12 Ekim 2009 Pazartesi

hayatı anlamak

iş güç derken; işdeki olayları kafama takarken...
canımı sıkan insanları düşünürken, insanların ne yapmaya çalışdıkları, neden yaptıklarına anlam veremezken. karar verdim ki kimseyi anlamaya çalışmayacağım. daha doğrusu böyle insanları...
onları düşünüp çözmeye çalışarak harcadığım zaman yazık. düşünüp canımı sıktığım canıma yazık.
insanlarla çıkarların çatıştığı anda karşı karşıyasın. sen ne kadar masum olursan ol. karşındaki bir panter, kaplan (bunlar bile belki masum) kokarca, kemirgen..
evet doğru tabiri buldum kemirgen.
olabiliyorlar. bu yüzden azıcık hakkında soru işareti uyandıran insanlara şans vermek yerine, olduğun gibi olmak iyi..
sanırım, sıcak kanlı, samimi olmayacaksın. azıcıkda insanlara soğuk olmak gerek.
nötr yaniii
nerden çıktı şimdi bunlar uzun bir süreçte yaşadıklarımdan çıkardığım ders...
yazdan kalma sıcak günleri snlandırıyoruz sanırım. çarşamba yağmurlu...
önümüzdeki hafta ankara işi ertelendi.
29 ekim planları dolaşmaya başladı aklımda...
tabiki her şey sevgilinin iznine bağlı...
ama en azından bir deniz görüp gelelim ister bu gönül...
yemek, kitap derken ardından thsirt süsleme işine takıldım bu seferde fena halde...
anneme kızarken kendimde bir eşit şekilde biraz ondan, biraz ondan yapamıyorum.
ev işi beni bekler... yazlıklar bir yana, kışlıklar yerlerine...
yeni alınan raflarım. kitaplarımı bekler... hala yerleştiremedim.

10 Ekim 2009 Cumartesi

keyfim yerinde

dün geceden beri keyfim yerinde...
dün gece benim zaranalar birer birer oltama takıldı. dört tane sevimli zaranam var artık.
sevgili uyudktan sonra çıkardım bütün incik, boncuk, pul, makara,kurdela, iplik iğne ne varsa.
aldım elime rast gele diyip başladım. birer birer yakaladım zarganaları...


zarganalar hizaya geldikten sonra def defe takıldım. bütün gece eskileri okudum.
maaşallah öyle güzel kiiii, öyle şeker ki, onu gördükçe şimdiye kadar istediğim bir oğlum olsun dediğim düşüncelerim değişti, bir kızım olsun. def def gibi olsun. :)
evet çocuk düşüncesine bu kadar uzakken, beni bu düşünceye yaklaştıran tuğba ve def defe teşekkürler.

sabah geç uyanıp, güzel bir müzik eşliğinde yanımda kahvem. 3.projemi tasarlıyorum. sürekli bir şeyler üretme isteğim dorukta yakında seri üretime geçeceğim.

evimi daha da bir sever oluyorum. her yeni bir şey alışımızda onu yuvasına yemek taşıyan karıncalar gibi eve taşıyıp, onu poşetinden çıkartırken sevgiliyle duyduğumuz heyecan inanılmaz. sonra onu yerine koyup karşısına geçip izliyoruz.
sevgili soruyor güzel oldu değil mi?
evveeeeeettt.
aradan zaman geçiyor. ben soruyorum . çooook güzel oldu değil mi?
eveeeetttt.
biz yaparızda güzel olmaz mı?
her yanında geçişte durup izleyip , konuşuyorum. onunla yerini sevdin mi diye.
bugun babamın doğum günü...
canım babacım; bana öğrettiğin o binlerce güzel duygu için,
bana anlattığın iyi güzel insan olma yolunda umarım sana layık bir evlat olabilmişimdir.
daha henüz senin bana söylediğin hayat felsefeni tam olarak uygulayamasamda...
eminim bir gün başarıcam. seni çok seviyorum iyi ki varsın.

