14 Haziran 2011 Salı

kararma

evet rüzgar gibi geçti yaz.

yaz bittide kışa geliyoruz gibi hava,serin değil soğuk bildiğin. güneş desen yüzünü göstermiyor. daha tam yazlık ayakkabılara geçiyoruz derken hooop tekrar döndük converselere... bahçede mangal hayalleri kurarken camdan dışarı bile bakmıyorum nerdeyse. bu havalar sinirlerimi iyice bozdu. bir yandanda sigarayı bırakma girişimlerinin devamının sürdüğü bu süreçte sinirlerim gergin. önüme gelene çatasım var modundayım. tabiii bu kıvamdayken en kolay ulaşıpda kırabileceğin en yakınındakiler oluyor. eee ne yapalım. bu sigara olayından dolayı dışarıya verdiğimiz rahatsızlıkdan ötürü özür diler. çevremizden anlayış beklerim.

zaman böyle geçerken insan bazen kendine ediyor ne ediyorsa. önemli olan yaşamayı bilmek ve yaşamanın tadını çıkartabilmek. tamamen bakış açımızı değişitirip hayata mutlu bakabilmek önemli olan. mutlu günlerrrr

9 Haziran 2011 Perşembe

istekler

bu aralar nedir böyle isteklerim mi çoğaldı benim.

istediklerimi yazıyorumda alt alt sonu gelmiyor diye kendim korkuyorum.

tabiki acil olanlar olmayanlar, çok istediklerim az istediklerim.

bi sürü şey var. bu aralar bu istekler için bir şeyler yapmak lazım.

ya radikal bir çözüm yada sabretmek...

p.s: zamanın yetmediği noktadayım.

8 Haziran 2011 Çarşamba

bahçedeyiz bekleriz

evet ne zamandır yazıcam hatta fotoları ekleyeceğim dedim. ama yok olmadı.

bu aralar biz bahçede yaşıyoruz diyebilirim. eve giresimiz gelmiyor özlemişiz. giriş kapımızın önündeki ayakkabılığın içinde minicik bir kertentele yaşıyor. her seferinde ben ondan o benden korkuyor. buna rağmen hemen hemen hergün yeni üyemiz olarak eklene çiçeklerin bakımı sanırım beni zorlamaya başlayacak, bu hızla giderse. bahçe demirlerini sarmasını beklediğim sarmasıklardan henüz bir gelişme olmadı. ama hanımelleri tomurcuk kıvamında açmak üzere. iki minik domatesim var. lavantalarım çoştu serpildi missss kokuları var. bahçe bakımı ve çiçek bakımı zormuş ama nasıl bir keyif veriyor. büyüdüklerini görünce anlatamam. en yakın zamanda resimlerini eklicem artık...

bahçede keyifli zamanlaraaaa

6 Haziran 2011 Pazartesi

istek

hayallerim var. görüp beğendiklerim içimde kalanlar, hatta hayallde kalanlar..

gitmek istediğim yerler, gittiğim yerler, gidip de dönmek dönmek istemediğim yerler.

görmek istediklerim var mesela, özlediklerim, özlüyor olduklarım, haaa birde bir süre görmek istemediklerim.

yapmak istediklerim var, yapmaya üşendiklerim, yapmaktan keyif aldıklarım, zorunluluktan yaptıklarım.

işte bu aralar o kadar çok şey istiyorum ki, keşke hepsinin benim ve benimle olması mümkün olsa...

haftasonu çok güzel geçti...yaz geldi sonunda ( umarım bu sıcaklar devam eder).

bahçe sezonunu açtık. pazar günü eve hiç girmedim diyebilirim. en kısa zamanda tekrarlamak istiyorum


4 Haziran 2011 Cumartesi

tatilden kısa kısa

aşkla çıktık yola

sincaplarla doğanın içinde yapılan kahvaltılarla






huzurun tam ortasındaydık





kimi zaman bir balıkçı kasabasında




yedik




eğlendik çocuklar gibi şendik




meksika yakınlarına kadar uzandık bir adımda




dönme dolapda eğlendik




















3 Haziran 2011 Cuma

veee cumaaa

tatil sonrası uyum sorunu yaşadım bu hafta boyunca

yetişmesi gereken şeyler,yapılması gerekenler, gidilecek yerler, sergi derken geç saatlerin görülmesinin ardından sabah erkenden işe gelmek ama kendime gelememek. bünyede hissedilen yorgunluk ama hala yapılması gerekenler olunca boşverrr diyorum haftasonu toparlıcam inşallah tatil ve sergi ile ilgili resimleri ilk fırsatta eklicem.

