30 Mart 2009 Pazartesi

haftasonu


evet bütün bir haftanın yorgunluğunu stresini atmak için organizasyon cuma akşamı başladı. yemek güzeldi. eğlenemeyenler olsada, salon çok soğuk olsada, eğlenmeyi bilen için güzeldi, oynadık, depindik, kurt falan kalmadı. kadın kadına olduğu için kına gecesi havasındaydı... gece geç yatıp sabah erken kaltıktan sonra aile ile vakit geçirdim. sonra pazara ççıktım ve her yerde çağla aradım. ama maalesef hiç bir yerde yok. perşembe gününden manava çağla gelirse ayırması gerektiğini tembih ettiğim için koşa koşa manava gittim ama ellerim boş geri döndüm maalesef. 1 hafta önce ankarada acelem varken koşa koşa yolda gördüğüm iri iri çağlalar içinde kaldıııı... her sene manava tembih ettiğim çağlalar yüzünden adam benim hamile olup aş erdiğimi zannedecek.
cumartesi günü eskişehire gittik, yolda dura dura... güzel bir yolculuktu... gezelim, görelim ve eğlenelim turu denilebilir. hatta çok güzel fotolar çektik. bir ara onlarıda yayınlarım. tam albüm kapağı tadında fotolar oldu... :)
nadide teyzemin yaptığı enfes yemeklerden sonra kendimizi dışarı attık. eskişehirin güzel sokakları arasında dolaştıktan sonra eğlenceye devam, oysa daha dün kurtlar döktüğümüz sanarken. bizim kurtlar yeniden hareketlenmiş.
gecenin sonu tabiki onur işkembeydi...
sabah çok güzel bir kahvaltı bizi bekliyordu. sevgili afyonlu olmasına rağmen ilk defa afyonun/emirağın yumurtalı pidesini yedim. yumurta sevmediğim için ben pek haz etmesemde... sevgili tam 2 pide yediiii.... bunları nasıl yakacağız derken....
ilk tur eskişehir bilim teknik parkı oldu...
çok güzel bir park ve çok büyüknuhun gemisi ve korsan gemisi var bunun dışında çocuklar için eğitici değişik şeyler var. bazılarının ne işe yaradığını bizde anlayamadık ama olsun. ordan sonraki durağımız iseeee
kent parkta böyle bir sahil var. deniz kumu ile doldurulmuş. bakalım yazın nasıl olacak. parklar acayip kalabalıktı. oyunu kullanan herkez güneşli bir günün tadını çıkarmak için parklara koşmuştu... daha sonrada biraz alışveriş merkezleri gezdikten sonra sevgili ve ben yaşadığımız yere geri döndik. acayip eğlenceli ve yorucu bir haftasonundan sonra uykulu bir şekilde işe gittiğimde işteki yoğunluk uykumu açtı....
bugunde hava çok güzeldi. yarında 20 derece yaşasın yaz geliyor. içim kıpır kıpır...

