8 Nisan 2009 Çarşamba

ahh bu bahar ve terbiye

evet buralardayım.
yine yoğunum. annemleri yolculadıktan sonra yine burda ve yoğn günlerr...
işler yoğun. hava kapalı ve yağmurlu bense yorgun ve uykucu...
ne oldu bana böyle diyorum. saat 9 da uykum geliyor. ve uyumak istiyorum. hep bir yorgunluk ve canım hiç bir şey yapmak istemiyor. bir tek yemek yemek ve uyumak. geçen hafta yaptığım istikrarlı ejimden eser kalmadı diyebilirim. içimdeki büyüyen o yeme isteğine engelde olmaya çalışsam, çok başarılı olamadığım kesin.
bu aralar yapmaya çalıştığım. yada olmaya çalıştığım halimi pek uygulayamdığım kesin.
sanırım. hem nefsimi, hemde kendimi kontrol etme yolunda adımlara acilen başlamam gerekiyor. belki buraya yazarsam daha sık hatırlamam da yardımcı olur.
1) sakin olmam gerekiyor, her kızdığım olayı söylemeyip, susup güzelce içime sindirdikten sonra yapmam gerekenleri düşünerek konuşup ona göre davranmalıyım. ( aklından geçenleri söylemek dobralık, için neyse dışında o demek değil sanırım. insanlar işine gelmeyenleri duyduklarında sadece gıcık oluyorlar)
2) istediklerimi karşımdakine direk söylemeliyim, onun anlamasını, hatta onun düşünmesi beklersem... hayatımın sonuna kadar bekleyebilirim.
3) bu konuda kendimi terbiye ederken bana yardımcı olacak kitapları okumalıyım (tavsiyeniz olursa sevinirim)
4) sabırlı olmam gerekiyor. sabırlı, sakin ve rahat... (benim gibi yerinde duramayan, kafamda olan bir işi bitirmeden rahat edemeyen ve sürekli içimde beni dürtükleyen bir şeyler varken bunu nasıl yapacağım bilemiyorum. sanırım o beni dürten şeyi bulmalıyım önce) :)))
5) hayatın, yaşadıklarımın e sahip olduklarımın kıymetini bilip, onlarla mutlu olmalıyım.
evet şimdilik bu kadar yeterli sanırım.
hoşçakalın

6 Nisan 2009 Pazartesi

hangisi doğru

içim sıkılıyor.
kendimi çok yalnız hissediyorum. anlaşılamadığımı düşünüyorum. ben başkaları için bu kadar fedakarlık yaparken. insanlar benim için ne yapıyor. bazen değer görmediğimi hissediyorum. kıymetimin bilinmediğini düşünüyorum.
istediğim şeylerin olmadığını düşünüyorum. yapım bu şekilde olmadığı için zarar gördüğümü bu kadar üzüldüğümü düşünüyorum.
hiç bir zaman kendimi düşünen istediğim bir şey için inat edip o oluncaya kadar değişik yöntemler deneyen insanlardan olmadım. ve bunu her zaman saçma buldum. istediğim şeyleri insanlara zorla yaptırmak yerine hep insanların bunu kendilerinin düşünüp yapmalarını istedim. çünkü ben söyledikten sonra yapılacak şeyin bir anlamı olmadığını düşünmüşümdür. ama sanırım yanılıyorum. benim yaptığım mı yanlış bilmiyorum. insanlar için kendi istediklerinden vazgeçip orta yolu bulmaya çalışmak demek. senin için bir fedakarlıkken, insanlar bu yaptığının farkında olmuyorlar. böyle oluncada sen vazgeçtiklerinle kalıyorsun.
neden böyle oluyor. yanlışı ben mi yapıyorum. bilemiyorum.
belkide kararlı olup, istediklerin konusunda direnmek daha mantıklı...
bilemedim hangisi doğru???

