13 Ekim 2010 Çarşamba

ne kadar zaman

ne kadar uzun zamandır nete girmiyorum. giremiyorum. aklım nette ama bende derman yok.
ne yapıyorum hiiiçççççç koca bir hiççç.
işte ankaranın yorgunluğunu atmaya çalışıyorum haftada 2 gün pilates, diğer günler iş...
offfff sonbahar, yağmur, kapalı hava benimde içimi kararttı.
sabahları uyanmak yatakdan çıkmak istemiyorum. işler çok yoğun işe gidiyorum kendime gelmem zaman alıyor. canım iş yapmak istemiyor, işe gitmek istemiyor.
sonbahar etkisi diyorum.
kışlıklar çıkacak, ev düzenlenecek, yazlıklar kaldırılacak. yağmur çizmelerim çıkacak (ama nerde olduğunu bilmiyorum :))))
hele bugun kendimi dayak yemiş gibi hissediyorum. her yerim ağrıyor. pilates etkisi sanırım.
nasıl midem var, her geçen gün kendini aşarak beni bile şaşırtıyor.
biraz önce 5 adet salatalık turşusu yedim. hemen ardındanda nutella kaşıkladım. yerken sorun yok nefisti tat. ama buraya yazarken bile ıyyyyyyy yapabiliyorum. ne mide ama....
ne kadar zamandır kitap okuyamıyorum.
neyse uzun kış geceleri beni bekliyor...

11 Ekim 2010 Pazartesi

bir ankara macerası sonu

yoldan geldim. eşyaları yerleştirme..
evim evim sıcacık evim.
neydi o buzzzzz gibi ankara soğuğu...
ankaraya gittik ama koşturmaca geçti. buradan kalabalık gidince bir orada bir burada planlar uygulanmadı. ne ebruşu, ne anneannemleri görebildim.
neyse bir dahakine dedik.
dinlendim mi?
yok orası senin burası benim derken yoruldum hemde çok.
ama ankara soğukda olsa içimi açıyor benim.
1 ay sonrası ankara daha güzel olur. nergisler sokaklarda, kestanede çıkar, elimi ısıtarak yerim. her adımda nergis kokusu ısıtır üüşüyen içimi ...

28 Eylül 2010 Salı

karar

karar vermek ne kadar zor.
bir karar verdik. kuzum askere gidecek aralık'da...
teciller bozuldu. karar aldırıldı. şimdi biz karar verdik.
ama her hafta çıkan haberler yüzünden canımızda sıkılmıyor değil.
tek tip askerlik...çıkacak mı? çıkmayacak mı? çıkacaksa bize denk gelecek mi? gelmeyecek mi?
böyle saçma sapan düşüncelerle bir seviniyoruz, bir üzülüyoruz.
nasıl diyorum. evet askerlik vatan borcu, herkes gidip yapacak.
ama belki kendi açımdan bakıyorum bilmiyorum ama askerlik 6 ayken, bir sürü insan 6 ay yapmışken şimdi neden değiştiriyorsun. daha öncekiler 18 ay- 24 ay- 15 ay yapan bir sürü insan var neden bir kısaltıp, bir uzatılır ki. insan neden umutlanır, sonrada ümitleri karartılır anlamıyorum. evet tek tip yapacaksan. 15 ay yapanınkini kısalt onuda 6 ay yap.
bir tarafı sevindiriken neden bir tarafı üzüyorsunuz anlamıyorum.
kararlar neden bu şekilde ...
kpss dede aynı şey, insanlar bir ümitle sınava girdi. sadece bir bölümün soruları çalındı diğerinde bir şey yok. nasıl oluyorsa anlamıyorum. sadece bir bölümün sınavı iptal oluyor, sınav yeniden yapılıyor,üstelik soruları çalanlar bulunamadan. nasıl bu kadar basit olabilir mi?
eğitim sisteminden biraz bahsetmiştim. batıdaki okulda aynı sınıfta 3-4 , 4-5 i okuyan çocuklar, ortaokulda başarısızken sınıfını geçen ama ortaokulu bitirdiğinde puanı düşük diye hiçbir liseye kayıt olamayan gençler...
anlamsız anlamsız olanlara bakıyorum. çözüm bulamıyorum. elimden hiç bir şey gelmiyor.

