24 Nisan 2010 Cumartesi

eksiklik

evet, bazı konularda çok konuşmayı sevmem.
kendimden bahsetmeyi, kendimi övmeyi hiç sevmem.
ne yazıkki, hem kısa, hem uzun bakış açısına göre değişen ömrümün 20 günü bana çok şey kattı.
acı, tatlı, sert, yumuşak, çok şey öğretti.
burada yazmam belki biraz dedi kodu gibi olacak ama hatırlamak babında yazacağım.
aslında toplamda 10 kişi bir proje ile gittik almanyaya...
leonardo da vinci projesi, AB desdekli bir proje..
türkleri hiç sevmediği söylenen leonardonun ruhu acımış, kemikleri sızlamışmıdır, türkiyede kendi adıyla düzenlenen bu projeye bilemiyorum.
10 kişilik grubun; 4 dü akademisyen, 6 side 2 farklı kamu kurumunda çalışanlardan oluşmakdaydı.
ama şunu gördüm ki; yurdumun akademisyenleri, 20 gün boyunca kendilerini övmekden ve kendileri profesyonel olarak adlandırmakdan bıkıp usanmadılar. yaptıkları işin ne kadar önemli olduğu ve zor olduğundan bahsede dursunlar. dokdora yapmanın ne kadar zor bir iş olduğundan ve kendileri ile ilgili bir çok şey...
tabiii onlar konuşadursunlar, ben her seferinde sabır sabır diye sessizce dinledim.
1. gün, 2. gün, 5.gün, ama dayanımıyorum, 7 gün, 9. gün artık dayanamadım. kardeşim ben bir kurumda çalışırken üstelik özel bir şirkette, yüksek lisans yaptım, ardından bende bir kurumda çalışırken doktora yapıyorum, nedir allah aşkına bu kadar abarttığınız, tek işiniz budur zaten.
kendiniz için çalışıyorsunuz. birde bunun için övünüyorsunuz. yerlere göklere sığdıramadığınız. akademisyenlik, kendini övmekle, dağları deldim tek başına, yoları aştım BİR TEK BENNNNLE olmuyor. o kadarını bende yapıyorum. sen ülkeye ne kattın, ne geliştirdin, ne buldun, ne ürettin, ne anlattın, üniversiteye giden gençlere dedirttiler sonunda...
böyle akademisyenler olduğu sürece, üniversitede yetişen gençlerin halini düşünmek, bir yere gidemeyen ülkemin neden gidemediğinin nedenlerinden biri olarak gördüğüm ve benim için bundan 5 yıl önce biten, akademikliğe karşı duyamadığım saygı, yine değişmedi.yine türkiyede akademik olmanın ne olduğunu gördüm.
evet eksiklik mi?
oraya gidince kendimdeki eksikleride gördüm. kişisel donanım adına kendimdeki eksikliklerde bir bir tespit edilmiş olup onları geliştirmek adına yapılacaklar listesine eklendi.
birde oralarda konuştuğum ve konuştuğumda hayretle şaşıran insanların kafalarındaki türkiyeyi birazda olsa değiştirebildikse ne güzel. onların türkiye hakındaki düşüncelerini duyunca ben aslında çok şaşırdım. bu düşüncelerin onlarda nasıl oluştuğunu anlayamıyorum.
ülkeminde ne kadar çok insan var, ve ülkemde bu kadar çok insanın belki yarısı okumuş, orada aldığmız bir seminerde, insanların dedikleri şu ülkedeki insanlarının hepsinin üniversite okuması gerekmiyor. o kadar üniversite mezununa gerek yok, burada her insanın yapacak bir işi var. bizim ülkemizde bu kadar çok insan okumuşken issizler...
işte ülkemin insanına verdiği değer...
diğer bütün avrupa ülkeleri diğer ülkelerde kalan vatandaşlarını ülkelerine getirmek için otobüs, uçak kaldırdılar. acaba benim ülkemin bizim orada kaldığımızdan haberi var mıydı?????

dinlenme-yorulma

evet geldiğimden beri kaç posta çamaşır yıkadım blemiyorum.
evimi, kocamı öyle özlemişim ki...
eve ilk girdiğimde bir değişik geldi ev, şöyle bir baktım.
gecenin bir yarısı 31,5 saatlik otobüs yolculuğundan sonra direk uyudum.
belli aralıklarla uyandığımda hala kendimi otobüste zannediyordum.
evimde olduğumu, yatağımda olduğumu görünce rahatlayıp tekrar uyudum.
bu kabusu kaç kere yaşadım bende bilmiyorum.
otobüs yolculuğu uzun (gerçi tahminimden daha kısa), stresli ( sınır kapılarından geçişte polislerin bize kaçakmışız muamelesinden sonra), ama farklı bir sürü insanla tanışmış olmak ve güzel sohbetler bu uzun ve yorucu yolu, kısa ve keyifli hale getirdi.
bulgaristanda yediğim adanayı hayatımın sonuna kadar unutamıcam.
bir türkün yaptığı o adana bu kadar mı lezzetli gelir insana...
cevval şoförümüzden işittiğimiz azarlar, ama yaptıklarını hiç unutamayacağız.
şoförümüz sayesinden sorun yaşamadan sağ salim gelebildik.
otobüsümüzde olan iranlı bir işadamının hırvatistan sınırında ülkeye alınmak istememesi...
AB ülkelerinin insan ayrımı yaptığını bir kez daha gösterdi.yine şoför sayesinde neyseki geçebildi. ama yaşadığı stresi unutamaz sanırım.
kapıkule sınır kapısından ülkeye girişde aldığımız derin bir nefes ile yaşanan rahatlamayı...
sanırım hiçbir kelime anlatamaz.
3 günde dinlenip evimin tadını çıkartıyorum.
orada geçirdiğim günleri ayrıca anlatacağım.

22 Nisan 2010 Perşembe

almanya-agusburg-münih







döndüm yurda

31,5 saatlik otobüs yolculuğu...
orada yaşanan gerilim...
yolda sınır kapılarında yaşanan stress..
sonrası otobüste bulunan 50 kişide vatana dönünce yeri öpme posisyonuna geldik.
neyseki çok şükür ülkemdeyim, evimdeyim.
ama çok yorgunum.
ayrıntılar gelicek.