6 Ekim 2009 Salı

yorgundum ama şimdi süper

evet haftasonu yorgunluğunun üstüne birde iş yerinde sinir bozan insanlar olunca dün bütün gün
suratım asık ve keyifsiz bir halde dolandım. hiç bir şey yazmak gelmedi içimden..neyse artık iyiyim.
haftasonu bursa yollarına düştük. resimden anlaşılacağı gibi...
ikea evimizin herşeyiiii
kitaplarım uzun zamandır itilmiş bir köşede koli içinde duruyorlardı. onların rahat edebilecekleri bir raf aldık.
benim dikiş dikerken rahatça kullanabileceğim. sevgilinin ve benim çalışabileceğimiz bir masa ile odamız artık tüm sevimliliğine kavuştu...
dün akşam yorgunluğumu ve sıkkınlığımı nasıl atabilirim, diye eve koşup, hayallerini kurupda ilk adımını cumartesi attığım dikişimi elime aldım. bütün gece onunla uğraştım.
nasıl keyifli nasıl keyifli ben diktikçe bütün sıkıntım iplik söküğü gibi benden sökülüp gitti.
hem rahatladım, hem dinlendim.
ortaya ne mi çıktı?
bakın...

aslında herşey anatemada gördüğüm bayram cicisi ile başladı...yapabilirmiyim. yaparım.
üstelik hiç makina dikişi yok. hepsini elimle diktim, kestim ...
üstelik gece bitirip, birde bugün giydim üstüme...

2 Ekim 2009 Cuma

yaptıklarım


evet o gün misafirlerime hazırlıkları bitirip sofrayı kurduğumda panikten masanın fotografını çekmeyi unutmuşum.
eee unutunca bende sonrasında çektim.
bu ördeklere bayıldım ben; kayınvalidem yapıp getirdi. bende yemeğe kıyamadım.

1 Ekim 2009 Perşembe

yasemine


yasemin benim uzun yıllardır arkadaşım, dostum, kardeşim.
arkadaşlığımız taaaa üniversite yıllarına dayanıyor. ailecek görüştüğümüz. annesine emel anne dediğim, biricikk arkadaşım.
şimdilerde çooook sık buluşamasakda ayrı şehirde yaşadığımızdan...
sürekli konuşuyoruz.
şu bendeki cup-cake çılgınlığını aradaki mesafeye rağmen onada bulaştırdım ya!!!!
birde cup-cakeleri güzel olsun diye kalıp gönderdim ona...
o tatlı gülümsemenle içine sevginide kattığın güzel cup-cakeler yapman dileğiyle...


p.s: daha önce koymadım fotosunu, eline ulaşmadan buradan görme diyeee

derinler ve sığılık

dün çok yoruldum. ama beyinen...
yaptığım, hazırladığım uğraştığım, didindiğim hiç bir şey yormadı beniii...
hatta mutlu etti, huzur verdi ve rahattlattı.
ama gel gör ki; akşama gelen 11 tane bayan misafirden; 3 tanesi var ya,
bütün gece boyunca saçma sapan muhabbetler, abartılı tavırlar, ve arana sen seviye koymaya çalıştıkça seviyenein yerlerde gezindiği muhabbetler...
evet bak bende biraz abartttım, banada mı bulaştı ne?
gece boyunca beni ve benimle beraber bir 7 kişiyede açmayan bir muhabbete maruz kalmakdan dolayı....
ve aynı zamanda çok derin olduğumu düşünmedim hiç bir zaman, ama bu kadar sığ insanları anlamaya çalışmaktan...onlara biraz derinlik kazandırmak için konuşmaktan yoruldum.
bir insanın hayattan aldığı tek keyif cumartesileri yaptığı kahvaltı olabilir.
bir insanın nasıl ilgi alanı olmaz?
bir insan nasıl kendini geliştirmek istemez.
bir insan hayatı boyunca sadece hayal kurarak mutlu (ama hayallerini gerçekleştirmek için çabalamamak gibi bir hata yapabilir) olabilir.
neyse insanları böyle hayretle karşılamamak lazım...
ne kadar farklı insanlar var hayatta..
acaba ne kadar boş vakit geçirdiğini düşünmeyen;
üretken olmadığını düşünmeyen bir insan varmıdır? derken
şimdi acaba sadece bunları ben mi hissediyorum. sadece ben mi düşünüyorum der oldum.
insanlar sadece alışveriş olsun. kızlarla muhabbet olsun. hayat bu mudur?
ben mi çok çabalıyorum, ben mi çok derindeyim. hiiiç zannetmiyorum.
yaşamak nedir? yaşamdan keyif olmak nedir?