27 Mart 2009 Cuma

soğuk ve yorucu bir gün sonrası

evet dışarıda lapa lapa kar yağıyor. bende kafa beyi kalmadı. işler yoğun yapılacak çok şey var ama yapamıyoruz. çünkü bu işi yapması gereken kişi yapmayıp adamlık yapma peşinde... her seferinde gidip ona sorup gereken veriyi ondan alamızı isteyerek, kendi egosunu tatmin ediyor. ama verdiği verilerde doğru veriler değil. bu yüzden o verilere göre yapıyoruz. sonra verinin yanlış olduğu ortaya çıkıyor. hooop en başa dönüyoruz. ve adama verinin yanlış olduğunu anlatana kadar canımız çıkıyor.
bu erkeklerin kaprisleri ve egoları beni öldürüyor. erkekler neden bayanları hazmedemiyorlar. çok sinirli ve gerginim. yeni olduğum için belkide içimde hala bir heyecan ve heves var ve bende bu hevesle çalışıyorum. ve yaptığım işinde doğru ve iyi olması benim için çok önemli...
bu yüzden yapılması gerekenleri yeni olmama rağmen bir müneccim gibi önceden söylüyorum. bu şekilde yapılması gerekiyor diyeee... ama ben o an söylediğimde, işin o şekilde yapılması hem çok uzun süreceğinden, hemde adamlara iş getireceğinden (yani ben öyle düşünüyorum bilemiyorum) adamlar yapmak istemiyorlar, hatta yapmıyorlar ve çok gereksiz görüyorlar. ama nedense benim bu söyldiğim şeyin üstünden 1 ay geçtikten sonra o işin benim söylediğim gibi yapılması gerektiği ile ilgili bir şey çıkıyor. ya bir hata, ya bir belirti... ve sonunda o şekilde yapılması gerekiyor. ve biz 1 hafta içinde yetiştirmek için perişan oluyoruz ve bende sinir oluyorum.
bu birincisiydi sonra bu işi yaptırabilmek için bu işte senelerdir çalışan babam yaşındaki adamlara gidip söylediğimde adam, çocuğu yaşındaki birinin kendisine iş vermesinden hoşlanmayıp türlü oyunlara girişiyor...
işte bunu bilen ve gören senin üstündeki adamlarda o insanlara prim veriyorlar...
işte böyle insanlara uğraştığındada yapacağın işten daha çok bu insanlar seni yoruyorlar.
işte böyle ...
bugün bir işi yapmasını söylediğimde kendi sorumlu olduğu baş mühendisinde istediğini sölediğimde bana bu işi kimse yaptıramaz, yapmam diyen adam. başmühendisi söylediğinde tamam deyip yapıyor.. ve ben bunu yediremiyorum kendimeee...
ve başmühendisle gidip söylediğimde, siz sordunuzmu ona neden ben söylediğimde yapmadı dediğimde sordum dedi. (kesin sormadı biliyorum) .bilmiyorum bu insanlar bana bağlı çalışmıyorlar. bana bağlı çalışmadıkları içinde benden iş almazlarmış böyle bir tepkiyle karşılaşıyorum. offffff ben mi hata yapıyorum bilmiyorum. bundan sonra iş yaptırmam gerektiğinde ben onların şeflerine anlatacağım ne istediğimi, şeflerinde onlara, bana komik geliyor bunlar, bunlar işin uzamasından başka hiç bir şey değil. insanların komplekslerinden başka bir şey değil.
neyse bugun haftasonu umarım haftasonu hava güzel olur.
akşama buradan tayin olan bir ablanın veda yemeği var ona gideceğiz. çok yorgunum, ama sevdiğim bir insan olduğu için gitmek istiyorum. ama ne giyeceğime karar vermedim. çok üşüyorum. her yerim ağrıyor. umarım eğlenirim ve üzerimdeki stresi atarım.
bolll güneşli eğlenceli bir haftasonu diliyorum

26 Mart 2009 Perşembe

ne yazsam

kaç gündür acayip yoğunum.
işler çok yoğun kafayı kaldırıp nefes bile alamıyorum nerdeyse, bir süre böyle gidecek sanırım. işin dışında hayatta yoğun, bugun günüm varı kızlarla sıkılsamda mecburen bir kere katıldım. neden katıldıysam(yapacak bir şey yok diye sanırım). aslında bir çoğuna gitmedim, ama neden gelmiyorsun diye baskılar üzerine artık gideyim diye, eeee güne gidince dikkat edilen yeme düzeni bozuldu. ama kaç gündür, yapılması gerekenleri yetiştirmeiyorum diye geç yatıyorum ve aç yatıyorum. bu iyi bir şey...
sınavım bittiğine göre artık kitap okumaya devam edebilirim.
bunun dışına artık bir liste yapmaya başlasam iyi olacak. davet edilecekler listesi, ev içi alınacaklar listesi, ev eşyası alınmadan önce gezilecek yerler listesi...
haftasonu hava güzel olacakmış, canım hem evde bütün gün keyif yapmak istiyor. hemde bir yerlere gidip dolaşmak istiyor. bakalım ne yapılacak.
handanıma kargo göndereceğim. hala gönderemedim.
bu aralar canım izmiri görmek istiyor.