26 Eylül 2010 Pazar

beklerken-ararken

ne yazsam diyorum. nasıl anlatsam...
günler geçip gidiyor çoğu zaman yetişemediğim arkasından koşup yetişemediğim koskoca ama kısacık günler. çoğu zaman insanlara endeksli, gönülden neler geçiyor özlenen insanlar var içimde, görüşmek istenen ama görüşülemeyen...
insan çoğu zaman zorunlulukları yerine getirmekden kendine ait zamanı yaşayamıyor.
zamanı yakalamak, zamanı denk getirmek bunlar değişik kavramlar...
bu aralar okulların açılması ile çevremden duyduklarım beni üzüyor. üstelik çevremde bütün bunlar olurken çevremdeki insanların kayıtsız kalıp bunları normalmiş gibi görmeleri daha acı...
en son duyduğum: ortaokulu düşük puanla bitiren bir çocuğun, puan yetmemesi yüzünden hiç bir liseye kaydolamaması, ne meslek lisesi, ne ticaret lisessi, ne normal lise yok hiçbiri...
okul hayatı bitti. belkiden daha sonradan oyundan aklını kurtarıp derslerine çalışacaktı o yavrucak. neyse işte bu eğitim sistemine aklım ermiyor, canımda sıkılıyor.
arıyorum bekliyorum yetmiyor zaman

24 Eylül 2010 Cuma

sonbahar

sonbaharı sevmem ben hep biraz hüzünlü gelir bana...
hele birde çalışıyor olunca, artık güneş girmez olur uyandığın saatte eve gece uyanmışlık hissi, o uyku halinden kurtulamama uykuya doyamama, sıcacık yataktan soğuk hava çıkmama isteği...
sonbahar bir tür kışa hazırlık gibi geldiği için sevmiyorum belkide, aslen kışı sevmediğimden, kışın habercisi olan sonbaharı sevmiyorum. güzel yanları yok değil aslında kızaran yapraklar, yağan yağmurla dökülen yapraklar ve sokaklarda yürüken hışır hışır yaprakların ezilişinin sesiii...
eskiden severdim daha bi, artık sevmiyorum. yaşadığım yerle alakalı belkide zaten yapacak çok bir şey olmayan bu şehirde gündüzleri daha bir kısalıp geceleri uzayınca, hava daha da bir soğuk olunca yapacak hiç bir şey olmuyor bu şehirde...
sabah geç aydınlanan hava, sis içindeki şehir içime kasvet veriyor burada...
kömürün etrafda bırakdığı is, kömür kokusu, şehirin üstünde bırakdığı sis...
bunlardan dolayı göremez oluyorum belkide sonbaharın güzelliğini tıpkı hayatta bir sonraki (gelecek olana) takılıp o anın tadını çıkartamamak gibi...
p.s: 5 yıllık dolgularım hafif kendini belli edince yenilendi. ağrısından bir şey yiyememe...
uykuya doyamama, uyku isteği, halsizlik hepsi sonbahar belirtisi, sanırım vucudum mevsim geçişlerinde çok etkileniyor.
dünya sana gönderiyorum isteğimi: daha sıcak bir havanın olduğu ve denizi olan bir yerde yaşamak istiyorum. ondan önce aşkımın iyi bir yere gitmesini (anladın sen :))))

