9 Aralık 2010 Perşembe

zaman mı??

nasıl günler yaşıyorum...
zaman mı? oda ne?
nasıl geçiyor, ne zaman sabah olmuş, ne zaman akşam olmuşşşş..
oysa evde izindeyken yayılıp, spartaküs izleyip, nette gezin gezinip sevgili ile takılacakdık ki...
buse hasta oldu. kayınvalidemin evi tadilatta olunca, sevgili askere gidecek olunca davetler gelince, bir orada bir burada, bir şurada zamanı geçirdik.evde tadilat başladı şimdilik biraz ağır gitsede, biran önce biterse taşınma telaşı yaşıcam. inşallah sevgili askerdeykende zaman bu kadar çabuk geçer. bugün gece askerliğinin nereye çıktığı belli olacak.
içim bir kabarıp dolup taşıyor, bazende bir sakinlik yaşıyorum.
böyle belirsiz beklemek daha zor. içim rahat aslında bakalım akşam belli olacak.
evren sana gönderiyorum. hayırlı güzel bir haber bekliyoruz.

4 Aralık 2010 Cumartesi

verimli bir gün bugün

yol yorgunuyduk ya hani, ama enerji toplayıp gelmiştik.işte bu yüzden verimli geçen enerjili bir gün oldu...
hani taşınacağım ya gerçi daha ev tadilata başlamadığı için en az 1,5 ay var... hem bu yüzden hemde sevgili askere gidecek diye hiç içimden gelmiyordu yılbaşı ağacını süslemek...
ama bugun. izmirden aldığım yeni süs beni gaza getirdi. hadi süsleyeyim dedim.
büyük bir keyif ve zevkle süsledim.
şimdi yerini aldı ışıldıyor köşesinde...bizde zevkle ışığının altında kahvemizi içtik...
bugün birde MADENCİLER GÜNÜ
bütün madencilerin, maden gönül vermişlerin madenciler gününü kutluyorum.
bütün madende çalışırken hayatını kaybetmiş madencilere allahtan rahmet diliyorum ve bir daha böyle olayların yaşanmamasını diliyorum.
akşama geleneksel madenciler balosu var. senelerdir kutlanan bugünün hazırlıkları var...
geceden fotolar yarın eklenecek.
şimdilik hazırlıklar başlasın.

çocuklar gibi şendik izmirde

kimi zaman yerdeydi ayaklarımız bazen hüzünlü...hani boğazında düğünlenir. anlatamazsın, konuşamazsın ya
kimi zaman havalardaydık :)))

deniz havası, aşk kokusu tazelendi bu bünye, yenilendik...
gezdik ayaklarımız ağrıyana kadar, içimizdeki deniz ürünlerine olan hasreti giderdik, bol bol yedik. daha bu ilk kısmı daha neler var neler...yazıcam hepsini


30 Kasım 2010 Salı

kısa bir kaçamak:izmire 10 kala

evet koşarak gelierek hazırlanan bir kaç eşya...
içimde heyecan ama içi boş olmayan...
izmir seni ne çok severim bilirsin.
şimdi senden 2 süpriz bekliyorum beni çokkk mutlu edecek.
uğurlu geliceksin biliyorum.
şimdilik bol güzel havalı, bol gezmeliii...
kaçamak için kaçıyorum

28 Kasım 2010 Pazar

eğlence dinlence

cumartesi yine spor ve pazar yorgunluğuna birde asker alışverişi yapmış olmanın verdiği buruklukla içimde oluşan o yumruğu dağıtmaya çalışan bir bünye ne kadar yorulur...
akşamında keyifli bir muhabbet...
pazar ise keyfiyle birlikte geldi, güzel bir kahvaltının ardından,
sevgii ile kanepelerde yerlerimizi alıp,
spartaküs serisine başladık. 4 bölümün ardından, birde spartaküse üzülen bu bünye...
dakikalar geçmesin diye zamanı durdurma telaşında kovaladı akreple yelkovanı...
neyseki bu hafta 2 gün çalışıp...
sevgili ile hayalimdeki şehire küçük bir kaçamak yapacağız...
izmir bekle bizi gelicez...

