14 Şubat 2012 Salı

Bizden

Bu aslında bir deneme cepten bir post denemesi, zaman ne çabuk geçiyor. Bazen çabuk geçsin derken bademde geçmesin diyorum.ama sunu istiyorumki artık bahar gelsin.

13 Şubat 2012 Pazartesi

DİZİ DİZİ



hafta sonunu hiç evden çıkmadan geçirdim. kapının önüne bile çıkmadım. şimdi ohhh dinlenmişsiniz diyebilirsiniz ama yok. cumartesi günü ben pek bir şey yapmasamda bütün gün ayakda bir o oda bir bu oda annemin peşinde gezdiğimden, bütün işi annemim yapmasına rağmen ben daha çok yoruldum belim ağrımış.

pazar günüm ise koltuk üstünde elimde süt, yapmaya üşendiğim tatlı yerine nestlenin çikoltası ile uzun zamandır birikmiş olan diziler izlendi..bittimi hayır daha sıradalar alcatraza başlayamadım. once upon a time'da çocukluk yıllarıma dönüp masallar ile gerçekler arasında kayboluyorum. ben çok seviyorum sizi bilemem. bütün akşam işe gitmesem koltukdan hiç kalkmadan, peşpeşe dizi izlesem isteğindeydim.
hepimize mutlu haftalar..

9 Şubat 2012 Perşembe

şekerrrr

1 haftadır şekersiz yani tatlısız geçen bir yaşam aynı zamanda karbonhidrat yememem gereken bir süreçdeyim. neyseki bir gün kaldı. tabiii sonuç iyi çıkarsa...yoksa diyete devam. ne kadar zormuş insanın yasak olan bir şeyi yememesi gereken şeyi canının istemesi ama yiyememesi. resmen gözümün önünden tatlılar geçiyor. normalde canım istemez börekler hamur işleri istiyor. dikkat etmem gerekecek artık ne yapalım.
bir haber vereyim: yaklaşık 1 senedir açılmasını beklediğim internet sitesi english home sonunda açıldı. şimdilik az üründe olsa sanırım 1 sene sonrada ürün çeşitliliği artar.
bakın nasıl büyüdü çiçeğim. üstelik nefisde kokuyor. bu ara kendimi aşırı yorgun halsiz ve bitkin hissediyorum. sekerimmi düşüyor acaba :))))

2 Şubat 2012 Perşembe

şubat başlığı


Şubat geldi. kış bu sene çok soğuk geçiyor. donuyoruz, kuşlar, köpekler, kediler ve dışarıda yaşayanlar , van için dahada beter durum. allah hepsine yardım etsin.
yorgun hissediyorum kendimi ve halsiz. nedendir bilmiyorum. bir isteksizlik var. halim yok daha doğrusu...
bir kararsızlık halidir gidiyor bünyemde, birde işe gelmek istemiyorum. evimden çıkmadan hobilerimle, dizilerimle, kitaplarımla başbaşa kalayım istiyorum. okumam gereken bir sürü kitap var. keçelerimle başbaşa kalmak, kumaşların içinde boğulmak, once upon a time içindeki masallarda gezinmek.

31 Ocak 2012 Salı

yaşananlar

bu aralar yaşananlar çok garip, incitici ve anlamsız.
sevdiğim, bir dönem çok değer verdiğim, kardeşim gibi gördüğüm biri ile aramızda uzun süre önce yaşananlar sonucu bu hale gelen, hatta gelmesi gereken ilişkinin aldığı boyut çok garip.
normalde konuşulup çözülmese bile herkezin cebindekileri dökeceği ve ardındanda ya tamam ya devam denilmesi gereken mevzunun şu anki getirildiği boyut ve olayın farklı yerlere, kişilere sıçraması. olayların anlaşılmadan dinlemeden bu hale gelmeside yalan yanlış anlatılan olaylar silsilesi haline dönüşmesi...
geçmişte yaşananlar ve paylaşılanlar nedeniyle geçmişe ve yaşananlara ve yapılanlara duyduğum saygı gereği şimdiye kadar hiç bir şey söylemesemde, kırıldığım, incindiğim bu kadar mevzu sonuçunda, üzülmemem, kırılmamam gereken bir dönemden geçtiğim şu sıralarda yaşadığım ve yaşamak zorunda bırakıldığım durumu hak edecek bir şey yapmadığım düşüncesinde olmam. ve yargısız infaz şeklinde benimle konuşulmadan (ki bir kaç kere konuşmaya çalışmama rağmen) yapılanların, konuşulanların kulağıma gelmesi,hatta yazılanları okumam sebebiyle...
olayların başkalarına anlatılması, yansıtılması ve yalan yanlış konuşulması sebebiyle bu yaşadıklarıma bir sünger çekmek istiyorum. geçmişte yaşananlara saygıdan daha fazla konuşmadan susup, kimse birbirini daha fazla kırmadan yok sayılsın istiyorum.
ben hayatımda daha fazla kırılacağım, incineceğim olaylar yaşamak istemiyorum. ne kimseyi kırayım, nede kimse beni kırsın istiyorum. hayata daha farklı gözlerle bakmaya başladığım şu zamanlarda zamanında arkadaşlarımda kazık yemiş, üzülmüş olsamda bu olayın bana öğrettiği şey şu oldu hayatımın içine bu kadar insanları sokmamam gerektiği, bu kadar fazla samimi olmamam gerektiğidir.
kendi kendime yettiğim şu kücücük ailemle  yalnızda mutluyum ben ve birilerine ihtiyaç duymadan sadece paylaşımların olduğu bir hayat benim için çokda keyifli olacak. herkeze bundan sonraki hayatında başarılar dilerim. herkezin gönüllerinden geçen iyi şeylerin hep onlarla olduğu bir hayat dilerim.