20 Eylül 2010 Pazartesi

nerde yaşıyorum

yer: iç batı anadolu ile doğu egenin kesiştiği yer diyebiliriz.
beldede çalışıyorum ben tunçbilek'de kömür şehride denilebilir.
tunçbilek beldesinde 4 adet ilkokul bulunmakda...
bugün okullar açıldı, duyduklarım karşısında nerde yaşıyorum ben dedim.
iş arkadaşım çoçuğunu 2. sınıfa verdi, eee bugün okulların açıldığı gün olduğu için. ilk günü okula gidildiğinde öğrendiği şey şu:
okulda 1. sınıfa başlayacak öğrenci sayısı 7 olduğu için,
2.sınıf ile 3. sınıflar beraber ders göreceklermiş.
4.sınıflar ile 5. sınıflarda beraber aynı sınıfda ders göreceklermiş.
okulda boş sınıf var, öğretmen var. ama yönetmelik böyle olduğu için bu uygulanması gerekiyormuş, ayrıca tunçbilekde olan bir diğer okuldada aynı sorun varmış, tunçbileğe yakın bir köydede inanamadım. kaçıncı yüzyılda yaşıyoruz dedim. tamam daha önce böyle haberleri tvden izlemiştim. doğuda böyle şeyler oluyordu. ama ben bunları hep sınıf olmadığından, öğretmen olmadığından diye biliyordum. bir öğretmen 7 kişiye ders anlatamazmış, yazık, o sınıfı kapatıp, bir öğretmene 2 farklı sınıf verip, boşa çıkan öğretmenide başka yere gönderiyorlarmış böyle bir durumda...
böyle şeylere hiç alışkın olmadığım için, biz 40 -50 kişilik sınıflarda öğrenim gördüğümüz için bana çok garip geldi...
üstelik oturduğun yer dışında başka bir yerdede okula gönderemiyorsun çocuğunu, ikamet ettiğin yerde göndermek zorunda olduğun için.
yaaa arkadaşım ya taşınacak, yada oturduğu yere 30 dak. uzaklıkda bir özel okula gönderecek çocuğunu...tamam o gönderdi diyelim. diğer çocukların suçu ne???
bu sorun çok kolay çözülebileceği yerde, aynı sorun yaşanan 2 yada 3 okul birleştirilip bu sorun ortadan kalkacağı yerde, okulun ilk günü insanları dumura uğratacak bu durumla karşı karşıya kalmak çok acııı....
hayat öyle garip ki, işte nerde yaşıyorum, nasıl bir yer dedirtecek bu durum nasıl çözülecek çok merak ediyorum.

15 Eylül 2010 Çarşamba

denge

evet tatil sonrası alışma turları devam ederken sonunda tam bugun alıştık derken haftasonuna geldik. işte yazdan kalma son günler tadını çıkarmak lazım. bu haftasonu hava güzel olacakmış.
bişeyler yapmak lazım...içimde planlar var ama yapılabilitesi az olanlar onlar bakalım hangisi ne zaman olacak.
şimdi evde cips, bira ve halka soğan 3lüsü ile sevgili ile keyf yapıyoruz.
hayallerin peişinden gideriz.

14 Eylül 2010 Salı

gelişim

hep daha iyisini yapabilirmiyim dedikçe kimi zaman kendini aşıp, kimi zamanda geriliyor insan.
ama yinede gelişim konusunda hissettiklerim daha çok açlık , doyuramıyorum bu konuda kendimi kısıtlı bir ortamda yaşadığımdan kaynaklı yapmak istediklerim burada olmayınca, yok diyorum ama burada yapabileceklerimide göremiyorum bazen...
buradakiler öncelik sıramda gerilerde olunca, ilk sıralardakilere takılıp kalıyorum sanırım.
yapmam gerekenler, yapmak istediklerim listemdekiler çoğaldıkça çoğalıyor.
çoğu zaman ertelenen bu istekler listesi uzayıp gidiyor.
ama şunu biliyorum ki...
düşün, iste, hayal et, çağır ki olsun.
istediklerim şimdi sırayla aklımda, istiyorum, hayal ediyorum...

13 Eylül 2010 Pazartesi

internet

oysa ne kadar da hayatımdaymış...
insan farkında oluyor ama eksikliğinde hissettikleri daha bir ayrı...
kaç gündür olmayan internet düzeltme çabaları bayramda bulunamayan bilgisayarcı...
bilgisayardan anlamayan biz ve ne kadar eksik olduğumuzu anlamamız ama aynı zamanda eksikliğini iyice hissettiğimiz sanal alem...
işte mayış mayış o koltukdan bu koltuk, o çayır bu çimenin ardından.
her sabah geç saatlere kadar yatılıp, uyandıktan sonra bütün bir yaz yapılmayan, yazın geçip bittiğ telaşıyla daha da geç kalmaktan korkup her sabah keyifle yapılan balkonda yapılan kahvaltı ile geçti bayram...
P.S: ve söz verildi bazı şeylerin değerini geçip gitmeden anlamaya bu yürek!!!!
ardından yola çıkılan afyon yolculuğu iile bayramlaşmalar...
bu tatilden sonra hala tatile doyamayan, plan ve hayallerini gerçekleştiremeyen bu bünye bir dahaki tatile dedi....