29 Eylül 2009 Salı

hazırlıklar 1

şeker hamurlu kurabiye: daha önceden hazırladığım marshmallowdan şeker hamuru ile sonunda kurabiye süsledim...

o kadar eğlendim ki... keşke evde gıda boyası olsaydıda renklendirebilseydim.
portakallı-vişneli-kakaolu pasta;birde sevda teyzemin yaptığı yaş pasta; bunları yapmak değil de süslemek eğlenceli...
mahlepli tuzlu kurabiye(sedacım tavsiyen için sağol) ilk denemem ama gerçekten nefis oldu...
tadı bir harika fotosunu çekemedim. yarın masada çekerim.
birazda evi düzenledikten sonra...
fillerimde hizaya girdikten sonra...
ayyyy çok yoruldum. yarına hazırlıkların geri kalanına devam
yarına kek,salata ve börecik yapacağım...

28 Eylül 2009 Pazartesi

çarşamba ne yapsam.

evet çarşamba akşam misafirler var...
bu sefer ağır... ağır demekler yani 10 tane kız ama içlerinde neleri var, neleri...
sürekli açık arayanımı desem.
sürekli laf sokanımı desem?
dedikoducumu desem?
patavaysız mı desem?
tabiiii bu yukarıda kullandığım sıfatlar sadece 10 kişi içinden birine ait.
sürekli kendi hayatı ve yaşadıkları doğru; diğer bütün insanlar yanlış yaşıyorlar bu hayatı..
anlamaya çalışıyorum, soru soruyrum. anlamaya çalışıp sorduğum soruların altnda birşeyler arıyor....şimdiye kadar gittiği her evde yapılanları mutlaka eleştirdi. karışık şeylerden hoşlanmıyormuş, bu yüzden olabildiğinde karışık şeyler yapmam lazım.
bense ne yapacağıma karar verememiş, panik bir haldeyim. zaten karar verene kadar bu paniği yaşıyorum.
şu meşhur takıntı haline gelen cup-cakeden yapacağım bu birrrrrr
veee birrrrde kaldım. başka ne yapayım. tuzlu kurabiye yapayım. şuuu kurabiye kalıplarıylaaaa
tuzlu olarak börek mi?, tuzlu muffin mi?
salata ne salatası yapsam..
yardım edinnnnnn!!!!!!!

27 Eylül 2009 Pazar

haftasonu




koşturmacayla geçti ordan oraya zamana karşı bir yarış...


demir bir yaşına girdi. hepimiz bu mutlu günde ordaydık..










bir gün önce epeydir, beraber vakit geçirmek istediğimiz arkadaşlarla beraberdik. güzel bir yemekten sonra beyler maç izlerken bizde ordan burdan konuşup.
daha sonra düğün cdleri izlenip düğünün eğlenceli tarafları tekrar tekrar geri alınıp izlendi...
ne güzel bir gelin olmuş benim arkadaşım...
ve son olarakda daha bitmemiş. siyah polar kumaş olmadığı için dikişini bitiremediğim. sıcak su torbasının kılıfının en azından kılıf kısmını becerebildim. çok da zor değilmiş bu dikiş. aynı zamanda çok eğlenceliymiş.