annemler geldiii

annemler geldi. :))))
cumartesi günü güneşli bir günde içimiz içimize sığamadı evde duramadık.
pazarı gezdikten sonra alıncakları alıp, sevgilinin işten çıkmasını bekledikten sonra mangal yakmaya gittik. kalabalıkta mangal yaktı. etrafta aç bir sürü kedi ile birlikte yedik. ama kediler sanki bütün bir kış aç kalmış gibilerdiiii. neyse ki doyurduk o pisicikleri... tabiii kendimizde doyduk.
daha sezon açılmamış, güneş gidince bizde donduk...
hava daha çokda sıcak değilmiş... mangal bile ısıtmaya yetmedi içimizi...
sonrada anne sıcağı ile dolu evimizde ısınmaya gittik.
muhabbet ettik, özlem giderdik,
sevgilinin anneannesi hasta olduğu için aklımız biraz onda kaldı...
inşallah biran önce iyileşir. :((((
pazar günüü keyfff yaptıkkk.
bir kaç ziyaretten sonra yağmura yakalandık. şemsiye bile yetmedi.
biraz ıslandık ama olsun.
güzel bir haftasonu geçirdik.
ama içim o kadar buruk ki...
bugün gidiyorlar ...
garip bir his var içimde, canım sıkılıyor.

2 Nisan 2009 Perşembe

eğitim

2 gün eğitim var. bugün ilk günüydü acayip sıkıldım. bir grafik üzerine bu kadar yorum yapılıp, bu kadar konuşulabilineceğini hiç düşünmemiştim. neyse dayanıyoruz artık.
sevgilinin 1 aydır önce babaanesi kalçasını kırdı ameliyat oldu (ama şimdi iyi). daha sonra anneannesi kalçasını kırdı ameliyat oldu, ama bugun öğrendik çok iyi değilmiş. umarım iyileşir düzelir. dualarımız seninle...
annemler ne zamandır gelmek istiyorlardı. çağırdım bakalım belli olacak akşama belki gelecekler. haftasonu onlarla beraber olacağım. özledim tabiiii
hava bugün kapalı ve yağmurlu yarında öyle olacakmış.
bugunden itibaren rejim olayına bir kez daha ciddi bir şekilde başladık. birazda yürüyorum. ve göbek hareketlerini yapmaya çalışıyorum. umarım sonuç etkili olur.

1 Nisan 2009 Çarşamba

AYNI SEFA KREMİ

evet biraz önce öğrendiğim bir habere göre ...
arkadaşım annesinin bir arkadaşının cildinin güzelliğinin nedenini sormuş. ne kadar güzel hangi kremi kullanıyorsunuz diye... işte cevap aynı sefa kremi olmuş.
ve biraz araştırdım. gerçekten yararlı gözüküyor. denemeye değer değil mi? üstelik bitkisel faydalarınıda aşağıya ekliyorum.
 AYNI SEFA KREMİ

Otama Aynı Sefa Kremi, içerdiği aynısefa özü, tarihinin eski dönemlerinden beri cilt için kullanılan en etkili bitkilerden olduğu bilinmektedir.

Cildi besler, kurumasını ve yıpranmasını önler.

Adale tutulmaları ve spor sonrası, Aynısefa Kremiyle yapılacak hafif masaj ve friksiyonlarla gerginlikler ve sertliklerin sona erdirilmesine yardımcı olur.

Otama Aynı Sefa Kremi cildinizin sağlığını korumaya yaşlanma ve güneşe bağlı hasarları düzeltmeye yardımcı olur. Cildinizin daha fazla nem tutmasını sağlar. Çillerin ve lekelerin görünüşünü düzeltmeye yardımcı olur.

İster yüzde olsun, ister boyunda veya vücudun herhangi bir yerinde oluşmuş sivilce, sivilce lekesi, cilt lekesi, kırışıklık, gibi sorunların iyileşmesine yardımcı olmaktadır. Cildin sağlıklı ve canlı görünmesine yardımcı olur. Cildin maruz kaldığı yaşlanma sürecini yavaşlatır. Var olan kırışıklıklarınızı azaltır.