30 Mayıs 2011 Pazartesi

dualarım seninle

evet bugun beklediğimiz büyük bir haber var. içimizde heyecan ve dilimizde dualar...

kalbim, dualarım, duygularım seninle nazlıcım.

öğleden sonra alıcaz inşallah o güzel haberi, zaten ben rüyamdada gördüm.

sen kalbini gönlünü ferah tut. hep yanındayım....

seni çok seviyorummm

hayat hepppp tatil olsa

evet tatil dönüşü tatilden kopamamış durumdayım. her daim söylediğim bir şey olan deniz olan bir şehirde yaşama istediğini bir kez daha yazıyorum işte deniz olan bir şehirde yaşamak istiyorum.

tatil bol dinlenmeceli, bol eğlenmeceli, bol özlem gidermeceli geçti...

öyle özlemişizki birbirimizi tadını çıkarttık. tatilden döndük. işe başlamış olmak, biraz sıkıntı olsada daha yapılacak çok şey en küçük bir fırsatı değerlendirmek üzere anlaştık nasıl olsa...

yapılacaklar var, isteklerrr...

hepsini gerçekleştirmek umuduyla..haaa sizinkilerde gerçekleşsin

20 Mayıs 2011 Cuma

bizdeki tatlı telaş

evet sonunda sağlıkla kuzuma kavuştum. aradan geçen 5,5 ay sonunda üzerimizden büyük bir yük kalktı. şimdilerde hoş geldinler, beş gittinler, gözün aydınlar var bolll bollll bunlardan arta kalan zamanlarda özlem gidermeye çalışıyoruz işte...

dün kütahya simavda 5,9 şiddetinde bir deprem oldu. o sırada araba olduğumuz için hissetmedik. allahtan çok bir kayıp yok. her ne kadar evlerde zarar olsada herkeze geçmiş olsun diyorum. doğa olayları karşısında bir kere daha ne kadar aciz olduğumuzu hatırlattı bu olay.

hava gene yağmurlu bulutlu hatta soğuk ,bayağı bildiğin üşüyorum. hala üzerimde mont, hırka ve birgün çizme bir gün spor ayakkabı var. tatile 2 gün kala bu hava içimi karartıyor. valiz hazırlayacağım. ne hazırlasam ne koysam diye düşünüp duruyorum.

yinede tatile 2 gün kalmış olması bile mutluluk veriyor.

16 Mayıs 2011 Pazartesi

heyecan

evet bugun güneşe uyanmak acayip keyif verdi. hele birde bunun üstüne sevgilinin gelecek olmasına çoook az bir süre kalması acayip keyifli...

işte havaların ısınması güneşin hep yüzünü göstermesi ve yarının biran önce gelmesi temennesi ile hepinize iyi ve güneşli haftalarrrr

10 Mayıs 2011 Salı

keyifliyim

günler azaldıkça... ( 6 gün kaldı sevgilinin gelmesine) yuppiiii...

havada güneş parladıkça....

tatile sayılı gün kaldıkça ( 12 kaldı....) oleyyyyyy

bahçenin eksikleri yavaş yavaş tamamlandıkça ...