26 Eylül 2009 Cumartesi

cumartesi miskinliği

evde gezinip duruyorum. ne yapsam ne yapsam diye...
elimi bir ona atıyorum bir buna atıyorum. bir tütlü karar veremiyorum. camdan bahçeye bakıyorum. sonbahar ve soğuklar etkiliyor.
bahçedeki sebzelerin yaprakları kuruyor artık. dört gözle süs kabaklarının olmasını bekliyorum. iyice büyüdüklerinde yaptırabilirsem yada yapabilirsem lamba yapmayı düşünüyorum. güzel boyayıp. resmen ağaçlardan sarkıyor. kabaklar öyle güzellerki...
birazdan çıkıp ince kurdele alacağım. beyaz ve siyah. sonrada çıkartma kağıdından keseceğim. daireleri yapıştıracağım kurdelenin üstüne bakalım. nasıl olacak.
sıcak su torbasına kılıf dikeceğim. ilk dikiş becerim bu olacak, becerebilecekmiyim bilmiyorum.
bakalım ortaya nasıl birşey çıkacak.

24 Eylül 2009 Perşembe

makinama kavuştum


önce bayram için dağıldık.







sonra toplandık.. bayram sonrası yapılanlar konuşuldu.

ışık oyunlarıyla sohbetler sonbaharda yapılacaklar...


yapılan denemeler tabiki en tatlı dostlara, tatlı yiyip tatlı konuşmak için...

sonrada dostlardan gelen bir süpriz marlin...

22 Eylül 2009 Salı

bayramdan arta kalanlar

bayramın son günü arta kalanlara bakıp mutlu oluyorum.
arife günü her kezin bayram alışverişi yapacağını bile bile özldiğim o kalabalığa çıktı anneciğimle...
canım annem tıpkı çocukken ki gibi bana bayramlık aldııı; bende tıpkı çocukken ki gibi çok sevindim.
kalabalık içinde dolaştık, ayaklarımız ağrısa da şuraya da bakalım burayada bakalım.
yapacağım kapı süsü için bir sürü boncuk, keçe ve daha ne varsa ankaranın meşhur moda düğme ve erdoğan düğmesinde kendimi kaybetmenin tadını çıkarttım 1 saat boyunca neler var neler hepsini alasım geldi..
bayramın 1. günü klasik anneannemlerde bütün aile buluşup özlem giderdik. dedemin biraz daha iyi olduğunu görmke yüzümü dahada güldürdü.
bayramlarda çocukken yaptığım tencereden dolma yürütüp yeme zevkini bir kez daha yaşamak çoooook güzel (anneannemin gelemeyen sevgiliyide unutmayıp onada bir tencere göndermesi ise daha da güzelll)
ebruşumla bol bol vakit geçirdik bu sefer edoşun annesinin kendisiyle ilgilenmesini istediği zamanların inadına. edoşum büyümüş artık bizi rahat bıraktı..
ebrucum, canım arkadaşım. evimizin ihtiyacı olan bizi bir süredir film izleme keyfinden mahrum bırakan ama bir türlü de fırsat bulamayıp alamadığımız dvd playerı bayramın 1. günü her ne kadar daha evime gelemesede ev hediyesi olarak getirdi.
canım arkadaşım,hep aklımdasın zatenn uzaktada olsak, artık her film izleyişte içimde bir mutlulukla aklımda olacaksın.
bayramın 2. günü evime sevgiliye dönüş günüde olsa içim birazda buruldu. sevgiliye evime kavuşacak olmanın verdiği heyecan, ailemden ankarada ayrılmanın yarattığı buruklukla birleşince özlem yüreyime çöküverdi..
hızlı trenle hızlı bir şekilde evime döndüm. aldıklarımı yerleştiriken allahıma çok şükür dedim böyle bir ailem, böyle sevdiklerim olduğu için.