8 Eylül 2010 Çarşamba

sanki

içimdeki duygularım hislerim.
sanki uçuvericek gibi...
anılar yok oluvericek, bir daha yaşanmıcak gibi...
dostlarım hep aklımda ama yanımda yakınımda olamıyacaklarmış gibi..
bayramlar bir daha çocukluğumdaki hazzı vermiyecekmiş gibi...
ama her zamanın ayrı istekleri yaşanmışlık hissi ayrı ve herbirinin ayrı tadı var.
bayramda aklımdan neler geçiyor, canım neler istiyordu. ama planlar ve hayaller tutmadı,
bir dahaki sefere bu sefer bol gezmece, bol dinlenmece ile geçicek. elimdeki kitap artık bitecek.
gelen haberler güzel, alınan kararlar ise heyecan verici...
bugun gelen bir mesaj ile şunu öğrendim. ilkokul arkadaşım evleniyor.
o kadar farklı bir duyguki.
ilk-orta-lise ile üniversite için kurulan hayallerin ardından araya giren bir süre ayrılıkdan sonra alınan bu haber bile insanı etkileyebiliyor.
aynı mini mini sıralarda yaşanan neşe, tasa,bir çok duygu ile büyük birer insanken yapılacaklar aynımı??? mutluluklar dilerim bir ömür mutlu kal ...
ayrı alınan kararlar benim için önemli ...
belki bir gün anlatırım zamanı gelir...
hepinize iyi bayramlar dilerim.
ağız tadıyla, mutlu, huzurlu bir bayram olması dileğiyle

5 Eylül 2010 Pazar

halim

evet şu ara bu tatil, derken ay eylülü buldu.
aslında eylülü sevsemde kışı getirdiği için bir az hüzün kaplar içimi...
birde bu sene hiç anlamadığım tatilden sonra eylülün gelmesi balkon sefamızada bir bokta koydu.
bu yaşadığım yerin havaları garip akşamları hırkasız oturulmazken, ilk defa bu sene büyük değişim ve sıcaklardan hiç hırka yüzü görmedik.
ama işte o dönem geldi. akşamları üşüyorum çorap ve hırka ikilisini arar oldum.
tatiller derken önümüzde bayram tatili var. aslında bir kaçamak yapmak istiyoruz.
arayalım, bakalım...belki bir yer olur mu??? olur.

1 Eylül 2010 Çarşamba

tepsi


en son yaptığım, yaptığımız :)) epey uğraştırdı çünkü..tepsim.
eee ne yapalım seviyorum. bir şeyler yapmayı...
işte içimi açıp yaşamı güzel kılan renk katan şeylerden biri

30 Ağustos 2010 Pazartesi

ara bitti işe devam

ne kadar çabuk geçti, koskoca 3 gün ben hiç bir şey anlamadım, siz anladınız mı bilmiyorum.
evet geçti gitti, bugun son gün bir o koltuk bir bu koltuk ordan oraya uzanıp duruyorum, kediler gibi arada bir mutfağa gidip geliyorum. zaman geçtikçe içimdeki enerji azalıyor. az kaldı diyorum. sabret...
ne görsem istiyorum, canım neler çekiyor...
bugun 30 Ağustos zafer bayramı...hepimizin zafer bayramı kutlu olsun.

29 Ağustos 2010 Pazar

orta temcit

burada ramazanın en sevdiğim yanlarından biridir orta temcit.
ben buraya gelmeden önce orta temcit diye bir şey duymamıştım. belki bileniniz vardır.
iftar ile sahur arası yenilen yemeğin adı.
ramazanda insanlar birbirlerine akşam oturmasına gittiklerinde, iftar ve iftardan sonra orta temcit yaparlar, yada sadece orta temcit.
sadece ramazanda geceleri fırınlar açık olur.
gece 12.00 da fırınlarda pide, sıcak sıcak simit ve buranın meşhur haşhaşlısı çıkar, niye mi orta temcit için.
işte bu akşam bizdede orta temcit var...
beklerim

26 Ağustos 2010 Perşembe

güzel bir gün


uzun zamandır yazamıyorum, kelimeler sıkışıp kaldımı, ben mi bulamıyorum onları bilemiyorum.

yazılanların yaşanılanlarlada ilgisi var.

tam 4 senedir buradayım. büyük bir şehirden sonra burası...

