21 Ağustos 2009 Cuma

açlık kafama vurunca

evetttt ramazan geldi hoş geldiiii...

öncelikle sizlere dünkü misafir olayından kısaca bahsetmek istiyorum. her şey çok güzeldi...yemekler benim henüz yapamayacağım güzellikte olduğu için hiç misafirleri kandırmadan direk ben yapmadım dedim. ama masa dizaynı ve süsü, ayrıca salatalar ve turşular birde kek bana aitti....herşey güzeldiiii

dün gelen misafirlerin 2 aile geldi 2 aileninde küçük çocukları var biri 1 yaşında diğer 6 aylık allahım galiba dünü yaşadıktan sonra sanırım uzun bir süre çocuk düşünmeyeceğim.

evet misafirleri sorunsuz ağırladıktan ve uğurladıktan sonra ortalığı toplayıp yeni ayı okumaya devam ettim. sonra açıkmayıp uydum eee tabiki gecede kalkmadan oruç tutmaya kalkınca açlık tepeme vurdu... leyla gibi geziyorum şuan ..

ahhh nerde o ramazanlar, annem sofrayı hazırlayıp, beni uyandırırdı, ben kalkmaya üşenirdim. tek gözüm açık, tek gözüm kapalı yemeğimi yer uykum açılmasın diye yatardım.ama ne yemekler börekler.... işte şimdi ben gece vakti kalkıcam uykumdan uyanıp börek yapıcam. hiç enerjim yok bilemiyorum. allahım gördüğüm enerjik insanlara özeniyorum. ben neden bu kadar yorgun hissediyorum kendimi diye...

hele şuan pil bitmek üzere... bu kadar yazıyı bile yazabilmeme şaşırıyorum. 

20 Ağustos 2009 Perşembe

büyük gün

evet akşam ağır misafirler geliyorlar...
ben ne yaptım dün sadece muffin ve zeytinyağlı fasulye yaptım.
allahtan kayınvalidem var; bütün yemekleri onlar yapacaklar ve bende kendim yapmış gibi sunacağım :) tabiki kendimin yapmadığını söyleyeceğim. çünkü kendim yapsam daha güzel olur. :)
yuh artık iyice abarttım değil mi?
tabiiki olmazdı. daha yeni evli biri olarak et pişirmeyi çokda iyi bilmiyorum.
üstelik fırında güveç yapmayıda (deneyebilirim ama nasıl olur bilemiyorum) eeee tabiki siz akşama ne yemek olduğunu anladınız. değil mi?
dün gece evin eksik olan perdeleri (rustiği taktıramadığımız için asılmayan perdelerim ) sonunda asıldı...
ve ankaradan ayıla-bayıla aldığım çerçevelerin içinede resimleri yerleştirmiştim ama onuda duvara astım. ev daha bir güzel daha bir şirin oldu....
yakında fotolarını ekleyeceğim.
haftasonuna az kaldıııı yuppiii.

19 Ağustos 2009 Çarşamba

ilk parti misafir

evet dün gece misafirlerin ilk partisini kazasız belasız atlattım.
aslında bu misafirler arkadaşlardan oluştuğu için çok germedi beni...
rahattım, sakin oluncada herşeyi kısa sürede hallettim.
dün biraz canım sıkılmadı desem yalan olmaz...
ben çok mu takıyorum diyorum bazen ama ,
bu insanların rahatlıkları beni öldürecek...
ve sadece kendi istediklerini yapma isteği
sanırım biraz bencil olmak lazım; yapamadığım bu...
dün arkadaşlar gittikten
sonra ayaklarımı uzaktıp hafif bir müzik eşliğinde
yeniayı okudum; alacakalanlığın 2. kitabı
ben sevdim siz sevdiniz mi bilmem (yada severmisiniz?)
bu aralar bloglardaki karoke muhabbetlerinden sonra bu küçük ilçedeki hayatı renkli yaşama maceralarımıza karaokeyi eklemeye karar verdim.
en kısa zamanda bir karoke almalı...