18 Eylül 2009 Cuma

üst üste pon pon

dün her şey keyifliydi... akşam iş çıkışı kapalı çarşı veya suluhan gibi olmasada buraya yeni açılan, takı tasarımı için incik boncuk satan dükkana gidip boncuklar alındı. hemen yanından vazgeçilmez renkler olan siyah, kırmızı ve beyaz ip alındı ...
yemek sonrası acele ile kapı süsümün pon ponlarını yapmaya başladım.
her ne kadar kar görüntüsü veren perdeye bayılsamda nerede satıldığını bulamadığım için onuda kendim yapmaya karar verdim.
pon ponlar öyle hoşuma gittiki bluzlarımada birer tane kondracağım.
evet kafamdan daha karışık olan ev ve iş yerimde...
düzen adına bilgisayarıma atılan format sonrası silinen program bu birrrrr
tatilden sonra nereye gitikleri bir türlü bulunamayan fotograf makinası pilleri ikiiiii
ve fulll çeker görüntülü ama ulaşılamayan cep telefonum bir ayın sonunda tamirden geldi ama hala aynı arızaların dışında birde arada sırada benim hissettiğim duygularımın karışıklığı gibi benim ters zamanlarımda kolaylık sağlamak adına oluşan yazı karakterlerinin ters olması üççççççç
işte bütün bu yukarıda yazdığım nedenlerden dolayı uzun zamandır sayfama foto ekleyemememe nedendir. yeni tamirden gelen tersliği tutan cep telefonumla ters fotolar çektim sabah...
büyük bir heves önce cd yi aradım bir tane buldum ama o değil. cd olmayınca fotoları bilg. atamadım. neyse deyip bütün gün belli aralıklarla bloga girmeye çalışıp o ekranda gözüken hatayı görünce pes ettim.
öğlen 3.30 da iftara misafir geleceğini öğrenip,, ankaraya gideceğim için bozulmasın diye dağıttığım sebzelerin olmayışı ile tutuşup ne pişirsem diye kısa ir süre panik yaşadıktan sonra yemeğide atlattık.
işte yarın yolculuk vakti gidip gelip valize bir şeyler atıyorum. acaba hava nasıl olucak diye onuda bnuda derken valiz doldu.
kocayı bırakıp annemlere gidiyorum. bayramda ordayım.
nete giremezsem şimdiden, hepinize şeker tadında bayramlar diliyorum.
nerde o çocukluğumdaki bayramlar diyorum içimden (bunu demem yaşlandımmı acabayı getiriyor ardından, ama artık eskisi gibi keyif almıyorum bayramlardan)
hepinize iyi bayramlar

16 Eylül 2009 Çarşamba

hayat böyle birşey

evet sonunda belirsizlik sonuçlandı.
geliyordu.
biletlerimizi almıştık. sadece ne kadar kalacağı belli değildi.
sonra 2 günlüğüne değil. 5 günlüğüne geliyordu.
sonra tekrar 2 günlüğüne oldu.
sonra 2 gün ama belli değil daha çok olabilir diyor duki.
bugün biraz önce beklenen haber geldi.
koca bayramda çalışıyor.
hemde bütün bayram boyunca...
ne kadar sıkıcı, ama diyecek söz yok.
ilk bayramınızı ayrı geçireceğiz.
evet işte bu süper haberden sonra
ben bunun üstüne koca bir bardak soğuk hemde en soğunundan su içebilirim.
bütün planlarım. planlarımız hepsi iptal oldu.
hayat böyle bir şey işte

15 Eylül 2009 Salı

dün gidiyorduk bugün değişti

evet kocanın bayram izni değişti. böyle plansız hareket etmekten hoşlanmıyorum.
biletimize kadar almıştık. ama izin ve nöbet tarihleri değişince bütün planlar değişti. offfffff
umarım halledebilir.
bütün gün kapalı bulutlu ve yağmurlu bir hava var.
acaba bayramda hava nasıl olacak. insan ne giyeceğini şaşırıyor.
öfff bugün hava tam uyunacak havaydı battaniye altında film izleyip uyuyup uyanıp yeni film.

ankaraya 4 kala

evet bayram nedeniyle ankara yolculuk için 4 gün kaldı..
ziyaretler,gezilecek yerler, alışveriş, giderilecek özlemler...
şu dört gün nasıl geçer bilemiyorum. bugün akşama doğru güzel bir haber aldık,
kalabalıkça sevindik tabiki en çok sevinenler selma teyzelerdi..
umarım hep beraber olurlar.
akşam misafirhanede kalan bekarları yemeğe aldım. ne kadar zor bir durum, bende yaşadığım için bilirim. hep kuru şeyler yemek ve bir göz odada kalmak.
ilerleyen saatlerde türkiye maçı ile sevindik.
ne zamandır kendi kendime yapmayı düşlediğim eeee tabiki kırmızı, siyah, beyaz ve gri renklerdeki kapı süsünün bir benzeriini bir yastıkta( nasıl bağlantı vereceğimi bilmediğim için veremiyorum). sitesine koymuş. kar görüntülü perde ben bu perdeye bayıldım. acaba türkiyede alabileceğim bir yer varmıdır. adres vermiş gerçi ama yabancı site...

