24 Kasım 2011 Perşembe
endişe en büyük şişesinden
içimdeki o enerji ile bazen hiç bilmediğim yerlere ülkelere gidip gezmek istiyorum. hiç bilmediğim yerlerde hiç bilmediğim insanlarla kendimi oraya ait hissetmek istiyorum. sonra bir dönüp bir kendime bakıyorum. bu halde nereye ve nasıl diye soruyorum kendime henüz belki halimde bir şey yok ama en azından endişelerim var kafamda..
nasıl bir duyguymuş bu her geçen gün yeni bir endişeya sahip oluyorum hayata dair...
korkuyorum nasıl olacak, nasıl olacağım, doğrusu ne ve ben doğrusunu yapabilecekmiyim, doğrusu nerde yazar okusam öğrenirmiyim? çocuk nasıl yetiştirilir? nasıl büyütülür? bir kurs olsa öğrensem...
hayatta hep alıştığımız gibi hep önüme çıkan sınavlarda yaptığımız gibi kitaplar, kurslarla halledilebilecek bir şey olsa hayat yok ! işte belki ilk tökezlediğimde ise endişelerimle geziyorum kafamda evet belki hiçbir zaman cevap bulamayacağım sorularla dolu kafam. iç güdülerimle mi hareket etmeliyim. hiç okumadan araştırmadan mesela...çünkü okudukça o endişe halkaları yayılarak büyüyor tıpkı bir göle taş attığında taşın yaydığı halkalar gibi evet bir yerde sonlanıyor o halkalar ama yeni bir endişede oluyor bu sanırım. galiba böyle hazırlıyor bünye insanı anneliğe...
gececek başa çıkma yöntemlerini bulacağım ve çözeceğim sorularımı teker teker inşallah...
bu süreçde tecrübeleriniz önemli benim için paylaşırsanız sevinirim.
21 Kasım 2011 Pazartesi
bir şarkı tutturmuşum
oysaki hislerim çok değişken, bir an çok mutlu kahkalar atıyorum, kafamı öteki tarafa çevirip gördüğüm minicik bir resim, okuduğum bir yazı gözlerimden yaş süzülmesine neden. öyle abartı yaşıyorumki duygularımı duygularımı kontrol edemeyişim kendimden korkmama sebep her ne kadar bilsemde nedenini...
neler istiyorum oysaki, bir yanım arabaya atlayıp, müzük son sesde uzun yolculuklar peşinde uçuşurken ruhum, diğeri ise öyle stabilki pijamalar üzerimde saatlerce kalkmadan aynı koltukda elimde örgü oturmak istiyor. birde üstüne kimseyi görmek istemiyorum, kimseyle görüşmek istemiyorum. görmek istediğim kişiler var tabiki ama yaşadığım yerde değiller uzakdalar..ama şuan için çevremdeki bir çok insan sinirlerimi bozuyor, belki bir şey yapdıkları yok ama bu aralar sevmiyorum insanları en azından çevremdekileri...
sinirlerim çok çabuk bozuluyor ve çok çabuk kızar oldum olaylara...oysaki sakin ve huzurlu olmam gereken bir dönemdeyim. hormonlarımın bana oyunu bu biliyorum. engel olmaya çalıyorum sakin olmaya çalıyorum ama sanki çabaladıkça daha çok sinirlerim bozuluyor gibi. umarım geçici bir şeydir bu yaşadıklarım ve hissettiklerim. çabucak geçmesi dileğiyle...
içimde oysa yeniyıla hazır bir çoşku var. süslenmiş şehirlerde ışıkların altında dolaşmak alışveriş yapmak. yeniyıl süsleri almak için heyecanlanıyorum.
11 Kasım 2011 Cuma
gelip geçen zaman
ne bir film, ne bir dizi izleyebildim, nede yapmak istediklerimi yapabildim. benim şöyle 1 haftalık daha tatile ihtiyacım var. çok uyuşugum bu günlerden, evden dışarı çıkmak istemiyorum, kimseyle görüşmek istemiyorum, birileriyle konuşacak zamanım bile yok diyorum yapıcaklarımı düşündüğümde...
neyse bayram geldi geçti...neyseki bugun cuma ve annem geliyor. birde üstüne dün aldığımız haber üzerine alınan derin bir ohhhh. çok şükür diyorum.
aklımda bir sürü şey, yaşadıklarımı isteyen herkeze yaşatsın diye dilimde dua, sağlıkla tamamlayalım diye bir dua daha...
zaman böyle böyle geçecek, daha erken olsada kafamda bir sürü soru sırayla soracağım sizlere tecrübelerinizden faydalanacağım.
ama şimdi soru yabancı dizi tavsiyelerinizi alayım?
