15 Ocak 2010 Cuma

sığınak


burası benim için bir sığınak...
kimi zaman güldüğümü, kimi zaman kızdığımı,
kimi zaman sevgimi, kimi zaman nefretimi (ama çabucak geçiveren) paylaştığım.
kimi zaman fırtınada kalan
kimi zaman yağmurun altında gezinen
kimi zamansa güneşte kedi gibi gerinen...
işte burası en mahrem, en derin, en gizli,bir o kadarda aleni
yazdığım, okuduğum, öğrendiğim yer...
burası beni mutlu eden benim mutlu etmek istediğim insanların olduğu yer...
bazen içimden geleni yazdığım,
bazen aklıma ne geliyorsa yazdığım,
bazen usandığım,
bazen çoştuğum
bazen se sustuğum...
işte burası ruhumun sığınağı...
sende eşlik edermisin bana?

14 Ocak 2010 Perşembe

kar




artık kar yağsın istiyorum...

bu geçenlerde yağıyordu , o yakaladığım görüntü...fotoyu bulunca ne kadar özlediğimi anladım...

tabii çocuklukdaki keyfi vermesede yinede güzelll.

ankarada neler yaptığımı bir türlü yazamadım.
pastacılık dünyası diye bir yer keşfettim. kendimi kaybettim. gezdim dolaştım, aldım..çıkamadım.
şeker hamuru aldım.
adam kurabiye kalıbı alacaktım ve bir kaç çeşit daha kalmamış.
yılbaşında herkez malzeme almış...
neyse yarın netten alayım bariiii..
ama neler var bir görseniz. ve o malzemelerle pasta yapmak o kadar kolaymış ki onu anladım.
bir merdanenin 60 Tl, büyük muffin silikon kalıplarının 24'lü 250Tl olduğunu görünce yuh oldum...
ama tabiki bu malzemeler pastaneler için, ama olsun yazık dedim pastanelere bu kadar pahalı olur mu?
eee tabi pastane,cafe açma isteği içini kavuran biri olarak gelecekde meslekdaşlarım olacak insanları savunma güdüsüyle hareket ettim tabiii...
edoşun doğumgünüe gittim...
özlemle görüştüm. aslında nasıl özlediğimi fark ettim..
fotoları sonra ekleyeceğim.

13 Ocak 2010 Çarşamba

çalışmak

bu yoğunlukta çalışmayı öyle özlemişim kii...
ne zamandır, işler var ama çok yoğun değil birde bana keyif veren iş değil...
bugun bütün gün masadan kalkmadan bilgisayar başında çok yoruldum ama çooook da keyif aldım..
hayat bazen birbirini aynı olunca yakındığım şeylerde, farklı zamanlarda olan, farklı yaşantılar fakat aynı insanlarla olan vakalar karşısında benim hissettiklerim hep aynı olunca ...
kendime kızıyorum, aynı şeylerden şikayet ediyorsan , neden düzeltmiyorsun, eğer düzeltemiyorsan, neden şikayet edip benim kafamın etini yiyorsun ey beyin...
bari keyif almaya çalış, şikayet etme o durumdan....
p.s : insanların istediği bir şeyi , sırf kendim istemiyorum diye yapmadığımda karşımdaki insanlar kırılmıyor...(bunu öğrenmem lazım değil mi?) kırılmazlar değil mi?**

11 Ocak 2010 Pazartesi

bir koşu gittim geldim

evet perşembe akşamı cuma günkü toplantı için ankara yolcusu olan ben...
bugun evimde olmakla beraber...
neler yaptım neler hepsini yazacağım.
hepinizi dolaşacağım.
ama önce şu ayağımın tozuyla,
toparlamam gereken , bir ev...
biraz işşş..
birazda kendim varımmm