Aynı Sefa Kremi daha canlı daha pürüzsüz ve daha yumuşak bir cilde kavuşmak isteyenler içinde mükemmel bir kremdir.

Aynı Sefa Çiçeğinde bulunan özellikler, sivilcilerle mücadele eden, oluşabilecek kırışıkları önleyen , var olan kırışıklık/güneş lekeleri/yüzdeki siyah lekeleri/sivilce izlerini büyük ölçüde kaybeden, cildi gençleştirip, yenileyen Aynı Sefa Çiçeğini içinde toplanmıştır.

yaptıklarım ve yapacaklarım



http://www.meltemarikan.com/

meltem arıkan çok severim kitaplarını yeni kitabı çıkmış merak ediyorum biran önce okumalıyım.

çook merak ettim.



http://www.kafeinsizkahve.com/

bu aralar takmış durumdayım damla sakızlı türk kahvesine ....



bu aralar funda arar dinliyor... özellikle ateş düştüğü yeri yakar ve yak geli seviyor.

balayına gidecek otel arıyor...bakıyorrr....
 


http://www.duvarkagididunyasi.com/

duvar kağıdı bakıyorrrrr

31 Mart 2009 Salı

KIŞ VE BAHAR



BU FOTOGRAFI ÇOK SEVİYORUM. KIŞTAN KALMA BİR FOTO BİZİM YAKINLARDA  BULUNAN GÜNEY KÖYÜNDEN GEÇEN DERE ACAYİP GÜZEL BİR YER.



İŞTE BUDA BAHARIN HABERCİSİ ÇİÇEKLER...
İÇİM KIPIR, ÜZERİMDE BİRAZ BAHAR YORGUNLUĞUDA OLSA...
YİNEDE GÜZEL..
BUGÜN ÖĞLEN AĞAÇ DİKTİK. KURUM OLARAK HER SENE AĞAÇLANDIRMA ÇALIŞMALARIMIZ OLUYOR. BU SENENİN AĞAÇLANDIRMA FAALİYETLERİNİN AÇILIŞINI BUGÜN YAPTIK. 200 TANE AĞAÇ DİKTİK. EN KISA ZAMANDA AĞAÇLARIMIZDA FOTOLARINI YAYINLARIM.

30 Mart 2009 Pazartesi

haftasonu


evet bütün bir haftanın yorgunluğunu stresini atmak için organizasyon cuma akşamı başladı. yemek güzeldi. eğlenemeyenler olsada, salon çok soğuk olsada, eğlenmeyi bilen için güzeldi, oynadık, depindik, kurt falan kalmadı. kadın kadına olduğu için kına gecesi havasındaydı... gece geç yatıp sabah erken kaltıktan sonra aile ile vakit geçirdim. sonra pazara ççıktım ve her yerde çağla aradım. ama maalesef hiç bir yerde yok. perşembe gününden manava çağla gelirse ayırması gerektiğini tembih ettiğim için koşa koşa manava gittim ama ellerim boş geri döndüm maalesef. 1 hafta önce ankarada acelem varken koşa koşa yolda gördüğüm iri iri çağlalar içinde kaldıııı... her sene manava tembih ettiğim çağlalar yüzünden adam benim hamile olup aş erdiğimi zannedecek.
cumartesi günü eskişehire gittik, yolda dura dura... güzel bir yolculuktu... gezelim, görelim ve eğlenelim turu denilebilir. hatta çok güzel fotolar çektik. bir ara onlarıda yayınlarım. tam albüm kapağı tadında fotolar oldu... :)
nadide teyzemin yaptığı enfes yemeklerden sonra kendimizi dışarı attık. eskişehirin güzel sokakları arasında dolaştıktan sonra eğlenceye devam, oysa daha dün kurtlar döktüğümüz sanarken. bizim kurtlar yeniden hareketlenmiş.
gecenin sonu tabiki onur işkembeydi...
sabah çok güzel bir kahvaltı bizi bekliyordu. sevgili afyonlu olmasına rağmen ilk defa afyonun/emirağın yumurtalı pidesini yedim. yumurta sevmediğim için ben pek haz etmesemde... sevgili tam 2 pide yediiii.... bunları nasıl yakacağız derken....
ilk tur eskişehir bilim teknik parkı oldu...
çok güzel bir park ve çok büyüknuhun gemisi ve korsan gemisi var bunun dışında çocuklar için eğitici değişik şeyler var. bazılarının ne işe yaradığını bizde anlayamadık ama olsun. ordan sonraki durağımız iseeee
kent parkta böyle bir sahil var. deniz kumu ile doldurulmuş. bakalım yazın nasıl olacak. parklar acayip kalabalıktı. oyunu kullanan herkez güneşli bir günün tadını çıkarmak için parklara koşmuştu... daha sonrada biraz alışveriş merkezleri gezdikten sonra sevgili ve ben yaşadığımız yere geri döndik. acayip eğlenceli ve yorucu bir haftasonundan sonra uykulu bir şekilde işe gittiğimde işteki yoğunluk uykumu açtı....
bugunde hava çok güzeldi. yarında 20 derece yaşasın yaz geliyor. içim kıpır kıpır...

