledi.
bu yazıda tabiki karmaşık bir hal aldı biliyorum ama şuanki ruh halim böyle...
kafam dağınık, evim dağınık, ofisde masam dağınık, hatta masaüstüm dağınık...
işte böyle zamanlarda en çok sevdiğim, elime bir büyük boy kase ile aldığım dondurma yada meyve ile tvnin karşısına geçip, boş boş tvye bakıp biraz daha dağılmak istiyorum.
p.s: işten yasaklı siteler arasına giren blogspot nedeniyle yazı yazmak istediğim an yazamayınca bana gelen yazma isteğini anlatama. bu arada açılan bir iki site var sadece onlara bakabiliyorum.