3 Temmuz 2010 Cumartesi

güzellikler



öyle bir zaman geliyor ki nasıl oluyor...
insanın içini kemirip duruan bir şey...
işte o kemirmeler sonucunda insan kararıyor kararıyor.
işte böyle zamanlarda insanın ne tahammülü kalıyor, nede içindeki neşe,
sanırım bir rahatlayamamak, atamamak da dahada katlıyor o içindekileri...
yani biriktikçe önce tepe sonrada dağ halini alıyor o dönemde...
güzellikleri daha göremiyor insan.
belkide zaten etrafında çok olmayan güzelliklerden dolayı, belki o etrafındaki güzellikleride kırıyor, görmüyor, bunaldıkça bunalıyor kısaca...
neyseki bir süredir, beni bunaltan, sıkan, görmemei engelleyen o dönemden kurtuldum.
kendimde bu süreçde sıkıldım, üzüldüm, düşündüm...
evet etrafındak, güzellikleri görebiliyorum sonunda (sanırım bu dönemde havanında etkisi var. sevmiyorum kapalı havaları, bende bir kapanıyorum)
işte şimdi o içimdeki enerjiyle, etrafa , evrene pozitif enerjiler yolluyorum.
herkeze iyi haftasonları...
kırdıklarım affedin, yanlış anlattıklarım sizde...
dostlarım iyiki varsınız.
dostunsa zaten kırsanda, üzsende hep yanındadır. öyle değil mi???

1 Temmuz 2010 Perşembe

iyi şeyler güzel şeyler

evet buraya güzel şeyler yazmak istiyorum artık.
uzun zamandır,içime oturan ve oradan kalmak bilmeyen o sıkıntıyı ben kovmaya çalıştıkça hep bir şeyler beni buluyor.
hassasım işte, takıyorum bir şeyleri, ben insanları kırmamak için uğraşırken neden insanları beni kıracak şeyler yapıyor. yada neden ben insanlara söyleyemediklerim, istediklerimi yapamadığım için kırılan ben oluyorum. ben hassas davrandıkça onlar üstüme üstüme neden geliyorlar. boğuluyorum...
hiçbir şeyi, hiç kimseyi düşünmeden, sadece kendimi, kendimle başbaşa kalıp dinleneceğim bir yer istiyorum.
artık evrene söylüyorum.kendimi daha iyi ifade edebileceğim,kendimin daha önemli olduğu gerekirse bencil olduğum, kimsenin beni kırmasına izin vermediğim bir yaşam diliyorum.
ayrıca evrene diliyorum, son 9 gün, geri sayım başladı, sonucu iyi olsun...
ayrıca evren huzur, mutluluk diliyorum.
bu aralar ıssız bir adaya ihtiyacım var, belki ıssız olmasada kimsenin beni tanımadığı sakin, bir yer istiyorum sevgiliyle baş başa...

29 Haziran 2010 Salı

üzgün

Blog

Bu blog yazmayı yazmayan birine anlatmak çok zor. Neden yazılır.yazarken ne hissedersin. Ben açıkcası kimsenin yani tanıdığım yakın arkadaşlarımın okumalarını istemem…çünkü içinde bulunduğum durumda bazen insan evde kocasına, evde kendi annesine bile tahammül edemez,işte böyle durumlar tahammül edemediğin bir şeyleri yazdığında bu yanlış anlaşılabilir. Blog yazmanında değişik nedenleri olabilir, kimisi gelecekde geçmişde yazdıklarını hatırlamak için yazabilir, kimisi hatıra kalsın diye…ben neden mi yazıyorum. Rahatlamak…bazen kendine bile itiraf edemediğin bazı şeyler vardır, bazen çok sinirlenirsin, ama birileriyle paylaşıp başkalarını kırmak istemezsin. Bazende bazı şeyler üst üste gelip birikmiştir. Aslında birikecek bir olayda değildir ama sen biriktirdiğin için çok büyük bir olay gibi gelir. Benimki hangisi sanırım ben insanlara kendimi tam olarak ifade edemiyorum. Blogda kendimi ifade etmeye çalışıyorum, ne kadar ifade edebiliyorum, bilmiyorum. Sanırım buradada tam olarak edemiyorum ama sonuçda ben rahatlıyormuyum evet…

İşte bu aralar hatta sanırım uzun zamandır, blogda bir kaçak varmış, evet blogumu benden habersiz okuyan bir cimcime…

Onun söylediğine göre ondan hiç bahsetmemişim blogumda…

Evet işte benim burada bir çok şeyimi paylaştığım, birbirimize bir çok konuda benzediğimiz ,ama bir çok konudada benzemediğimiz bir arkadaşım, dostum (Nazlı)… evet adı gibi nazlı mı?, nazlı, …

Nazlı evet dostum ama bazen gerçekten kızdığım,bazen ise içeme sokasım gelen bir dostum. Düzeltme: İşte bir önceki yazımda gitmeden önce hızlıca yazdığım yazımda bazı şeyleri yanlış anlamış.

Çünkü bu cimcime geçen hafta bizde kaldı (5 gün), ayrıca tavşanlıya yatılı gelen başka misfirlerde oldu, onlarda 5 gün kaldı. Aynı anda cimcime bizde diğer misafirlerde başka şehirden uzakdan gelince, bir hafta boyunca 2ye bölünmek zorunda kaldık. Zaten gergin olan bu bünye daha da gerilince bu bölünme olayından çok rahatsız oldum. Oysa daha önce ve o geçen 5 gün içinde yapılmak istenenler vardı yapılamadı. Bu yüzden iyice gerilen bünye…bir önceki yazıda bunu anlatmaya çalıştı. Ama bu cimcime kendi üstüne alınmış. Oysaki bu bahsedilen misafir (üstelikde yatılı) diye bahsedilen diğer misafirdi…

İşte şimdi ne kadar ifade edebildim bilemiyorum. İşte bu yaşanan gibi nedenlerden dolayı blogda yazdığım yazıları, yakınlarımın, arkadaşlarımın, dostlarımın okumalarını istemiyorum.

Çünkü yanlış anlamalara neden olabiliyor…

burası benim için çok farklı ben bunu kimseye yazmıyorum , burası benim için bir terapi...

bugün çok üzüldüm, hatta yoruldum, meğer yalnış anlamaları düzeltmeye çalışmak ne zormuş...meğer anlaşılamamak ne kadar zor ve acıymış...

mutsuz oldum. kendimi ifade ettiğimi düşünürken, edemiyormuşum demekki diye düşündüm sevdiğim bazılarına...

anlaşılmamak ne garipmiş bunu yaşadım.