27 Mart 2009 Cuma

soğuk ve yorucu bir gün sonrası

evet dışarıda lapa lapa kar yağıyor. bende kafa beyi kalmadı. işler yoğun yapılacak çok şey var ama yapamıyoruz. çünkü bu işi yapması gereken kişi yapmayıp adamlık yapma peşinde... her seferinde gidip ona sorup gereken veriyi ondan alamızı isteyerek, kendi egosunu tatmin ediyor. ama verdiği verilerde doğru veriler değil. bu yüzden o verilere göre yapıyoruz. sonra verinin yanlış olduğu ortaya çıkıyor. hooop en başa dönüyoruz. ve adama verinin yanlış olduğunu anlatana kadar canımız çıkıyor.
bu erkeklerin kaprisleri ve egoları beni öldürüyor. erkekler neden bayanları hazmedemiyorlar. çok sinirli ve gerginim. yeni olduğum için belkide içimde hala bir heyecan ve heves var ve bende bu hevesle çalışıyorum. ve yaptığım işinde doğru ve iyi olması benim için çok önemli...
bu yüzden yapılması gerekenleri yeni olmama rağmen bir müneccim gibi önceden söylüyorum. bu şekilde yapılması gerekiyor diyeee... ama ben o an söylediğimde, işin o şekilde yapılması hem çok uzun süreceğinden, hemde adamlara iş getireceğinden (yani ben öyle düşünüyorum bilemiyorum) adamlar yapmak istemiyorlar, hatta yapmıyorlar ve çok gereksiz görüyorlar. ama nedense benim bu söyldiğim şeyin üstünden 1 ay geçtikten sonra o işin benim söylediğim gibi yapılması gerektiği ile ilgili bir şey çıkıyor. ya bir hata, ya bir belirti... ve sonunda o şekilde yapılması gerekiyor. ve biz 1 hafta içinde yetiştirmek için perişan oluyoruz ve bende sinir oluyorum.
bu birincisiydi sonra bu işi yaptırabilmek için bu işte senelerdir çalışan babam yaşındaki adamlara gidip söylediğimde adam, çocuğu yaşındaki birinin kendisine iş vermesinden hoşlanmayıp türlü oyunlara girişiyor...
işte bunu bilen ve gören senin üstündeki adamlarda o insanlara prim veriyorlar...
işte böyle insanlara uğraştığındada yapacağın işten daha çok bu insanlar seni yoruyorlar.
işte böyle ...
bugün bir işi yapmasını söylediğimde kendi sorumlu olduğu baş mühendisinde istediğini sölediğimde bana bu işi kimse yaptıramaz, yapmam diyen adam. başmühendisi söylediğinde tamam deyip yapıyor.. ve ben bunu yediremiyorum kendimeee...
ve başmühendisle gidip söylediğimde, siz sordunuzmu ona neden ben söylediğimde yapmadı dediğimde sordum dedi. (kesin sormadı biliyorum) .bilmiyorum bu insanlar bana bağlı çalışmıyorlar. bana bağlı çalışmadıkları içinde benden iş almazlarmış böyle bir tepkiyle karşılaşıyorum. offffff ben mi hata yapıyorum bilmiyorum. bundan sonra iş yaptırmam gerektiğinde ben onların şeflerine anlatacağım ne istediğimi, şeflerinde onlara, bana komik geliyor bunlar, bunlar işin uzamasından başka hiç bir şey değil. insanların komplekslerinden başka bir şey değil.
neyse bugun haftasonu umarım haftasonu hava güzel olur.
akşama buradan tayin olan bir ablanın veda yemeği var ona gideceğiz. çok yorgunum, ama sevdiğim bir insan olduğu için gitmek istiyorum. ama ne giyeceğime karar vermedim. çok üşüyorum. her yerim ağrıyor. umarım eğlenirim ve üzerimdeki stresi atarım.
bolll güneşli eğlenceli bir haftasonu diliyorum