24 Kasım 2010 Çarşamba

doğumgünü

bugün kuzunun doğumgünü...
akşam kutladık. sağolsun arkadaşlar bize süper bir organizasyon ile süpriz yaptılar. teşekkür ederim nazlıcım. iyiki varsınız. kutlama harikaydı....
oradan çıkıp asker yolculamaya gittik.
her ne kadar içimde hissettikerimi bastırmaya çalışsamda süre azaldıkça koyvereceğim sanrım ben...
bugün kü asker yolculamasında hep o günü düşündüm, aklımda hep o görüntüler, nevin teyzenin oğluna bakşı ve gözlerinde tutmaya çalıştığı yaşlar ama en önemlisi yüreğinde hissettikerini çok iyi anladım ben.
hani bazı şeyleri dışarıdan konuşması kolay gelir, 1 aya kadar bende öyleydim. ama insanın başına geldiğinde hissedilenler, hiçde öyle konuşulanlar kadar kolay değil.
tabiki gidecek belli bir süreliğine ve sağlıkla gelecek inşllah, iş gezisi, tatil ve benzeri şeyler olarak düşünülebilir.
ama ben seni çok özlücem kuzuuu....
seni çok seviyorum...
iyiki varsın

20 Kasım 2010 Cumartesi

home sweet home

bayram diye ne çok plan yapmıştım...
neler mi yaptım planların kaçını gerçekleştirebildim. yarısını...
bayramda ankara, biraz akraba ziyareti, biraz gezmece dolaşaca....
hem yorucu hem keyifliydiii...
bir sinema keyfiii..pek filmi beğenmesemde..
hangi birinden bahsetsem.
ankarayyı annemi babamı özlemişim.
bol bol özlem giderdim.
ebru- özlem ile görüştük. ilk gün bayram başlamadan ayrı ayrı takılıp sevgili ile kızlarla buluştuk.
konuştuk, kıkırdaştık, dertleştik, tarif aldım.
daha sonraki günlerde akraba ziyaretleri...
bilkentte güzel havanın nimetlerinden faydalanıp, bahçede mangal keyfiiii...
ama görüşemediklerimde var...
maviannecim gelemedik, uğramayı ne kadar çok istesekde, bir dahakine inşallah.
sinema enteresandı. film başladı diye isyan eden insanlar...
hayatında acaba hiç sinemaya gitmedilermi diye düşünmeme yol açtı..
reklam izlemek istemiyoruz diye alkış tutturdular. aynı insanlar film bittiğindede aynı alkışı tutturunca acaba film güzeldi ben mi anlamadım dedirttti.
bayramın 4. günü eskişehirde devam ettik. bayram ziyareti ardınan.
yasemin ile özlenen muhabbet yelizde var tabiii...
üniversitede kurduğmuz hayal gerçekleşşti diye sevindik,
üniversitede acaba kocalarda anlaşabilirmi derken onlarda beraber muhabbet içinde...
eller havadaydı tabiiii...
yorgunlukla döndük...
hıııı unutmadan bayramın 3. günü kayınvalidemin evini çatıdan su bastı, kalorifer suyu...
ev batmış, henüz görmedik ama çok feciii..
neyse şimdi dinenip pazartesiye hazırlanma zamanı...
p.S: annede evini özleyip eve dönüncede annesi özleyen ben, bu özlem nereye kadar, ne zamana kadar sürer

13 Kasım 2010 Cumartesi

twitter

evet twitterı çözemedim. önce dondurdum yanlışlıkla kapatmışım. acmaya uğraşığ açamadım. yeni hesap aldım mecburen.
tatil başladım. ankara yolları gözüktü yarın yolculuk var