26 Ocak 2012 Perşembe

YETENEK VE ZEVK AYRI BİR ŞEY

yetenek ve zevk ayrı bir şey vesselam. bende hiç olmayan demeyi bu bünye kabul etmiyor işte o yüzden zaman zaman nadiren ugrayan bir konu buuuu.
elden bir şey gelmeyince yaratıcıda mı olamıyor insan nedir.
işte böyle olunca bende insanların yaprıkları şeylere hayran hayran bakma durumları mevcut, hani ağzımında suyu akmıyor değil yani. her gördüğümde heveslenip bende yapmalıyım deyip evi iplerle, keçelerle, boncuklarla boyalar ve hamurlarla doldurup sonrasında o piti piti diye hangisinden başlasam karar verememe mevzusu ile hepsini birden bırakıp maymun iştahlılığımın doruklarında, zaten işten geldim yorunum amannnn deyip bırakıyorum. işte aslında aklımda yapılacaklar listesi uzayıp giderken bu tembellik ve kararsızklıklar içinde bulunan bu şişman bloggerı biri dürtse hişşşş kendine gel şundan başla desede harekete geçsem diyorum hııı nasıll olur.

23 Ocak 2012 Pazartesi

ocağın bitmesine 7 gün

bakıyorumki son yazılarımda hep bir zaman belirtmişim. hep bir geri sayım var. zaman geçmiyor gibi gelsede bu aralar yapamadıklarım var benim. soğukdan buzdan yürüyemiyorum. o kadar uyuşuğum ki tatlı yapayım, börek yapayım diyorum yapamıyorum. birde diyorum yapmadığım daha iyi yaparsam yerim diyorum. kitaplarım bir bir bitiyor. örgülerimde biri bitmeden diğerini başlıyorum.
kendinle konuşuyorum bol bol. hayatı tanıyorum her geçen gün, her ne olursa olsun, güvenmenin ne kadar önemli ve aynı zamanda ne kadar riskli bir şey olduğunu anlıyorum. hayatın yediğin kazıkların bileşkesi olduğunu bilsende o kazıkların bir sonu var mı onu bilmiyorum.
kendime dönüyorum daha, içime dönüyorum. kırıklarımı, kırgınlıklarımı 2011 de bırakıp yeni ve daha güçlü başlıyorum 2012 ye. hiç birşeyin hiç kimsenin beni üzmesine, beni incitmesine izin vermeden daha bir sağlam yürüyorum diyorum.

20 Ocak 2012 Cuma

bir haftanın daha sonu

bir hafta daha biterken, bu haftanın yorgunluğu, bitkinliği, soğukluğu (-19U GÖRDÜK), hastalıkları ile bitti. haftasonunu iple çekerken dinlenmek istiyorum. bol bol uyumak. üzerimdeki grip ve bel ağrısını bu haftada bırakıp haftasonu dinlenmiş eğlenmiş, enerjik geçirmek dileğindeyim.
okullar tatil olurken neden işlerde tatile girmiyoru yaşayıp, bir kez daha öğretmen olmadığıma yanmalardayım. her geçen gün aldığım kilolardan ve bunları taşımakda zorlanan bünyenin ve gribinde etkisi ile nefes almakda zorlanan bir bünye olarak dertliyim.
derin bir nefes alırken hepinize iyi haftasonları dilerim.

18 Ocak 2012 Çarşamba

günlerden bugün

grip ve bel ağrısı ile mücadele içindeyken en çok istediğim şeyin evimde battaniye altında elimde kumanda fırında kurabiye kupamda kafensiz kahvem ile dinlenme peşindeyim. dinlenmece ve eğlenmece..
dikmekde geç kaldığım lale soğanlarımı dikip, keçelerim, örgülerim, dikişlerim, boyalarımla yine ne yapsam hangisini yapsam kararsızlığı içinde olmak varken.
şimdi bu soğukda buzda bu baş ağrısı ile güne başlayıpda işte olmak oldumu hiç.

13 Ocak 2012 Cuma

CUMA

fonda ruhumu ve beynimi dinlendiren bir müzik...dışarıda  bir haftadır esen yağan havandan eser kalmamış bahardan kalma bir güneş.
kafamda sorular, kırgınlıklar, uzaklar, özlem, indirimler, kimi zaman mutluluk yaşanan anlar... okuduğum 6 dan biri hesaplar, zeyanın yaptıgı kurabiyenin yerine koyduğum çokoprens bulamadığım için alınan probis..
çiçekleri görünce aklıma gelen ama sonra unuttuğum sümbül ve lale soğanlarımın nerede oldukları ile başlayan bir döngüüü...

9 Ocak 2012 Pazartesi

fotografiumdan hediyeler

sizde benim gibi fotografçılıkla uğraşmak istiyorsanız. fotograf çekmeyi ve fotograflara bakmayı seviyorsanız. eee birde artık adam akıllı bir makina almanın zamanı geldi dediğiniz bir zamanda böyle yarışma düzenleniyorsa eee ne duruyorsunuz.

Fotografium Canon 600D profesyonel fotoğraf makinesi hediye ediyor! Yarışmaya katılarak Canon 600D Kit, Manfrotto 055XProb tripod ve Kata123Go-30 fotoğraf çantası kazanma şansı yakalayın! http://blog.fotografium.com/fotografium-canon-600d-hediye-ediyor/ sayfasını ziyaret ederek yarışma hakkında diğer bilgilere ulaşabilirsiniz.







5 Ocak 2012 Perşembe

hediye duyurusu

evet bu seferde http://www.browni.net/ yaptığı site tasarımlarını bilmeyen varmı bilmiyorum şimdide hediye olarak header ve bir badge yapacak çok isterim tabiki kazanmak onun tasarımlarından birini taşımak sitemde süper olur. eğer sizde isterseniz bir tıkkkk. bu arada daha öncceki headerımı yapan ebruya tekrar teşekkürler...

4 Ocak 2012 Çarşamba

karışık

öyle karışığım ki son günlerde...kafam karışık, beynim, düşüncelerim, hayallerim, isteklerim ve yaptıklarım karışık. olur arada hani böyle kararsız olursun, ne yapmak istediğini bilemezsin, hepsini aynı anda yapmak istersin. bir zaman geçsin, birde sündükçe sünsün istersin. işte böyle bir andayım. 3 tane kitabı birden okuyorum hangisini canım isterse onu okuyorum. aynı anda 3 örgü örüyorum biraz ondan biraz bundan...insan dönem dönem böyle zamanlar geçiriyor, çok şey yapmak isteyip zamana yetişemediğimde oluyor genelde bu duygular. ama onun dışında evimizde huzurluyuz. kendine yetebilmek çok güzel bir duygu...insanın kendi kendine vakit geçirebilmesi ve bundan keyif almak çok güzel. böyle geçsin günler diyorum işte.

30 Aralık 2011 Cuma

2012

Yeniyıl hep bir heyecan yaratıyor insanda bu sene her ne kadar yenyıl moduna girememiş olsamda sanki sıfırdan hayata açılmış yeni bir sayfa gibi, yeni başlangıçlar gibi işte bu yüzden hep değişim gelir aklıma, yapmak istediklerim birde. kafamda şunuda yapayım bunuda yapayım diye bir to do list for 2012 var ama buraya yazmayacağım. umarım hepsini yada bir çoğunu gerçekleştirebilirim. ama her şeyden önce sağlık, mutluluk, huzur , sevgi diliyorum tüm dünya için...
2011 çok sevimli olmasada benim için güzel haberlerle geldi. 2012 ise hayatımıza yeni en büyük hediyesini verecek inşallah sağlıkla işte bu yüzden çok heyecanlıyım. herşeyden önce değişmek istiyorum iyi bir anne adayı, sonrada iyi bir anne olmak istiyorum, ve isteyen herkez bu duyguları yaşasın istiyorum. sağlığınız, sevginiz, gülücükleriniz sizi hiç bırakmasın 2012'de... mutlu yıllar.

P.S: foto all posters'den

27 Aralık 2011 Salı

2012'ye günler kala

ankaradan döndüm. altını üstüne getirdim ankaranın öyle özlemişim ki az bile geldi. gezdim, alışveriş yaparken kendimi kaybettim. bu sene yılbaşı havasına tam anlamıyla giremedim. almam gereken hediyeler, yollamam gereken kartlar, göndermem gereken hediyeler var. ama hepsini yapmaya üşeniyorum. havaya giremediğimden mi uyuşuklukdan mıdır bilemem.illa yılbaşında gitmesine gerek yok değil mi? yılbaşından sonra yollasam olmaz mı?
bu aralar bloglarda birbirinden güzel hediyeler dağıtılıyor. bir kere daha duyurayım istedim. yılın son hediye çekilişi var. örgünün, keçenin, çarpı işinin ve daha bir sürü şeyin üstadı http://kurabiyegiller.com/ den yeni ve son hediye hadiiii katılın sizde kalplerinizi yumusatsın.

16 Aralık 2011 Cuma

ankara

gidiyorum birazdan her zamankinden biraz farklı sorumluluklarım daha fazla birazda endişe..
evet çok özledim ailemi, ankarayı.. ama içinde bulunduğum ruh halinden kaynaklı  kuzumu burada bırakacak olmak, boynumu bükmeme sebep oldu.
neyse üzerimdeki bu duygusallıkdan ve endişelerden kurtulup silkinmem lazım değil mi?
sağlıkla gidip geleyim istiyorum. yapmak istediklerimi yapıp, sevdiklerime zaman ayırıp.ankara ile özlem gidermek. hoşçakalın

6 Aralık 2011 Salı

2011 ARALIK

sene biterken şöyle bir seneyi değerlendiriyorumda ,geçen sene bu zamanlar acayip bir heyecan yaşıyorduk eşim askere gidecekdi, neresi çıkacak kısamı uzun mu çıkacak diye içimiz içimizi yerken. askerlik bitti. kavuştuk.gezdik dolaştık. çok kayıplarımız oldu üzüldüğümüz eşim hem anneannesini, hemde eniştesini kaybetti 3 ay ara ile bir daha böyle acı günlerin yaşanmaması dileğiyle... ülkede deprem, terör derken yaşananların ardından aldığımız mutlu haber ile birlikde yapılması gerekenlerde hızla çoğalıyor. ben her ne kadar zaman çabuk geçsin istesemde aslında çabuk geçiyor zaman, sene biterken hala yılbaşı ağacını kuramadım uyuşukluğumdan haftasonu kurarım derken grip nedeniyle iyice uyuşmam engel oldu inşallah bu hafta kuracağım. alışveriş telaşımız başlıyor alıncaklar listesi sıralanıp gidiyor. bu listeyi yaparken bir istanbul, bir bursa, bir ankara, bir eskişehir istiyor canım. ne kadarını yapabilirim bilemiyorum ama yapmak istediklerim var elimden gelirse yapacağım. canımı sıkan şeylerde olsa artık şunu öğrenmem gerekiyor ki hayatta hiçbir şey benden daha önemli değil. 2012 den istediğklerimin ilk sıralarında bu var hiçbirşeyin ve hiç kimsenin benden daha değerli olmadığı, ve sağlık mutluluk huzur sans istiyorum. diğer istediklerimide wish to list yazacağım.
şimdi uyuşuk halime geri döneyim.

29 Kasım 2011 Salı

zaman çabucak geçsin

öyle çok şey yapmak istiyorumki ama hala zamanı düzgün kullanmayı beceremiyorum maalesef, ileride bir gün dönüp baktığımda bu geçen günlerime ne kadarda boşa geçmiş diyeceğim belki ama yapamıyorum işte. yapmak istediğim o kadar çok şey varki ama içimde hem bu tembellik, uyuşukluk hemde birşeyler yapma istediğinin yaratmış olduğu o yorgunluk ve kararsızlıkla yapmak istediklerimden sadece bir tanesini yapabiliyorum. yarım kalan 2 adet resmim biran önce tamamlanmalı, bu aralar her ne kadar başarılı olamasamda örüp örüp söksemde takmış durumdayım daha kaç kere örer sökerim bilemiyorum ama inat ettim yapıcam. okumam gereken kitaplar kule oldu, 3 tanesini aynı anda okumaya başladım karar veremeyince ne kadar başarılı olabilirim bilmiyorum.
yılbaşı heyecanı sarıyor içimi ağacımızı kırmak için haftasonunu bekliyorum. ve tabiki birde ankaraya gitmek istiyorum. her yeniyıl öncesi sevdiğim süslenmiş ışıklandırılmış sokaklar caddesleri mağazaları gezmeyi, yeni yyılbaşı süsleri almayı, yapmam gereken alışverişleri yapmayı istiyorum.
bu arada süs demişken örgünün üstadı, beceriklimi becerikli, zevkli mi zevkli http://kurabiyegiller.com/ yılbaşı için kendi elleriyle yaptığı süsler için çekiliş yapıyor. hala katılmadıysanız. bir tık

24 Kasım 2011 Perşembe

endişe en büyük şişesinden

bugun cuma olsa hayat bayram olsa ve daha neler neler olsa yazabilirim.
içimdeki o enerji ile bazen hiç bilmediğim yerlere ülkelere gidip gezmek istiyorum. hiç bilmediğim yerlerde hiç bilmediğim insanlarla kendimi oraya ait hissetmek istiyorum. sonra bir dönüp bir kendime bakıyorum. bu halde nereye ve nasıl diye soruyorum kendime henüz belki halimde bir şey yok ama en azından endişelerim var kafamda..
nasıl bir duyguymuş bu her geçen gün yeni bir endişeya sahip oluyorum hayata dair...
korkuyorum nasıl olacak, nasıl olacağım, doğrusu ne ve ben doğrusunu yapabilecekmiyim, doğrusu nerde yazar okusam öğrenirmiyim? çocuk nasıl yetiştirilir? nasıl büyütülür? bir kurs olsa öğrensem...
hayatta hep alıştığımız gibi hep önüme çıkan sınavlarda yaptığımız gibi kitaplar, kurslarla halledilebilecek bir şey olsa hayat yok ! işte belki ilk tökezlediğimde ise endişelerimle geziyorum kafamda evet belki hiçbir zaman cevap bulamayacağım sorularla dolu kafam. iç güdülerimle mi hareket etmeliyim. hiç okumadan araştırmadan mesela...çünkü okudukça o endişe halkaları yayılarak büyüyor tıpkı bir göle taş attığında taşın yaydığı halkalar gibi evet bir yerde sonlanıyor o halkalar ama yeni bir endişede oluyor bu sanırım. galiba böyle hazırlıyor bünye insanı anneliğe...
gececek başa çıkma yöntemlerini bulacağım ve çözeceğim sorularımı teker teker inşallah...
bu süreçde tecrübeleriniz önemli benim için paylaşırsanız sevinirim.

21 Kasım 2011 Pazartesi

bir şarkı tutturmuşum

günlerdir bir şarkı tutturmuşum dilimde pelesenk.
oysaki hislerim çok değişken, bir an çok mutlu kahkalar atıyorum, kafamı öteki tarafa çevirip gördüğüm minicik bir resim, okuduğum bir yazı gözlerimden yaş süzülmesine neden. öyle abartı yaşıyorumki duygularımı duygularımı kontrol edemeyişim kendimden korkmama sebep her ne kadar bilsemde nedenini...
neler istiyorum oysaki, bir yanım arabaya atlayıp, müzük son sesde uzun yolculuklar peşinde uçuşurken ruhum, diğeri ise öyle stabilki pijamalar üzerimde saatlerce kalkmadan aynı koltukda  elimde örgü oturmak istiyor. birde üstüne kimseyi görmek istemiyorum, kimseyle görüşmek istemiyorum. görmek istediğim kişiler var tabiki ama yaşadığım yerde değiller uzakdalar..ama şuan için çevremdeki bir çok insan sinirlerimi bozuyor, belki bir şey yapdıkları yok ama bu aralar sevmiyorum insanları en azından çevremdekileri...
sinirlerim çok çabuk bozuluyor ve çok çabuk kızar oldum olaylara...oysaki sakin ve huzurlu olmam gereken bir dönemdeyim. hormonlarımın bana oyunu bu biliyorum. engel olmaya çalıyorum sakin olmaya çalıyorum ama sanki çabaladıkça daha çok sinirlerim bozuluyor gibi. umarım geçici bir şeydir bu yaşadıklarım ve hissettiklerim. çabucak geçmesi dileğiyle...
içimde oysa yeniyıla hazır bir çoşku var. süslenmiş şehirlerde ışıkların altında dolaşmak alışveriş yapmak. yeniyıl süsleri almak için heyecanlanıyorum.