17 Ağustos 2009 Pazartesi

ne pişirsem

evet elim ayağıma dolanmak üzere...
yarın akşama yemeğe misafirim var. ne yapacağımı bilmiyorum.onlar arkadaşlarım çok problem değil.
ama perşembe akşamı kalabalık bir arkadaş grubuna yemek yapıcam ne yapsam bilmiyorum.
fikirlerinizi bekliyorum.

aldım aldım geldim

ankaradan döndüm,
ankaradan dönünce kendimi sudan çıkmışbalık gibi hissediyorum bu küçük şehirde...
ve yine buraya gelince enerjim tükendi. çok yorgun hissediyorum kendimi....
evime gitmek istiyorum.
ankarada bol bol özlem giderdim.
annem babam, dedem, teyzem,kuzenler...
kuzenime verdiğim sözler vardı sınavı kazanırsa onları gerçekleştirdik.
onun dışında elbiseler aldım.
evime süsler...
ve bir sürü şey daha...


sanırım alacakalanlık serisini okuduğumdan etkilendim,
vampirler deyince aklıma elinde şamdan şatolarda gezen tipler aklıma geliyor,
oysa kitabın hiç bunlarla alakası yok ama şamdanı görünce direk aklıma bunlar geldi....



nasıl fenerim, oldum olası deniz hastası bir çocuktum. şimdi deniz kenarında yaşamak hevesinde olan biri olarak denizimiz olmasada fenerimiz var.

12 Ağustos 2009 Çarşamba

ankara yolcusu

ne zamandır ha gitecem, gidiyorum derken yarın gidiyorum artık.
ne kadar garip bir duygudur, hem anemleri, hem ankarayı çok özledim, ama daha gitmeden kendi evimide özledim. çok çelişkili bu duygular içindeyim.
ama ankaradan güzel haberler aldım malum üniversite sınavı açıklandı.kuzenlerin ikiside kazandı.
eee kutlamak lazım. tam zamanı gitmenin...
evin eksiklerinide tamamlarım belki...
hem belki sadece ev değil belki bir kaç bluz falanda eksiktir. :)))
bekle beni ankara yol ne kadar gözümde büyüsede, özledim seni

11 Ağustos 2009 Salı

üşüyorum

daha hala iyileşemedim. şu sıcakta ben iş yerinde bilgisayarın başında üstümde 2 hırka, bir tanesi yünnn 2 çalışıp, bir burun çekiyorum.
allahtan odada kimse yokta yoksa bu burun çekişlerden beni kovabilirdi.
akşama arkadaşlar gelecek, dün gece biraz hazırlandım, daha sonrada kitaba dalmışım. sabah zor kalktım. uykusuz olunca daha bir çekilmez oluyorum. daha bir asabi...
bloglar şenleniyor mu desem?
yavaş yavaş tatilden dönüyor blogcular...

8 Ağustos 2009 Cumartesi

dekorasyon

evet evimi döşedikten sonra minik ayrıntılar kaldı sadece...
aslında minik ama bana göre büyük,
çok yalın, cansız geiyor bana bana ait değil gibi biraz süslemem lazım ama neyle...
yaşadığım yerde olmayınca, o beğendiğim şeylerin nerede satıldığını bilmeyince ...
hemen iz peşine düştüm ve kendimi kaptırmışım neler buldum neler...
sizlerle paylaşmadan geçemeyeceğim.
ilki buldumbuldum.com
ben ilk defa duyuyorum belki siz biliyorsunuzdur.
benim yaşadığım yerde birilerine hediye almak ölümdür çünkü adam akıllı bir şeyler satılan bir yer yok. ama bu siteden alabilirim artık yuppiii..

bu tam sevgiliye göre...
bunlar çok orjinal geldi bana...

evimde daha portmanto ve ayakkabılığım yok uygun renkte bulamadım.
ev grafiti.com
burada çok güzel askılık ve saat buldum hemel almalıyım.

