3 Kasım 2011 Perşembe
ev kadını
birde bu aralar kurabiyegillerden gördüğüm battaniyeyi örme derdindeyim. elimden bırakamıyorum. battaniye örecem diyede hiç bir şey yapamıyorum. neyse battaniye bitince artık resmini koyarım.
2 Kasım 2011 Çarşamba
bayram günler kala
bu aralar zaman geçiyor ama kendimi yorgun hissediyorum ama eskisi gibide erkenden yatamıyorum. geçen hafta çok üzüldük. hasanın eniştesinin ölüm haberini aldık. daha 54 yaşında hiç bir rahatsızlığı olmayan aydın enişte sabah kalp krizinden vefat etmiş. çok iyi bir insandı, ne çok seveni varmış, bende çok severdim. çok üzüldük. bayram öncesi yaşadığımız bu üzüntülü haber ve bu haberden önce ülkemizde yaşanılan üzücü haberler ile bu aralar pek keyfim yok diyebilirim.
onun dışında sağlığım iyi şimdilik herşey iyi gidiyor.inşallah sonuna kadarda bu şekilde gider. bayramda ne yapacağımıza hala karar veremedik. bakalım yollar bizi nereye götürecek.
21 Ekim 2011 Cuma
battaniye
10 Ekim 2011 Pazartesi
zaman
hani bazen zaman geçmesin istersin ya, ellerinde halatlarla yavaşlatmaya çalışıp zamanı o anın en çokda dibine kadar tadını çıkartmak istersin ya...
hani bazende zaman çabucak geçsin istersin kafestedki bir hamster gibi o dönen şeyin içinde hızlı hızlı gittikçe sanki hemen geçivericek zamnnedersin. yada erkenden uyursam zaman çabuk geçer bilirsin. işte bu aralar hem zaman geçsin çabucak geçsin sağlıkla istiyorum hemde bir yandan tadını çıkartmak istiyorum. bu aralar tv karşında uyuklamalar acayip keyifli dizilerin yarısını izler yarısında uyur kıvamdayım. 2 kitabı aynı anda okuyorum. 10 sayfa kitap okuyup uyuyorum, sonra uyanıp tekrar devam ediyorum. sıkılınca diğerine geçiyorum. pek konsantre durumları yok yani bu aralar...
yemek içmekle ise aram iyi...kışlık yaptım mesela dün. turşularım hazır yani hani benim gibi canı isteyen olursaaa
9 Ekim 2011 Pazar
cepden post
6 Ekim 2011 Perşembe
BEKLENTİ
hayat bu aralar sunuda olsun bu yapayım.buda olsun bunu yapayım. biraz daha geçsin, zaman çabucak geçsinlerle geçiyor. birazcık uyku, birazcık kitap okuma, arada yine uyku, biraz dizi izleme ile geçiyor.
heyecanlanıyorum, bazen korkuyorum, bazen sakinleştirip kendimi konuşuyorum. aslında yazmak istiyorum daha çok ama insanın hislerini anlatmak bu kadar zormu diyorum şimdi. hem anlatmak istediğin çok şey var. ama anlatmaya gelince bir o kadar zor.
canımı sıkmamaya çalışıyorum, üzülmemeye çalışıyorum, yormamaya, kızmamaya ama yaşıyorsak ne kadar mümkün bilemiyorum. acayip unutkanlık var en başından beri o kadar basit şeyleri unutuyorum ki, mesela 5 dakika önce konuştuğum bir şeyi hiç duymamış, konuşmamış gibi oluyorum. kocama aynı soruları hergün 3 defa soruyorum. bilmiyorum sıkılıyormudur. umarım düzelirim.
belki farkında olmadan üzüyorum birilerini yada kırıyorum ama hiç farkında değilim. ama bu aralar kendimi üzmemeye çalışsamda beni üzen, kıran anlam veremediğim, hep konuşma taraftarı olduğum sorduğum ama yok bişey diye cevap aldığım arada biraz soğukluk hissettiğim biran gelip hissetmediğim bu yüzdende neler olduğunu anlayamadığım bir dostum var. üzülüyorum bu halimize belki ben alınganlık ediyorum içinde olduğum durumdan dolayı, yada kırıldığı bir şey var ama ne ??? sordum yok dedi. bir daha sorucam soramadım kaç gündür. bakalım ortaya çıkar.
işte kendimi iyi hissetmem gereken bu dönemde beklentiler çoğalıyor. duygular karmaşıklaşıyor. hatta hissettiklerim bile çorba oluyor. ..