çiçekler tomurcuklandıkça, çiçekler açtıkça ...

mutlu oluyorum.

güneş yüzünü kaçırma bizdennnnn


5 Mayıs 2011 Perşembe

karanlık

hava karanlık bende karanlık.

bugun sabah uyandığımdan beri içiimde bir bungunluk, sıkıntı, huzursuzluk, negatiflik midemde oturmuş bir dinazor işte her ne var ise. içimdekileri kış kışlamaya çalışmama rağmen yok kardeşim ben bugun depresyonun kıyısında gezinmekteyim. yarın çıkabilirim. o başka

bu içimdeki hisin üstüne birde anlaşılamamak, anlamaya çalışılmamak var ya. hani şu insanların sadece kendisini anlayan başka kimseyi anlamayan modelinden olanlar vardır. önce böyle davranıp üzer. sonra ise hala anlamaz ama üzdüğünü anlayıp durumu düzelteni işte onlardan ...işte birde bu gelince omuzlarım aşağıda,her önüne gelene sarabilecek potansiyelde , mutsuz, huzursuz, diline vuran birine dönüyorum işte...

ya kardeşim işte ben böyle yaşıyorum diyorum bazen evet çok acı en ufak bir mutlulukta bulutlarda gezinen, en saşma sapan bir olda dipleri boylayan. aslında ne var ortada hiiiiiç hemde koca bir hiçççç.

takmamayı öğrenmem lazım acilinden

4 Mayıs 2011 Çarşamba

sorular hemde cevapları olmayanından

33 yaşıma 3 kala hala bu sorulara cevap bulamamak iyi bir şeymi kötü bir şeymi bilmiyorum?

hangi gelişime açık olunduğundan mı? bünyede hep bir acıklık olduğundan mı kaynaklı diye kendimizi mi kandırsak acaba...

aslında sadece bende mi var bu sorular, düşünüyorum, konuşuyorum yok bir çoklarında mevcut ama hep bir yakınma halinde çözüm bulunamayan kimi zamanda çözüme cesareti olmayan bu bünyeden kaynaklı sanırım.

evet bilinçsiz, ne olduğu hakkında çok fikri olmadan, annemin yalvarmalarına kulak asmadan seçilen bir bölüm ve sonunda edinilen bir meslek ama ne kadar tatmin edici meçhul...işte bunun yarattığı tatminsizlik duygusundan kaynaklanan acaba hangisine elimi atsam duygusunun yarattığı maymun iştahlılık ve bu bünyeyi mutlu edecek şeyi arama çabasının halen 33'üne kadar sürmesi kendimi gerizekalı hissinden kıl payı uzaklaştırmayı becerebiliyor neyseki.

kendi kendime 33ümde soruyorum şu an bu bilinçle üniversite sınavının olduğu seneye götürseler ne yapardın? cevap 1 değil, şumu bumu şuda olabilir diye sıralanıyor. hala net değil. bu neden kaynaklanıyor ...

hadi onu geçtim 33 ümde hala bir tarzımın olmayışının sebebini sürekli değişen moda mı diye açıklayacağım ve bunun altındada yatan doyumsuzluğun sebebini moda zaten sıradan olmaz ki insanda durağan olmamalı diye konuyu başka yerlere mi çekmeli.

yok kardeşim bu aralar yukarıda bahsettiğim ve bunlara eklenebilecek bir sürü soru yüzünden kendimden haz etmediğim bir dönemde bunun sebebini BAHAR'a bağlama potansiyeli var ruhumda

3 Mayıs 2011 Salı

içimden geçenler

bu yorgunluk halsizlik hiç bir şeye yetişememe yoğun günlere rağmen hala zamanın geçmemesi...

13 gün kaldı dört gözle bekliyorum kuzunun dönmesini, döndükten sonrası için kafamda planlar,hayaller var. hava kapalı içim sıkılıyor,bu yorgunluk beni bunaltıyor. sanki hep bir yanım eksik kaldı bu geçen sürede geçen 5 ayda evet yaşadım bir şeyler yaptım ama yaptığım şeyleri ne içime sindirebildim nede çoook keyif alabildim. bu süreçde işte bu yüzden bu anlamsız geçen 5 ayın acısını çıkartmak üzere planlarımız var. umarım gerçekleştirebiliriz.

