uzun zamandır yazamıyorum, kelimeler sıkışıp kaldımı, ben mi bulamıyorum onları bilemiyorum.
yazılanların yaşanılanlarlada ilgisi var.
tam 4 senedir buradayım. büyük bir şehirden sonra burası...
önce alışma devresi, sonra alışma derken...
her ne kadar alıştım desemde, gitip dönüşlerin sonucunda buranın bende o yarattığı hissi hala silebilmiş değilim. köreliyorum, daralıyorum, hani o çember meselesi var ya..
çemberin çapı daralıyor, üstelik daraldığını kimi zaman belli ediyor, kimi zaman etmiyor.
büyük şehirin o yoğun temposuna ayak uydurunca insan yorulsada yorulduğunu hissetmiyor. ama burada hiç bir şey yapmasanda bir yorgunluk halsizlik. galiba buranın havasından kaynaklanıyor. neyse bu yazıyı şunun için yazıyorumkii buranın verdiği o tembellik hissini üzerimden atıp bir şeyler yapmalıyım.
evet çok yoğun geçen bir iş günü akşamı...
eve geldiğimde gördüğüm güzelliklerin bana verdiği enerji...
biri bir kargo poşeti; sevgili zeyadan
..unutmamış, taaa oralardan bana bir pinokyo getirmiş.
canım burada geçirdiğim zamanda bana gönderdiğin şeylerin bana ve hayatıma kattığı anlamı anlatamam,unutmadan birde yanında bana uğur getirecek melekli bir defter,her notta aklımda olacaksın. teşekkürler.
diğeri ise kapıdan girdiğimde gülümsememi sağlayan üsdeki görüntü...içimi açan
bende sakin sessiz şehir pisliğinden uzak yerler isterim hep..bence tadını çıkar!! asfalt kokusu çekmeden, 10 kişilik minibüse 35 kişi binmeden eve dönebilmenin tadını çıkar yahu!! :))
YanıtlaSillavanta kokusu cok rahatlatir insani ... bahcemde dolu... birde sulayinca mismis kokarlar... evin icinede degisik bir hava katiyorlar :) RE-LAX
YanıtlaSil