29 Eylül 2011 Perşembe
değişim
insan başına gelmeden anlamıyormuş: belkide çok araştırmak , çok sormak yanlış bilmiyorum ama hangisi doğru bilemeden kafam karıştı bugun, sağ olsun twitterda yazdığım folic asit mi? elevit mi? sorusunun karşılığında aldığım cevaplar biraz daha rahatlattı.
kimisi ilk andan itibaren elevit kullanmış, kimisi 3 aya kadar folic asit sonra elevit, kimisi ise hem elevit hem folic asit. haftaya doktora gittiğimde soracağım ve daha net öğreneceğim.
ama sanırım bu konuda her doktorun inandığı, savunduğu şey farklı olduğundan kaynaklanıyor onun için bize düşen inandığın doktoru seçip ona güvenmek olacak.
tecrübeli annelerden tavsiyelere ihtiyacımız olacak, tavsiyelerinizi bizimle paylaşırsanız seviniriz.
28 Eylül 2011 Çarşamba
hislerim
dün çok dinamik ve aktif iken bugun acayip yorgun uykusuzum. dinlenmem lazım sanırım yani enaz 9 saat uyumam gerekiyor kendimi iyi hissetmem için yoksa işte uyukluyorum.
içimdeki heyecan hala devam ediyor. bugun ilk kitapları sipariş verdik ilki benimle ilgili hafta hafta gebelik, ikincisi ece ararın Hamilelik Günlüğü, üçüncü ise senin için beraber yapacağımız şeyleri öğrenmem için Bebek Bakımı Sorunlarına Mucize Çözümler, beraber öğreneceğimiz çok şey var bu konuda bana yardımcı olursan sevinirim.
sizinde bana önereceğiniz kitap, hatta bloglar varsa tavsiyelerinizi dikkate alacağım.
26 Eylül 2011 Pazartesi
süpriz
hayatın bize yaşattığı en büyük süpriz. geçen haftaa yaşadık.
ankaradaydım, doğup, büyüdüğüm şehirde... işte bu haberi bu şehirde öğrenmekde ayrıca bir sürpiz oldu. nemi hissettik, şaşırdık önce , sevindik, sonra bir inanamadık, inandık sevindik ve sevdik seni...
beraberliğimizi taçlandıracak, ailemizi katlandıracak kendisi şuan miniminicik ama haberi bir o kadar büyük süprizimiz vardı geçen hafta...
şimdilerde heyecanlıyız, günleri sayıyoruz, sonra günleri birleştirip hafta yapıyoruz, sonra o haftalar çoğalınca tekrar günlere döneceğiz. bu macerada bizi hep güzel ve mutluluk verecek şeyler bekler umarım. ve sağlıkla kavuşuruz birbirimize...
içime enerji veren, yaşama sevinci katan bir o kadar kendime özen göstermememi sağlayan sen, sağlıkla ,mutlulukla kavuşacağımız günü bekliyoruz biz...
16 Eylül 2011 Cuma
gezmece tozmaca
uzun zaman olmuş yazmayalı ama olsun yazın böyle oluyor zaten. bu arada neler mi yaptım gezdim tozdum. tatilll... tatil çok güzel keşke hayat hep tatil olsa sıkılırmıyım acaba diyorum. her deniz olan bir şehire gittiğimde dediğim gibi, kesinlikle denizi olan bir memlekette yaşamalıyım diyorum. insanda sinir bırakmayan, ömrüne uzatan, her derin nefesinde o huzuru hissettiren koku. zaten ben anllamıyorum ben deniz çocuğu olmalıymışım. damak tadım ege-doğu karışımı... işte ortaya karışık. hala aklım tatilde suyun içinden çıkmak istemedim. o denizin tenimde hissettirdiği kadifemsi histen kopamadım. güneşi içimde depoladım. kokuyu burnumda neyse tatil bitti ama ben hala tatil modunda kaldım. konsantre sıfır. dönüşte yaşadığım travmayı ise tam atabilmiş değilim hala seneryolar yazmaktayım küçücük bir şey için.