26 Mart 2009 Perşembe

ne yazsam

kaç gündür acayip yoğunum.
işler çok yoğun kafayı kaldırıp nefes bile alamıyorum nerdeyse, bir süre böyle gidecek sanırım. işin dışında hayatta yoğun, bugun günüm varı kızlarla sıkılsamda mecburen bir kere katıldım. neden katıldıysam(yapacak bir şey yok diye sanırım). aslında bir çoğuna gitmedim, ama neden gelmiyorsun diye baskılar üzerine artık gideyim diye, eeee güne gidince dikkat edilen yeme düzeni bozuldu. ama kaç gündür, yapılması gerekenleri yetiştirmeiyorum diye geç yatıyorum ve aç yatıyorum. bu iyi bir şey...
sınavım bittiğine göre artık kitap okumaya devam edebilirim.
bunun dışına artık bir liste yapmaya başlasam iyi olacak. davet edilecekler listesi, ev içi alınacaklar listesi, ev eşyası alınmadan önce gezilecek yerler listesi...
haftasonu hava güzel olacakmış, canım hem evde bütün gün keyif yapmak istiyor. hemde bir yerlere gidip dolaşmak istiyor. bakalım ne yapılacak.
handanıma kargo göndereceğim. hala gönderemedim.
bu aralar canım izmiri görmek istiyor.

23 Mart 2009 Pazartesi

poşet yerine bez torba


evet ibekingin uygulamasını başlattığı bize örnek olduğu bu uygulamayı bende kendi fotografımla destek olmaya çalışıyorum. evet file olmasada bez çanta kullanabiliriz. üstelik nerden alıcam derdinede size bir ipucu vereyim. ben bershka'dan aldım. bershka nın kasalarında satılıyor. evet sizde belki başka yerleden bulabilirsiniz. geçen hafta ankarada olduğum için fotoları ekleyememiştim. fotolar çok güzel olmasada artık ne yapalım.