önce alışma devresi, sonra alışma derken...

her ne kadar alıştım desemde, gitip dönüşlerin sonucunda buranın bende o yarattığı hissi hala silebilmiş değilim. köreliyorum, daralıyorum, hani o çember meselesi var ya..

çemberin çapı daralıyor, üstelik daraldığını kimi zaman belli ediyor, kimi zaman etmiyor.

büyük şehirin o yoğun temposuna ayak uydurunca insan yorulsada yorulduğunu hissetmiyor. ama burada hiç bir şey yapmasanda bir yorgunluk halsizlik. galiba buranın havasından kaynaklanıyor. neyse bu yazıyı şunun için yazıyorumkii buranın verdiği o tembellik hissini üzerimden atıp bir şeyler yapmalıyım.

evet çok yoğun geçen bir iş günü akşamı...

eve geldiğimde gördüğüm güzelliklerin bana verdiği enerji...

biri bir kargo poşeti; sevgili zeyadan

..unutmamış, taaa oralardan bana bir pinokyo getirmiş.

canım burada geçirdiğim zamanda bana gönderdiğin şeylerin bana ve hayatıma kattığı anlamı anlatamam,unutmadan birde yanında bana uğur getirecek melekli bir defter,her notta aklımda olacaksın. teşekkürler.

diğeri ise kapıdan girdiğimde gülümsememi sağlayan üsdeki görüntü...içimi açan

24 Ağustos 2010 Salı

32

bir anlamı varmıdır ki...
belkide vardır, bir kadının kendini en iyi tanıdığı yaş...
farkındalıklarla gençlik arasında farkında olduğu, ama genç kalmak istediği,hatta yaşlandığını hissettiği ince çizgilerine gülümseyerek,hala 22deymiş edasınıda takınabildiği...
her yaş yeni bir şeyler katarken, bir şeylerde götürsede...kendince yaşadığı enlerin belkide en güzeliii.
bir değişim,bir olgunlaşma amma bir o kadar çocuk..
32 de güzelliğine güzellik katan, en tanıdık, en yakın olduğu kendine bir o kadar kararlı ama çoğu zaman düşünceli...

16 Ağustos 2010 Pazartesi

telefon

bugün akşam 22.30 tel çaldı,yetişemedim.
baktım özlem hemen aradım.
karşımda heyecanlı mı, heyecanlı bir ses "tatlım bebek var" oldu ilk cümlesi...
anlamadım önce alodan sonra duyulan ilk cümlenin verdiği şaşkınlıkla...
ikinci kere söyledi ama aynı heyecanla kimbilir kaçıncı söyleyişiydi...
evet özlem hamile bebek var. nasıl sevindim.
sağlıkla ikisinide kurtarsın . maaşallah diyorum.
darısı diğer isteyenlerin başına...allah isteyen herkeze nasip etsin bu güzel duyguyu,tabi banada :)))))
p.S: nazlı,yasemin hadi bu mutlu haberi sizdende duymak istiyorum.
akşam 5.15de aldığım haberle yarın ankara yolcusuyum.
çarşamba düşündüğüm yolculuk bir gün önceye alındı. annecim, babacım çok özledim sizii.