23 Mart 2009 Pazartesi

poşet yerine bez torba


evet ibekingin uygulamasını başlattığı bize örnek olduğu bu uygulamayı bende kendi fotografımla destek olmaya çalışıyorum. evet file olmasada bez çanta kullanabiliriz. üstelik nerden alıcam derdinede size bir ipucu vereyim. ben bershka'dan aldım. bershka nın kasalarında satılıyor. evet sizde belki başka yerleden bulabilirsiniz. geçen hafta ankarada olduğum için fotoları ekleyememiştim. fotolar çok güzel olmasada artık ne yapalım.

22 Mart 2009 Pazar

bahar gelmeden bahar yorgunluğu

nasıl yorgunum,
sürekli bir uyku hali ve uyuma isteği...
yok depresyonda değilim. ama kendimi çok yorgun hissediyorum. sürekli bir koşturmaca
hayat sürekli bir koşturmaca, hep bir şeylerin peşinden gidiyoruz. hep hedefleriniz var mı hayatta?
hep istekleriniz ve bu istekler için çabanız. ben bu yaşa kadar hiç boş durmadım sanırım. hep bir şeylerin peşinden koştum. tamam hep tam zamanında olmadı, yada ilk denemede onun için belki bir kaç deneme bu yüzden mi yorgun hissediyorum bilmiyorum.
mesela bir pazar günü sabah uyandığımda biraz daha uyuyayım çok nadir demişimdir. oda en geç saat:11.00 e kadar. neden bir çıkma yataktan keyif yap, uyuyup uyuyup uyan dimi, ama yok o yatakatan sanki birileri beni dürtüyor.
mesela okul bitti hemen yüksek lisans için başvurdum. o bitti, kpss zaten çalışıyordum.kpssyi kazandım. doktoraya başladım. şimdi doktor sınavları bitti. üds,kpds...yeterlik sınavı...
galiba sıkıldım. başladığım işi yarım bırakmaktan hoşlanmam, ama yapmak istemiyorum. bir şeylerin peşinden koşmak, birşeyleri bitirmek için uğraşmak istemiyorum. bunu şimdilik yarım bırakayım. sonra canım istediğinde yapayım.
ben televizyon izlerken boş oturmayı sevmem, mutlaka bir şeyle uğraşırım. niyee bir keyifle televiyon izle değil mi?
işte şimdi televizyonun karşısına geçip, biraz izleyip, biraz uyuyup, yeniden izlemek istiyorum. hiç yerimden kalkmadan. neden böyle hissediyorum bilmiyorum. mesela bir kitaba başladıysam biran önce bitirmek istiyorum. yada puzzle, sürekli onla uğraşıyorum. arada diğer işlerimi aksatmadan, insanlarla vakit geçirip, dizi izleyip, ders çalışıp,hpsini aynı anda yapamıyorum galiba sadece bir şeye odaklanıyorum.
sizdede oluyormu ?
belki de bu aralar hepsi üst üste geldiği içidir.bilemiyorum.
işte böyle bir haldeyim bu aralar canım hiç bir şey yapmak istemiyor. tatilemi ihtiyacım var nedir.

20 Mart 2009 Cuma

hava güneşli bahar mı geliyor ne?