22 Mart 2009 Pazar

bahar gelmeden bahar yorgunluğu

nasıl yorgunum,
sürekli bir uyku hali ve uyuma isteği...
yok depresyonda değilim. ama kendimi çok yorgun hissediyorum. sürekli bir koşturmaca
hayat sürekli bir koşturmaca, hep bir şeylerin peşinden gidiyoruz. hep hedefleriniz var mı hayatta?
hep istekleriniz ve bu istekler için çabanız. ben bu yaşa kadar hiç boş durmadım sanırım. hep bir şeylerin peşinden koştum. tamam hep tam zamanında olmadı, yada ilk denemede onun için belki bir kaç deneme bu yüzden mi yorgun hissediyorum bilmiyorum.
mesela bir pazar günü sabah uyandığımda biraz daha uyuyayım çok nadir demişimdir. oda en geç saat:11.00 e kadar. neden bir çıkma yataktan keyif yap, uyuyup uyuyup uyan dimi, ama yok o yatakatan sanki birileri beni dürtüyor.
mesela okul bitti hemen yüksek lisans için başvurdum. o bitti, kpss zaten çalışıyordum.kpssyi kazandım. doktoraya başladım. şimdi doktor sınavları bitti. üds,kpds...yeterlik sınavı...
galiba sıkıldım. başladığım işi yarım bırakmaktan hoşlanmam, ama yapmak istemiyorum. bir şeylerin peşinden koşmak, birşeyleri bitirmek için uğraşmak istemiyorum. bunu şimdilik yarım bırakayım. sonra canım istediğinde yapayım.
ben televizyon izlerken boş oturmayı sevmem, mutlaka bir şeyle uğraşırım. niyee bir keyifle televiyon izle değil mi?
işte şimdi televizyonun karşısına geçip, biraz izleyip, biraz uyuyup, yeniden izlemek istiyorum. hiç yerimden kalkmadan. neden böyle hissediyorum bilmiyorum. mesela bir kitaba başladıysam biran önce bitirmek istiyorum. yada puzzle, sürekli onla uğraşıyorum. arada diğer işlerimi aksatmadan, insanlarla vakit geçirip, dizi izleyip, ders çalışıp,hpsini aynı anda yapamıyorum galiba sadece bir şeye odaklanıyorum.
sizdede oluyormu ?
belki de bu aralar hepsi üst üste geldiği içidir.bilemiyorum.
işte böyle bir haldeyim bu aralar canım hiç bir şey yapmak istemiyor. tatilemi ihtiyacım var nedir.

20 Mart 2009 Cuma

hava güneşli bahar mı geliyor ne?


evet sabah uyandım. güneş taaa perdelerin arasında sanki beni uyandırmak için, içimi kıpır kıpır yapmak için, hadi yeni güne uyan bugün çok işin var demek için beni uyandırdııı..
tabiii hava güneşli olduğu için bende acayip enerjik bir şekilde güne başladım.
bugün kursun son günü bitti. sabah erkenden kalktım, bu kaç seferdir böyle oluyor. pazar günü sınava gireceğim. perşembe günü hala sınav giriş kağıdım gelmemişti. nasıl oluyor anlamadım. neyse perşembe akşamı geldi. kütahyadan gönderdilerde. bugün sabah erkenden AŞTİ ye gidip aldım sınav kağıdımı.
Kağıdı alıp dönerken bir telefon kütahyada ev arkadaşım işe gitmemiş. telefonları duymuyormuş. Saat:9.30 ama ne ev telefonu, ne cep telefonu hiç birini duymuyormuş. bunun üstüne alt komşu çıkıp zili çalıyor, kapıyı çalıyor yok içeriden ses yok. nasıl panik herkez , tabii bende en sonunda 10.00 da kapıyı kırıp girmeyi düşünüyorlar bir şey oldu zannediyorlar. en sonunda kapıyı kırarlarken sese uyanıyor benim uykucu ev arkadaşım. nasıl olabilir böyle bir şey anlamıyorum. bir insanın uykusu nasıl bu kadar ağır olabiliyor. inanın çok korktum. başına bir iş geldi zannettim. neyseki bir şey yokmuş.
pazar günü sınava gireceğim fazla çalışamadım. ingilizceyle aram hiç iyi olmadı zaten, ama çok unutmuşum ne kadar nankör bir şey bu dil. o kadar çok şeyi unutmuşum ki. ama canım ders çalışmakda istemiyor. aslında denedim ders çalışmayı, ama konuyu çalışıp soruları çözmeye kalktığımda o kadar çok yanlışım çıkdıki nasıl olacak bilmiyorum. artık baştan ayrıntılı bir şekilde çalışacağım zaten ama bu sınavdan en azından almam gereken notu alayım başka bir şey istemiyorum şimdilik...dua edin bana şansa ihtiyacım olacak.