6 Ocak 2010 Çarşamba

bir yanım yok der öbür yanım istermiş meğer

evet bugünüm nasıl geçti anlatamam...
heyecanlı...
meraklı...
kararsız...
düşünceli...
dalgın...
kısaca olmalı mı? olmamalı mı?
evet dün doktora gittim. 12 günlük bir gecikme üzerine...
hep beklemenin zor olduğunu bilirdim, ama bir geçikme bu kadar mı?
farklı duygu yaratır insanda...
tabiki doktorun muayenesinden sonra ilk şüphe ve diğerleri...
ama ilk önce ilk şüphe üzerinde durunca..
ben imkansız ama dedim. doktorda imkansız diye bir şey yok dedi..
yarın gel kan testi yapalım dediii...
ben panik, koca panik!! (tabiii bu ilk tepki)
daha hazır değiliz, henüz düşünmüyoruz kiii...
daha ben kendimi hazırlıcam, sigarayı bırakıcam, folik asite başlıcam...
planlı olmalı yani bazı şeyler diye düşündüm.
sabah gidip kan verdim.
beklemek ne kadar zormuş.
beklerken neler geçti aklımdan...
ve sonunda karar bir yanım yok der öbür yanım istermiş meğer ...
hazırlayı verdim kendimi korkularımı itip bir yerlere...
hayırlısı dedim heppp...
ve sonuç yok...
daha hazır değilmişim.
ilk süphe boş çıktı ama
bebek yok ama,
şimdi başka bir karar var önümüzde...
bir miyom var...şimdilik çok büyük değil ama
hamilelik sürecinde büyüyormuş...
sebeb olabileceklerini anlattı, olmayabilirde dedi...
şimdi ya bu miyomdan kurtulucam,yada böyle devam edicem...
belki bu konuda yardım edebilirsiniz.
fikir verbilirsiniz.
şimdilik ameliyat düşünmüyorum, başka bir doktorada gideceğim.
bitkisel bir yöntem deneyeceğim.
hani şu maranki var ya...
onun tavsiyesi bir kür...
inşallah işe yarar...
ameliyata gerek kalmaz.
hayat öyle garip ki..
hep bir karar vermek zorundayız...
önümüzde yollar uzanıyor ve bir yolu seçip devam etmek zorundayız...
umarım her yapılan seçim en doğru ve en hayırlı seçimler olur hepimiz için

5 Ocak 2010 Salı

?


kaç gündür yazamadım...
nasıl geçti zaman hayal meyal...
çok hastaydım, gribim, işten gelip yatıyorum. üşüyorum, ateşim var, giyiniyoorum kat kat, terliyorum,üstümü değiştirip tekrar aynı işlem...
yeniyıl hastalıkla geldi, umarım böyle geçmez...

yarın bir haber almaya gideceğim, inşallah bizim için hayırlısı olur.
yarınki haberden sonra yazacağım ayrıntılarııı..
nasıl karışık duygular içindeyim anlatamam.
belki bir karar ermemiz gerekecek nasıl zor bir karar bu...

3 Ocak 2010 Pazar

yılbaşı gecesi görüntüleri


evet yeniyılı bizim buranın tek eğlence yeri olan yerdeki yılbaşı partisinde geçirdik.
her zamanki gibi bir klasik olan ahmet abini şarkıları eşliğinde
kocayla...
arkadaşlarla...
börülcemle...
eller havada karşılanan bir 2010...

2 Ocak 2010 Cumartesi

3 ü bir arada

evet yılbaşı ertesinin ertesi günü hava soğuk...
kapalı rüzgarın uğğğ uğğğ sesi geliyor içeri...ağaçların camlara vuran sesleri
üstümde battaniyem, ellimde sıcacık kahvem, yanımda kocam...
film izliyoruz.
2 günde 3 film izlemişiz...
filmli günler başlasın diyorum..
1. AVATAR: zaman zaman gözlerimi dolduran filmde insanlığı ne kadar kötü, yok edici olduğunu gördüm. hani biraz da bozulmadım değil! bir madenci olarak, madeni çıkartmak için yapılanları görünce. vallahi doğaya tek zarar verenler madencier değil.
bu filde vallahi psikolojimi bozdu... insanlık nereye gidiyor...dedim

ve 2012 son olarakda filmin konusu yok. görüntüler güzel birde sonundaki insanıyet...