evet sabah uyandım. güneş taaa perdelerin arasında sanki beni uyandırmak için, içimi kıpır kıpır yapmak için, hadi yeni güne uyan bugün çok işin var demek için beni uyandırdııı..
tabiii hava güneşli olduğu için bende acayip enerjik bir şekilde güne başladım.
bugün kursun son günü bitti. sabah erkenden kalktım, bu kaç seferdir böyle oluyor. pazar günü sınava gireceğim. perşembe günü hala sınav giriş kağıdım gelmemişti. nasıl oluyor anlamadım. neyse perşembe akşamı geldi. kütahyadan gönderdilerde. bugün sabah erkenden AŞTİ ye gidip aldım sınav kağıdımı.
Kağıdı alıp dönerken bir telefon kütahyada ev arkadaşım işe gitmemiş. telefonları duymuyormuş. Saat:9.30 ama ne ev telefonu, ne cep telefonu hiç birini duymuyormuş. bunun üstüne alt komşu çıkıp zili çalıyor, kapıyı çalıyor yok içeriden ses yok. nasıl panik herkez , tabii bende en sonunda 10.00 da kapıyı kırıp girmeyi düşünüyorlar bir şey oldu zannediyorlar. en sonunda kapıyı kırarlarken sese uyanıyor benim uykucu ev arkadaşım. nasıl olabilir böyle bir şey anlamıyorum. bir insanın uykusu nasıl bu kadar ağır olabiliyor. inanın çok korktum. başına bir iş geldi zannettim. neyseki bir şey yokmuş.
pazar günü sınava gireceğim fazla çalışamadım. ingilizceyle aram hiç iyi olmadı zaten, ama çok unutmuşum ne kadar nankör bir şey bu dil. o kadar çok şeyi unutmuşum ki. ama canım ders çalışmakda istemiyor. aslında denedim ders çalışmayı, ama konuyu çalışıp soruları çözmeye kalktığımda o kadar çok yanlışım çıkdıki nasıl olacak bilmiyorum. artık baştan ayrıntılı bir şekilde çalışacağım zaten ama bu sınavdan en azından almam gereken notu alayım başka bir şey istemiyorum şimdilik...dua edin bana şansa ihtiyacım olacak.

19 Mart 2009 Perşembe

BUGÜN PERŞEMBE

bugün perşembe ben ankaradayım, ve öğle arası boşum...

evet ne yaparım. hava ne kadar soğuk olursa olsun, yağmur yağarsa yağsın. benim perşembe pazarına gitmem lazım.... evet işte kursun öğle tatilden yararlanarak öğlen sıhhıyedeki perşembe pazarına gittim. koştura koştura 1 saat içinde bir şeyler almaya çalıştım. ama asıl alacaklarımı alamadan geldim. ama soğuktada dondum. ellerim yüzüm resmen sızladı.

öğlen yemeği olarak ankara simidi yedim. :)

insan ankara simidi ve yanında ayranı bile özlüyor.
bu arada ankaraya geldim. hasret kaldığım, fast foodları görünce hepsinden yemeliyim diye bir çabaya girdim ama alışveriş yapıcam diye çokda yürüdüm. benim rejim gitti anlayacağınız. pazartesiden itibaren tekrar başlıcam. öğlen yemekleri konusunda sorun yaşıyorum. öğlen ne yicem diye. ancak evden salata tarzı bir şeyler yapıp götürmem gerekiyor işe, fazla seçenek olmayınca sizler ne yiyorsunuz öğlenleri, fikir verirseniz sevinirim

canım arkadaşım balkızım



canım arkadaşım balkızım. yaşadıkları bu aralar hep üst üste geldi, onun için canı sıkkın, üzgün, kızgın, 2 haftadır çok yoğun bir şekilde çalışırlarken yaşadıkları iyice sinirleri bozmuşken. birde dün bu yaşadığı olayların üstüne eve döndüklerinde karşılaştıkları manzara karşısında iyice sinirleri bozuldu canım arkadaşımın.

dün balkızımın evine hırsız girmiş. işte bütün olaylar üst üste geline en kötüsüde en sonuncusu olunca. canım arkadaşım ne diyeceğimi bilemiyorum. allah korumuş. canınıza bir şey olmamış. hırsızla burun buruna da gelebilirdiniz. neyse ki tatlım olay tabiki sinir bozucu ama sen güçlüsün.

seni çok seviyorum. hayatındaki her şey istediğin gibi olsun. mutlu ol balkızım

18 Mart 2009 Çarşamba

hissettiklerim

galiba ankarayı özlüyorum bennnnn...

evet 2 gündür ankaraydayım. hava nasıl soğuk ve karlı, artık bahar gelsin istiyorum.

çok farklı ruh hali içindeyim son zamanlarda, ailemde uzakta yaşadığım için onlarla vakit geçirmeyi özlüyorum. ankaraya geldiğimde canım evden dışarı çıkmak istemiyor. annemin dizinin dibinden ayrılmak istemiyorum.