19 Mart 2009 Perşembe

BUGÜN PERŞEMBE

bugün perşembe ben ankaradayım, ve öğle arası boşum...

evet ne yaparım. hava ne kadar soğuk olursa olsun, yağmur yağarsa yağsın. benim perşembe pazarına gitmem lazım.... evet işte kursun öğle tatilden yararlanarak öğlen sıhhıyedeki perşembe pazarına gittim. koştura koştura 1 saat içinde bir şeyler almaya çalıştım. ama asıl alacaklarımı alamadan geldim. ama soğuktada dondum. ellerim yüzüm resmen sızladı.

öğlen yemeği olarak ankara simidi yedim. :)

insan ankara simidi ve yanında ayranı bile özlüyor.
bu arada ankaraya geldim. hasret kaldığım, fast foodları görünce hepsinden yemeliyim diye bir çabaya girdim ama alışveriş yapıcam diye çokda yürüdüm. benim rejim gitti anlayacağınız. pazartesiden itibaren tekrar başlıcam. öğlen yemekleri konusunda sorun yaşıyorum. öğlen ne yicem diye. ancak evden salata tarzı bir şeyler yapıp götürmem gerekiyor işe, fazla seçenek olmayınca sizler ne yiyorsunuz öğlenleri, fikir verirseniz sevinirim

canım arkadaşım balkızım



canım arkadaşım balkızım. yaşadıkları bu aralar hep üst üste geldi, onun için canı sıkkın, üzgün, kızgın, 2 haftadır çok yoğun bir şekilde çalışırlarken yaşadıkları iyice sinirleri bozmuşken. birde dün bu yaşadığı olayların üstüne eve döndüklerinde karşılaştıkları manzara karşısında iyice sinirleri bozuldu canım arkadaşımın.

dün balkızımın evine hırsız girmiş. işte bütün olaylar üst üste geline en kötüsüde en sonuncusu olunca. canım arkadaşım ne diyeceğimi bilemiyorum. allah korumuş. canınıza bir şey olmamış. hırsızla burun buruna da gelebilirdiniz. neyse ki tatlım olay tabiki sinir bozucu ama sen güçlüsün.

seni çok seviyorum. hayatındaki her şey istediğin gibi olsun. mutlu ol balkızım

18 Mart 2009 Çarşamba

hissettiklerim

galiba ankarayı özlüyorum bennnnn...

evet 2 gündür ankaraydayım. hava nasıl soğuk ve karlı, artık bahar gelsin istiyorum.

çok farklı ruh hali içindeyim son zamanlarda, ailemde uzakta yaşadığım için onlarla vakit geçirmeyi özlüyorum. ankaraya geldiğimde canım evden dışarı çıkmak istemiyor. annemin dizinin dibinden ayrılmak istemiyorum.

2 gündür sabah uyandığımda mutfaktan sesler geliyor. ben üstümü giyinip de mutfağa geçtiğimde kahvaltı hazır oluyor. (ellerin dert görmesin anneciğim) annelik nasıl bir duygudur. nasıl bir fedakarlıktır. sabah erkenden kalkıp bana kahvaltı hazırlıyor. hala küçücük bir çocukmuşum gibi, şunuda ye bunuda ye... bende küçük kapsrisler yapıyorum. yemicem diye...