14 Eylül 2009 Pazartesi

zaman bu kadar hızlı akma

yapılacak o kadar çok şey var ki..
zaman bu kadar hızlı akmasın. yetişemiyorum.
gidilecek yerler listesi,
yapılacaklar listesi,
okunacaklar listesi,
öğrenilecekler listesi
insan o kadar çok şey istiyor ki yada benim isteklerim bitmiyor.
şöyle rahat bir insan olamadım.
kafam takmadan aman onuda yapmayım
onuda öğrenmeyim,
orayıda görmeyi veriyim
bayramdan sonra ikeaya gidilecek
yeni kataloğdan beğenilenler alınacak.
bununla beraberde evde yaratıcılığımın sınırları aşılamadan üretime geçilecek.
biraz daha kek ve kurabiye yaparsam. koca bana bir pastane açacak.
kitaplar bitti, yenileri üst üste başucumda, onlara başlamadan
ikeadan raf alınsada kitaplar yerlerini bulsa

11 Eylül 2009 Cuma

yaratıcılığım kayboldu

evet evet bugün artık tam anlamıyla karar verdim.
ben beceriksiz biriyim. hiç bir sanatsal yönüm yok. baktığım yerleride güzelleştiremiyorum. elimin deydiği, yanından geçtiğim yerlerde birden
fark edilmiyor yaniiii, tabiiki içimdeki o biriken beni miskinleştiren bu tembelliği içimden atabilirsem, yapmak istediklerime yoğunlaşabilirsem. o yaratıcılık belki ortaya çıkacak ama bu aralar kayıp.
geceleri uyumak bilmeden kitap okuduğum serinin sonuna az kaldı bitirsem rahat edecektim.
bir şeyler dikmek istiyorum. minik dikiş makinamla hiç anlamam dikişi ama...
bakalım. denicez...
cuma günü etrafımda her kez acayip gergin, bir yüksek dozda bağırışlarda dolu koridor, benimse kafamın içinde artık vızıldamalar, uğuldamalar.
yeter deyip kaçasım geliyor işten.
hani şöyle beyoğlunda(istanbul) yada tunalıda(ankara) çalışmıyoruzki şöyle çıkıp bir yürüsem, hatta hafif yağmur yüzüme vururken içime huzur doldursa...
şöyle biraz mağazalara baksam, biraz insanları seyretsem. bir mısırcı yada pamuk şekerci görsem yesem. yolda salınarak yürüken düşünsem atsam bütün negatifi oooo kocaman gülümsememi doldursam aldığım nefesle...
sonra hiç bir şey yokmuş gibi geri dönsem (ama nerdeeeee tavşanlıda )
not: neyse hayali bile güzeldi yapmış kadar oldum.

10 Eylül 2009 Perşembe

siyah pantolon

evet 2 günün sonunda bugün iyiyim.
tabiii haberlere gazetelere bakmadığım sürece
düzeldim artık...
evet pazar günü eskişehirde aradığım ama bulamadığım
siyah pantolon aranıyor. evet söyle beğendiğim bir pantolon bulamadım . hepsi dar paça ama çoook dar tayt gibi pantolonlar....
yani tabiii yapacak bir şey yok. istediğim gibi bulamazsan o tayt gibi olanlardan alıcaz...
dün geleneksel 2. iftar yemeğine katıldık. 21 kişilik bir grup halinde...
curcura halinde yemek yedikten sonra beyler maç var dediler.
siz alışveriş yapın, bizde maç izleyelim dediler.
bizde sadece geziş yaptık. alışverişten elimiz boş döndük.
eee kütahya'da bir şey bulup alabilmek zor zaten. birde pazar günü eskişehir esparktan sonra açmadı hiç bir şey beni...
ama artık 36 beden pantolona girebildiğimi görmek keyfimi yerine getirdi.
bunun üzerine gidip tatlı yedim...
not: düzelmiş, ama inadı tutan ben...dün iftar yemeği öncesi açlığın yarattığı etkiyle fırtınalar estirdim. ama hala inadım gitmedi. gidecek gibide gözükmüyor.

