25 Aralık 2010 Cumartesi

hislerimmm

hani 14 gün önce trenle seni uğurlarken sana belli etmemek için kendimi sıkıp ağlamamıştım yaa... tren gider gitmez sen görmezsin diye birbirinin ardı ardına aktı göz yaşlarım. o an kendimi bu 4 senedir yaşadığım bu yerde öyle yalnız hissettim ki.. neden mi? beni buraya bağlayan tek şey sen mişsin bir kez daha anladım. işte o an boşalıverdi bütün şehir... yaşanılan 4 sene anlamsızlaştı...sonra eve döndük...tam kapının önünde ayakkabılarını görünce ikinci defa koskoca bir yumruk oturdu boğazıma...
hani herkez içinde yaşar herşeyiii, belli etmez bir çok duygusunu... hani ağlayınca güçsüz gözükürsün bu yüzden kimsenin yanında ağlamazsın. böyle bir takıntım yoktur aslında...
ama ben çok ağlayamam başkalarının yanında...
şimdi gideli 14 gün oldu...hani derler ya göz açıp kapayıncaya kadar geçer, yok açıyorum kapıyorum geçmiyor. başkalarınınki nasıl geçer anlamazsın konu kendin olunca her geçen gün acıtıyor.
dün evimize gittim. hem özledim, hemde kendimle başbaşa kaldığım bir sığınak gibi orası benim için...eve girdim. üzerimde zaten bir duygusallık. havalansın istedim. odaya girdim. sen kokuyorsun. kıyamadım canı açmaya sanki uçup giderse diye koku...koku çıkarttı içimdeki bütün özlemi...işte özlemde dönüştü gözyaşlarına...
neyse zorda geçse geçiyor zaman, geçen zaman sanada banada, bizede çok şey katıyor...
yaşanacaklar birikiyor not defterlerinde gelince şunuda yapalım bunuda yapalım diye listeler uzuyor gidiyor.
çabucak sağlıkla git gel olur mu??
yapacak çok şey var daha...

20 Aralık 2010 Pazartesi

kuzudan kalan canım arkadaşımdan gelen:dağ havası






bir dağ havası estirdi canım arkadaşım bana taaaaauzaklardan kuzumun kokusunu hissettim .
iyiki varsın nazlıııııı.

buluşmaya 18 gün kala

evet bir hafta geçti...
özledim ama daha yeni olduğu için koşturmaca,oraya buraya gitmece gezmeceyle geçti ...
inşallah kalan 21 haftada böyle çabucak geçer...
etrafıma bakıyorum herkez bir telaş içinde yeniyıl telaşı bir türlü beni saramadı... kuzusuz geçireceğim yılbaşı içimi buruyor.
kendimi evin yapılmasına verdim. aslında pek içime sinmiyor.
umarım güzel olur.yavaş yavaşda olsa yapılıyor. sanırım yemin töreni dönüşü yani 18 gün sonra toplanmaya başlıcam. bir sürede taşınma ve yerleşme öyle geçer...
sizleride takip edemiyorum ne zamandır. böyle yaşamaya biraz alışırsam sanırım. takibe ve daha çok yazmaya başlayabilirim.
kuzum özledim seniiii

16 Aralık 2010 Perşembe

telefon

meğer telefon ne kadar önemliymiş. hayatımıza ne kadar girmiş...
şimdilerde sevgiliden telefon beklediğim onun ne zaman arayacağı belli olmadığı için tuvalete bile telefonla giriyorum.
yorgunum çok uykusuzum uyumak istiyorum.
bu aralar canım çoooook kitap okumak istiyorum. zamanın nasıl geçtiğini hatırlatmasın bana kaybolup gideyim hikayesindeki düşünmeyeyim.
tavsiye edenleri tavsiyelerini bekliyorum. kitap önerisi...
kanepe dizi izlemek istiyorum hemde arka arkaya....
hava kapalı işler yoğun sene sonu geliyor. yılbaşı hediyeleri almak istiyorummmm...
gezmek dolaşmak süslenmiş vitrinlerin önlerinde ..
bu arada şafak 151...