30 Aralık 2009 Çarşamba

2010

burada olup şimdi süslenip püslenen yerleri göremek.
o ışıltılı mağaza vitrinlerine bakıp dalıp, kaybolamadan.
sevdiklerine hediye alacak yer bulamamak, bulsanda alacak bir şey bulamamak.
internet alışveriş yapmaya alışmak hatta sevmek...
ama çok beğendiğin ürünün stoklarda kalmamasına üzülmek..
internetten beğendiğin şeyi telefonda annene anlatmaya çalışıp, onu koştura koştura o mağaza senin bu ağaza benim gezdireererk aldırmak.
işte mesela bu yukardaki ürünlere erdim, bittim.
stokda yokdu. hemen telefn edip mağzada olup olmadığını sorup annemi bir koşu mağazaya gönderdim.işte benim ilk yılbaşı dileğim geliyor.
2010 da umarım kocamın hayalleri gerçek olur,benide buradan kurtararak, ankara da yaşatır.
öncelikle çok şükür ediyorum allahıma...
2010 dan sağlık mutluluk, şans, huzur, sevgi,saygı, başarı istiyorum bizim ve herkez için...
2010 birde çok istediğimiz arabayı alıp bize sağlıkla kazasız belasız kullanmayı nasip etsin.

p.s: birde sizinde tümmm dilekleriniz gerçekleşsin ne istiyorsanız hepsi gerçek olsun. üst komşum iyileşsin. foto: mudo.com.tr'den alınmıştır.

tembellik


kartlarımdan 2si yerine ulaştığına göre yaptığım kartların fotolarını koyabilirim. çalışmalar sırasındaki dağınıklığım.

iznimin ilk günü geçti bitti ne yaptım hiiççç..
tunik boyayacaktım.fırçamı kayınvalidemde unutmuşum. bugün yine unutttum.
şunu anladımki tembel tembel evde oturunca dahada bir tembelleşiyorsun.aslında bugun dışarıdaki işlerimi hallettim yarın ki planım hiç evden çıkmadan evde keyf yapmak.izlemek istediğim filimleri battaniye kahve ve cips ve kola ve çiklata eşliğinde yemek...
tabiii bilgisayarın başınan kalam tüm bunları yapacağım birde
ingilizce part tuuu kısmı varrr

29 Aralık 2009 Salı

diyalog

bütün perşembe ve cuma dolaştım bütün kırtasiyelerini tavşanlının ...(gerçi toplasan bir elin parmağını geçmez kırtasiye sayısı)
soru:pardon kart varmı?
cvp:yok!
bir diğeri
soru:pardon kart var mı?
cvp:yok!
diğerlerindeki diyologda çok farklı değil di!
taaki ilçenin göbeğindeki en meşhur kırtasiyeye girene kadar...
soru:pardon kart varmı?
cvp:var...
içimden çığlık atasım geldi :)
adam çıkarttı kartları tavşanlı resimleri olan kartları...
bozuldum tabii
yılbaşı kartı varmı peki?
cvp:yok
soru: neden getirtmediniz peki?
cvp: yılbaşınımı biliyoz ki!!!!
evet ben dumur yılbaşı nasıl bilinmezki yılın başı adı üstüde...
tamam ilçede herşey anons ediliyor. ilk geldiğimde çok şaşırmıştım. alıştım artık.
eee be amca yılbaşının geldiğini sana anons mu ettirmek gerekiyordu?
bu diyologdan sonra renkli karton alıp iş başa düştü...
eee tabiki sağ olsun hamarat diva...
fotoları; kartlar yerine ulaşınca koyacağım şimdilik süprizzzz....
yıllık izinlerimiz devretmeyip yandığı için geriye kalan son 3 günlük iznimi aldım. 3 günü evde dinlenip üretip,tüketip, çalışıp, yazıp, gezip geçireceğim.
not: primarimadan aldığım şeylerin yanında sağolsun ebrucum onların yanına birde hediye koymuş... nasıl mutlu oldum, buradan tekrar teşekkür ederim ebrucum.