9 Eylül 2009 Çarşamba

güneş var ama soğuk

hala gerginliğim geçmedi.
her önüme gelene çatasım var. evet şu ana etrafıma ne kadar negatif bir enerji verdiğimin farkındayım. ama engel olamıyorum. canım kekkk istiyor...
hemde şöyle bol kalorilisinden...
dün tuğbanın tarif ettiği kekden yaptım. çooook güzel oldu teşekkkürler tuğbacım.
offf offff neden bu kadar kızgınım gerginim bilmiyorum.
ama şu an pencerenin önünde yağmur yağarken, elimde nescafe ve kurabiye ve kek olup bütün sinirimi, kızgınlığımı üzüntümü sularla birlikte atmak isterdim.

8 Eylül 2009 Salı

incelikler

incelikler yüzünden...
böyle bir şarkı vardı değil mi???
öyle bir ruh hali içindeyim kiii
dargın, kırgın vede gergin (dkg)
bir yanım geliyor kendime kızıyorum, insanların değer verdiklerimi kırmamak üzere kendi isteklerimden vazgeçip onları mutlu etmek adına yaptıklarımın karşılığında kendimin kırılmasına...
bir yanım diyor kiii,anlamayan ne yaparsın, hem anlamaz hem kendin mutsuz.
başka bir yanım ise; sen hep böylesin bugün anlamaz, yarın anlamaz belki ama gün gelir belki anlar...
içimdeki başka bir sesde diyor ki; o zaten anlıyor ama o böyle ince davranamadığı için senin yaptıkların karşısında eziliyor.
içimdeki sesler bunları söylerken bazen kendime, bazen anneme babama kızıyorum bana böyle öğrettikleri için...
neden bu kadar hassas, neden bu kadar ince, neden bu kadar fedakar, neden bu kadar anlayışlı ve neden bu kadar unutkanım.
incelikler incelttikçe içimdeki ipleri, ben daha sıkı tutturuyorum kopmasın diye daha sıkı bir bağlanıyorum hayata kırılmasın,kopmasın, incelmesin içimdeki diyeeee

7 Eylül 2009 Pazartesi

işde geçen can sıkan şeyler

İşdeki isteksizlik. Evet Cuma günü iş yerine yeni gelenlerle birlikte görev dağılımı sonunda yapıldı. Görev dağılımı sonunda iş olarak hoşuma giden, fakat çalışacağım insanları sevmediğim. Bir iş bana çıktı. Nasıl olacak bilmiyorum. Yine bir sürü saçma sapan şey olmadan uyumlu bir çalışma ortamı yakalayabilmeyi umuyorum.

burada çalışan bazı insanlar hakkında ben mi bazen çok kötüyüm kötü düşünüyorum diyorum. sanki bazı şeyleri inadıma yapıyorlar gibi geliyor. neyse artık. galiba bazende ben çok kötü bir insan olup kötü düşünüyorum. bazı insanlar çalışmak zordur, bazılarıyla ise kolay...işte yeni çalışacağım kişi ile çalışmak gerçekten zor (en azından şimdiye kadar öyleydi! umarım bundan sonra öyle olmazzz)

Tavsiye üzerine açlık oyunları, işaret, ihanet ve seçilmişi aldım. Şuan şafak vaktinin ortasındayım. Şafak vaktini bitirir bitirmez bunlara başlayacağım. Uzun bir süre vampirlerle uğraşacağım sanırım.

Pazar eskişehire gittim. Duyduyuma göre yaşanabilecek 2. Şehir çıkmış. Bu arada 1. Ankarayamış.( tabii memleketim olarak biraz gururlandım.) ama Eskişehir gerçekten çok güzel ve her gittiğimde dahada güzelleşiyor.