12 Aralık 2010 Pazar

kuzumu yolculadık

evet dün gece gece 12'de otobüse binip ankaraya gidecek, sabah 9da uçağa binecekti...
ama kar engel oldu yollar kapandı, otobüs kalkmadı...
telaş içinde tren bileti alındı, uçak bileti değiştirildi.
tren rötarla 8 saatte ankarada oldu. neyseki sağsalim ankara ardındanda trabzona gitti.
koca bir günü yollarda geçti. gecenin bir yarısı trabzonda olunca bayburta yarın geçecek.
artık sağsalim bayburta ulaşıp birliğine teslim olsa rahat edeceğim.
inşallah sorun çıkmadan çabucak gider ve gelir.
nasıl duygular içindeyim hangi birini anlatayım. bilemiyorum.
güçlü oldum o gidene kadar ağlamadım. ama tren hareket edince...
kendimi hiç bilmediğim bir yerde yalnız hissettim, hemde çok yalnız...
arada ağlayıp, arada gülüyorum .
şuan şaşkınım...sanırım ilk zamanlar zor geçip zamanla alışırmıyız bilemiyorum.
ama şimdiden çok özledim.
seni çok seviyorum kuzum...

10 Aralık 2010 Cuma

bayburt

günlerdir süren heyecanlı bekleyiş sonunda açılandı...
bayburt....daha önce duyduğum ama hiç bir fikrim olmayan bir yer...
şimdiye kadar içim hep rahattı, şimdiyi sorarsan yine rahat ama yinede kalkık. neden mi??
bilinmezlik, nasıl bir yer bu birincisi, ikincisi ise uzak oluşu aslında hem zak hem yakın mesafeler çokda önemi değil değil mi dicem. karmaış duygular bunlar, özlem çöker insanın üstüne gitmeden, güçlü olmaya çalışıp o güçlü görünüşün ardında titreyen bir çocuk gibiyim belli etmeden içinden titreyen...
sağlıkla git gel zaman zorda olsa çabuk geçer...seni şimdiden özledim...

9 Aralık 2010 Perşembe

zaman mı??

nasıl günler yaşıyorum...
zaman mı? oda ne?
nasıl geçiyor, ne zaman sabah olmuş, ne zaman akşam olmuşşşş..
oysa evde izindeyken yayılıp, spartaküs izleyip, nette gezin gezinip sevgili ile takılacakdık ki...
buse hasta oldu. kayınvalidemin evi tadilatta olunca, sevgili askere gidecek olunca davetler gelince, bir orada bir burada, bir şurada zamanı geçirdik.evde tadilat başladı şimdilik biraz ağır gitsede, biran önce biterse taşınma telaşı yaşıcam. inşallah sevgili askerdeykende zaman bu kadar çabuk geçer. bugün gece askerliğinin nereye çıktığı belli olacak.
içim bir kabarıp dolup taşıyor, bazende bir sakinlik yaşıyorum.
böyle belirsiz beklemek daha zor. içim rahat aslında bakalım akşam belli olacak.
evren sana gönderiyorum. hayırlı güzel bir haber bekliyoruz.

4 Aralık 2010 Cumartesi

verimli bir gün bugün

yol yorgunuyduk ya hani, ama enerji toplayıp gelmiştik.işte bu yüzden verimli geçen enerjili bir gün oldu...
hani taşınacağım ya gerçi daha ev tadilata başlamadığı için en az 1,5 ay var... hem bu yüzden hemde sevgili askere gidecek diye hiç içimden gelmiyordu yılbaşı ağacını süslemek...
ama bugun. izmirden aldığım yeni süs beni gaza getirdi. hadi süsleyeyim dedim.
büyük bir keyif ve zevkle süsledim.
şimdi yerini aldı ışıldıyor köşesinde...bizde zevkle ışığının altında kahvemizi içtik...
bugün birde MADENCİLER GÜNÜ
bütün madencilerin, maden gönül vermişlerin madenciler gününü kutluyorum.
bütün madende çalışırken hayatını kaybetmiş madencilere allahtan rahmet diliyorum ve bir daha böyle olayların yaşanmamasını diliyorum.
akşama geleneksel madenciler balosu var. senelerdir kutlanan bugünün hazırlıkları var...
geceden fotolar yarın eklenecek.
şimdilik hazırlıklar başlasın.

çocuklar gibi şendik izmirde

kimi zaman yerdeydi ayaklarımız bazen hüzünlü...hani boğazında düğünlenir. anlatamazsın, konuşamazsın ya
kimi zaman havalardaydık :)))

deniz havası, aşk kokusu tazelendi bu bünye, yenilendik...
gezdik ayaklarımız ağrıyana kadar, içimizdeki deniz ürünlerine olan hasreti giderdik, bol bol yedik. daha bu ilk kısmı daha neler var neler...yazıcam hepsini