27 Aralık 2009 Pazar

sözün bittiği an

cumartesi günü bol üretken, zamanla yarışarak geçti, ben daha erken daha erken derken yılbaşına ne kaldı...
boyandı, dikildi, kaplandı, paketlendi..
yaptıklarımdan bir tanesi
kayınvalidemler, bir atölyede ahşap boyuyorlar,sabah akşam, gece gündüz.
hummalı bir çalışma var, bende işten ve evden arta kalan zamanlarımda atölyeye gidip, onlarında yardımıyla birşeyler yapıyorum .
işte benim sevimli meleklerim.
bu arada hepsi internet özürlü olduğu için, ayrıca yaşadığımız yerdede bu ahşap boyama ürünleri bulunmadığı için banada onlara netten ürün bulmak, sipariş gibi işler düşüyor. biraz önce bu çalışmaları yaparken nette kayboldum. insanlar ne kadar güzel şeyler yapmışlar..
eee tabiki teknik bilmeden ancak bu kadarı yapılabiliyor.
bu arada benim istediğim resim kursu olayı suya düştü. yeterli sayı toplanamadığı için kurs açılamadı...
bugun kötü bir haber aldık. kayınvalidemin arkadaşlarından birinin çocuğu daha 29 yaşında handenin ölüm haberi geldi...
hayat öyle garipki..
üniversite mezunu, yurtdışında master yapmış,2 senelik evli hande 6 aydır hastanede yatıyordu. cerrah bir baba, hemşire bir annenin tek çocuğu, kızı olan hande 2 senedir tedavi gördüğü beyin kanserine bugun yenik düştü...
işte hayat doktorda olsan, kızına yardım edemedikten sonra, paranda olsa en iyi doktorları getirtip tedavide ettirsen, hastanenin bütün olanakları seferberde edilse, kaderin önüne geçilemiyor.
bazen hiçbir şey yetmiyor ve elin kolun bağlanıyor.
daha gencecik, umutları, hedefleri olan bir genci kaybettik herşeyden önce...
ve allah bir kere daha zaman zaman unuttuğumuz, koşturmaya kapılıp telaşla bazı şeyleri aklımıza getirmediğimiz de,bir kere daha hatırlattı. hayatı aslında ne kadar boş ve basit olduğunu...boş yere kimseyi üzmemek, kırmamak gerektiğini....
işte böyle buruk, sıkkın, üzüntülü bir pazar geçti.
ailesine baş sağlığı diliyorum. nur içinde yat hande...

25 Aralık 2009 Cuma

hediyem


ilk yeniyıl hediyemi sevgili tuğçeciğimden aldım.
bir önceki yazımda neler hissettiğimi azda olsa ifade etmeye çalışsamda,
ifadesinde zorlanıyorum. amaç gönül alma iyiki varsın blog...
birbirimizle hiç karşılaşmadan belkide birbirimizin neler yaşadığını bilerek, birbirimize her türlü konuda destek olup, birbirimizin yanında olduğumuzu yorumlarımızla belli ederek belirli bir noktaya gelen blogdaşlığımız...
önemli olan birbirimizi anlamakdı, yazılanlara dokunabilmek, o an orada olabilmekdi, ne düşündüğünü anlamaya çalışıp, hislerini anlayabilmek, hayatı , yaşamı huzuruyla, mutluluğuyla ve acısyla her şeyi çıkarsız, sevgiyle ortaya koymakdı...
önemli olan onların seni düşündüğünü senin onları düşündüğünü fark etmekdi..
bu farkı fark edenler ve ettirenler işte buradayız,
bu hediye beni çok mutlu etti. benim iin çok özel tıpkı yazdıklarıma yazılan yorumlar gibi...
beni anlayan, yada anlamaya çalışan, benimle aynı yöne bakan, bakmasada bakmasakda bizlere bir bakış açısı kazandıran bir şeyler öğreten düşündüren ve yalnız olmadığımızı hissettiren güzel dostluklar kazandıran bloga teşekkür ederim. sonrada yorum yazarak yanlız bırakmayanlara ve sana tuğçecim.

çoook teşekkür ederim. kalbimin en derinliklerinden bana yeni dostluklar kazandıran bloga teşekkür ederim.

24 Aralık 2009 Perşembe

çook mutlu oldum çoooookkk

dün gelen kargonuz var kağıdını,
alıpda sabahtan beri güp güp atan yüreğimi sakinleştirme çabalarıyla öğlene kadar beklerken, hadi gari hadi gari deyip ( tavşanlı şivesi) zamanı birbirine dizip, sonra onları kovalayıp zamanı bu zaman ettim ya!
sonrada öğlen koşturarak gidip aldım...
üzerindeki adresi gördüğümde anladım hemen kimden geldiğini veeee dönmeyi bekleyemeden yolda açtım daha....
içinde sımsıcak el emeği güzel mi güzel bir kutu bana bakıyor.
onun içinden çıkanlarsa ayrı ayrı çoook güzelll,
neler mi var içinde?
kimden mi gelmiş?
onları akşama yazıcam...
çok teşekkürler tatlım.
beni nasıllll mutlu ettin.