2 gündür sabah uyandığımda mutfaktan sesler geliyor. ben üstümü giyinip de mutfağa geçtiğimde kahvaltı hazır oluyor. (ellerin dert görmesin anneciğim) annelik nasıl bir duygudur. nasıl bir fedakarlıktır. sabah erkenden kalkıp bana kahvaltı hazırlıyor. hala küçücük bir çocukmuşum gibi, şunuda ye bunuda ye... bende küçük kapsrisler yapıyorum. yemicem diye...

özlüyorum annemi,babamı...

uzakta olunca daha da iyi anlıyorsunuz ailenizin kıymetini... akşam eve geldiğinizde evde birilerinin olmasını, kapıya yaklaştığınızda evden yemek kokularının gelmesini...

yaşadığınız şeyleri biran önce eve gidipte annenize anlatacak olmanın heyecanını...

işte bütün bunları yaşarken birde aynı zamanda ankarada olmak, ben yılbaşına yakın tunalı caddesini, tunalı caddesinden bakanlıklar ve kızılaya doğru yürümeyi çok severim. yılbaşında bütün caddeler, mağazalar süslenmiş olur. her yer ışıl ışıl hele birde kar yağıyorsa ooo acayip keyifli... o sokaklarda satıcılar özelliklede nergis çok severim. o sokuklarda nefis kokusu ve görüntüsü ile beni çok etkiler

hele birde elleriniz soğuktan donmuşken kestane alıpta hem elinizi ısıtıp hemde yemenin keyfini bana sorun birde...bazen düşünüyorumda yemek yemek hayatımızda ne kadar çok yer kaplıyor. benim için ise yemek yemek acayip büyük bir zevk, tok olsam bile yemek yiyebiliyorum ben. işte böyle oluncada sonuç kilolar... neyse ben fazla yemek muhabbetine girmeyim şimdi (acıktım galiba) bütün blogcular rejimde olduğu için etkilemek istemem.

17 Mart 2009 Salı

defneyle yaşamak






defneyle yaşamak hergün takip ettiğim bir blok öncelikle küskünlüğüne üzüldüm. hemde çook.


her gün acayip keyifle okurum onu, bugun neler yapmışlar defneyle diye...


bence bir annenin kıza verebileceği en büyük ve en güzel hediye özenmemek elde değil. ileride defne büyüdüğünde bu yazıları okuduğunda, hergün neler yaptığını yaptıklarının annesine neler hissettirdiğini bilecek. hayatının her anı kayıtlı olacak ne güzel değil mi?


ne olur bırak ma yazmayı... sana gelen yorumlarda inanılmaz. o kadar güzel ki. insanlar seni okumaktan inanılmaz keyif alıyor. seni tanımasalar bile seninle mutlu olup, seninle üzülüyorlar.


defnenin maceralarından, defnenin o güzel sözlerinden mahrum etme bizi....


bu üzüntülü olayla birlikte birde güzel bir projeyi tanıtayım istedim size...

işte çevreye zararlı olan poşet kullanımına son veriyoruz arkadaşlar.
evet bu adresten bakabilirsiniz. lütfen markete pazara giderken kendi kese kağıdı yada bez poşetlerimizi götürüp ordan poşet almıyoruz. çok güzel kampanya bende daha fazla kişiye duyurabilmek adına siteme koymak istedim.





nikah şekeri

merhabalar
bu aralar araştırmalar var demiştim ya işte beğendiğim nikah şekeri nasıl?
http://www.barokbonbon.net
bu adresten hem nikah şekeri hemde davetiye bakabilirsiniz.