4 Kasım 2011 Cuma
ankara
herkeze iyi bayramlar
3 Kasım 2011 Perşembe
ev kadını
birde bu aralar kurabiyegillerden gördüğüm battaniyeyi örme derdindeyim. elimden bırakamıyorum. battaniye örecem diyede hiç bir şey yapamıyorum. neyse battaniye bitince artık resmini koyarım.
2 Kasım 2011 Çarşamba
bayram günler kala
bu aralar zaman geçiyor ama kendimi yorgun hissediyorum ama eskisi gibide erkenden yatamıyorum. geçen hafta çok üzüldük. hasanın eniştesinin ölüm haberini aldık. daha 54 yaşında hiç bir rahatsızlığı olmayan aydın enişte sabah kalp krizinden vefat etmiş. çok iyi bir insandı, ne çok seveni varmış, bende çok severdim. çok üzüldük. bayram öncesi yaşadığımız bu üzüntülü haber ve bu haberden önce ülkemizde yaşanılan üzücü haberler ile bu aralar pek keyfim yok diyebilirim.
onun dışında sağlığım iyi şimdilik herşey iyi gidiyor.inşallah sonuna kadarda bu şekilde gider. bayramda ne yapacağımıza hala karar veremedik. bakalım yollar bizi nereye götürecek.
21 Ekim 2011 Cuma
battaniye
10 Ekim 2011 Pazartesi
zaman
hani bazen zaman geçmesin istersin ya, ellerinde halatlarla yavaşlatmaya çalışıp zamanı o anın en çokda dibine kadar tadını çıkartmak istersin ya...
hani bazende zaman çabucak geçsin istersin kafestedki bir hamster gibi o dönen şeyin içinde hızlı hızlı gittikçe sanki hemen geçivericek zamnnedersin. yada erkenden uyursam zaman çabuk geçer bilirsin. işte bu aralar hem zaman geçsin çabucak geçsin sağlıkla istiyorum hemde bir yandan tadını çıkartmak istiyorum. bu aralar tv karşında uyuklamalar acayip keyifli dizilerin yarısını izler yarısında uyur kıvamdayım. 2 kitabı aynı anda okuyorum. 10 sayfa kitap okuyup uyuyorum, sonra uyanıp tekrar devam ediyorum. sıkılınca diğerine geçiyorum. pek konsantre durumları yok yani bu aralar...
yemek içmekle ise aram iyi...kışlık yaptım mesela dün. turşularım hazır yani hani benim gibi canı isteyen olursaaa
9 Ekim 2011 Pazar
cepden post
6 Ekim 2011 Perşembe
BEKLENTİ
hayat bu aralar sunuda olsun bu yapayım.buda olsun bunu yapayım. biraz daha geçsin, zaman çabucak geçsinlerle geçiyor. birazcık uyku, birazcık kitap okuma, arada yine uyku, biraz dizi izleme ile geçiyor.
heyecanlanıyorum, bazen korkuyorum, bazen sakinleştirip kendimi konuşuyorum. aslında yazmak istiyorum daha çok ama insanın hislerini anlatmak bu kadar zormu diyorum şimdi. hem anlatmak istediğin çok şey var. ama anlatmaya gelince bir o kadar zor.
canımı sıkmamaya çalışıyorum, üzülmemeye çalışıyorum, yormamaya, kızmamaya ama yaşıyorsak ne kadar mümkün bilemiyorum. acayip unutkanlık var en başından beri o kadar basit şeyleri unutuyorum ki, mesela 5 dakika önce konuştuğum bir şeyi hiç duymamış, konuşmamış gibi oluyorum. kocama aynı soruları hergün 3 defa soruyorum. bilmiyorum sıkılıyormudur. umarım düzelirim.
belki farkında olmadan üzüyorum birilerini yada kırıyorum ama hiç farkında değilim. ama bu aralar kendimi üzmemeye çalışsamda beni üzen, kıran anlam veremediğim, hep konuşma taraftarı olduğum sorduğum ama yok bişey diye cevap aldığım arada biraz soğukluk hissettiğim biran gelip hissetmediğim bu yüzdende neler olduğunu anlayamadığım bir dostum var. üzülüyorum bu halimize belki ben alınganlık ediyorum içinde olduğum durumdan dolayı, yada kırıldığı bir şey var ama ne ??? sordum yok dedi. bir daha sorucam soramadım kaç gündür. bakalım ortaya çıkar.
işte kendimi iyi hissetmem gereken bu dönemde beklentiler çoğalıyor. duygular karmaşıklaşıyor. hatta hissettiklerim bile çorba oluyor. ..