öyle zamanlar oluyor ki, uzakta olmanın insanda yarattığı eksiklik, sıkıntı, yetememe, acısına ortak olamam, mutluluğunu paylaşamama işte hep bir eksik. ayrı şehirlerde yaşamak demek tamam koparmıyor arkadaşlardan dostlardan seni ama işte yazdıklarım gibi içinde kalıyor. ada dünyaya geldi yanında olamadım özlemin oysa beraber bebek kurabiyeleri yapacaktık işte planlarına uydurmuyor seni hayat. ebrucuğum babaannesini kaybetti onun acısında yanında olamadım bir nebzede olsa hafifletemedim. zor zamanında ellerini tutamadım. handanım anlatmak istedi eskisi gibi konuşmak istedi rahatlamak istedi yanında gözlerine bakıp dinleyemedim. işte taaa uzaktan yetmeye çalıştım ne kadar yetebilirsem. eski günlerdeki gibi olmuyor hiç birşey ama arada bu kadar mesafede olsa hala acınızı mutluluğunuzu hissedebiliyorsam önemli olan bu bence...

şimdi buradaki dostlarımlayım, onların yanında onlara destek. onların mutluluklarında onların acılarında yanlarındayım. iyi varsınız hepiniz...

1 Mayıs 2011 Pazar

anlamaya çalışıyorum

anlamaya çalışıyorum
içimdeki enerjimi emen şeyin ne olduğunu,
bu yorgunluğun neden kaynaklandığını,
havanın etkisi diyorlar, onuda anlamaya çalışıyorum mayıs geldi neden hala hava böyle...
rejim yapmam lazım anlamaya çalışıyorum, oysaki yemeden önce anlamam lazım dı?
zaman geçirmeye çalışıyorum son 15 gün, bir dönem geçmesin derken şimdi geçsin dememi
akrabalarımı, arkadaşlarımı, dostlarımı, komşularımı, insanları anlamaya çalışıyorum.
dünyayı, otu, böceği, hayvanı anlamaya çalışıyorum.
yaşamı , hayatı anlamaya çalışıyorum.
insanların davranışlarını anlamaya çalışıyorum
kendimi anlamaya çalışıyorum.
kimi zaman anlıyorum, kimi zaman anlasamda başkalarının istekleri olunca kendi iç sesimi duymamaya çalışıyorum. işte o zamanlarda anlayamıyorum kendimi.
bencil insanları anlamaya çalışmıyorum.

26 Nisan 2011 Salı

parmaklarım çarpı içimden lütfen lütfen diyorum

evet uzun zamadır kapalı olan bloglar açıldı fakat kapalıyken içimden fışkıran yazma isteği bloglar açılınca nereye gitti ben bulamıyorum.

ama bu bir kaçamak:biraz önce işten bloguma girebildiğimi üstelik de yazı yazabildiğimi görünce o istek yine tavan yaptı blog açılana kadar ellerim çarpı lütfen lütfen diyerek bu noktaya kadar ulaştım. umarım bu postu yayınlayadabilirsem. iş yerinden bunu da keyfedip kapatmazlarsa şimdilik akşamları vakit bulup yazamadığım yazıları buradan yazmış olacağım.

evet bir kaç gündür havaların güzel olması içimdeki beni uyandırıp hop oturup hop kaldırıyor.. o kadar çok şey yapmak istiyorum ki ama hangisinden başlasam karar veremiyorum. elimi bir ona atıyorum, bir buna atıyorum. sonuç kocaaa bir SIFIR ...işte bu halimde beni sinir ediyor.

resim kursuna başladım: rüya gibi hayal gibi benim için ; umarım hepde böyle devam eder. eski restore edilmiş ahşap bir ev (bir ara fotolarını çekip koyarım) kokusu, dokusu, havası bile insanı başka bir aleme götürüyor, heleki o alemdeyken resim yapan birini izlemek. sıcacık ve çıtır çıtır eden sobanın yanı başında anlatılmaz bir keyiffff. yaparkende umarım heppp bu keyfi alırım. maymun iştahlı olduğumu kabul ediyorum. umarım bu sevdamda maymun iştahımın kurbanı olmaz.