6 Kasım 2010 Cumartesi

öğrenmeli

hani konuşursun konuşursun.
sanki konuşdukça rahatlayacağını sanırsın.
anlatırsın sen cümleler kurarsında hatta bitmez o cümleler hep yenileri gelir. evirirsin, çevirirsin bir başta olur o kelime cümlede bir sondaa..
sen konuşdukca karşındaki seni anlar zannedersin.
sen konuşdukça içindekiler tek tek içinden uçup gidecek zannedersin.
ama bir bakarsınki...
senin evirip çevirdiğin, üstüne vurgu yapıp, sesini yükseltip alçaltığın kelimeler ağızdan çıkdığında aynı etkide ilerleyipde girmemiş karşıdakinin kulağına...
her insan anlamak istediğini, kendi alabileceğini almış sadece...
bakıyorum şöyle bir hayata yaşamışlıklar yaşanacaklarda çıkarılacak derslerin bir bildirgesi olmuş, herkes yaşadığının içinde kavrulmuş, savrulmuş, yoğrulmuş.
bir film, bir kitap, bir konuşmanın etkisi herkezde farklı, anlaşılan, yorumlanan farklı olmuş.
sanırım bu hayata renk katan şey...
sen konuşdukça çoğalırsın diye bilirdim, paylaşdıkça çoğalcağımı düşünürdüm.
kimi yerler, kimi insanlar için bu böyleyken, bazen geçersizmiş bunlar.
sen sadece kendini doldurmuşsun, gördüklerin, yaşadıkların, konuşdukların karşısında..
bu birikimlerde tecrube olarak insanı büyüten şeyler

2 Kasım 2010 Salı

dik

hayatta herşey senin dik drmanla alakalı..
eğer sen dik durursan senin karşında eğiliyor diğer herşey ,
heleki azıcık eğil bükül, karşında ne diklikdekileri görüyorsun.
işte güçlü olmak lazım. öyle her şeye canını sıkacak kadar uzun eğil hayat.
ne istiyorsan onu yaşayacaksın. başkaları için değil kendin için yaşayacaksın bu hayatı..
dik eğilmeden bükülmeden

29 Ekim 2010 Cuma

google

google çeşitli günlerde böyle süprizler yapıyor ya hani..bu süprizi çok beğendim.nasıl sizde beğendiniz değil mi?
hepinizin CUMHURİYET BAYRAMINI KUTLARIM.
p.s: google alıntı

27 Ekim 2010 Çarşamba

susssss

konuşma artık diyorum. o kadar çooook konuşdukdan sonra içimdekini attıkdan sonra ancak...
ben rahatlıyorum konuşup, anlatıp...
acaba anlattıklarmda benim gibi unutuyor mu???
yok sayabiliyormu anlattıklarımı???
hiç olmamış, hiç o an yaşanmamış gibi...

23 Ekim 2010 Cumartesi

hani bazen

hani bazen susarak anlatırsın derdini...
hani bazen konuşarak anlatırsın...
anlatırsın, anlatırsın evet bu sefer anladı dersin ama yok anlamadığını gördüğünde
sinirlenirsin, kızarsın bağırırsın...
oysaki bu sinirlenme bağırma onu sevdiğindendir.
hatta bütün o konuşmalar, defalarca anlatmalar hep değer verdiğindendir.
değer vermesen konuşurmusun.
sen konuşurken kırılırsın, hatta kırarsın.
kırmak istediğinden değil, sırf üzülmesin, sende üzülme diye...
ama bazen ne seni anlar hayat, neden onu...
hayatı anlaşılmaz kılan hep kedimiz değilmiyiz.
her seferinden konuşmayayım deyip kendini tutamıyorsan...
susmak çözüm olurmu???

