31 Temmuz 2009 Cuma

boş geçen günler

kendime zaman ayıramıyorum. kitap okuyamıyorum ne zamandır.
burada zaman nasıl geçiyor bilemiyorum ama bir şeyler eksik.
şöyle hobilerime ve keyif aldığım şeylere zaman ayıramamak içimi acıtıyor.
kendime şöyle bir dönüp baktığımda günde kendim sadece kendim için ayırdığım 1 saatim yok...
puzzle yapıyordum yarım kaldı.
şöyle zevklerimi tam anlamıyla yapmak istiyorum, sadece istemekle kalmasın.
sporu tam olarak yaşam biçimi haline getirmek istiyorum.
benim liste yapma zamanım gelmiş sanırım.
- tenis oynamak (pilatese devam etmek)
- puzzlemı bitirip yenisine başlamak.
- bu sene artık şu ingilizce olayını halletmek.
- güzel bir fotograf makinası alıp, fotograf işini bitirmek.
- evimi ve ev işlerini düzene oturtmak :)
- resim yapmak istiyorum.

29 Temmuz 2009 Çarşamba

dünün getirdikleri

evet dün yine geç yattık, gece 4 de gelen telefonla uykumuz bölündü ve sabaha yataktan zorla kalkıp öğlene kadar 2 bardak kahve içmeme rağmen uyurgezer gibi dolandım etrafta...
bir haftadır elimde sürünen işler hal bitmedi. bitsin diye bir ona bir buna atlarken hepsi azar azar ilerliyor birini bitirip öbürüne başlasam çok daha iyi olacak.
köşe takımımızdan sonra dün sipariş verdiğimiz sehpalarımız geldi
kırmızı, siyah, beyaz çok güzeller....
bugün içimde hiç bir şey yapmak gelmiyor.
sankin sakin evimin balkonunda oturup, yıldızları izleyip, arkadan hafif bir müzik eşliğinde...

28 Temmuz 2009 Salı

dünden bugüneee

dün köşe takımımız geldi....:)))
sonunda boş olan odamız doldu diye bir yandan sevinirken, bir yandanda o odayı ütü odası, çamaşır kurutma odası olarak kullandığım için, artık o odada ütü masasının açık durması hoş olmayınca bir azda buna üzüldüm. çünkü her seferinde aç kapa uzun işşş...
neyse aksikler birer birer tamamlanıyor. kanepenin yanına halıyıda serince şirinmi şirin bir odamız oldu...
daha önce ikeadan beğendiğim sehpaları keşke alsaydım diyorum şimdi. ooo üç rengini...
tam dün bunu söylemişken. biraz önce arkadaşımı aradım tesadüfen tamda ikeadalarmış. onlara sipariş verdim. akşamada sehpalarım geliyor ne güzellll...
bu aralar alışveriş yapma duygumu eve eşya alarak gideriyorum. ayrıca eşyayı alıp, şöyle bir hafta keyfini çıkartıp sonra yanına bir eşya daha alınca ikinin yana duruşunu bu keyfi izlemek gerçekten çok hoşşş...
yarın doğun günüm sevgili ne alsam diyordu...
tamda telefonum bozulacak zamanı buldu ama telefon beğenemedim

27 Temmuz 2009 Pazartesi

içimdekiler

-şu bitmek bilmeyen yorgunluktan kurtulmak istiyorum.
- canım çalışmak istemiyor, konsantre olamıyorum. yapılacak o kadar çok iş var ki, hangisinden başlasam bilmiyorum. tam birine başlıyorum öteki aklıma geliyor, ona devam ediyorum bu yüzden hiç biri bitmiyor. :(
- kitap okumak istiyorum, ama okuyamıyorum, zaman bulamıyorum. ne zaman akşam oluyor ben ne yaptım hiççççç ama hiç oturmamışım...
- evimi süslemek istiyorum, incik, cıncık, tüller, tüğler.... çok sade gözüküyor gözüme
acelemi ediyorum bilmiyorum. burada öyle dekoratif şeyler satan bir yer yok, büyük şehire gitmem lazım. neyse eksikleri yavaş yavaş tamamlıyoruz. bugün kanepe yerine köşe takımı aldık o geliyor.
- annemleri özledim. bir an önce ankaraya gitmek istiyorum.
- tatil modundan çıkamadık, deniz görmeye doyamadık. bari bir deniz manzaralı bir foto yada tablo alayım. :)
- dün ilk muffinimi yaptım. ve çok güzel oldu... fotolarını koyayım.
- cumartesi çok sevdiğim ve sayıkladığım. turşumu yaptım. şimdide olsa yesek, olsada yesek diyorum.
- haftasonu acayip, marifetli bir ev hanımıydım. neler yaptım, neler :))))))