29 Eylül 2011 Perşembe
değişim
insan başına gelmeden anlamıyormuş: belkide çok araştırmak , çok sormak yanlış bilmiyorum ama hangisi doğru bilemeden kafam karıştı bugun, sağ olsun twitterda yazdığım folic asit mi? elevit mi? sorusunun karşılığında aldığım cevaplar biraz daha rahatlattı.
kimisi ilk andan itibaren elevit kullanmış, kimisi 3 aya kadar folic asit sonra elevit, kimisi ise hem elevit hem folic asit. haftaya doktora gittiğimde soracağım ve daha net öğreneceğim.
ama sanırım bu konuda her doktorun inandığı, savunduğu şey farklı olduğundan kaynaklanıyor onun için bize düşen inandığın doktoru seçip ona güvenmek olacak.
tecrübeli annelerden tavsiyelere ihtiyacımız olacak, tavsiyelerinizi bizimle paylaşırsanız seviniriz.
28 Eylül 2011 Çarşamba
hislerim
dün çok dinamik ve aktif iken bugun acayip yorgun uykusuzum. dinlenmem lazım sanırım yani enaz 9 saat uyumam gerekiyor kendimi iyi hissetmem için yoksa işte uyukluyorum.
içimdeki heyecan hala devam ediyor. bugun ilk kitapları sipariş verdik ilki benimle ilgili hafta hafta gebelik, ikincisi ece ararın Hamilelik Günlüğü, üçüncü ise senin için beraber yapacağımız şeyleri öğrenmem için Bebek Bakımı Sorunlarına Mucize Çözümler, beraber öğreneceğimiz çok şey var bu konuda bana yardımcı olursan sevinirim.
sizinde bana önereceğiniz kitap, hatta bloglar varsa tavsiyelerinizi dikkate alacağım.
26 Eylül 2011 Pazartesi
süpriz
hayatın bize yaşattığı en büyük süpriz. geçen haftaa yaşadık.
ankaradaydım, doğup, büyüdüğüm şehirde... işte bu haberi bu şehirde öğrenmekde ayrıca bir sürpiz oldu. nemi hissettik, şaşırdık önce , sevindik, sonra bir inanamadık, inandık sevindik ve sevdik seni...
beraberliğimizi taçlandıracak, ailemizi katlandıracak kendisi şuan miniminicik ama haberi bir o kadar büyük süprizimiz vardı geçen hafta...
şimdilerde heyecanlıyız, günleri sayıyoruz, sonra günleri birleştirip hafta yapıyoruz, sonra o haftalar çoğalınca tekrar günlere döneceğiz. bu macerada bizi hep güzel ve mutluluk verecek şeyler bekler umarım. ve sağlıkla kavuşuruz birbirimize...
içime enerji veren, yaşama sevinci katan bir o kadar kendime özen göstermememi sağlayan sen, sağlıkla ,mutlulukla kavuşacağımız günü bekliyoruz biz...
16 Eylül 2011 Cuma
gezmece tozmaca
uzun zaman olmuş yazmayalı ama olsun yazın böyle oluyor zaten. bu arada neler mi yaptım gezdim tozdum. tatilll... tatil çok güzel keşke hayat hep tatil olsa sıkılırmıyım acaba diyorum. her deniz olan bir şehire gittiğimde dediğim gibi, kesinlikle denizi olan bir memlekette yaşamalıyım diyorum. insanda sinir bırakmayan, ömrüne uzatan, her derin nefesinde o huzuru hissettiren koku. zaten ben anllamıyorum ben deniz çocuğu olmalıymışım. damak tadım ege-doğu karışımı... işte ortaya karışık. hala aklım tatilde suyun içinden çıkmak istemedim. o denizin tenimde hissettirdiği kadifemsi histen kopamadım. güneşi içimde depoladım. kokuyu burnumda neyse tatil bitti ama ben hala tatil modunda kaldım. konsantre sıfır. dönüşte yaşadığım travmayı ise tam atabilmiş değilim hala seneryolar yazmaktayım küçücük bir şey için.