23 Aralık 2009 Çarşamba

ordan burdan



börülcemin çam ağacımı çok beğenip bende istiyorum demesinden sonra, börülceme yılbaşı hediyesi çam ağacı almaya karar verdim.

ağacı dün geldi. ağaçla birlikte birde cici mi cici bir elbise aldım ona ,akşam hediyelerini verince acayip mutlu oldu.
bende 4 gözle çocuklaçocukdan aldığım kırmızlı külot ile çorabımı bekliyorum...
yeniyıla az bir zaman kala hediyeler hazır 4 gün kala gönderirsem ulaşır sanırım yerlerine...
bugün doktora gidip kan değerlerime baktırıcam, bir kaç tahlil yaplacak.
bir şeyim yok unutkanlık dışında...
günler yoğun geçiyor, geceler ne kadar kısa zaman çabucak geçiyor. anlamıyorum insan çocukken zaman daha yavaş geçiyor gibi geliyor,ama büyüdüğünde zaman çoook çabuk geçiyor yetişemiyor zamana, bu galiba yapacak daha fazla sorumluluk, daha fazla iş bunlardan kaynaklanıyor sanırım

21 Aralık 2009 Pazartesi

gaza geldimmmm

gaza geldim,inmem....
evet daha yeni yıl gelmeden geçmişe bakıp, değerlendirip, bazı şeylerden dolayı kendime kızıp...şimdiye kadar yapmaya çalışıpda yapamadığım bir çok şeye başlıyorum.
bu sefer acayip kararlıyımmm.umarım içimdeki bu gaza toz bulutuna dönüşmezde bu sefer başarırım.
bugunden sabahtan itibaren tıkıntılardan gittikçe toparlaşan göbek için pilatese başlandı..hayatıma düzenli yaşam için spor artık girsin.
bugunden itibaren şu dilim artık ingilizceye dönsün, dönmezsede dilimi eşşek arıları soksun. ingilizce özürlü biri olarak, ingilizce anlayıp konuşamayan ben...aynı zamanda sınavlarda da başarısız olan ben... artık başlıyorum. yarım kalan doktoram için sen büyüksün ingilizce ben göreceğiz bakalım.
arkası yarın...

19 Aralık 2009 Cumartesi

Birkaç saat rötarlı yazı

Evet şuan gecenin 00.00 ben yazı yazayım diyorum.

Kocanın boynum ağrıyor diyorsun saatlerce bilgisayar başında oturuyorsun siteminden sonra; yazı yazmaya ve blogları gezmeye çalışırken yağan yağmurdan mıdır?

Çakan şimşekten mi yoksa kocanın ahından mı bilinmez internet gitti, üstelik gideceğini söylemeden, hazırladığım kahvem, şekersiz kaldı.bende buna dayanamayıp şekeri şimdiden hazırlayayım.

Yarına yayınlarım dedim.

Dilekler; şöyle bir düşündüm ki, sanırım dileklerimizi tam anlamıyla ifade edemeden mi istiyoruz. Seneler önceden beri hep istediğim ve dilediğim bir dilek, istek vardı; küçük bir ege kasabasında yaşamak istiyorum diye… evet şimdi küçük bir ege kasabasında yaşıyorum,ama benim isteğim,deniz olan bir kasabaydı, sanırım bu kısmı dilememişim.

Tam dilek şu olmalıydı belki. İzmir yakınlarında deniz kenarında olan küçük bir kasabada yaşamak istiyorum. Yakın bir arkadaşım vardı okuldan, okul bitince uzun bir süre iş bulamadı ve o dönem çok parası olan bir iş istiyorum diye dilemişti; sonunda bir bankaya işe girdi, ve sonunda dediki yanlış dilemişim, çok parası olan bir iş dilediğim, işim çok parayla ilgili ama para benim değil???

Yani diyorumki istiyoruz evet ama sanırım doğru istemek lazım…

Yeniyıla kısa bir süre kala dilekleriniz, beklentileriniz var ise doğru isteyin…

p.s : maide abla illa senin iş yapabilmen için benim sana ne yapman gerektiğini söylemem mi lazım. Ben söyleyemiyorum işte, ne olur sen düzgün yapsan işini ; ben çözüm olarak yapılacakları yazmayı seçtim sonunda söyleyemediğim için ama onada gerek yok sen hani ayarlayacaktın bakıp ona göre ( maide abla bu arada bana temizliğe gelen abla)