13 Ağustos 2010 Cuma

geçmiş

neden geçmişde yapmadığım şeylerden dolayı pişman oluyorum ki, keşke daha önce yapsaydım, keşke daha önce okusaydım, yazsaydım,gitseydim,kalsaydım uzatabilirim. aslında çok geçmişde yaşamam. keşkelerimde yoktur, acaba insanın yaşı ilerledikçemi geçmişe özlem duyuyor bilemiyorum.
okuyamıyorum,işler yoğun yorgun oluyorum. yazın başında aldığım kararları uygulayamıyorum. rejim spor hepsi geride kaldı. irade yok onu anlıyorum. peki nasıl kazanılır. bilmiyorum.
evet 2 ay geçti, bir dönem verdiğim 2 kiloyuda aldım geri, tembelleştim,yerimden kalkmaya üşenir oldum. sanırım bu aralar deneme 1 ile başladığım sigara bırakma durumunda azda olsa gelişme var. tam olarak bırakmasamda gümde içtiğim sigara sayısı 5'i geçmiyor. umarım bu sayı artmaz azalır. ne kadar zor insanın kendine engel olması...
bu sıcakda canımın çikolata istemesine hayret ediyorum. nutellayı kaşıklamak istiyorum. sanki beynim ve bedenim şavaş içindeler.yasaklar cazip geliyor yada...
önlenemez kilo problemini çözmem lazım acilen, belkide zamanlama yanlış, hem kilo vermeye çalışıp hem sigara bırakmak zor bir durum, sigara içemedikçe içimde yeme isteği doğuyor...

10 Ağustos 2010 Salı

doğanın hissettirdikleri

hala etkisinden kurtulamadık sanırım,oysaki sadece ben kurtulamadığımı zannediyordum, özledim, kokusunu,sesini, o küçük ayaklarını...
evet doğa kendini çok sevdirdi...bunu sanırım herkez yaşatamaz.
bu kadar sakin, sevgisini belli eden bir ufaklık görmedim ben üstelik 1,5 yaşında ...
tabiki böyle olmasında annesinin ve babasının etkisi büyük.
böyle sevgi dolu, iyi niyetli, sakin, dürüst bir anne ve babadan böyle bir çocuk olmasıda çok doğal...
neyse ben geleyim asıl konuya dün sevgili dediki: ben doğayı özledim. meğer sevgilide kurtulamamış etkisinden doğanın...
sanırım bazı şeylerin zamanı gelmiş. bu bandırma gezisi bize çok iyi geldi. bazı şeyleri fark etmemize...
heyecanlıyız: yarın büyük sınav sonucu belli olacak, hakkımızda hayırlısı olsun diyorum...

8 Ağustos 2010 Pazar

bandırma dönüşü

haftasonu kısa bir bandırma kaçamağı...
daha önce aranın hiç bu kadar uzamadığı görüşme cuma günü gerçekleşti.
1,5 sene olmuş, ben yeğenimi (doğayı) 1 kere oda düğünümde 15 dak bile değil görmüşüm.,
bebekliğini yaşamamışım, ilk karşılaşma cuma günü oldu.kısa bir alışma turundan sonra, alıştı, yaklaştı, izledi ve geldi sarıldı.
2 gün boyunca aradan geçen 1,5 seneyi telafi etmek adına, sarıldık, koklaştık, oynaştık...
nazlaştık, evet nasıl bir bebeksin sen arkamdan aycannnnnn deyişin, kafanı omzuma koyup sarılışın öpüşün. doyamadım sana biliyormusun.
öyle garip bir duygu ki, bu yaşımda ilk defa hissediyorum acaba artık çocuk mu istiyorum ondan mı bu duygularım yoksa,
çocukluğumuzun beraber geçtiği, birbirimize bu kadar benzediğimiz, kardeşim dediğim bir insanın yavrusu olduğundan mı bunları hissettim bilemiyorum.
ama aramızdaki o inanılmaz bir elektrik ve o hisleri unutamıcam.
kokunu,doğacım bana hissettirdiklerini unutamıcam.
annenle, babanla sağlıklı,mutlu huzurlu,şanslı bir ömür sürmen dileğiyle..
seni çok seviyorum kuzucum.
evet bu hislerden sonra ise diğer dostlarımında bana aynı hazzzı yaşatması için bir istek gönderiyorum buradan nazlıcım, yasemincim elinizi çabuk tutun...
uzun zamandır yazamadım. koşturmaca,sıcak derken...
evet kısa kısa bahsettim. tatilden bir şey anlamadım tekrar tatile gitmek istiyorum diye...
canım arkadaşım nazlı, önce ben gittim sonra o uzun zaman oldu özleştik...
eee tatil fotolarını görünce içim gitti, yanınızda olmak beraber tatil yapmak için...
neyse artık bir dahaki sefere...