23 Temmuz 2009 Perşembe

21 Temmuz 2009 Salı

tatil sonrası iş sendromu

evet döndük.
2.tatil   2. balayı artık ne derseniz.
fotoları bir ara eklicem. bu tatil hem keyifli hemde biraz can sıkıcı...
üzüldüğüm şeyler oldu. ne bir daha yaşamak, nede hatırlamak istiyorum.
bu yüzden bahsetmicem ama kalbimin bir tarafı biraz kırık geldim.
neyse tatilde değişik lezzetler, değişik mekanlar arasında gezindik durduk.
tatilin en sevdiğim yanı bu yemek yeme kısmı...
deniz inanılmaz güzeldi. akvaryum gibi o kadar çok balık vardıki. balıklarla beraber yüzdük.
en keyifli kısım ise balıkların dalgalarla dansını izlemekti.
resmen suyun üstünden hoplaya hoplaya dalgalarla oyun oynuyorlardı, bu inanılmaz bir keyif.
deniz, güneş, kum, balık, bütün bunlardan sonra işe gelip çalışmak zor geliyor insana..
senelerce hep izmirde yaşama hayalleri kurdum. halada kuruyorum. umarım bir gün deniz olan bir yerde yaşarım. denize bakmak, dalgaların sesini duymak insana inanılmaz bir huzur,
inanılmaz bir dinginlik veriyor.

13 Temmuz 2009 Pazartesi

yorgunum çoook yorgunum

evet hala bir koşturmaca ama kafamı yastıktan kaldırmaıyorum. içimden işe gitmek gelmiyor.
evin tadını çıkartmak istiyorum. ama yapamıyorum bir şöyle rahat rahat ayaklarımı uzatıp mum eşliğinde kulağımda hafif müzik ve kafamad hiç bir şey olmadan. ama sürekli beni bir şeyler dürtüyor. ev tamam ama eksikler bitmiyor. hala bir televizyon alamadık. bakıyoruz.  hala karar veremedik. eee çok seçenekte olmayınca burada şehire taşınıyoruz biz tv bakmaya.
tv olunca diğer eksiklerde. evde tadını çıkartmak için oturduğumda bu eksikler gözüme batıyor. tatil istiyorum. şöyle dinleneceğim, kendime ayıracağım bütün saatleriiii

10 Temmuz 2009 Cuma

sıcak uykusuzluk yorgunluk

evet bu hafta geçmek bilmedi benim için bir türlü...
neyse ki bugun son gün. daha salı günü sabah uyanır uyanmaz ağzımdan çıkan ilk söz bugün cuma mı oldu.
o yoğun koşturmacadan sonra tatil, tatilden sonrada iş çok zor geldi.
geceleri uykum gelmiyor, sabahlarıda yataktan kazınarak kalkıyorum.
neyseki haftaya tekrar tatil bir süre daha yokum