19 Ekim 2010 Salı

zaman

grip geçiyor gibi...
baş ağrısı devam...
iş yoğunluğu artarak devam etmekde....
pilates devam ( 2 hafta bitti)...
kitap okuyamamaya devam...
üşengeçlik gitsemmi, kalsammı arasında...
istekler hiç tükenmiyor...
çikolata kaşık kaşık nutella :)))
tatil planları hayallerde...
sanırım seneye taşınacağım...
yapılacaklar listesi çoğalmakda...
yapılanlarsa yerinde saymakda...
planlar var gerçekleşeceği günü beklemekde...
zaman ise su gibi akıp gidiyor...
ben ise onu yakalamak adına nefes nefesee...

17 Ekim 2010 Pazar

burun akıntısı

evet bir haftadır üzerimdeki uyuşukluk yorgunluk halsizlik sonunda kendini ortaya çıkardı...
nedeni sabah kendini gösteren bademcik şişliği ve bu saate kadar etkisini gösterdi. şimdi baş ağrısı göğüs ağrısı, burun akıntısı evet kocanın ardından bende şifayı kaptım. grip...
işte bu yüzden sevmiyorum kışıııı, sonbaharı...
işte bu üst üste gelen hastalıkdan biran önce iyileşmek, üzerimdeki uyuşukluğu soyunup bir daha üzerime gelmemesi için uzakda bir yere fırlatmak istiyorum.
dinlenmek ve bunları yapmak için son bir gün pazarı iyi değerlendirmem lazım.
pazartesi yine yoğun bir iş telaşına başlıcaz...
neyse zamanın hızını yavaşlatıp pazarı iyi değerlendirmem lazım.
hepinize iyi pazarlar

15 Ekim 2010 Cuma

yorgunluk

yorgunluk ağrı ve geçen 1 ay...
aşkım hasta üzerinde en sevdiği battaniye karşısında lig tv yatıyor...eee bu yağmurda yapılacak en güzel şeyde bu zaten..
bende halsiz, baş ağrısı, karın ağrısı diğer kanepe bana göz kırpıyor. birazdan dayanamayıp atıcam kendimi ama önce uzun zamandır giremediğim nete yanımda kahvem ile biraz keyif yapdıkdan sonra...
uzun zamandır içmediğim kahve elimde uzun zamandır bakamadığım net..
hani bahar yorgunluğu var ya bendeki kış yorgunluğu sanırım.
bugun hissettiklerim tam anlamıyla hayal kırıklığı mı? değil...
olmasını istiyormuydum çok...
artık bir dahaki sefere...

13 Ekim 2010 Çarşamba

ne kadar zaman

ne kadar uzun zamandır nete girmiyorum. giremiyorum. aklım nette ama bende derman yok.
ne yapıyorum hiiiçççççç koca bir hiççç.
işte ankaranın yorgunluğunu atmaya çalışıyorum haftada 2 gün pilates, diğer günler iş...
offfff sonbahar, yağmur, kapalı hava benimde içimi kararttı.
sabahları uyanmak yatakdan çıkmak istemiyorum. işler çok yoğun işe gidiyorum kendime gelmem zaman alıyor. canım iş yapmak istemiyor, işe gitmek istemiyor.
sonbahar etkisi diyorum.
kışlıklar çıkacak, ev düzenlenecek, yazlıklar kaldırılacak. yağmur çizmelerim çıkacak (ama nerde olduğunu bilmiyorum :))))
hele bugun kendimi dayak yemiş gibi hissediyorum. her yerim ağrıyor. pilates etkisi sanırım.
nasıl midem var, her geçen gün kendini aşarak beni bile şaşırtıyor.
biraz önce 5 adet salatalık turşusu yedim. hemen ardındanda nutella kaşıkladım. yerken sorun yok nefisti tat. ama buraya yazarken bile ıyyyyyyy yapabiliyorum. ne mide ama....
ne kadar zamandır kitap okuyamıyorum.
neyse uzun kış geceleri beni bekliyor...