koşturmaca

hayat hep bir koşturmaca,
ankaradayım dün geldim. yapmam gereken o kadar çok şey var ki hangi birini yapacağımı bilmiyorum. pazar sınavım var ders çalışmam lazım. arkadaşlarımla görüşmek istiyorum bir yandan onlarla görüşmem lazım. eee birde akrabalar var tabiii onlarlada görüşmem gerekiyor. zaten sabahtan akşama kadar kurstayım. geriye bir tek akşamlar kalıyor.
akşamlarıda aileme, akrabalarıma ve arkadaşlarıma ayırmam gerekiyor.
işte hep bir koşturmaca...
bu arada canım mağaza mağaza gezip alışverişte yapmak istiyor.
indirimler bitmek üzere herşey seçilmiş, pek bir şey kalmamış.
evlenmek üzere olduğumdan daha gelinlik için kumaş beğenmem gerekiyor. ve provaya gitmem gerekiyor. ayrıca evimiz için bir şeyler bakmam gerekiyor.
yapılacaklar. yapılacaklar....
galiba ben zamanı doğru düzgün kullanmayı beceremiyorum.
bilmiyorum ki

13 Mart 2009 Cuma

kapalı bir hava ve soğuk

tam bahar gelicek derken. yeniden hava kararıyor. hatta bugun hafif kar atıştırıyordu.
tamda plan yapmıştık haftasonu gezicektik. inegöl oradanda trilyeye gidecektik. bu havadada ne güzel gezilir ya.
benim böyle havalarda canım hiç bir şey yapmak istemiyor. üzerimde eşofman elimde kahvem ve kurabiyem ( bu arada pastayapıyorumda çok güzel kurabiye tarifleri aldım.) onlardan biryle beraber deneyebilirim.
yapılması gerekenler.
acilen rejim ve spor 2 lisi (pantolonlarım sıkıyor. içinde acayip rahatsız oluyorum.)
acilen okumam gereken kitapların bitirilmesi
acilen zamanı kullanmayı öğrenmek.
acilen düzenli ve derli toplu eski halime dönmek.
birde artık konsantre sorunumu çözmem lazım. yapmak istemediğim bir şeyi( ders çalışmak) yapmam lazım. (ben bu yaşımda ve bu bilnçle hala kendimi ders çalışmamam için bahanelerle kandırabiliyorsam, küçük çocukları düşünemiyorum.)
ders çalışmak dışında her şeyi yapmak istiyorum. internette gezinmek, kitap okumak, puzzle yapmak, gezmek, uyumak,film izlemek...
işte böyle bir durumda bunca zamandır çalışmadım. önümüzdeki pazara sınavım var. şimdide aman zaten 1 hafta var ne yapcam boşver diyorum.
işte böyle pazartesi ankaraya gidiyorum. bende bir hafta yokum.
yalnız bırakmayın beni olur mu?
yorumlarınızı görmek mutlu ediyor beniiiii

12 Mart 2009 Perşembe

kesin benim blog gözükmüyor

ya vallahi şimdi balkızıma baktım. oda aynı şeyden şikayetçi kimse uğramıyor diyor.
vallahi banada ne gelen var ne giden. artık şüpeleniyorum. gözüküyor mu? yoksa uğrayan mı yok. yoksa benim blogda ben birilerini davet etmediğim için mi gözükmüyor. nasıl çözeceğim bu işi anlamadım.
blogum gözüküyorsa yorum yazın lütfen.

hafta sonu kaçamakları


burası kısık konağı çanakkalede inanılmaz güzellikte bir yer. yoğun sehir trafiği ve gürültüsünden uzaklaşmanın en güzel yolu ( www.kisikkonagi.com)

bozcada tutkunları ve daha önceden bozcadayı görmeyenler için sakin, üzümleri ve eski rum evleri ile görülmesi gerekenler listesinde yerini alıyor.(www.adabacchus.com)

öngencountry otel kazdağlarında hem dağ havası hem dinlenme, hem havuzu, temiz hava herşey var burda...(www.ongencountry.com)

yine kaz dağlarında erguvanlıev (www.erguvanliev.com)

adrasan/antalyada sakin küçük bir kasabada hem doğanın içinde hemde deniz kenarında muhteşem bir yer (www.onuncukoyhotel.com)

Ormanın derinliğinde , sadece 8 odası olan Daphne Tatil evi sessiz sakin tatil arayanların mekanı.Olimposun hareketli ve gürültülü kalabalığından uzakta ormana sıfır bir ev.Deniz derseniz(3 km.) iki dakika uzakta(araç ile)....
Bahar aylarında şömine +sıcak şarap, sabahları bahçedeki açık büfe kahvaltı keyfine doyum olmuyor.Kendine ait arazi içerisinde otoparkı olan!.......