7 Ağustos 2009 Cuma

evim hapşuuuu evim hapşuuu

haftasonu gelirken yaşasın cumaaaa geldi diye bir sevinç var içimde,
bu hafta zor geçtiiii, bu sıcakta hasta olmayı nasıl beceriyorum bilmiyorum 3 gündür acayip kötü durumdayım. sıcak bir taraftan birde benim ateşin vücuda verdiği sıcakla beraber olunca 3 gündür yanıyorum.
sesim çatal çatal ve sürekli burnunu çeken çocuklardan oldum.
nefes alamıyorum. hem burnumun tıkanıklığından hemde işlerden, kafamı kaldıramıyorum...
neyseki cuma günün etkisiylemi, yoksa içtiğim ilaçların etkisimi bilemiyorum. bugun biraz daha iyiyim.



haftasonunu evimde kendime vakit ayırarak geçirmek istiyorum.
alacakaranlığa başladım. belki biraz geçoldu ama vampirlerin içine daldım. daha başlangıçdayım.



bu haftada gidemiyoruz. ankaraya haftaya kesin gideceğim.
çooook özledim annemleri...



ev inek süsleriyle dolu neden acaba özel bir ilgim var bunlara karşı....



şimdilik cep tel ile çekilmişler burada, en kısa zamanda makina ile çekip ekleyeceğim.
evimin süsü eksik biraz... yaşadığım yerde yok süsler objeler...
sizin bildiğiniz mağazalar varsa yazarsanız sevinirim. internetten alabileceğim bir mağaza varsa özellikle çok daha güzel olur....

3 Ağustos 2009 Pazartesi

mudanya trilye dönüşü



kağıt helva arası dondurma mıımmmm mııımmm




zeytin dalı barışı simgeler ya hep barış olsun.



mudanya mütareke binası tam önümde bu güvencinde
hep barış olsun dememin nedeni o çok etkileyici binanın içinde hissedilenlerden çıkınca karşılaştığın bu barış güvencini oldukça anlam katıyor hisselerine daha bir etliliyor insanı...



mudanyada evleri çok sevdim. eski ama bakımlı denizin kenarında ahhhh orada yaşamak vardı...
benim içimdeki bu özlem hiiç bitmeyecek.



şu zeytin ağacıyla aramızdaki ilişkiye bir türlü anlam veremiyorum. ama inanılmaz bir sevgi var bende hayranım, hep evimin bahçesinde zeytin ağacım olsun istiyorum. ama iç anadolu bölgesinde yaşıyor olmamız buna imkan vermiyor. ama inşallah bir gün deniz kenarında yaşayıp hayallerimi gerçek yapabilirsem olacak.

zeytinbağı= trilye; okuduğum kadarıyla muhteşem bir yer, şöyle güzel böyle güzel diye bir çok şey yazmıştı insanlar;
zeytinbağları olduğu için çok etkileneceğimi düşünüyordum. ama evet zeytin bağları etkiledi beni o muntazam sıralı ekilmiş alabildiğine zeytin bağları
manzara olağanüstü, evler çok güzel ama yazılanlar kadar etkilemedi beni...
denizi bollll deniz analı ve çok temiz gelmedi bana...
yani bir amasranın yerini tutmuyor.
balık yedik. lokantalarda beni hayal kırıklığına uğrattı.
salatasız bir balık düşünemiyorum ama salatalarıda güzel değil.
zaten sahil düzenlemesi olduğu için, denize uzak otoparkın içinde yemek yiyorsun gibi bir durum söz konusu... bütün bu olumsuzluklara rağmen,
temiz havası, deniz manzarası, ağaçları, küçük ve şirin olması insanın ömrüne ömür katar...



plansız bir gezi oldu arkadaşlarla beraber gezdik dolaştık.
bunu daha sık yapmaya karar verdik.
ne olur yaz bitmesin. denizi görünce yaz bitecek diye korkuyoruz.
biz burada akşamları hırkasız dışarı çıkamıyoruz. o kadar serin oluyor hava..
daha balkonda oturamadan yaz bitmesin.



şunu anladıkki tatile doyamamışız. acaba doyan varmıdır.