2 gün sonrada ankaraya gideceğim,annemlerin yanına , hem annemleri , hemde ankarayı özledim her ne kadar denizi olmasada sevdiklerim o şehirde ve gezmece tozmacaya devam.
bugun tekrar okullu oldum. aftan doktoraya devam inşallah bir gün buraya bitirdim yazabileceğim. yapmam gereken o kadar çok şey var ki bu konuda lütfen artık o içimdeki istek gelsin tembellik gitsin şu yarım bıraktığım şeyleri bitireyim.
ankara dönüşü daha uzun uzun yazarım . şimdi yarın içiin kışa hazırlık işlerine dönmem lazım.
22 Ağustos 2011 Pazartesi
GEÇMİŞ CUMA
cuma içimde olanlardan hisslerimden azıcık bahsedeyim istedim. benim için çok stresli koşturmacalı gergin bir gündü. günün sonunda duyacaklarım ise beni çok etkileyecek cevaplardı ve bunları beklemek acayip stressliydi. bu stresli bekleyişte bana destek olan koşturmacada yanımda koşan canım arkadaşım nazlı... iyiki varsın. sıra sonuca gelince nasıl mutlu oldum havalar uctum. içim rahatladı, gönlüm ferahladı...
nazlıcım yaptıkların hiçde hafife alınmayacak şeyler, iyiki varsın, iyiki tanımışım seni ve iyiki arkadaşımsın. senin desteğinle benim için zor bir günü atlattık. seviyorum seniii
16 Ağustos 2011 Salı
büyüyorum
11 Ağustos 2011 Perşembe
hayallerim ve kırıkları
insan bu yaşa gelip hala hayal kırıklığı yaşa mı dicem. yaşıyormuş bunun yaşı yokmu. hala güvenip, hala tanıdığını zannedip, hala kazık yiyorsak hala hayal kırıklığı yaşıyoruz.
hayaller bitmediği sürece hayallerimin peşinden koşmaktan vazgeçmediğim sürece bu devam edecek.
istekleri bitmiyor insanın yeni yerler, yeni şeyler, yeni bilgiler...istekler olunca da beklentiler o yönde, şu an ağustosta bu havaya karşı içine düştüğüm bu melankolide çıkıp, bir mantık duygusuyla birlikte elimde süpürgemle kırıkları süpürüp bir sonraki hayallime dalarım.
tüm hayalleriniz, istekleriniz, dilekleriniz gerçek olsun. mutlu kalın
29 Temmuz 2011 Cuma
boşşş
bomboşşşş hislerim duygularım.
kırgınlıklarım var, kırıklıklarım var. içimde büyüyen.
oysaki sözlerinin beni bu kadar kırdığını bilsen yinede söylermisin.
hayat öyle garip ki öğrenemedim.
bir susmayı...
bir takmamayı....
birde kendim için yaşamayıı...
22 Temmuz 2011 Cuma
boşluk
öyle yoğun geçiyor ki işler çok yoğun dinlenemiyorum.
ama bünye dinlenmek için bahçe istiyor. hazır yaz gelmişken sıcaklardan eve giresim gelmiyor.eve girmeyincede evde yapmam gerekenleri yapamıyorum. ama insanın ruh hali nasıl farklı bu yorgunluğa rağmen insanı kücük şeyler mutlu edebiliyor. enerji verebiliyor. bugun bir narçiçeği oje, bir nar çiçeği pantolon, birde mavi kolye içime enerji kattı, mutluluğuma mutluluk, keyfim keyif. işte ufak şeyler hayatımızdan eksik olmasın hiç. mutluu haftasonları dilerim.
p.S: bu arada öyle özledim ki handanım. konuşmayı, uykusuz geceleri, mutfak muhabbetleri ...
18 Temmuz 2011 Pazartesi
33'e 11 kala
öğrendim, anladım yapabilirmiyim, emin değilim.
hayat çokda ciddi alınmaya gelmezmiş. iş çokda ciddiye alınmaya gelmezmiş. herkez kendi keyfinde, herkez kendi çıkarları doğrultusunda giderken, aslında çoğu kişi sorumluluklardan kaçarken, herkez birbirine topu atarken,aslında çocukken aynanan istop, akşam ebesi, saklambaç gibiymiş hayat. oyun oynarkende oyunu ciddiye alanlar şimdide hayatı ciddiye alıyor sanırım. hayatı bu kadar ciddiye alırken keyiflerindende bir o kadar uzaklaşmak demekmiş bunu öğrendim. kendi hayatını ve kendini dünyanın merkezine koymak en önemli şeymiş bunu öğrenemeyip ben nerde hata yaptımlar zaman kaybıymış.
bunlardan sonra 33 yaşa 11 kala öğrenilmişlik mi? ağır basar, karakter mi? bilsemde bilemedim.