8 Ekim 2009 Perşembe

bizim buralardan

sonbaharı sevmesemde doğanın aldığı bu rengi seviyorum ben; burada yaşamanın en güzel yanıda bu zaten doğayla bütünleşmek...pazar günü bursaya giderken etrafdaki devasa ağaçların renklerini izlemeye dalmıştım ki. sevgili yolu gösterdi. sincap evet küçük bir sincap gördük çok sevimliydi ama çok hızlı olduğu için çekemedim fotosunu...
buda çok ne gözükmesede her gün işe giderken önünden geçtiğimiz dere etrefta ağaçlar; içimde kaldı bir gün kahvelerimizi alıp sevgiliyle gidesim var. dere kenarında kahveler, kekler ve biz...
ben maviye aşığım, gökyüzüne denize; bu yüzdendir. deniz olan bir yerde yaşama isteğim. bu yüzdendir. sonbaharı kışı getirdiği için sevmeyişim. gri bir renk getirip bana maviyi özlettireceğinden...kahve olmasada şimdilik çayla idare ediyoruz. güneşin son demlerinden faydalanmak adına güneşin altında içilen çayla yapılan öğle arası sohbetleri...


Resim Ekle

7 Ekim 2009 Çarşamba

eskilerden

evet sabah içimi basanlar...
akşama yani işten çıkmama yakın dağıldılar.
evet yani benim normal olduğuma karar verdim :)
öğleden sonra gelen bir telefonla kendime geldim.
insanın sevdiklerinin sesini duyması çok güzel.
sıcacık eskilerden bir ses duymak...
eskilerden konuşmak, olabildiğince açık olmak.
paylaşmak paylaşılanları. özlediğini söylemek...
paylaşmış olmak, kaldığın yerden devam edip hala paylaşıyor olmak aynı duyguları...
ve bir ömür aynı duyguları paylaşacak olmanın güzelliğini yaşattı bana
ve kendime geldim...

tek düzen uyumsuzluk

her gün birbirinin aynı, her iş birbirinin tekrarı...
uğraşıyorum, çabalıyorum...bu küçük yerde yaşama çabalarıma...
etrafıma bakıyorum. memnun olanlar, sıkılıp söylenenler, değişiklik arayanlar, hiç arayış hissetmeyenler...benim yine yinelenen depresif sıkıcı duygularım içimde çoğalırken...
etrafıma baktığımda hiç bir şey yapma ihtiyacı duymamak...
yaratıcı olmamak, sıkıntı giderememek, yaşadığın yerde keyif alacak şeyler bulamamak...
teknolojiden, alışveriş merkezlerinden, sosyal olanaklardan uzakta olmak (sinema, tiyatro,konser vb gibi)...
kalabalık içinde yalnız olmak nasıl bir duygudur.
ortak paylaşımların tek düzeliği bile keyif vermezken, konuşmalar kısır döngü gibi birbirini kovalayıp en sonunda aynı yere çıkarken...sen ise bu muhabbetlerden uzakta kalıp, insanların karşısında kasıntı durumuna düşerken...konuşulurken benim aklım çoook başka yerlerdeyken..
kendi kendime üretim geçip, kendimi yemek ve dikişe sardırıp aldığım, yaşadığımı hissettiğim o trans anlarını uzatarak gecenin bir yarılarına kadar uykusuz kalmak...
ben mi doyumsuz bir şekilde çok şey bekliyorum bu hayattan...

6 Ekim 2009 Salı

yorgundum ama şimdi süper

evet haftasonu yorgunluğunun üstüne birde iş yerinde sinir bozan insanlar olunca dün bütün gün
suratım asık ve keyifsiz bir halde dolandım. hiç bir şey yazmak gelmedi içimden..neyse artık iyiyim.
haftasonu bursa yollarına düştük. resimden anlaşılacağı gibi...
ikea evimizin herşeyiiii
kitaplarım uzun zamandır itilmiş bir köşede koli içinde duruyorlardı. onların rahat edebilecekleri bir raf aldık.
benim dikiş dikerken rahatça kullanabileceğim. sevgilinin ve benim çalışabileceğimiz bir masa ile odamız artık tüm sevimliliğine kavuştu...
dün akşam yorgunluğumu ve sıkkınlığımı nasıl atabilirim, diye eve koşup, hayallerini kurupda ilk adımını cumartesi attığım dikişimi elime aldım. bütün gece onunla uğraştım.
nasıl keyifli nasıl keyifli ben diktikçe bütün sıkıntım iplik söküğü gibi benden sökülüp gitti.
hem rahatladım, hem dinlendim.
ortaya ne mi çıktı?
bakın...

aslında herşey anatemada gördüğüm bayram cicisi ile başladı...yapabilirmiyim. yaparım.
üstelik hiç makina dikişi yok. hepsini elimle diktim, kestim ...
üstelik gece bitirip, birde bugün giydim üstüme...