31 Temmuz 2009 Cuma

boş geçen günler

kendime zaman ayıramıyorum. kitap okuyamıyorum ne zamandır.
burada zaman nasıl geçiyor bilemiyorum ama bir şeyler eksik.
şöyle hobilerime ve keyif aldığım şeylere zaman ayıramamak içimi acıtıyor.
kendime şöyle bir dönüp baktığımda günde kendim sadece kendim için ayırdığım 1 saatim yok...
puzzle yapıyordum yarım kaldı.
şöyle zevklerimi tam anlamıyla yapmak istiyorum, sadece istemekle kalmasın.
sporu tam olarak yaşam biçimi haline getirmek istiyorum.
benim liste yapma zamanım gelmiş sanırım.
- tenis oynamak (pilatese devam etmek)
- puzzlemı bitirip yenisine başlamak.
- bu sene artık şu ingilizce olayını halletmek.
- güzel bir fotograf makinası alıp, fotograf işini bitirmek.
- evimi ve ev işlerini düzene oturtmak :)
- resim yapmak istiyorum.

29 Temmuz 2009 Çarşamba

dünün getirdikleri

evet dün yine geç yattık, gece 4 de gelen telefonla uykumuz bölündü ve sabaha yataktan zorla kalkıp öğlene kadar 2 bardak kahve içmeme rağmen uyurgezer gibi dolandım etrafta...
bir haftadır elimde sürünen işler hal bitmedi. bitsin diye bir ona bir buna atlarken hepsi azar azar ilerliyor birini bitirip öbürüne başlasam çok daha iyi olacak.
köşe takımımızdan sonra dün sipariş verdiğimiz sehpalarımız geldi
kırmızı, siyah, beyaz çok güzeller....
bugün içimde hiç bir şey yapmak gelmiyor.
sankin sakin evimin balkonunda oturup, yıldızları izleyip, arkadan hafif bir müzik eşliğinde...

28 Temmuz 2009 Salı

dünden bugüneee

dün köşe takımımız geldi....:)))
sonunda boş olan odamız doldu diye bir yandan sevinirken, bir yandanda o odayı ütü odası, çamaşır kurutma odası olarak kullandığım için, artık o odada ütü masasının açık durması hoş olmayınca bir azda buna üzüldüm. çünkü her seferinde aç kapa uzun işşş...
neyse aksikler birer birer tamamlanıyor. kanepenin yanına halıyıda serince şirinmi şirin bir odamız oldu...
daha önce ikeadan beğendiğim sehpaları keşke alsaydım diyorum şimdi. ooo üç rengini...
tam dün bunu söylemişken. biraz önce arkadaşımı aradım tesadüfen tamda ikeadalarmış. onlara sipariş verdim. akşamada sehpalarım geliyor ne güzellll...
bu aralar alışveriş yapma duygumu eve eşya alarak gideriyorum. ayrıca eşyayı alıp, şöyle bir hafta keyfini çıkartıp sonra yanına bir eşya daha alınca ikinin yana duruşunu bu keyfi izlemek gerçekten çok hoşşş...
yarın doğun günüm sevgili ne alsam diyordu...
tamda telefonum bozulacak zamanı buldu ama telefon beğenemedim

27 Temmuz 2009 Pazartesi

içimdekiler

-şu bitmek bilmeyen yorgunluktan kurtulmak istiyorum.
- canım çalışmak istemiyor, konsantre olamıyorum. yapılacak o kadar çok iş var ki, hangisinden başlasam bilmiyorum. tam birine başlıyorum öteki aklıma geliyor, ona devam ediyorum bu yüzden hiç biri bitmiyor. :(
- kitap okumak istiyorum, ama okuyamıyorum, zaman bulamıyorum. ne zaman akşam oluyor ben ne yaptım hiççççç ama hiç oturmamışım...
- evimi süslemek istiyorum, incik, cıncık, tüller, tüğler.... çok sade gözüküyor gözüme
acelemi ediyorum bilmiyorum. burada öyle dekoratif şeyler satan bir yer yok, büyük şehire gitmem lazım. neyse eksikleri yavaş yavaş tamamlıyoruz. bugün kanepe yerine köşe takımı aldık o geliyor.
- annemleri özledim. bir an önce ankaraya gitmek istiyorum.
- tatil modundan çıkamadık, deniz görmeye doyamadık. bari bir deniz manzaralı bir foto yada tablo alayım. :)
- dün ilk muffinimi yaptım. ve çok güzel oldu... fotolarını koyayım.
- cumartesi çok sevdiğim ve sayıkladığım. turşumu yaptım. şimdide olsa yesek, olsada yesek diyorum.
- haftasonu acayip, marifetli bir ev hanımıydım. neler yaptım, neler :))))))

