13 Ağustos 2010 Cuma

geçmiş

neden geçmişde yapmadığım şeylerden dolayı pişman oluyorum ki, keşke daha önce yapsaydım, keşke daha önce okusaydım, yazsaydım,gitseydim,kalsaydım uzatabilirim. aslında çok geçmişde yaşamam. keşkelerimde yoktur, acaba insanın yaşı ilerledikçemi geçmişe özlem duyuyor bilemiyorum.
okuyamıyorum,işler yoğun yorgun oluyorum. yazın başında aldığım kararları uygulayamıyorum. rejim spor hepsi geride kaldı. irade yok onu anlıyorum. peki nasıl kazanılır. bilmiyorum.
evet 2 ay geçti, bir dönem verdiğim 2 kiloyuda aldım geri, tembelleştim,yerimden kalkmaya üşenir oldum. sanırım bu aralar deneme 1 ile başladığım sigara bırakma durumunda azda olsa gelişme var. tam olarak bırakmasamda gümde içtiğim sigara sayısı 5'i geçmiyor. umarım bu sayı artmaz azalır. ne kadar zor insanın kendine engel olması...
bu sıcakda canımın çikolata istemesine hayret ediyorum. nutellayı kaşıklamak istiyorum. sanki beynim ve bedenim şavaş içindeler.yasaklar cazip geliyor yada...
önlenemez kilo problemini çözmem lazım acilen, belkide zamanlama yanlış, hem kilo vermeye çalışıp hem sigara bırakmak zor bir durum, sigara içemedikçe içimde yeme isteği doğuyor...

10 Ağustos 2010 Salı

doğanın hissettirdikleri

hala etkisinden kurtulamadık sanırım,oysaki sadece ben kurtulamadığımı zannediyordum, özledim, kokusunu,sesini, o küçük ayaklarını...
evet doğa kendini çok sevdirdi...bunu sanırım herkez yaşatamaz.
bu kadar sakin, sevgisini belli eden bir ufaklık görmedim ben üstelik 1,5 yaşında ...
tabiki böyle olmasında annesinin ve babasının etkisi büyük.
böyle sevgi dolu, iyi niyetli, sakin, dürüst bir anne ve babadan böyle bir çocuk olmasıda çok doğal...
neyse ben geleyim asıl konuya dün sevgili dediki: ben doğayı özledim. meğer sevgilide kurtulamamış etkisinden doğanın...
sanırım bazı şeylerin zamanı gelmiş. bu bandırma gezisi bize çok iyi geldi. bazı şeyleri fark etmemize...
heyecanlıyız: yarın büyük sınav sonucu belli olacak, hakkımızda hayırlısı olsun diyorum...

8 Ağustos 2010 Pazar

bandırma dönüşü

haftasonu kısa bir bandırma kaçamağı...
daha önce aranın hiç bu kadar uzamadığı görüşme cuma günü gerçekleşti.
1,5 sene olmuş, ben yeğenimi (doğayı) 1 kere oda düğünümde 15 dak bile değil görmüşüm.,
bebekliğini yaşamamışım, ilk karşılaşma cuma günü oldu.kısa bir alışma turundan sonra, alıştı, yaklaştı, izledi ve geldi sarıldı.
2 gün boyunca aradan geçen 1,5 seneyi telafi etmek adına, sarıldık, koklaştık, oynaştık...
nazlaştık, evet nasıl bir bebeksin sen arkamdan aycannnnnn deyişin, kafanı omzuma koyup sarılışın öpüşün. doyamadım sana biliyormusun.
öyle garip bir duygu ki, bu yaşımda ilk defa hissediyorum acaba artık çocuk mu istiyorum ondan mı bu duygularım yoksa,
çocukluğumuzun beraber geçtiği, birbirimize bu kadar benzediğimiz, kardeşim dediğim bir insanın yavrusu olduğundan mı bunları hissettim bilemiyorum.
ama aramızdaki o inanılmaz bir elektrik ve o hisleri unutamıcam.
kokunu,doğacım bana hissettirdiklerini unutamıcam.
annenle, babanla sağlıklı,mutlu huzurlu,şanslı bir ömür sürmen dileğiyle..
seni çok seviyorum kuzucum.
evet bu hislerden sonra ise diğer dostlarımında bana aynı hazzzı yaşatması için bir istek gönderiyorum buradan nazlıcım, yasemincim elinizi çabuk tutun...
uzun zamandır yazamadım. koşturmaca,sıcak derken...
evet kısa kısa bahsettim. tatilden bir şey anlamadım tekrar tatile gitmek istiyorum diye...
canım arkadaşım nazlı, önce ben gittim sonra o uzun zaman oldu özleştik...
eee tatil fotolarını görünce içim gitti, yanınızda olmak beraber tatil yapmak için...
neyse artık bir dahaki sefere...