2 Ekim 2009 Cuma

yaptıklarım


evet o gün misafirlerime hazırlıkları bitirip sofrayı kurduğumda panikten masanın fotografını çekmeyi unutmuşum.
eee unutunca bende sonrasında çektim.
bu ördeklere bayıldım ben; kayınvalidem yapıp getirdi. bende yemeğe kıyamadım.

1 Ekim 2009 Perşembe

yasemine


yasemin benim uzun yıllardır arkadaşım, dostum, kardeşim.
arkadaşlığımız taaaa üniversite yıllarına dayanıyor. ailecek görüştüğümüz. annesine emel anne dediğim, biricikk arkadaşım.
şimdilerde çooook sık buluşamasakda ayrı şehirde yaşadığımızdan...
sürekli konuşuyoruz.
şu bendeki cup-cake çılgınlığını aradaki mesafeye rağmen onada bulaştırdım ya!!!!
birde cup-cakeleri güzel olsun diye kalıp gönderdim ona...
o tatlı gülümsemenle içine sevginide kattığın güzel cup-cakeler yapman dileğiyle...


p.s: daha önce koymadım fotosunu, eline ulaşmadan buradan görme diyeee

derinler ve sığılık

dün çok yoruldum. ama beyinen...
yaptığım, hazırladığım uğraştığım, didindiğim hiç bir şey yormadı beniii...
hatta mutlu etti, huzur verdi ve rahattlattı.
ama gel gör ki; akşama gelen 11 tane bayan misafirden; 3 tanesi var ya,
bütün gece boyunca saçma sapan muhabbetler, abartılı tavırlar, ve arana sen seviye koymaya çalıştıkça seviyenein yerlerde gezindiği muhabbetler...
evet bak bende biraz abartttım, banada mı bulaştı ne?
gece boyunca beni ve benimle beraber bir 7 kişiyede açmayan bir muhabbete maruz kalmakdan dolayı....
ve aynı zamanda çok derin olduğumu düşünmedim hiç bir zaman, ama bu kadar sığ insanları anlamaya çalışmaktan...onlara biraz derinlik kazandırmak için konuşmaktan yoruldum.
bir insanın hayattan aldığı tek keyif cumartesileri yaptığı kahvaltı olabilir.
bir insanın nasıl ilgi alanı olmaz?
bir insan nasıl kendini geliştirmek istemez.
bir insan hayatı boyunca sadece hayal kurarak mutlu (ama hayallerini gerçekleştirmek için çabalamamak gibi bir hata yapabilir) olabilir.
neyse insanları böyle hayretle karşılamamak lazım...
ne kadar farklı insanlar var hayatta..
acaba ne kadar boş vakit geçirdiğini düşünmeyen;
üretken olmadığını düşünmeyen bir insan varmıdır? derken
şimdi acaba sadece bunları ben mi hissediyorum. sadece ben mi düşünüyorum der oldum.
insanlar sadece alışveriş olsun. kızlarla muhabbet olsun. hayat bu mudur?
ben mi çok çabalıyorum, ben mi çok derindeyim. hiiiç zannetmiyorum.
yaşamak nedir? yaşamdan keyif olmak nedir?

29 Eylül 2009 Salı

hazırlıklar 1

şeker hamurlu kurabiye: daha önceden hazırladığım marshmallowdan şeker hamuru ile sonunda kurabiye süsledim...

o kadar eğlendim ki... keşke evde gıda boyası olsaydıda renklendirebilseydim.
portakallı-vişneli-kakaolu pasta;birde sevda teyzemin yaptığı yaş pasta; bunları yapmak değil de süslemek eğlenceli...
mahlepli tuzlu kurabiye(sedacım tavsiyen için sağol) ilk denemem ama gerçekten nefis oldu...
tadı bir harika fotosunu çekemedim. yarın masada çekerim.
birazda evi düzenledikten sonra...
fillerimde hizaya girdikten sonra...
ayyyy çok yoruldum. yarına hazırlıkların geri kalanına devam
yarına kek,salata ve börecik yapacağım...