30 Kasım 2010 Salı

kısa bir kaçamak:izmire 10 kala

evet koşarak gelierek hazırlanan bir kaç eşya...
içimde heyecan ama içi boş olmayan...
izmir seni ne çok severim bilirsin.
şimdi senden 2 süpriz bekliyorum beni çokkk mutlu edecek.
uğurlu geliceksin biliyorum.
şimdilik bol güzel havalı, bol gezmeliii...
kaçamak için kaçıyorum

28 Kasım 2010 Pazar

eğlence dinlence

cumartesi yine spor ve pazar yorgunluğuna birde asker alışverişi yapmış olmanın verdiği buruklukla içimde oluşan o yumruğu dağıtmaya çalışan bir bünye ne kadar yorulur...
akşamında keyifli bir muhabbet...
pazar ise keyfiyle birlikte geldi, güzel bir kahvaltının ardından,
sevgii ile kanepelerde yerlerimizi alıp,
spartaküs serisine başladık. 4 bölümün ardından, birde spartaküse üzülen bu bünye...
dakikalar geçmesin diye zamanı durdurma telaşında kovaladı akreple yelkovanı...
neyseki bu hafta 2 gün çalışıp...
sevgili ile hayalimdeki şehire küçük bir kaçamak yapacağız...
izmir bekle bizi gelicez...

24 Kasım 2010 Çarşamba

doğumgünü

bugün kuzunun doğumgünü...
akşam kutladık. sağolsun arkadaşlar bize süper bir organizasyon ile süpriz yaptılar. teşekkür ederim nazlıcım. iyiki varsınız. kutlama harikaydı....
oradan çıkıp asker yolculamaya gittik.
her ne kadar içimde hissettikerimi bastırmaya çalışsamda süre azaldıkça koyvereceğim sanrım ben...
bugün kü asker yolculamasında hep o günü düşündüm, aklımda hep o görüntüler, nevin teyzenin oğluna bakşı ve gözlerinde tutmaya çalıştığı yaşlar ama en önemlisi yüreğinde hissettikerini çok iyi anladım ben.
hani bazı şeyleri dışarıdan konuşması kolay gelir, 1 aya kadar bende öyleydim. ama insanın başına geldiğinde hissedilenler, hiçde öyle konuşulanlar kadar kolay değil.
tabiki gidecek belli bir süreliğine ve sağlıkla gelecek inşllah, iş gezisi, tatil ve benzeri şeyler olarak düşünülebilir.
ama ben seni çok özlücem kuzuuu....
seni çok seviyorum...
iyiki varsın

20 Kasım 2010 Cumartesi

home sweet home

bayram diye ne çok plan yapmıştım...
neler mi yaptım planların kaçını gerçekleştirebildim. yarısını...
bayramda ankara, biraz akraba ziyareti, biraz gezmece dolaşaca....
hem yorucu hem keyifliydiii...
bir sinema keyfiii..pek filmi beğenmesemde..
hangi birinden bahsetsem.
ankarayyı annemi babamı özlemişim.
bol bol özlem giderdim.
ebru- özlem ile görüştük. ilk gün bayram başlamadan ayrı ayrı takılıp sevgili ile kızlarla buluştuk.
konuştuk, kıkırdaştık, dertleştik, tarif aldım.
daha sonraki günlerde akraba ziyaretleri...
bilkentte güzel havanın nimetlerinden faydalanıp, bahçede mangal keyfiiii...
ama görüşemediklerimde var...
maviannecim gelemedik, uğramayı ne kadar çok istesekde, bir dahakine inşallah.
sinema enteresandı. film başladı diye isyan eden insanlar...
hayatında acaba hiç sinemaya gitmedilermi diye düşünmeme yol açtı..
reklam izlemek istemiyoruz diye alkış tutturdular. aynı insanlar film bittiğindede aynı alkışı tutturunca acaba film güzeldi ben mi anlamadım dedirttti.
bayramın 4. günü eskişehirde devam ettik. bayram ziyareti ardınan.
yasemin ile özlenen muhabbet yelizde var tabiii...
üniversitede kurduğmuz hayal gerçekleşşti diye sevindik,
üniversitede acaba kocalarda anlaşabilirmi derken onlarda beraber muhabbet içinde...
eller havadaydı tabiiii...
yorgunlukla döndük...
hıııı unutmadan bayramın 3. günü kayınvalidemin evini çatıdan su bastı, kalorifer suyu...
ev batmış, henüz görmedik ama çok feciii..
neyse şimdi dinenip pazartesiye hazırlanma zamanı...
p.S: annede evini özleyip eve dönüncede annesi özleyen ben, bu özlem nereye kadar, ne zamana kadar sürer