23 Temmuz 2009 Perşembe

21 Temmuz 2009 Salı

tatil sonrası iş sendromu

evet döndük.
2.tatil   2. balayı artık ne derseniz.
fotoları bir ara eklicem. bu tatil hem keyifli hemde biraz can sıkıcı...
üzüldüğüm şeyler oldu. ne bir daha yaşamak, nede hatırlamak istiyorum.
bu yüzden bahsetmicem ama kalbimin bir tarafı biraz kırık geldim.
neyse tatilde değişik lezzetler, değişik mekanlar arasında gezindik durduk.
tatilin en sevdiğim yanı bu yemek yeme kısmı...
deniz inanılmaz güzeldi. akvaryum gibi o kadar çok balık vardıki. balıklarla beraber yüzdük.
en keyifli kısım ise balıkların dalgalarla dansını izlemekti.
resmen suyun üstünden hoplaya hoplaya dalgalarla oyun oynuyorlardı, bu inanılmaz bir keyif.
deniz, güneş, kum, balık, bütün bunlardan sonra işe gelip çalışmak zor geliyor insana..
senelerce hep izmirde yaşama hayalleri kurdum. halada kuruyorum. umarım bir gün deniz olan bir yerde yaşarım. denize bakmak, dalgaların sesini duymak insana inanılmaz bir huzur,
inanılmaz bir dinginlik veriyor.

13 Temmuz 2009 Pazartesi

yorgunum çoook yorgunum

evet hala bir koşturmaca ama kafamı yastıktan kaldırmaıyorum. içimden işe gitmek gelmiyor.
evin tadını çıkartmak istiyorum. ama yapamıyorum bir şöyle rahat rahat ayaklarımı uzatıp mum eşliğinde kulağımda hafif müzik ve kafamad hiç bir şey olmadan. ama sürekli beni bir şeyler dürtüyor. ev tamam ama eksikler bitmiyor. hala bir televizyon alamadık. bakıyoruz.  hala karar veremedik. eee çok seçenekte olmayınca burada şehire taşınıyoruz biz tv bakmaya.
tv olunca diğer eksiklerde. evde tadını çıkartmak için oturduğumda bu eksikler gözüme batıyor. tatil istiyorum. şöyle dinleneceğim, kendime ayıracağım bütün saatleriiii

10 Temmuz 2009 Cuma

sıcak uykusuzluk yorgunluk

evet bu hafta geçmek bilmedi benim için bir türlü...
neyse ki bugun son gün. daha salı günü sabah uyanır uyanmaz ağzımdan çıkan ilk söz bugün cuma mı oldu.
o yoğun koşturmacadan sonra tatil, tatilden sonrada iş çok zor geldi.
geceleri uykum gelmiyor, sabahlarıda yataktan kazınarak kalkıyorum.
neyseki haftaya tekrar tatil bir süre daha yokum

9 Temmuz 2009 Perşembe

7 Temmuz 2009 Salı

döndüm

ev yapılıyor derken, düğün derken, sinirlerim en gergin noktaya ulaşmışken, hem çok alıngan, hem çok hassas bir dönemi yaşarken ne olduğunu anlayamadan bitti. çok az şey hatırlıyorum düğüne dair, hatta kim geldi, kim vardı orada hiç birini hatırlamıyorum. neyseki her şey çok güzeldi. ardından balayı... yorgunluktan ölmek üzereymişim. balayında sürekli uyuduk... dinlendik... huzur bulduk... artık döndük, haftaya bir aksilik olmazsa bu seferde eğlenmek için bir yerlere gitmeyi düşünüyoruz. ama ondan önce hissettiklerimi yazayım. insanın kendi evinin olması ne kadar güzel... evde sürekli bir şeyler yapmak istiyorum. onu alıp oraya koyuyorum ardından tekrar yer değişiyor. evde sürekli çamaşır yada bulaşık makinasını çalıştırasım var. elimde bez geziyorum ilk heves dedikleri bu olsa gerek... dün fotoları çerçeveledim. ama henüz hangi duvara assam karar veremedim. ev çamaşır doldu... acayip ütü birikti... yapılacak çok şey var ama ben keyif alıyorum.