28 Eylül 2009 Pazartesi

çarşamba ne yapsam.

evet çarşamba akşam misafirler var...
bu sefer ağır... ağır demekler yani 10 tane kız ama içlerinde neleri var, neleri...
sürekli açık arayanımı desem.
sürekli laf sokanımı desem?
dedikoducumu desem?
patavaysız mı desem?
tabiiii bu yukarıda kullandığım sıfatlar sadece 10 kişi içinden birine ait.
sürekli kendi hayatı ve yaşadıkları doğru; diğer bütün insanlar yanlış yaşıyorlar bu hayatı..
anlamaya çalışıyorum, soru soruyrum. anlamaya çalışıp sorduğum soruların altnda birşeyler arıyor....şimdiye kadar gittiği her evde yapılanları mutlaka eleştirdi. karışık şeylerden hoşlanmıyormuş, bu yüzden olabildiğinde karışık şeyler yapmam lazım.
bense ne yapacağıma karar verememiş, panik bir haldeyim. zaten karar verene kadar bu paniği yaşıyorum.
şu meşhur takıntı haline gelen cup-cakeden yapacağım bu birrrrrr
veee birrrrde kaldım. başka ne yapayım. tuzlu kurabiye yapayım. şuuu kurabiye kalıplarıylaaaa
tuzlu olarak börek mi?, tuzlu muffin mi?
salata ne salatası yapsam..
yardım edinnnnnn!!!!!!!

27 Eylül 2009 Pazar

haftasonu




koşturmacayla geçti ordan oraya zamana karşı bir yarış...


demir bir yaşına girdi. hepimiz bu mutlu günde ordaydık..










bir gün önce epeydir, beraber vakit geçirmek istediğimiz arkadaşlarla beraberdik. güzel bir yemekten sonra beyler maç izlerken bizde ordan burdan konuşup.
daha sonra düğün cdleri izlenip düğünün eğlenceli tarafları tekrar tekrar geri alınıp izlendi...
ne güzel bir gelin olmuş benim arkadaşım...
ve son olarakda daha bitmemiş. siyah polar kumaş olmadığı için dikişini bitiremediğim. sıcak su torbasının kılıfının en azından kılıf kısmını becerebildim. çok da zor değilmiş bu dikiş. aynı zamanda çok eğlenceliymiş.

26 Eylül 2009 Cumartesi

cumartesi miskinliği

evde gezinip duruyorum. ne yapsam ne yapsam diye...
elimi bir ona atıyorum bir buna atıyorum. bir tütlü karar veremiyorum. camdan bahçeye bakıyorum. sonbahar ve soğuklar etkiliyor.
bahçedeki sebzelerin yaprakları kuruyor artık. dört gözle süs kabaklarının olmasını bekliyorum. iyice büyüdüklerinde yaptırabilirsem yada yapabilirsem lamba yapmayı düşünüyorum. güzel boyayıp. resmen ağaçlardan sarkıyor. kabaklar öyle güzellerki...
birazdan çıkıp ince kurdele alacağım. beyaz ve siyah. sonrada çıkartma kağıdından keseceğim. daireleri yapıştıracağım kurdelenin üstüne bakalım. nasıl olacak.
sıcak su torbasına kılıf dikeceğim. ilk dikiş becerim bu olacak, becerebilecekmiyim bilmiyorum.
bakalım ortaya nasıl birşey çıkacak.

24 Eylül 2009 Perşembe

makinama kavuştum


önce bayram için dağıldık.







sonra toplandık.. bayram sonrası yapılanlar konuşuldu.

ışık oyunlarıyla sohbetler sonbaharda yapılacaklar...


yapılan denemeler tabiki en tatlı dostlara, tatlı yiyip tatlı konuşmak için...

sonrada dostlardan gelen bir süpriz marlin...