annem yanımda o kadar alıştım ki; anlatamam anne kokusunu hissetmek, varlığı ve varlığının kattığı rahatlığı öyle güzel ki, bu rahatlığa alıştığım şu günlerde sevgili 19 gün sonra geldiğinde benim evdeki prensesliğim külkedisine dönüşecek diyede üzülmüyor değilim hani...ama bir yandanda sevgiliyi özlemiş olduğum ve son günlerin zor geçmeside zorlamıyor değil hani...kendimi son 19 günün tadını çıkart diye kandırıyorum ama balkağından külkedisin dönüşme aşamasındayım işte...

bahçeyi düzenleme güzelleştirme aşamaları insanların pislikleriyle canımı sıksada (ellerindeki her türlü kağıt, bardak, yiyecek kabı gibi şeyleri bahçeme atan insanlar insanmısınız) insanlarımızın nasıl eğitilecekleri konusu beni üzüyor. neyese ben güzel şeylere döneyim.

evet bu post tam ruh halimi yansıttı işte tam da bu haldeyim konudan konuya geçen, dağınık ve değişken duygularımla sizlere tekrar merhaba...

özlemişim

20 Nisan 2011 Çarşamba

kaç ay oldu bilmiyorum

mutfak önlüğüm


masa örtüm


kaç ay oldu bloga giremediğimiz.





sonunda açıldı, ne kadar mutlu oldum. bu süreçte sanki hep bir şeyler eksikti. sizleri okuyamadım. neler yaptınız kimbilir.





ben taşındım sonunda evime yerleştim.





bugün itibariyle kocamın gelmesine 25 gün var. yani hala gün sayıyorum ama neyseki az kaldı...





kısa bir merhabanın ardından...





annemin, canım annemin diktiği ve benim içimi açan masa örtüm ve mutfak önlüğümle başlangıcı yapayım. bir daha böyle uzaklıklar olmasın

26 Şubat 2011 Cumartesi

uzun zaman oldu

bu arada neler yaptım. evim hala koli dolu...
göçebe bi hayat inşallah yarın sona erecek.
2 hafta sonra kuzunun yanına gideceğim.
bu aralar ev göçebe ama en kumaşların arasında kayboldum.
bir pachwork hastalığıdır sardı, sürekli kumaş bakıyorum.
içimdeki bir şeyler yapma üretme isteği çok yüksek
geçen hafta ankaradaydım. yeni ev yeni heyecan derken aldığım herşey eve dair oldu.
üstüme başıma hiç bir şey bakmadım bile...
paşabahçe mesela, hepsini almak istedim orada..
yeni evi yeni eşyalar ile yeni heyecanlar ile yaşıyorum bu aralar...
hevsli ve heyecanlıyım anlaşılan

18 Şubat 2011 Cuma

10 Şubat 2011 Perşembe

hayatta amacın nedir senin ?

zaman zaman kendime sorduğum bir soru?
sorduğumda canımı sıkan. ama aynı zamanda kolaycada unutabildiğim bir soru?
o kadar boş hissediyorumki kendimi ...
kitap okumayı sevmiyorum ne zamandır?
düşünmek ve kafa patlatmak istemiyorum (neden yorayımki beynimi)
tv ve bilgisayar karşısında saatlerimi harcıyorum üstelik hiçç gocunmadan.
evde toplu halde bulunan kolilerden dolayı günlük yemek ihtiyacı dışında kek bile üretimiyorum ben ne zamandır?
insan kek üretemiyorum diye üzülür mü?
aslında kek bahane ben hiç bir şey üretemiyorum çok uzun zamandır.hatta doğru düzgün cümle bile...
düşünüyorumda kullandığım kelimeler bile çok sınırlı sayıda
sığılaştığımı hisediyorum.
muhabbetler içinde sığılaşıyoruz her seferinde muhabbetleri başka yerlere çekmeye çalışsamda yine vuruyoruz o sığ kıyılara..
bunalımda değilim hayır.
ama kendimi silkmeye, silkelemeye ihtiyacım var müsade ederseniz?
evet yaklaşık 2 aydır kocam askerde...
yakaşık 1 aydır evde kolilerle bir yaşam..
beni bu halemi getirdi, hayır sadece bunlar olamaz.
4 senedir yaşamakda olduğum çevremi...
etkisi kaçınılmaz.
ama artık kendine gellllll