11 Ekim 2010 Pazartesi

bir ankara macerası sonu

yoldan geldim. eşyaları yerleştirme..
evim evim sıcacık evim.
neydi o buzzzzz gibi ankara soğuğu...
ankaraya gittik ama koşturmaca geçti. buradan kalabalık gidince bir orada bir burada planlar uygulanmadı. ne ebruşu, ne anneannemleri görebildim.
neyse bir dahakine dedik.
dinlendim mi?
yok orası senin burası benim derken yoruldum hemde çok.
ama ankara soğukda olsa içimi açıyor benim.
1 ay sonrası ankara daha güzel olur. nergisler sokaklarda, kestanede çıkar, elimi ısıtarak yerim. her adımda nergis kokusu ısıtır üüşüyen içimi ...

28 Eylül 2010 Salı

karar

karar vermek ne kadar zor.
bir karar verdik. kuzum askere gidecek aralık'da...
teciller bozuldu. karar aldırıldı. şimdi biz karar verdik.
ama her hafta çıkan haberler yüzünden canımızda sıkılmıyor değil.
tek tip askerlik...çıkacak mı? çıkmayacak mı? çıkacaksa bize denk gelecek mi? gelmeyecek mi?
böyle saçma sapan düşüncelerle bir seviniyoruz, bir üzülüyoruz.
nasıl diyorum. evet askerlik vatan borcu, herkes gidip yapacak.
ama belki kendi açımdan bakıyorum bilmiyorum ama askerlik 6 ayken, bir sürü insan 6 ay yapmışken şimdi neden değiştiriyorsun. daha öncekiler 18 ay- 24 ay- 15 ay yapan bir sürü insan var neden bir kısaltıp, bir uzatılır ki. insan neden umutlanır, sonrada ümitleri karartılır anlamıyorum. evet tek tip yapacaksan. 15 ay yapanınkini kısalt onuda 6 ay yap.
bir tarafı sevindiriken neden bir tarafı üzüyorsunuz anlamıyorum.
kararlar neden bu şekilde ...
kpss dede aynı şey, insanlar bir ümitle sınava girdi. sadece bir bölümün soruları çalındı diğerinde bir şey yok. nasıl oluyorsa anlamıyorum. sadece bir bölümün sınavı iptal oluyor, sınav yeniden yapılıyor,üstelik soruları çalanlar bulunamadan. nasıl bu kadar basit olabilir mi?
eğitim sisteminden biraz bahsetmiştim. batıdaki okulda aynı sınıfta 3-4 , 4-5 i okuyan çocuklar, ortaokulda başarısızken sınıfını geçen ama ortaokulu bitirdiğinde puanı düşük diye hiçbir liseye kayıt olamayan gençler...
anlamsız anlamsız olanlara bakıyorum. çözüm bulamıyorum. elimden hiç bir şey gelmiyor.

26 Eylül 2010 Pazar

beklerken-ararken

ne yazsam diyorum. nasıl anlatsam...
günler geçip gidiyor çoğu zaman yetişemediğim arkasından koşup yetişemediğim koskoca ama kısacık günler. çoğu zaman insanlara endeksli, gönülden neler geçiyor özlenen insanlar var içimde, görüşmek istenen ama görüşülemeyen...
insan çoğu zaman zorunlulukları yerine getirmekden kendine ait zamanı yaşayamıyor.
zamanı yakalamak, zamanı denk getirmek bunlar değişik kavramlar...
bu aralar okulların açılması ile çevremden duyduklarım beni üzüyor. üstelik çevremde bütün bunlar olurken çevremdeki insanların kayıtsız kalıp bunları normalmiş gibi görmeleri daha acı...
en son duyduğum: ortaokulu düşük puanla bitiren bir çocuğun, puan yetmemesi yüzünden hiç bir liseye kaydolamaması, ne meslek lisesi, ne ticaret lisessi, ne normal lise yok hiçbiri...
okul hayatı bitti. belkiden daha sonradan oyundan aklını kurtarıp derslerine çalışacaktı o yavrucak. neyse işte bu eğitim sistemine aklım ermiyor, canımda sıkılıyor.
arıyorum bekliyorum yetmiyor zaman