22 Eylül 2009 Salı

bayramdan arta kalanlar

bayramın son günü arta kalanlara bakıp mutlu oluyorum.
arife günü her kezin bayram alışverişi yapacağını bile bile özldiğim o kalabalığa çıktı anneciğimle...
canım annem tıpkı çocukken ki gibi bana bayramlık aldııı; bende tıpkı çocukken ki gibi çok sevindim.
kalabalık içinde dolaştık, ayaklarımız ağrısa da şuraya da bakalım burayada bakalım.
yapacağım kapı süsü için bir sürü boncuk, keçe ve daha ne varsa ankaranın meşhur moda düğme ve erdoğan düğmesinde kendimi kaybetmenin tadını çıkarttım 1 saat boyunca neler var neler hepsini alasım geldi..
bayramın 1. günü klasik anneannemlerde bütün aile buluşup özlem giderdik. dedemin biraz daha iyi olduğunu görmke yüzümü dahada güldürdü.
bayramlarda çocukken yaptığım tencereden dolma yürütüp yeme zevkini bir kez daha yaşamak çoooook güzel (anneannemin gelemeyen sevgiliyide unutmayıp onada bir tencere göndermesi ise daha da güzelll)
ebruşumla bol bol vakit geçirdik bu sefer edoşun annesinin kendisiyle ilgilenmesini istediği zamanların inadına. edoşum büyümüş artık bizi rahat bıraktı..
ebrucum, canım arkadaşım. evimizin ihtiyacı olan bizi bir süredir film izleme keyfinden mahrum bırakan ama bir türlü de fırsat bulamayıp alamadığımız dvd playerı bayramın 1. günü her ne kadar daha evime gelemesede ev hediyesi olarak getirdi.
canım arkadaşım,hep aklımdasın zatenn uzaktada olsak, artık her film izleyişte içimde bir mutlulukla aklımda olacaksın.
bayramın 2. günü evime sevgiliye dönüş günüde olsa içim birazda buruldu. sevgiliye evime kavuşacak olmanın verdiği heyecan, ailemden ankarada ayrılmanın yarattığı buruklukla birleşince özlem yüreyime çöküverdi..
hızlı trenle hızlı bir şekilde evime döndüm. aldıklarımı yerleştiriken allahıma çok şükür dedim böyle bir ailem, böyle sevdiklerim olduğu için.

18 Eylül 2009 Cuma

üst üste pon pon

dün her şey keyifliydi... akşam iş çıkışı kapalı çarşı veya suluhan gibi olmasada buraya yeni açılan, takı tasarımı için incik boncuk satan dükkana gidip boncuklar alındı. hemen yanından vazgeçilmez renkler olan siyah, kırmızı ve beyaz ip alındı ...
yemek sonrası acele ile kapı süsümün pon ponlarını yapmaya başladım.
her ne kadar kar görüntüsü veren perdeye bayılsamda nerede satıldığını bulamadığım için onuda kendim yapmaya karar verdim.
pon ponlar öyle hoşuma gittiki bluzlarımada birer tane kondracağım.
evet kafamdan daha karışık olan ev ve iş yerimde...
düzen adına bilgisayarıma atılan format sonrası silinen program bu birrrrr
tatilden sonra nereye gitikleri bir türlü bulunamayan fotograf makinası pilleri ikiiiii
ve fulll çeker görüntülü ama ulaşılamayan cep telefonum bir ayın sonunda tamirden geldi ama hala aynı arızaların dışında birde arada sırada benim hissettiğim duygularımın karışıklığı gibi benim ters zamanlarımda kolaylık sağlamak adına oluşan yazı karakterlerinin ters olması üççççççç
işte bütün bu yukarıda yazdığım nedenlerden dolayı uzun zamandır sayfama foto ekleyemememe nedendir. yeni tamirden gelen tersliği tutan cep telefonumla ters fotolar çektim sabah...
büyük bir heves önce cd yi aradım bir tane buldum ama o değil. cd olmayınca fotoları bilg. atamadım. neyse deyip bütün gün belli aralıklarla bloga girmeye çalışıp o ekranda gözüken hatayı görünce pes ettim.
öğlen 3.30 da iftara misafir geleceğini öğrenip,, ankaraya gideceğim için bozulmasın diye dağıttığım sebzelerin olmayışı ile tutuşup ne pişirsem diye kısa ir süre panik yaşadıktan sonra yemeğide atlattık.
işte yarın yolculuk vakti gidip gelip valize bir şeyler atıyorum. acaba hava nasıl olucak diye onuda bnuda derken valiz doldu.
kocayı bırakıp annemlere gidiyorum. bayramda ordayım.
nete giremezsem şimdiden, hepinize şeker tadında bayramlar diliyorum.
nerde o çocukluğumdaki bayramlar diyorum içimden (bunu demem yaşlandımmı acabayı getiriyor ardından, ama artık eskisi gibi keyif almıyorum bayramlardan)
hepinize iyi bayramlar