2 gün sonrada ankaraya gideceğim,annemlerin yanına , hem annemleri , hemde ankarayı özledim her ne kadar denizi olmasada sevdiklerim o şehirde ve gezmece tozmacaya devam.
bugun tekrar okullu oldum. aftan doktoraya devam inşallah bir gün buraya bitirdim yazabileceğim. yapmam gereken o kadar çok şey var ki bu konuda lütfen artık o içimdeki istek gelsin tembellik gitsin şu yarım bıraktığım şeyleri bitireyim.
ankara dönüşü daha uzun uzun yazarım . şimdi yarın içiin kışa hazırlık işlerine dönmem lazım.
22 Ağustos 2011 Pazartesi
GEÇMİŞ CUMA
cuma içimde olanlardan hisslerimden azıcık bahsedeyim istedim. benim için çok stresli koşturmacalı gergin bir gündü. günün sonunda duyacaklarım ise beni çok etkileyecek cevaplardı ve bunları beklemek acayip stressliydi. bu stresli bekleyişte bana destek olan koşturmacada yanımda koşan canım arkadaşım nazlı... iyiki varsın. sıra sonuca gelince nasıl mutlu oldum havalar uctum. içim rahatladı, gönlüm ferahladı...
nazlıcım yaptıkların hiçde hafife alınmayacak şeyler, iyiki varsın, iyiki tanımışım seni ve iyiki arkadaşımsın. senin desteğinle benim için zor bir günü atlattık. seviyorum seniii
16 Ağustos 2011 Salı
büyüyorum
11 Ağustos 2011 Perşembe
hayallerim ve kırıkları
insan bu yaşa gelip hala hayal kırıklığı yaşa mı dicem. yaşıyormuş bunun yaşı yokmu. hala güvenip, hala tanıdığını zannedip, hala kazık yiyorsak hala hayal kırıklığı yaşıyoruz.
hayaller bitmediği sürece hayallerimin peşinden koşmaktan vazgeçmediğim sürece bu devam edecek.
istekleri bitmiyor insanın yeni yerler, yeni şeyler, yeni bilgiler...istekler olunca da beklentiler o yönde, şu an ağustosta bu havaya karşı içine düştüğüm bu melankolide çıkıp, bir mantık duygusuyla birlikte elimde süpürgemle kırıkları süpürüp bir sonraki hayallime dalarım.
tüm hayalleriniz, istekleriniz, dilekleriniz gerçek olsun. mutlu kalın
29 Temmuz 2011 Cuma
boşşş
bomboşşşş hislerim duygularım.
kırgınlıklarım var, kırıklıklarım var. içimde büyüyen.
oysaki sözlerinin beni bu kadar kırdığını bilsen yinede söylermisin.
hayat öyle garip ki öğrenemedim.
bir susmayı...
bir takmamayı....
birde kendim için yaşamayıı...
22 Temmuz 2011 Cuma
boşluk
öyle yoğun geçiyor ki işler çok yoğun dinlenemiyorum.
ama bünye dinlenmek için bahçe istiyor. hazır yaz gelmişken sıcaklardan eve giresim gelmiyor.eve girmeyincede evde yapmam gerekenleri yapamıyorum. ama insanın ruh hali nasıl farklı bu yorgunluğa rağmen insanı kücük şeyler mutlu edebiliyor. enerji verebiliyor. bugun bir narçiçeği oje, bir nar çiçeği pantolon, birde mavi kolye içime enerji kattı, mutluluğuma mutluluk, keyfim keyif. işte ufak şeyler hayatımızdan eksik olmasın hiç. mutluu haftasonları dilerim.
p.S: bu arada öyle özledim ki handanım. konuşmayı, uykusuz geceleri, mutfak muhabbetleri ...
18 Temmuz 2011 Pazartesi
33'e 11 kala
öğrendim, anladım yapabilirmiyim, emin değilim.
hayat çokda ciddi alınmaya gelmezmiş. iş çokda ciddiye alınmaya gelmezmiş. herkez kendi keyfinde, herkez kendi çıkarları doğrultusunda giderken, aslında çoğu kişi sorumluluklardan kaçarken, herkez birbirine topu atarken,aslında çocukken aynanan istop, akşam ebesi, saklambaç gibiymiş hayat. oyun oynarkende oyunu ciddiye alanlar şimdide hayatı ciddiye alıyor sanırım. hayatı bu kadar ciddiye alırken keyiflerindende bir o kadar uzaklaşmak demekmiş bunu öğrendim. kendi hayatını ve kendini dünyanın merkezine koymak en önemli şeymiş bunu öğrenemeyip ben nerde hata yaptımlar zaman kaybıymış.
bunlardan sonra 33 yaşa 11 kala öğrenilmişlik mi? ağır basar, karakter mi? bilsemde bilemedim.
