hani konuşursun konuşursun.
sanki konuşdukça rahatlayacağını sanırsın.
anlatırsın sen cümleler kurarsında hatta bitmez o cümleler hep yenileri gelir. evirirsin, çevirirsin bir başta olur o kelime cümlede bir sondaa..
sen konuşdukca karşındaki seni anlar zannedersin.
sen konuşdukça içindekiler tek tek içinden uçup gidecek zannedersin.
ama bir bakarsınki...
senin evirip çevirdiğin, üstüne vurgu yapıp, sesini yükseltip alçaltığın kelimeler ağızdan çıkdığında aynı etkide ilerleyipde girmemiş karşıdakinin kulağına...
her insan anlamak istediğini, kendi alabileceğini almış sadece...
bakıyorum şöyle bir hayata yaşamışlıklar yaşanacaklarda çıkarılacak derslerin bir bildirgesi olmuş, herkes yaşadığının içinde kavrulmuş, savrulmuş, yoğrulmuş.
bir film, bir kitap, bir konuşmanın etkisi herkezde farklı, anlaşılan, yorumlanan farklı olmuş.
sanırım bu hayata renk katan şey...
sen konuşdukça çoğalırsın diye bilirdim, paylaşdıkça çoğalcağımı düşünürdüm.
kimi yerler, kimi insanlar için bu böyleyken, bazen geçersizmiş bunlar.
sen sadece kendini doldurmuşsun, gördüklerin, yaşadıkların, konuşdukların karşısında..
bu birikimlerde tecrube olarak insanı büyüten şeyler
6 Kasım 2010 Cumartesi
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder