19 Mart 2009 Perşembe

BUGÜN PERŞEMBE

bugün perşembe ben ankaradayım, ve öğle arası boşum...

evet ne yaparım. hava ne kadar soğuk olursa olsun, yağmur yağarsa yağsın. benim perşembe pazarına gitmem lazım.... evet işte kursun öğle tatilden yararlanarak öğlen sıhhıyedeki perşembe pazarına gittim. koştura koştura 1 saat içinde bir şeyler almaya çalıştım. ama asıl alacaklarımı alamadan geldim. ama soğuktada dondum. ellerim yüzüm resmen sızladı.

öğlen yemeği olarak ankara simidi yedim. :)

insan ankara simidi ve yanında ayranı bile özlüyor.
bu arada ankaraya geldim. hasret kaldığım, fast foodları görünce hepsinden yemeliyim diye bir çabaya girdim ama alışveriş yapıcam diye çokda yürüdüm. benim rejim gitti anlayacağınız. pazartesiden itibaren tekrar başlıcam. öğlen yemekleri konusunda sorun yaşıyorum. öğlen ne yicem diye. ancak evden salata tarzı bir şeyler yapıp götürmem gerekiyor işe, fazla seçenek olmayınca sizler ne yiyorsunuz öğlenleri, fikir verirseniz sevinirim

canım arkadaşım balkızım



canım arkadaşım balkızım. yaşadıkları bu aralar hep üst üste geldi, onun için canı sıkkın, üzgün, kızgın, 2 haftadır çok yoğun bir şekilde çalışırlarken yaşadıkları iyice sinirleri bozmuşken. birde dün bu yaşadığı olayların üstüne eve döndüklerinde karşılaştıkları manzara karşısında iyice sinirleri bozuldu canım arkadaşımın.

dün balkızımın evine hırsız girmiş. işte bütün olaylar üst üste geline en kötüsüde en sonuncusu olunca. canım arkadaşım ne diyeceğimi bilemiyorum. allah korumuş. canınıza bir şey olmamış. hırsızla burun buruna da gelebilirdiniz. neyse ki tatlım olay tabiki sinir bozucu ama sen güçlüsün.

seni çok seviyorum. hayatındaki her şey istediğin gibi olsun. mutlu ol balkızım

18 Mart 2009 Çarşamba

hissettiklerim

galiba ankarayı özlüyorum bennnnn...

evet 2 gündür ankaraydayım. hava nasıl soğuk ve karlı, artık bahar gelsin istiyorum.

çok farklı ruh hali içindeyim son zamanlarda, ailemde uzakta yaşadığım için onlarla vakit geçirmeyi özlüyorum. ankaraya geldiğimde canım evden dışarı çıkmak istemiyor. annemin dizinin dibinden ayrılmak istemiyorum.

2 gündür sabah uyandığımda mutfaktan sesler geliyor. ben üstümü giyinip de mutfağa geçtiğimde kahvaltı hazır oluyor. (ellerin dert görmesin anneciğim) annelik nasıl bir duygudur. nasıl bir fedakarlıktır. sabah erkenden kalkıp bana kahvaltı hazırlıyor. hala küçücük bir çocukmuşum gibi, şunuda ye bunuda ye... bende küçük kapsrisler yapıyorum. yemicem diye...

özlüyorum annemi,babamı...

uzakta olunca daha da iyi anlıyorsunuz ailenizin kıymetini... akşam eve geldiğinizde evde birilerinin olmasını, kapıya yaklaştığınızda evden yemek kokularının gelmesini...

yaşadığınız şeyleri biran önce eve gidipte annenize anlatacak olmanın heyecanını...

işte bütün bunları yaşarken birde aynı zamanda ankarada olmak, ben yılbaşına yakın tunalı caddesini, tunalı caddesinden bakanlıklar ve kızılaya doğru yürümeyi çok severim. yılbaşında bütün caddeler, mağazalar süslenmiş olur. her yer ışıl ışıl hele birde kar yağıyorsa ooo acayip keyifli... o sokaklarda satıcılar özelliklede nergis çok severim. o sokuklarda nefis kokusu ve görüntüsü ile beni çok etkiler

hele birde elleriniz soğuktan donmuşken kestane alıpta hem elinizi ısıtıp hemde yemenin keyfini bana sorun birde...bazen düşünüyorumda yemek yemek hayatımızda ne kadar çok yer kaplıyor. benim için ise yemek yemek acayip büyük bir zevk, tok olsam bile yemek yiyebiliyorum ben. işte böyle oluncada sonuç kilolar... neyse ben fazla yemek muhabbetine girmeyim şimdi (acıktım galiba) bütün blogcular rejimde olduğu için etkilemek istemem.

17 Mart 2009 Salı

defneyle yaşamak






defneyle yaşamak hergün takip ettiğim bir blok öncelikle küskünlüğüne üzüldüm. hemde çook.


her gün acayip keyifle okurum onu, bugun neler yapmışlar defneyle diye...


bence bir annenin kıza verebileceği en büyük ve en güzel hediye özenmemek elde değil. ileride defne büyüdüğünde bu yazıları okuduğunda, hergün neler yaptığını yaptıklarının annesine neler hissettirdiğini bilecek. hayatının her anı kayıtlı olacak ne güzel değil mi?


ne olur bırak ma yazmayı... sana gelen yorumlarda inanılmaz. o kadar güzel ki. insanlar seni okumaktan inanılmaz keyif alıyor. seni tanımasalar bile seninle mutlu olup, seninle üzülüyorlar.


defnenin maceralarından, defnenin o güzel sözlerinden mahrum etme bizi....


bu üzüntülü olayla birlikte birde güzel bir projeyi tanıtayım istedim size...

işte çevreye zararlı olan poşet kullanımına son veriyoruz arkadaşlar.
evet bu adresten bakabilirsiniz. lütfen markete pazara giderken kendi kese kağıdı yada bez poşetlerimizi götürüp ordan poşet almıyoruz. çok güzel kampanya bende daha fazla kişiye duyurabilmek adına siteme koymak istedim.





nikah şekeri

merhabalar
bu aralar araştırmalar var demiştim ya işte beğendiğim nikah şekeri nasıl?
http://www.barokbonbon.net
bu adresten hem nikah şekeri hemde davetiye bakabilirsiniz.

koşturmaca

hayat hep bir koşturmaca,
ankaradayım dün geldim. yapmam gereken o kadar çok şey var ki hangi birini yapacağımı bilmiyorum. pazar sınavım var ders çalışmam lazım. arkadaşlarımla görüşmek istiyorum bir yandan onlarla görüşmem lazım. eee birde akrabalar var tabiii onlarlada görüşmem gerekiyor. zaten sabahtan akşama kadar kurstayım. geriye bir tek akşamlar kalıyor.
akşamlarıda aileme, akrabalarıma ve arkadaşlarıma ayırmam gerekiyor.
işte hep bir koşturmaca...
bu arada canım mağaza mağaza gezip alışverişte yapmak istiyor.
indirimler bitmek üzere herşey seçilmiş, pek bir şey kalmamış.
evlenmek üzere olduğumdan daha gelinlik için kumaş beğenmem gerekiyor. ve provaya gitmem gerekiyor. ayrıca evimiz için bir şeyler bakmam gerekiyor.
yapılacaklar. yapılacaklar....
galiba ben zamanı doğru düzgün kullanmayı beceremiyorum.
bilmiyorum ki

13 Mart 2009 Cuma

kapalı bir hava ve soğuk

tam bahar gelicek derken. yeniden hava kararıyor. hatta bugun hafif kar atıştırıyordu.
tamda plan yapmıştık haftasonu gezicektik. inegöl oradanda trilyeye gidecektik. bu havadada ne güzel gezilir ya.
benim böyle havalarda canım hiç bir şey yapmak istemiyor. üzerimde eşofman elimde kahvem ve kurabiyem ( bu arada pastayapıyorumda çok güzel kurabiye tarifleri aldım.) onlardan biryle beraber deneyebilirim.
yapılması gerekenler.
acilen rejim ve spor 2 lisi (pantolonlarım sıkıyor. içinde acayip rahatsız oluyorum.)
acilen okumam gereken kitapların bitirilmesi
acilen zamanı kullanmayı öğrenmek.
acilen düzenli ve derli toplu eski halime dönmek.
birde artık konsantre sorunumu çözmem lazım. yapmak istemediğim bir şeyi( ders çalışmak) yapmam lazım. (ben bu yaşımda ve bu bilnçle hala kendimi ders çalışmamam için bahanelerle kandırabiliyorsam, küçük çocukları düşünemiyorum.)
ders çalışmak dışında her şeyi yapmak istiyorum. internette gezinmek, kitap okumak, puzzle yapmak, gezmek, uyumak,film izlemek...
işte böyle bir durumda bunca zamandır çalışmadım. önümüzdeki pazara sınavım var. şimdide aman zaten 1 hafta var ne yapcam boşver diyorum.
işte böyle pazartesi ankaraya gidiyorum. bende bir hafta yokum.
yalnız bırakmayın beni olur mu?
yorumlarınızı görmek mutlu ediyor beniiiii

12 Mart 2009 Perşembe

kesin benim blog gözükmüyor

ya vallahi şimdi balkızıma baktım. oda aynı şeyden şikayetçi kimse uğramıyor diyor.
vallahi banada ne gelen var ne giden. artık şüpeleniyorum. gözüküyor mu? yoksa uğrayan mı yok. yoksa benim blogda ben birilerini davet etmediğim için mi gözükmüyor. nasıl çözeceğim bu işi anlamadım.
blogum gözüküyorsa yorum yazın lütfen.

hafta sonu kaçamakları


burası kısık konağı çanakkalede inanılmaz güzellikte bir yer. yoğun sehir trafiği ve gürültüsünden uzaklaşmanın en güzel yolu ( www.kisikkonagi.com)

bozcada tutkunları ve daha önceden bozcadayı görmeyenler için sakin, üzümleri ve eski rum evleri ile görülmesi gerekenler listesinde yerini alıyor.(www.adabacchus.com)

öngencountry otel kazdağlarında hem dağ havası hem dinlenme, hem havuzu, temiz hava herşey var burda...(www.ongencountry.com)

yine kaz dağlarında erguvanlıev (www.erguvanliev.com)

adrasan/antalyada sakin küçük bir kasabada hem doğanın içinde hemde deniz kenarında muhteşem bir yer (www.onuncukoyhotel.com)

Ormanın derinliğinde , sadece 8 odası olan Daphne Tatil evi sessiz sakin tatil arayanların mekanı.Olimposun hareketli ve gürültülü kalabalığından uzakta ormana sıfır bir ev.Deniz derseniz(3 km.) iki dakika uzakta(araç ile)....
Bahar aylarında şömine +sıcak şarap, sabahları bahçedeki açık büfe kahvaltı keyfine doyum olmuyor.Kendine ait arazi içerisinde otoparkı olan!.......

Bence güneyin en güzel kıyılarından biri olan kalkan. burda inanılmaz bir manzara var. insan burda yaşarsa sanırım ölmez. resimlerine bakın.
(www.fidanka.com)

burası Oyster Residences/Faralya
Faralya/Fethiye Her detaya sadelik ve tevazu hakim. Fazla olan her şey çıkarıldıktan sonra, geriye ruh huzuru kalmış.
Yer, dünyanın sonu. Faralyanın ürkünç bayırından aşağı tangır tungur iniliyor. Aşağısı bakir Akdeniz: dalgaların dövdüğü kayalar, maki, çamlık, zeytinlik. Ortada ahım şahım bir tesis yok: eskiden kalma birkaç basit (beton) bungalow, sempatik ama derme çatma bir açık mutfak, kayadan oyma yüzme platformu. Püf noktası insanın ruhunu okşayan detaylarda: odun ateşiyle çalışan semaver, terasa kurulan cibinlikli taht yatak, kaşla göz arası odanıza konan taze çiçek.

burasıda güzel gözüküyor. siz nedersiniz.
ev sahibi bunu demiş:Arcadia’da bulacaklarınız: 1. Sükunet arayan çiftler için televizyonsuz/müziksiz bir ortam. 2. Yemeklerinizi, denize sıfır, yıldızların altında, kus ve dalga seslerini dinleyerek yemek. Hem de istediğiniz saatte. Rengarenk çiçeklerle çevrilmiş masanıza full servis. 3. Bungalowunuz ortalama 50 m2 ve diğerlerinden 11 metre mesafede. Turunç ve zeytin ağaçlarıyla kuşatılmış.
www.arcadiaholiday.com

Akdeniz Bahçesi Çıralı/Olimpos
ev sahibi diyorki:Akdeniz’in en güzel sahilinde Çıralı’ da 4.5 dönüm meyve bahçesi içinde doğaya hakettiği özeni gösteren 3 tatil evi: Yöre taşlarından ve sedir ağaçlarından yapılmış TAŞ EV, ağaçların içinde kaybolmuş MAVİ EV ve YEŞİL EV. Sade, rahat bir ortamda kendinizi misafirliğe gitmiş gibi hissedeceğiniz samimi, huzurlu, keyifli bir tatil...
Özenle, emekle, keyifle düzenlenmiş bahçemizde yetiştirdiğimiz organik ürünlerle yapılan kahvaltı ve yemeklerle sağlıklı bir mutfak..
Çevre yürüyüşleri (Yanartaş-Olympos Likya yolu), Tekne turları (yakın koylar), Tekstil elsanatları atölyesi ile alternatif bir tatil..
Berceste Hotel Assos
www.ottomankonak.com
işte böyle daha gidilecek gezilecek nereler var.

balayında nereye gitsemmmm?

evet benim hayatım bu aralar sürekli bir şeyleri düşünerek geçtiği için bu aralar takıldığım ise balayı...
evet tavsiyelerinizi bekliyorum. nette sürekli bakınıyorum.
aslında geçen seneden beri Hill Side Beach'i istiyorum ama bakalım çok daha farklı ve güzel yerler buldum bunları sizinle paylaşacağım.
isimlerini vereyim, baktığınızda eminim bayılacaksınız, belki biliyorda olabilirsiniz.


işte yukarıda gördüğünüz kalem adası izmirde oliviera resort...
ben çok beğendim. inanılmaz sakin, doğa ile iç içe ve aynı zamanda romantik gibi geldi bana...
eğer bol oksijen, sakin bir tatil düşünüyorsanız doğa ile iç içe aslında haftasonu için ideal bir yer kaz dağlarında
tasteras butik otel


diğerlerinden biride çeşme/alaçatıda birbirinden farklı 3 seçenek sunan
sailors otel, inanılmaz güzel bir yer... rahat ve huzur bulabileceğiniz bir yer.
şimdilik bu kadar devamı gelecek.
sizin tavsiyeleriniz olursa balayı için bekliyorum.

11 Mart 2009 Çarşamba

gezindim kısacık


biraz önce şöyle bir gezineyim istedim. biraz gezinebildim. ne kadar güzel bloglar var. ekledim hemen bloga sizede tavsiye ederim. bu aralar özellikle takip ettiklerimden örnek vereyim istedim.
ayçanın dükkanında: neler var. fotografçılık bilgilerini bile aktarmış. teşekkürler.
defneyle yaşamak: bu site bana acayip keyif veriyor. çok içten
hamarat anne: çocuğu olanlar için ideal.
bir yastıkta: yeni evleneceklere büyük kolaylıklar ve öneriler: benim için süper bir blog :)
şimdilik bu kadar...
iyi gezmeler

koşturmaca hop orda hoop burda

evet bu aralar hızıma ben bile yetişemiyorum.
geçen hafta ankaradaydım, döndüm kütahyaya...
işte yoğun bir iş temposuyla birlikte geçirdiğim ankara tatil mi desem. ne desem çünkü tatil değil di? pazar sabahının tadı damağımda kaldı. ebuşla beraber kahvaltıdaydık. bir sürü şey yedik, muhabbet ettik. kısa zamanda çooook şey yapmaya çalışınca böyle oluyor.
birde bu aralar, annem ve babama daha da bir düşkün oldum beennnn, zaten düşkündüm ama annemin dizinin dibinden ayrılamıyorum. ankaraya gittim ama işten eve, evden işe....
hiç bir şey yapamadım. bir tek ebruyla görüştük. bu arada ebrunun perdelerini gördüm süper olmuş.  bir ara fotosunu koysun.
evet ankarada kilo alıp döndükten sonra, koşturmaca içine girdim.
evet burda işler yoğun onları bitirmem gerekiyor. 2 hafta sonra sınavım var çalışmam gerekiyor.
ilgilenmem gereken insanlar var, özlediğim insanlar zaman ayırmam gerekiyor.
haftaya yine ankaraya gidiyorum.  6 gün ankaradayım. (nişanlım biraz bozuluyor :)
yoğunluk sürüyor.

9 Mart 2009 Pazartesi

geldim

merhabalar
öncelikle dünya kadınlar gününüzü kutlayarak başlamak istiyorum.
günlerdir yoktum. neler yapıyorsunuz merak ediyorum. ama sizden gene yorumlar yok. üzülüyorum vallahi
bu aralar acayip yoğun olacağım. en kısa zamanda yazacağım
öptüm

1 Mart 2009 Pazar

DOĞA BEBEĞE ERKEN HOŞGELDİN

öncelikle açıklamak isterim ki; Doğa bebek 5 martta dünyaya gelecek ama ben o tarihte yazamayacağımı düşündüğüm için şimdiden yazmak istedim. (ben bile bu kadar heyecanlanıp erken davrandığıma göre handanımı düşünemiyorum)
Handanımda eski blogculardan, artık yazmıyor ama tekrar başlayabilir belki. uzun bir zamandır yeni işi, bunun üstüne öğrendiği hamileliği ile uğraşıyor. ikisinin birden tadını çıkartmaya çalışıyor. ve ben onun yanında olamadım. ve doğumada olamıcam. neyse her ikiside sağlıkla kurtulsunda başka bir şey istemiyorum. nasıl değişik bir duygudur bu. 2 kez teyze oluyorum. ilki edaydı. şimdi ise doğa... edanın hemen hemen anne karnındayken her aşamasını görsemde 2 yaşına geldikten sonraki ilklerini çok yaşayamadım. ama olsun.
şimdi ise doğa bebeği, anne karnındaykende hiç görmedim. şimdi ise dört gözle bekliyoruz.
doğa bebek; hayat sana sağlık, şans, mutluluk, başarı, iyilik, güzellikler göstersin hep.
annen ve baban gibi hep iyi ol ve onları ve kendini hiç üzme...
sizi seviyorum.

28 Şubat 2009 Cumartesi

cumartesi sabahı

sabah erkenden kalktım geç kalkmama rağmen.
sabah pilatesimi yapamadım. üzüngünüm yetişmem gerekiyordu. şimdide çıkacağım.
akşama film izlemeyi düşünüyorum. hemde arka arkaya ne zamandır izleyemediğğim bir sürü film var elimde. slamdoğ millioner hala izlemek istemiyorum. oscar almasına rağmen. filmde bir iç karartısı var ya çekimlerle alakalı, 2 sefer açtım filmi ama izlemeden vazgeçtim.
wanted'ı izlemek istiyorum. birde rock'n rolla sanırım filmin adı bu çok güzel dediler merak ettim.
daha lost'un yeni sezonunda başlayamadım. zaten topu topu 10 bölümmüş. hepsi bitsin öyle izleyim diyorum. bu arada aldığım bilgilere göre lostun yönetmeni (sanırım yönetmeni, senaristide olabilir.) diziden ayrılmış başka bir dizi çekiyormuş. onada güzel diyorlar. ama henüz adını öğrenemedim. öğrenince yazarım. ama belki siz biliyorsunuzdur.
salı akşam bir aksilik olmazsa ankaraya gideceğim. işler yoğun olacak sanırım ama olsun.
orada olmak güzel.
içimde acayip bir alışveriş yapma isteği var. ama ben bu sene alacak bir şey bulamıyorum.
kıyafetler mi bana göre değil. yoksa gerçekten hiç bir şey yok mu bilmiyorum.
ama evlenecek olmanın etkiside olabilir. almam gereken başka ihtiyaçlar olduğundan kıyamıyorum. sanırım.
bir ev için ne kadar çok ihtiyaç varmış. yeni anlıyorum. oysa bir eve baktığında hiç biri insanın gözüne çarpmıyor. hatta görmüyorsun bile. :)
iyi eğlenceli, bol keyifli cumartesiler diliyorum herkeze...

27 Şubat 2009 Cuma

ev arkadaşlığı

neden bilmiyorum? ama içim sıkılıyor...
insanlar ne kadar farklı farklı, evet insanlar birbirini sevmek zorunda değil, birbirinden hoşlanmak zorundada değil. bunu da kabul edebilirim. ama bir insan inatla gerçekleri görmekten, hayata farklı bakıyorum diyerek, sadece canının istediklerini yapabilir mi?
ben aslında fedakarlık yapıyorum senin için haftasonu kahvaltı hazırlıyorum der mi? ( o kahvaltı hazırlama da ayda -yılda bir). benim hayattan anlayışım bu an, yaşadığımız şu an ilerisini düşünmem ben diyebilir mi? ben kimseye, hiç bir yere bağlılık gösteremem ne demek.
hayatın kuralları, insanların düşünce ve yargıları beni ilgilendirmez. önemli olan benim istediklerim, benim çizdiğim sınırlar nasıl der bir insan.
bu kadar rahat nasıl olur?
evet anlıyorum. hayatta fazla görev ve sorumluluk edinmemiş insanların kendilerini kandırarak mutlu olmaları...
bir insan azıcık tutarlı olur. duyguları sürekli geçiş halinde olmaz. bir öyle düşünüp bir böyle düşünmez. insan rahatsa ve bir bakış açısı varsa bu insandan insana değişmez. insandan insana göre farklı davranıp, herkeze kendini tanıtmak istediği gibi tanıtmaz. 
yada bir insan 2 farklı insanla da görüşüp, 3ü bira arada olduğunda rahatsız olup, gerilmez.
işte böyle...
dünkü evde ki pizza ve aşk-ı memnu birlikteliğinden sonra pijama partisinini aldığı hal bu oldu. konuşmalar, açıklamalar derken konu buraya döndü.
insanın hayatta bir amacı;felsefesi, hedefi,isteği,düşüncesi yok mudur?
tek düşünce yarın ölmeyeceğimi kim söylüyor bu yüzden her anımı istediğim gibi yaşarım.
benim duygularım değişir, çabuk konudan konuya geçerim. bir konuyu çok uzun süre düşünmem. üzüntümde, mutluluğumda çok uzun sürmez.
yaptığım hataları, o an keyif verecekse akşamına tekrar yapabilirim.
işte ev arkadşım böyle biri...
bunlar kendi söyledikleri ve bana şunu diyor. sen çok mantıklı ve kontrollüsün. senin böyle olman beni rahatsız ediyor. diyor
işte bunlar yorumlarınızı bekliyorum.
ben mi anlayamıyorum acaba...

26 Şubat 2009 Perşembe

kar yağıyor her yer bemmbeyaz


sabah uyandığımda her taraf bemmbeyazdı. ve halada yağmaya devam ediyor kar. süperrrr. akşama kar topu, kardan adam yapılabilir. yukarıdaki foto iş yerimdeki odamdan bir kar manzarası sizlerle paylaşmak istedim. günlerdir her yerde kar yağarken bir türlü burada yağmıyordu. ben dört gözle yağsın diye beklerken, ilkokul çocukların kar sevincini hissettim içimde sabah karın yağdığı görünce. insan kaç yaşına gelirse gelsin, o içindeki çocuğu, o içindeki sevinci hiç kaybetmiyor sanırım. evet daha yaşım genç umarım hiç kaybetmem o sevinci ve umarım kimse kaybetmesin. 
böyle karlı bir günde şimdi sıcaık bir kahve ve anne elinden çıkmış kurabiyeler ve güzel bir müzik eşliğinde şu manzarayı izleyebilirdim.
bu akşam kızlar toplanacağız. kız kıza aşkı memnuyu izledikten sonrada, yeni bir film belki pijama partisi bile verebiliriz. ne dersiniz. sizlerde davetlisiniz beklerim

25 Şubat 2009 Çarşamba

arkadaşlık ve dostluk

merhabalar,
bu konu üstüne açıklama yazmayacağım.sadece maviannenin sayfası bence bunu yeterince iyi açıklıyor.
burada yaşayalı 2 sene oldu. her seferinde yeni insanlarla tanışıp, bu sehri bana yaşanası hale getirebilirler mi diye şans verdim. ama hepsi en sonunda bir fire verdi. fire verme nedenleride aynı iş yerinde çalışmamız ve kendi çıkarlarıydı. zor dönemler yaşadım. yılmadım denedim. ama hep aynı sonuçtu. demekki olmayacak dedim. burada yaşayacağım ama demekki çok güveneceğim. canım sıkkın olduğunda paylaşacağım. mutlu anımda, sıkıntılı anımda yanımda olacak birileri olmayacak demekki dedim. kendi kendimize yetmeliyiz demekki dedim. ama hep özendi bir yanım, arkadaşlarımın iş yerindeki dostluklarına, dizilerde aynı yerde çalışan aynı amaç için koşturan insanların dostluklarına özendim. özendim derken, demekki olabiliyor dedim. ama neden olmuyordu ...
aslında uzun bir zaman olmuştu, bizimle çalışmaya başlayalı, hatta ilk tanıştıkların biriydim belkide. hani anlarsın ya, aynıdüşünürsün, keyif aldığın şeyler aynıdır. hadi yapalım dersin hadiii der. işte ilk geldiğinde anlamıştım. ama ilk bir haftadan sonra farklı birimlerde çalıştığımızda çok görüşemedik. taakiii 1 sene geçene kadar... ama hep düşündük, aslında çok benziyor zevkler iyi olabilir, iyi bir arkadaşlık, dostluk yakalanabilir diye... ama kısmet o zamanaymış.
daha ilk görüşmemizde bunu biz dile getirmesekte, partnerlerimiz dile getirdi. çok daha önce olması gereken bir buluşmaydı diyee... evet gerçektende öyleydi.
artık burada zaman daha bir dolu geçiyor. acaba bugun ne yapsak, haftasonu ne yapsak diye geçiyor... hergün nasılsın, ne yaptın diye bir soranın olması, sıcacık bir ses duymak. canın sıkkın olduğunda, bir şeye kızdığında hep orada bir kapın olduğunu bilmenin verdiği his çok güzel.
o gülsemenin sıcaklığı, yanında gerilmeden, konuşmalarına dikkat etmeden, konuşmalarının kullanılacağını hissetmeden. seninle samimi olunmanın arkasında bir çıkar güdülmediğini bilmek ve hissetmek. arkadan konuşulmadığı, açığının aranmadığını hissetmek gerçekten çok güzel.
ne olduğunun, kim olduğunun önemi olmadan, sırf sen olduğun için, yaşamdan ve o andan keyif aldığın için hayatın güzelliklerini ailecek beraber yaşamak istemek.
iyi yada kötü, o güveni hissedebilmek çok güzel.
teşekkürler bize burada bunları yaşattığınız için...
işte böyle dostlarım tabiki sizleride unutmadım. her ne kadar aynı sehirde yaşamasakta, her gün telefonla konuşamasakta, beni düşündüğünüzü bilmek, kalbinizin benimle olduğunu hissetmek, benimde hala sizlere karşı aynı şeyleri hissetmem öyle güzel ki. teşekkürler ebuşum. handanım.
iyi ki varsınız hepiniz.

24 Şubat 2009 Salı

ANNEME

hayat ne kadar zor değil mi? ama zor olduğu kadar keyifli ve güzel...
annelik ne kadar zor değil mi? hayat bu kadar zorken, nasıl bir fedakarlıktır bu. kendi zevklerinden, kendi hayatından, bir şekilde vazgeçiş...kendinden daha fazla çocuğunu düşünmek. bu nasıl bir duygudur. bu kadar egoya sahip insanoğlu nasıl bir hisle bağlanıyor çocuğuna...
bunu sorgulamaya çocukken değil de belli bir yaşdan sonra başlıyorsun. belli bir yaşdan sonra daha iyi anlıyorsun anneni... aslında o hep sana zarar gelmesinden korkarken sen sana çok karıştığı için kızıyorsun. anne olanlar sanırım daha da iyi anlıyorlardır annelerini bilemiyorum.
şimdilerde düşünüyorum da hele annemden uzakta olunca dahada çok özlüyorum onu, daha da iyi anlıyorum kıymetini. nasıl bir güvendir. onun yanında olmak ve bir anne nasıl öğretir çocuğuna kendi ayakları üstünde durmasını, güçlü olmasını ve hayatı...bu yaşa kadar nasıl geldik, ne çok şey öğretti annelerimiz...
tekrar teşekkür ederim anneciğim. bana iyi bir insanı ve fedakar olmasını, dürüst olmasını, güçlü olmasını, karar vermyi, kendime güvenmeyi, doğru karar vermeyi, bisiklete binmeyi, yemek yapmayı, yürümeyi, konuşmayı, bana hayatı öğrettiğin için teşekkür ederim.
emeğe saygı duymayı, takdir etmeyi, hak edeni hak ettiğini vermeyiiii (daha bir sürü sayabilirim)
anneciğim daha öğreneceğim çok şey var. iyi ki varsın ve iyiki doğdun seni çok seviyorum.
(babacığım senide unutmadım. beraber bana iyi bir aile olduğunuz için yanımda olamaanızda hep sizin arkamda olduğunuzu hissettirdiğiniz için eşekkürler)

blogum görünüyor mu?

günlerdir blogu görüntülediğimi zannedip yorum bekliyorum ama yokk.
ve üzülüyorum. beni kimse fark etmedimi diye..
bugun zeya yorum yazmış. ama hala emin değilim: yorum yazılıyor mu? blog gözüküyormu?
hiç arkadaşım yok. nasıl eklicem. yardım edin bana...
yoksa bu blogspotta kaybolup gidicem...