Bence güneyin en güzel kıyılarından biri olan kalkan. burda inanılmaz bir manzara var. insan burda yaşarsa sanırım ölmez. resimlerine bakın.
(www.fidanka.com)

burası Oyster Residences/Faralya
Faralya/Fethiye Her detaya sadelik ve tevazu hakim. Fazla olan her şey çıkarıldıktan sonra, geriye ruh huzuru kalmış.
Yer, dünyanın sonu. Faralyanın ürkünç bayırından aşağı tangır tungur iniliyor. Aşağısı bakir Akdeniz: dalgaların dövdüğü kayalar, maki, çamlık, zeytinlik. Ortada ahım şahım bir tesis yok: eskiden kalma birkaç basit (beton) bungalow, sempatik ama derme çatma bir açık mutfak, kayadan oyma yüzme platformu. Püf noktası insanın ruhunu okşayan detaylarda: odun ateşiyle çalışan semaver, terasa kurulan cibinlikli taht yatak, kaşla göz arası odanıza konan taze çiçek.

burasıda güzel gözüküyor. siz nedersiniz.
ev sahibi bunu demiş:Arcadia’da bulacaklarınız: 1. Sükunet arayan çiftler için televizyonsuz/müziksiz bir ortam. 2. Yemeklerinizi, denize sıfır, yıldızların altında, kus ve dalga seslerini dinleyerek yemek. Hem de istediğiniz saatte. Rengarenk çiçeklerle çevrilmiş masanıza full servis. 3. Bungalowunuz ortalama 50 m2 ve diğerlerinden 11 metre mesafede. Turunç ve zeytin ağaçlarıyla kuşatılmış.
www.arcadiaholiday.com

Akdeniz Bahçesi Çıralı/Olimpos
ev sahibi diyorki:Akdeniz’in en güzel sahilinde Çıralı’ da 4.5 dönüm meyve bahçesi içinde doğaya hakettiği özeni gösteren 3 tatil evi: Yöre taşlarından ve sedir ağaçlarından yapılmış TAŞ EV, ağaçların içinde kaybolmuş MAVİ EV ve YEŞİL EV. Sade, rahat bir ortamda kendinizi misafirliğe gitmiş gibi hissedeceğiniz samimi, huzurlu, keyifli bir tatil...
Özenle, emekle, keyifle düzenlenmiş bahçemizde yetiştirdiğimiz organik ürünlerle yapılan kahvaltı ve yemeklerle sağlıklı bir mutfak..
Çevre yürüyüşleri (Yanartaş-Olympos Likya yolu), Tekne turları (yakın koylar), Tekstil elsanatları atölyesi ile alternatif bir tatil..
Berceste Hotel Assos
www.ottomankonak.com
işte böyle daha gidilecek gezilecek nereler var.

balayında nereye gitsemmmm?

evet benim hayatım bu aralar sürekli bir şeyleri düşünerek geçtiği için bu aralar takıldığım ise balayı...
evet tavsiyelerinizi bekliyorum. nette sürekli bakınıyorum.
aslında geçen seneden beri Hill Side Beach'i istiyorum ama bakalım çok daha farklı ve güzel yerler buldum bunları sizinle paylaşacağım.
isimlerini vereyim, baktığınızda eminim bayılacaksınız, belki biliyorda olabilirsiniz.


işte yukarıda gördüğünüz kalem adası izmirde oliviera resort...
ben çok beğendim. inanılmaz sakin, doğa ile iç içe ve aynı zamanda romantik gibi geldi bana...
eğer bol oksijen, sakin bir tatil düşünüyorsanız doğa ile iç içe aslında haftasonu için ideal bir yer kaz dağlarında
tasteras butik otel


diğerlerinden biride çeşme/alaçatıda birbirinden farklı 3 seçenek sunan
sailors otel, inanılmaz güzel bir yer... rahat ve huzur bulabileceğiniz bir yer.
şimdilik bu kadar devamı gelecek.
sizin tavsiyeleriniz olursa balayı için bekliyorum.