9 Temmuz 2009 Perşembe

7 Temmuz 2009 Salı

döndüm

ev yapılıyor derken, düğün derken, sinirlerim en gergin noktaya ulaşmışken, hem çok alıngan, hem çok hassas bir dönemi yaşarken ne olduğunu anlayamadan bitti. çok az şey hatırlıyorum düğüne dair, hatta kim geldi, kim vardı orada hiç birini hatırlamıyorum. neyseki her şey çok güzeldi. ardından balayı... yorgunluktan ölmek üzereymişim. balayında sürekli uyuduk... dinlendik... huzur bulduk... artık döndük, haftaya bir aksilik olmazsa bu seferde eğlenmek için bir yerlere gitmeyi düşünüyoruz. ama ondan önce hissettiklerimi yazayım. insanın kendi evinin olması ne kadar güzel... evde sürekli bir şeyler yapmak istiyorum. onu alıp oraya koyuyorum ardından tekrar yer değişiyor. evde sürekli çamaşır yada bulaşık makinasını çalıştırasım var. elimde bez geziyorum ilk heves dedikleri bu olsa gerek... dün fotoları çerçeveledim. ama henüz hangi duvara assam karar veremedim. ev çamaşır doldu... acayip ütü birikti... yapılacak çok şey var ama ben keyif alıyorum.

24 Haziran 2009 Çarşamba

düğüne 3 kala

evet koşturmaca koşturmaca az kaldı birde aradığım şeyleri bulabilsem.
evet ev yerleşti sayılır. bir tek salon perdem kaldı... kafamda düşündüğüm ama düşündüğümü bulamadığım çok şey var. mesela siyah pullu yada boncuklu kapı süsü (yada sinekliği) her rengi var siyahı yok...
insan bakıyor bakıyor eve çok değişik ben mi beğendim bunları benim dizaynımmı şimdi bunlar diyor.
çok yaratıcı bir insan değilim galiba çok orjinal fikirler gelmez aklıma...ama güzel oldu ev uygun bir zamanda fotolarını çekip koyarım.
ama şuan ilgilenmem gereken başka şeyler var....
evet düğünde dans müziği ne olsun. ilk çıkış parçası ne olsun.
önerilerinizi bekliyorum.
sizleride çok fazla ziyaret edemiyorum ama döndüğümde herşey çok daha güzel olacak.
hoşçakalın

22 Haziran 2009 Pazartesi

ev yerleştirme..

ayyy ne kadar zormuş bu evlenme ....
ne yapsam ne etsem, nasıl susabilirim, nasıl sabırlı olabilirimin yollarını öğrendim.
zaten bedenim inanılmaz yorgun, kafamda yapmam gereken milyonlarca şey var.
birde ruh halin alıngan, duygusal bir halde olduğunda etrafında olan her  şeye neden? o neden orda? biz ne yapıyoruz?. insanlar gelip neden benim evimi gezecekler.
neden böyle bir adet vardır diyeceğim. aslında çok kötü değil, görmek isteyene gezdirebilirsin. ama sadece yakın ve samimi olduğun insanlar olabilir.
yazacağım, söyleyeceğim o kadar çok şey var ki hangisinden başlasam bilemiyorum.
ama şunu biliyorum ki bir ana önce ertesi gün olsun.
dinlenmek istiyorum, uyumak ( bu aralar tatlı cadı olmak istiyorum... şöyle bnurnumu kıvırdığımda herşey yerine yerleşsin- ama bu aralar tatlısı olmayan bir cadılık var sanırım üzerimde, her ne kadar belli etmemeye çalışsamda)

4 Haziran 2009 Perşembe

sakin olmayı öğrenmek

evet bunu öğrenmeliyim.
duygularımı kontrol altına almayı uzun zamandır deniyorum. hani sinirlendiğinde içinden 100'e kadar sayarsın. yada başka şeyler düşünürsün. ben bir süredir. sinirlendiğim bir olay olduğunda her zaman yapmaya çalıştığım gibi bu olay neden? olmuş olabilir. bu kişinin kendine göre düşündüğü bir şey varmı? ne demek istedi diye bir sorgulamaya gittiğimde zaten o an tepki vermiyorum. ama hesaplaşmanın sonunda gerçekten o insanın haksız olduğuna karar vermişsem (doğru yada yanlış ) ve olayın üstünden zaman geçmişse o zaman daha fazla sinirleniyorum zamanında tepki veremediğim için. işte onun için hangisi doğru bilemedim.
ustalar sonunda fayansları bitirip çıktılar 2 gündür boyacıyı bekliyoruz bu seferde...
artık ne zaman gelip boyarsa; panik olmamak, sinirlenmemek için ilgilenmemeyi seçiyorum.
ne zaman gelirse gelsin. ev ne zaman biterse bitsin.
acaba bu yaştan sonra bir insan rahat olmayı öğrenebilir mi?
son 23 gün kaldı.
dün mutfak dolaplarımızda geldi. çok güzel olmuş, çok beğendim.