16 Aralık 2009 Çarşamba

sıkıntı tıkıntı



nedeni havalardan mıdır nedir?
eskiden sadece baharda olurdu bu yorgunluk şimdi ise ilkbahar-yaz-sonbahar-kış
her mevsim geçişinde...
yaşlandım mı ne?
kemiklerim sızlıyor. her yerim ağrıyor.
uykum var, uyumak istiyorum.
çok yorgun hissediyorum kendimi..
ne elim kalkıyor, ne kolum.
yapılacak çok şey ama yapacak kişi ortalarda yok.
şunu düşünür oldum.
keşke ayı gibi yaşasaydık. kışın uykuya yatsak, ama bahar oldumu bir kere gece gündüz hiç uyumasak.
işte kış geldi,soğuktan tıkıldık evler gene...
kilolarda sanki soğuktan korumak için üzerimizdeki yerini alıyor.
alması içinde sıkıntıyla tıkınıyorum.

15 Aralık 2009 Salı

benim evim...

benim evim.
kırmızı siyah beyaz ve griden oluşuyor.
biraz renk gelsin başka renkler olsun istiyorum ama sanki başka renk görmüyor gözüm.
ikeanın yılbaşı ürünleri kısmını gezdim(tabiki netten) bayıldım bayıldım.
mumlar vazolar süsler hepsi tam benim evime göre...hepsini almak istedim. ama ikea yokkk buralardaaa...
ne kadar çok ihtiyac var... aslında belkide başkalarına göre ihtiyaç değil ama bana göre ihtiyaç.
lap topum bir süre sonra kapanıyor kendiliğinden, eskidi sanırım.
yenisini almak lazım, ama önce bir soğutucu alıp onu deicem. soğutucu almam lazım.
aslında bir süre bilgisayardan uzak durmam lazım.
boynum ve belim acayip ağrıyor. sanki iğne batırıyorlar boynuma...
zaten işteyken akşama kadar bilgisayarda işim var. mecbur bari akşam başında durmasam iyi olur.
bu aralar kendimi acayip yorgun ve bezgin hissediyorum. k. kaldırıp hiç bir şey yapmak istemiyorum. sadece yatıp uyumak yada yatıp yiyip tv izlemek istiyorum.

13 Aralık 2009 Pazar

1 haftada da olan bitenler

evet 1 hafta izinliydim. bittii gittiiii.
nasıl geçti anlamadım.
çoook yoğun koşturmacalı, temizlikli bolll mantılı
eeee annemi bulmuşken mantı yaptırıp dolaba koydurdum.

eeee anne gelince evde temizliğe girişmezse olur mu?
onlar gelmeden hemen önce onlara yaptığım keklerim. fırınım ne kadar temizmiş öyle lekeleri fotoda görünce utandım vallahi...
pazartesi izinimin ilk günü iş yerinden arayıp yetişecek bir şey olduğunu söylediklerinde eve gönderin dedim. iş eve gelince senelerdir, home office çalışsam keşke dediğim bir olay gerçekleşti...
ama anladımki home office çalışmak zormuş. tabi birde vede annenler olunca , ayyy ne kadar zormuş evde iş yapmak 1 günde bitecek iş ancak gündüz annemin içeriden şu nerde... bir bakarmısınlı bölmeleriyle, benim en sonunda herkez yattıktan sonra yapayım diye düşünüp geceleri 2-3e kadar otumalarım sonucu 2 günde bitince...homeoffice çalışmanın dezavantajlarını farketmiş oldum.
sipariş verdiğim çamım geldiiii... ve süslerimde...

hepsinde kendime yazdığım notlarla beraber.
hemen çam ağacımı süsledim. bana huzur, mutluluk ve enerji veriyor.

bir haftada üzüntülü şeyler yaşandındı ülkemde üzüldük.
madencileri kaybettik. bir maden mühendisi olarak, ve eşimde yeraltında çalıştğı için çok daha derinden etkilendik belki bu olaylar karşısında...
üstelikde madenciler gününün üstüne böyle bir olay yaşanması bizi çok üzüdü çok bahsetmek istemiyorum içimden gelmiyor madenciler gecesinden bahsetmek.

bu bir haftada çok daha güzel kaplar bulup kutularımı kaplamaya devam ettim bakın..

artık sevgi dolu melek gibi insanların olduğu...
meleklerin hep yanımızda olduğu...
huzurun ve mutluluğun ayrıca sağlığın kol kola etrafımızda gezindiği yeni yıl gelsin...
bütün bunlar hepimizle birlikte olsun