16 Eylül 2009 Çarşamba

hayat böyle birşey

evet sonunda belirsizlik sonuçlandı.
geliyordu.
biletlerimizi almıştık. sadece ne kadar kalacağı belli değildi.
sonra 2 günlüğüne değil. 5 günlüğüne geliyordu.
sonra tekrar 2 günlüğüne oldu.
sonra 2 gün ama belli değil daha çok olabilir diyor duki.
bugün biraz önce beklenen haber geldi.
koca bayramda çalışıyor.
hemde bütün bayram boyunca...
ne kadar sıkıcı, ama diyecek söz yok.
ilk bayramınızı ayrı geçireceğiz.
evet işte bu süper haberden sonra
ben bunun üstüne koca bir bardak soğuk hemde en soğunundan su içebilirim.
bütün planlarım. planlarımız hepsi iptal oldu.
hayat böyle bir şey işte

15 Eylül 2009 Salı

dün gidiyorduk bugün değişti

evet kocanın bayram izni değişti. böyle plansız hareket etmekten hoşlanmıyorum.
biletimize kadar almıştık. ama izin ve nöbet tarihleri değişince bütün planlar değişti. offfffff
umarım halledebilir.
bütün gün kapalı bulutlu ve yağmurlu bir hava var.
acaba bayramda hava nasıl olacak. insan ne giyeceğini şaşırıyor.
öfff bugün hava tam uyunacak havaydı battaniye altında film izleyip uyuyup uyanıp yeni film.

ankaraya 4 kala

evet bayram nedeniyle ankara yolculuk için 4 gün kaldı..
ziyaretler,gezilecek yerler, alışveriş, giderilecek özlemler...
şu dört gün nasıl geçer bilemiyorum. bugün akşama doğru güzel bir haber aldık,
kalabalıkça sevindik tabiki en çok sevinenler selma teyzelerdi..
umarım hep beraber olurlar.
akşam misafirhanede kalan bekarları yemeğe aldım. ne kadar zor bir durum, bende yaşadığım için bilirim. hep kuru şeyler yemek ve bir göz odada kalmak.
ilerleyen saatlerde türkiye maçı ile sevindik.
ne zamandır kendi kendime yapmayı düşlediğim eeee tabiki kırmızı, siyah, beyaz ve gri renklerdeki kapı süsünün bir benzeriini bir yastıkta( nasıl bağlantı vereceğimi bilmediğim için veremiyorum). sitesine koymuş. kar görüntülü perde ben bu perdeye bayıldım. acaba türkiyede alabileceğim bir yer varmıdır. adres vermiş gerçi ama yabancı site...

14 Eylül 2009 Pazartesi

zaman bu kadar hızlı akma

yapılacak o kadar çok şey var ki..
zaman bu kadar hızlı akmasın. yetişemiyorum.
gidilecek yerler listesi,
yapılacaklar listesi,
okunacaklar listesi,
öğrenilecekler listesi
insan o kadar çok şey istiyor ki yada benim isteklerim bitmiyor.
şöyle rahat bir insan olamadım.
kafam takmadan aman onuda yapmayım
onuda öğrenmeyim,
orayıda görmeyi veriyim
bayramdan sonra ikeaya gidilecek
yeni kataloğdan beğenilenler alınacak.
bununla beraberde evde yaratıcılığımın sınırları aşılamadan üretime geçilecek.
biraz daha kek ve kurabiye yaparsam. koca bana bir pastane açacak.
kitaplar bitti, yenileri üst üste başucumda, onlara başlamadan
ikeadan raf alınsada kitaplar yerlerini bulsa