2 Haziran 2009 Salı

kafayı yemek üzereyim

evet ev hala yapılmadı. ustalar beni çıldırtıyorlar. anlatılanı anlamıyorlar, her şeyi yanlış yapıyorlar ve çok yavaş yapıyorlar. ayrıca yanlış yaptıklarındada çok ilginç çözüm önerileri üretiyorlar.
mesela bulaşık makinasının üstüne tezgah gelecekti. onu unuttukları için çözüm olarak bulaşık makinasını banyoya koy dediler. :)
en fazla 20m2 lik alana fayans döşeyecekler bugün 5. gün hala fayans işi bitmedi. fayans işi bitmediği için boyacı eve girip boya yapamıyor. boya yapılmadığı için mutfak dolapları takılamıyor. ve çarşamba günü yani yarın benim eşyalar gelicekti. pazartesi gelsin diye iptal ettirdik. ama pazartesiyede bütün bu işler yetişmeyecek. evet bu durumda bende çıldırmak üzereyim.
neden rahat olamıyorum ki. birazcık rahat olsam ne olur sanki...
herşey olduğuna varıyor değil mi? rahat olup düşünmemek en doğrusu sanırım.
ama daha perde yapılacak. karar vermeside çok zor...
offff yani

27 Mayıs 2009 Çarşamba

karışık duygular

evet parmağımı kırdım yaklaşık 3 hafta olacak düğün öncesi birde bununla uğraşıyorum işte...
neyse nazar diyorum artık.
aklımda yapılacaklar, alınacaklar listesi... düşünüyorum şu bununla olurmu. bunu nereye koysam evi nasıl yerleştirsem diye düşünceler bir yandan kafamda...
2 gündür konuşmaktan sıkıldığım, artık evim bitsin içine yerleşeyim diye can attığım bir durum söz konusu, daha öncedende sorun yaşadığım ev arkadaşımın, söyledikleri ile uymayan davranışları karşında nasıl davranacağımı şaşırdım.
zaten evde çok vakit geçirmiyorum. çok fazla paylaşımda bulunmak istemediğim için ve koşturmacamız çok olduğu için eve sadece yatmadan yatmaya gidiyorum.
sağ baş parmağının önemini parmağım kırıldığında anladım. allah kimseye yaşatmasın, ne kadar önemli bir işlevi varmış. neredeyse hiç bir şey yapamaz duruma düşüyorsunuz. şampuanın kutusunu sıkamıyorsunuz yıkanmak için...
bu durumda birde günüm olunca bir çok şeyi hazır sipariş verdim. ama arkadaşlarım yardımcı oldu. servis konusunda tabiii ev arkadaşım çok şey yaptı. sonrasında evin toplanmasında bundan dolayı zaten çok mahcuptum. ama bunun konusunu yapması beni üzdü. bunu bana değilde başka bir arkadaşımıza söylemiş. bana çok fedakarlıkta bulunmuş parmağım kırıkken ve kendi için yapmayacağı şeyleri yapmış... neyse teşekkür ediyorum kendisine :(
bu sabah haberler için tv yi açtığımda karşıma çıkan haber karşında durduklarım ve hissettiklerim garip,
askerlik 12 aya çıkıyormuş, sevgiliden geçirilecek 6 ay diye alıştırmışken kendimizi, şimdi 12 aya çıkacağı söyleniyor. umarım çıkmaz, yada sevgili 6 ay gider ve gelir. çok mu bencilim, askerden kaçmak gibi bir şey değil bu...tabiki gidecek ama insanın kendini alıştırdığı bir şeyin değişmesinde hissedilenler...sağ salim gidip gelmesi dileğiyle...
ne olur süre artmasın....