12 Temmuz 2011 Salı
yorgunum
yorgunluktan geberiyorum. haftasonu sıcakta akşama kadar şunuda yapalım. burayada gidelim. eee gelmişken hiç bir şey yapmadık demeyelim. burayıda görelim diye diye kaç saat ayakta kaldığımı, kaç km yürüdüğümü, kaç saat güneşin altında tekne turu yaptığımı, ayağımdan ayakkabının kaç saat çıkmadığını, aynı yolları kaç kere aşındırdığımı bilmiyorum. bütün bunlara değdi mi? değdi, eğlendik mi? eğlendik. sevdiklerimizle beraberdik. çoştuk,koştuk.
kısa zamanda ne yapılabilirse fazlasıyla yapmaya çalıştık istanbulda, ama görüşmek istediğim kişiler vardı görüşebildim mi? hayır... görmek istediğim yerler vardı görebildim mi? hayır
bir daha ki istanbul gezisinde hepsine herşeye vakit ayırmak ümidiylee bir kaç gün kendime gelemem sanırım ayağım şişti kızardı bozardı. boğazım şiş burnum akar. düzeliriz elbet heleki annem geldiya ooo bana iyi bakarrr
6 Temmuz 2011 Çarşamba
hey istanbullular
yetişemiyorum günler geçiyor ben keyfindeyim her şeyin ama tamda şöyle tadını çıkartıp ,keyfine vardım. hevesimide aldım diyemiyorum. hala aklımda ve içimde kalanlar var onları yapma telaşındayım. bu haftasonu ufak bir kaçamak planladık sevgili ve arkadaşlarla kaçıcaz istanbula inşallah. hiççç plan yapmadık. rüzgar istanbulda nerden eserse o tarafa gisicez. belli mi olur belki bir yerlerde yolumuz düşer karşılaşırız.
tavsiyeler istiyorum. twitterdanda yazdım. cevap alamadım. nerede yenilir içilir. kaçırdığım görmem gereken, yemem gereken ne varsa kısada olsa bu zaman sığdırmaya çalışacağım.
hadi yazın, yardımcı olun hadiiii hadiiii
4 Temmuz 2011 Pazartesi
uyuşukluk başa bela
ayrı bir uyuzum bu gunlerde allahtan hava güzelde uyuşukluğuma bahçede devam ediyorum.
içimden yemek yapmak ve yemek bide yan gelip yatmak bahçede kuş sesleri, çır çır böcekleri birde pisicikleri sesleri arasında ruhumu dinlendiresim var. bir şey yapmayı bırak yapmak için planlamak bile yoruyor şuan bünyeyi haaa ama bu arada bu monotonluk ve sıkılma durumlarıda çok fena...
sanırım iyi bir ruh hali içinde değilim. her kez tatile gidiyor ve ben tatile gidenlere gıcık oluyorum şuan. keyif veren tek şey şuan resim kursu ama orada belli saatlere sıkıştırılmış zamanlarda bir şeyler yetiştirmeye çalışmakda ayrı bir stress oluşumu. bazen kuzu diyor ki yaptığın şeyleri sen abartıyorsun. büyütüyorsun sanırım öyle zaman planlamamı yitirmiş gibiyim. hiç bir şeye yetişemiyorum. yapmak istediğim çok şey var ama ben hiç birini yapamıyorum. oysa son 1 aydır neredeyse hiç tv izlemiyorum. neden bilemiyorum. neyseki şu polenler azaldı bitmek üzerede alerjim hafifledi hiç olmazsa
kafamda odaklandığım bir düşünce var sürekli onu düşünüyorum. kafamdan atmak istiyorum atamıyorum.
27 Haziran 2011 Pazartesi
kısa kısa notlar
tam 2 sene oldu bugun. iki senenin 5 ayını ayrı geçirsekde askerden dolayı tam tamına 2 sene...
kısacık, çabucak geçen 2 sene...bu 2 sene bize neler kattı neler öğretti ve daha neler neler katacak.
hep mutlulukla baksak birbirimize, hep gülümsesek, hayallerimize dokunsak...
bizi bekleyen ve bizim beklediğimiz süprizlerle dahada bir bağlansak hep beraber hayata...
nice seneler kuzucum.
p.s: bir süpriz yapmak istiyorum sana inşallah yapabilirim.