13 Kasım 2010 Cumartesi

twitter

evet twitterı çözemedim. önce dondurdum yanlışlıkla kapatmışım. acmaya uğraşığ açamadım. yeni hesap aldım mecburen.
tatil başladım. ankara yolları gözüktü yarın yolculuk var

6 Kasım 2010 Cumartesi

öğrenmeli

hani konuşursun konuşursun.
sanki konuşdukça rahatlayacağını sanırsın.
anlatırsın sen cümleler kurarsında hatta bitmez o cümleler hep yenileri gelir. evirirsin, çevirirsin bir başta olur o kelime cümlede bir sondaa..
sen konuşdukca karşındaki seni anlar zannedersin.
sen konuşdukça içindekiler tek tek içinden uçup gidecek zannedersin.
ama bir bakarsınki...
senin evirip çevirdiğin, üstüne vurgu yapıp, sesini yükseltip alçaltığın kelimeler ağızdan çıkdığında aynı etkide ilerleyipde girmemiş karşıdakinin kulağına...
her insan anlamak istediğini, kendi alabileceğini almış sadece...
bakıyorum şöyle bir hayata yaşamışlıklar yaşanacaklarda çıkarılacak derslerin bir bildirgesi olmuş, herkes yaşadığının içinde kavrulmuş, savrulmuş, yoğrulmuş.
bir film, bir kitap, bir konuşmanın etkisi herkezde farklı, anlaşılan, yorumlanan farklı olmuş.
sanırım bu hayata renk katan şey...
sen konuşdukça çoğalırsın diye bilirdim, paylaşdıkça çoğalcağımı düşünürdüm.
kimi yerler, kimi insanlar için bu böyleyken, bazen geçersizmiş bunlar.
sen sadece kendini doldurmuşsun, gördüklerin, yaşadıkların, konuşdukların karşısında..
bu birikimlerde tecrube olarak insanı büyüten şeyler

2 Kasım 2010 Salı

dik

hayatta herşey senin dik drmanla alakalı..
eğer sen dik durursan senin karşında eğiliyor diğer herşey ,
heleki azıcık eğil bükül, karşında ne diklikdekileri görüyorsun.
işte güçlü olmak lazım. öyle her şeye canını sıkacak kadar uzun eğil hayat.
ne istiyorsan onu yaşayacaksın. başkaları için değil kendin için yaşayacaksın bu hayatı..
dik eğilmeden bükülmeden

29 Ekim 2010 Cuma

google

google çeşitli günlerde böyle süprizler yapıyor ya hani..bu süprizi çok beğendim.nasıl sizde beğendiniz değil mi?
hepinizin CUMHURİYET BAYRAMINI KUTLARIM.
p.s: google alıntı

27 Ekim 2010 Çarşamba

susssss

konuşma artık diyorum. o kadar çooook konuşdukdan sonra içimdekini attıkdan sonra ancak...
ben rahatlıyorum konuşup, anlatıp...
acaba anlattıklarmda benim gibi unutuyor mu???
yok sayabiliyormu anlattıklarımı???
hiç olmamış, hiç o an yaşanmamış gibi...

23 Ekim 2010 Cumartesi

hani bazen

hani bazen susarak anlatırsın derdini...
hani bazen konuşarak anlatırsın...
anlatırsın, anlatırsın evet bu sefer anladı dersin ama yok anlamadığını gördüğünde
sinirlenirsin, kızarsın bağırırsın...
oysaki bu sinirlenme bağırma onu sevdiğindendir.
hatta bütün o konuşmalar, defalarca anlatmalar hep değer verdiğindendir.
değer vermesen konuşurmusun.
sen konuşurken kırılırsın, hatta kırarsın.
kırmak istediğinden değil, sırf üzülmesin, sende üzülme diye...
ama bazen ne seni anlar hayat, neden onu...
hayatı anlaşılmaz kılan hep kedimiz değilmiyiz.
her seferinden konuşmayayım deyip kendini tutamıyorsan...
susmak çözüm olurmu???

19 Ekim 2010 Salı

zaman

grip geçiyor gibi...
baş ağrısı devam...
iş yoğunluğu artarak devam etmekde....
pilates devam ( 2 hafta bitti)...
kitap okuyamamaya devam...
üşengeçlik gitsemmi, kalsammı arasında...
istekler hiç tükenmiyor...
çikolata kaşık kaşık nutella :)))
tatil planları hayallerde...
sanırım seneye taşınacağım...
yapılacaklar listesi çoğalmakda...
yapılanlarsa yerinde saymakda...
planlar var gerçekleşeceği günü beklemekde...
zaman ise su gibi akıp gidiyor...
ben ise onu yakalamak adına nefes nefesee...