26 Mayıs 2009 Salı

kendini sorgulamalar

çoook yorgunum ve uykusuz...
cuma akşamı gün sırası bendeydi... konu döndü dolaştı kendini tanıma, kendini sorgulama...
ve bu muhabbet üzerine gecenin 2,30 una kadar sürdü...
hayat ne kadar ilginç, etrafta bir sürü insan var, her kez aynı yerde yaşıyor, aynı gökyüzüne bakıyor... ne farklı düşünceler sahip, ne kadar farklı doğruları var... söylenilen bir cümleyi dinleyen 8 kişi ne kadar farklı anlayabiliyor. işte belkide bu farklılıklar renk katıyor hayatlarımıza...
bu farklı duygular, farklı düşünceler içinde insanlar aslında ne kadar iyi anlaşıyor diye düşündüm.
anlaşılmak ve kendini anlatabilmek= iletişim ne kadar farklı, ne kadar güzel bir şey...
aynı dili konuşup, derdini anlatamadığın insanların içinde yinede anlamaya çalışıyorsan onları güzel olanda bu. her farklılık farklı bir bakış açısı, her farklılık farklı bir tanım, her farklılık kendini bir çeşit sorgulama yaratıyor insanda, ben inanıyorum ki bu farklılıklar olgunlaştırıyor, büyütüyor, bazen incitiyor, bazen güldürüyor ama en çokda öğretiyor.

merhabalar

uzun zamandır yazamıyorum.
biliyorsunuz telaş koşturmaca birde bu arada düştüm ve parmağımı kırdım. hala kaynamadı.
neyse nazar diyoruz. ev hala tadilatta yeni başlayabildiler ancak umarım bitecek.
eşyaları aldık eksikler var yavaş yavaş tamamlamaya çalışıyoruz. gelinlik bitmek üzere
daha 1 ay var diye bende çok heyecan yok.  belki zaman kısaldıkça heyecan artar bilemiyorum.
sizler neler yaptınız? sizleride gezeceğim.
şimdilik hoşçakalın

4 Mayıs 2009 Pazartesi

koşturmaca devam

evet hepinize teşekkürler..

iyi dilekleriniz için teşekkürler. evet 4 gündür ankaradaydım. dün döndüm. canım arkadaşım balkızımla görüşemedik ama onun yanımda olduğunu bilmek güzel....

evet işte eşyalar, gelinlik ve daha bir sürü şey için koşturdum. eşyları beğendik. evimiz yapılıyor. inşallah biran önce bitmesi için uğraşıyorum ama daha çok işi var. haftaya eşyaları alacağız bir aksilik çıkmazsa ... sonra perdeler, avizeler, halılar...

bakalım. küçücük bir evimiz var. sevgili şirinlerin evi gibi olacak herşey çok küçük diyor. 

tabiii bu süreç evin yapılması, ustaları yönlendirmek, istediğini anlatmak, işin zamanında bitmesi için uğraşmak bunların takibi zor. inşallah en kısa zamanda hallederim. sizlere uğrayamıyorum. ama gezeceğim en kısa zamanda hoşçakalın

23 Nisan 2009 Perşembe

merhabalar

evet bir süredir sizlerden uzaktım.
internetim yok artık bu yüzden bir süre size aralıklarla yazı yazabileceğim.
bu arada tabiii birde evimiz var artık bizim. şimdi onu yaptırmakla uğraşıcağız. bir sürü işimiz var yaniii. önce ev yapılacak. bu arada eşya bakılacak. geçen hafta gerçi inegöle gidip eşya baktık .. hatta beğendim bileee... önümüzdeki haftasonuda ankaraya gidip bakacağım istediğim siyah ve beyazdan oluşan bir ev döşemek. bakalım nasıl olacak çok heyecanlıyım. umarım herşey güzel olur. tabii eşyalar ev döşenecek. gelinlik. davetiye, nikah şekeri oooo bir sürü işşş
ama güzel şeyler...
şimdilik çoook heyecanlyım. inşallah herşey yolunda gider bir sorun çıkmazda kolayca hallederiz.
hoşçakalın