özlüyorum annemi,babamı...

uzakta olunca daha da iyi anlıyorsunuz ailenizin kıymetini... akşam eve geldiğinizde evde birilerinin olmasını, kapıya yaklaştığınızda evden yemek kokularının gelmesini...

yaşadığınız şeyleri biran önce eve gidipte annenize anlatacak olmanın heyecanını...

işte bütün bunları yaşarken birde aynı zamanda ankarada olmak, ben yılbaşına yakın tunalı caddesini, tunalı caddesinden bakanlıklar ve kızılaya doğru yürümeyi çok severim. yılbaşında bütün caddeler, mağazalar süslenmiş olur. her yer ışıl ışıl hele birde kar yağıyorsa ooo acayip keyifli... o sokaklarda satıcılar özelliklede nergis çok severim. o sokuklarda nefis kokusu ve görüntüsü ile beni çok etkiler

hele birde elleriniz soğuktan donmuşken kestane alıpta hem elinizi ısıtıp hemde yemenin keyfini bana sorun birde...bazen düşünüyorumda yemek yemek hayatımızda ne kadar çok yer kaplıyor. benim için ise yemek yemek acayip büyük bir zevk, tok olsam bile yemek yiyebiliyorum ben. işte böyle oluncada sonuç kilolar... neyse ben fazla yemek muhabbetine girmeyim şimdi (acıktım galiba) bütün blogcular rejimde olduğu için etkilemek istemem.

17 Mart 2009 Salı

defneyle yaşamak






defneyle yaşamak hergün takip ettiğim bir blok öncelikle küskünlüğüne üzüldüm. hemde çook.


her gün acayip keyifle okurum onu, bugun neler yapmışlar defneyle diye...


bence bir annenin kıza verebileceği en büyük ve en güzel hediye özenmemek elde değil. ileride defne büyüdüğünde bu yazıları okuduğunda, hergün neler yaptığını yaptıklarının annesine neler hissettirdiğini bilecek. hayatının her anı kayıtlı olacak ne güzel değil mi?


ne olur bırak ma yazmayı... sana gelen yorumlarda inanılmaz. o kadar güzel ki. insanlar seni okumaktan inanılmaz keyif alıyor. seni tanımasalar bile seninle mutlu olup, seninle üzülüyorlar.


defnenin maceralarından, defnenin o güzel sözlerinden mahrum etme bizi....


bu üzüntülü olayla birlikte birde güzel bir projeyi tanıtayım istedim size...

işte çevreye zararlı olan poşet kullanımına son veriyoruz arkadaşlar.
evet bu adresten bakabilirsiniz. lütfen markete pazara giderken kendi kese kağıdı yada bez poşetlerimizi götürüp ordan poşet almıyoruz. çok güzel kampanya bende daha fazla kişiye duyurabilmek adına siteme koymak istedim.





nikah şekeri

merhabalar
bu aralar araştırmalar var demiştim ya işte beğendiğim nikah şekeri nasıl?
http://www.barokbonbon.net
bu adresten hem nikah şekeri hemde davetiye bakabilirsiniz.

koşturmaca

hayat hep bir koşturmaca,
ankaradayım dün geldim. yapmam gereken o kadar çok şey var ki hangi birini yapacağımı bilmiyorum. pazar sınavım var ders çalışmam lazım. arkadaşlarımla görüşmek istiyorum bir yandan onlarla görüşmem lazım. eee birde akrabalar var tabiii onlarlada görüşmem gerekiyor. zaten sabahtan akşama kadar kurstayım. geriye bir tek akşamlar kalıyor.
akşamlarıda aileme, akrabalarıma ve arkadaşlarıma ayırmam gerekiyor.
işte hep bir koşturmaca...
bu arada canım mağaza mağaza gezip alışverişte yapmak istiyor.
indirimler bitmek üzere herşey seçilmiş, pek bir şey kalmamış.
evlenmek üzere olduğumdan daha gelinlik için kumaş beğenmem gerekiyor. ve provaya gitmem gerekiyor. ayrıca evimiz için bir şeyler bakmam gerekiyor.
yapılacaklar. yapılacaklar....
galiba ben zamanı doğru düzgün kullanmayı beceremiyorum.
bilmiyorum ki