11 Mart 2009 Çarşamba

gezindim kısacık


biraz önce şöyle bir gezineyim istedim. biraz gezinebildim. ne kadar güzel bloglar var. ekledim hemen bloga sizede tavsiye ederim. bu aralar özellikle takip ettiklerimden örnek vereyim istedim.
ayçanın dükkanında: neler var. fotografçılık bilgilerini bile aktarmış. teşekkürler.
defneyle yaşamak: bu site bana acayip keyif veriyor. çok içten
hamarat anne: çocuğu olanlar için ideal.
bir yastıkta: yeni evleneceklere büyük kolaylıklar ve öneriler: benim için süper bir blog :)
şimdilik bu kadar...
iyi gezmeler

koşturmaca hop orda hoop burda

evet bu aralar hızıma ben bile yetişemiyorum.
geçen hafta ankaradaydım, döndüm kütahyaya...
işte yoğun bir iş temposuyla birlikte geçirdiğim ankara tatil mi desem. ne desem çünkü tatil değil di? pazar sabahının tadı damağımda kaldı. ebuşla beraber kahvaltıdaydık. bir sürü şey yedik, muhabbet ettik. kısa zamanda çooook şey yapmaya çalışınca böyle oluyor.
birde bu aralar, annem ve babama daha da bir düşkün oldum beennnn, zaten düşkündüm ama annemin dizinin dibinden ayrılamıyorum. ankaraya gittim ama işten eve, evden işe....
hiç bir şey yapamadım. bir tek ebruyla görüştük. bu arada ebrunun perdelerini gördüm süper olmuş.  bir ara fotosunu koysun.
evet ankarada kilo alıp döndükten sonra, koşturmaca içine girdim.
evet burda işler yoğun onları bitirmem gerekiyor. 2 hafta sonra sınavım var çalışmam gerekiyor.
ilgilenmem gereken insanlar var, özlediğim insanlar zaman ayırmam gerekiyor.
haftaya yine ankaraya gidiyorum.  6 gün ankaradayım. (nişanlım biraz bozuluyor :)
yoğunluk sürüyor.

9 Mart 2009 Pazartesi

geldim

merhabalar
öncelikle dünya kadınlar gününüzü kutlayarak başlamak istiyorum.
günlerdir yoktum. neler yapıyorsunuz merak ediyorum. ama sizden gene yorumlar yok. üzülüyorum vallahi
bu aralar acayip yoğun olacağım. en kısa zamanda yazacağım
öptüm

1 Mart 2009 Pazar

DOĞA BEBEĞE ERKEN HOŞGELDİN

öncelikle açıklamak isterim ki; Doğa bebek 5 martta dünyaya gelecek ama ben o tarihte yazamayacağımı düşündüğüm için şimdiden yazmak istedim. (ben bile bu kadar heyecanlanıp erken davrandığıma göre handanımı düşünemiyorum)
Handanımda eski blogculardan, artık yazmıyor ama tekrar başlayabilir belki. uzun bir zamandır yeni işi, bunun üstüne öğrendiği hamileliği ile uğraşıyor. ikisinin birden tadını çıkartmaya çalışıyor. ve ben onun yanında olamadım. ve doğumada olamıcam. neyse her ikiside sağlıkla kurtulsunda başka bir şey istemiyorum. nasıl değişik bir duygudur bu. 2 kez teyze oluyorum. ilki edaydı. şimdi ise doğa... edanın hemen hemen anne karnındayken her aşamasını görsemde 2 yaşına geldikten sonraki ilklerini çok yaşayamadım. ama olsun.
şimdi ise doğa bebeği, anne karnındaykende hiç görmedim. şimdi ise dört gözle bekliyoruz.
doğa bebek; hayat sana sağlık, şans, mutluluk, başarı, iyilik, güzellikler göstersin hep.
annen ve baban gibi hep iyi ol ve onları ve kendini hiç üzme...
sizi seviyorum.