30 Aralık 2011 Cuma

2012

Yeniyıl hep bir heyecan yaratıyor insanda bu sene her ne kadar yenyıl moduna girememiş olsamda sanki sıfırdan hayata açılmış yeni bir sayfa gibi, yeni başlangıçlar gibi işte bu yüzden hep değişim gelir aklıma, yapmak istediklerim birde. kafamda şunuda yapayım bunuda yapayım diye bir to do list for 2012 var ama buraya yazmayacağım. umarım hepsini yada bir çoğunu gerçekleştirebilirim. ama her şeyden önce sağlık, mutluluk, huzur , sevgi diliyorum tüm dünya için...
2011 çok sevimli olmasada benim için güzel haberlerle geldi. 2012 ise hayatımıza yeni en büyük hediyesini verecek inşallah sağlıkla işte bu yüzden çok heyecanlıyım. herşeyden önce değişmek istiyorum iyi bir anne adayı, sonrada iyi bir anne olmak istiyorum, ve isteyen herkez bu duyguları yaşasın istiyorum. sağlığınız, sevginiz, gülücükleriniz sizi hiç bırakmasın 2012'de... mutlu yıllar.

P.S: foto all posters'den

27 Aralık 2011 Salı

2012'ye günler kala

ankaradan döndüm. altını üstüne getirdim ankaranın öyle özlemişim ki az bile geldi. gezdim, alışveriş yaparken kendimi kaybettim. bu sene yılbaşı havasına tam anlamıyla giremedim. almam gereken hediyeler, yollamam gereken kartlar, göndermem gereken hediyeler var. ama hepsini yapmaya üşeniyorum. havaya giremediğimden mi uyuşuklukdan mıdır bilemem.illa yılbaşında gitmesine gerek yok değil mi? yılbaşından sonra yollasam olmaz mı?
bu aralar bloglarda birbirinden güzel hediyeler dağıtılıyor. bir kere daha duyurayım istedim. yılın son hediye çekilişi var. örgünün, keçenin, çarpı işinin ve daha bir sürü şeyin üstadı http://kurabiyegiller.com/ den yeni ve son hediye hadiiii katılın sizde kalplerinizi yumusatsın.

16 Aralık 2011 Cuma

ankara

gidiyorum birazdan her zamankinden biraz farklı sorumluluklarım daha fazla birazda endişe..
evet çok özledim ailemi, ankarayı.. ama içinde bulunduğum ruh halinden kaynaklı  kuzumu burada bırakacak olmak, boynumu bükmeme sebep oldu.
neyse üzerimdeki bu duygusallıkdan ve endişelerden kurtulup silkinmem lazım değil mi?
sağlıkla gidip geleyim istiyorum. yapmak istediklerimi yapıp, sevdiklerime zaman ayırıp.ankara ile özlem gidermek. hoşçakalın

6 Aralık 2011 Salı

2011 ARALIK

sene biterken şöyle bir seneyi değerlendiriyorumda ,geçen sene bu zamanlar acayip bir heyecan yaşıyorduk eşim askere gidecekdi, neresi çıkacak kısamı uzun mu çıkacak diye içimiz içimizi yerken. askerlik bitti. kavuştuk.gezdik dolaştık. çok kayıplarımız oldu üzüldüğümüz eşim hem anneannesini, hemde eniştesini kaybetti 3 ay ara ile bir daha böyle acı günlerin yaşanmaması dileğiyle... ülkede deprem, terör derken yaşananların ardından aldığımız mutlu haber ile birlikde yapılması gerekenlerde hızla çoğalıyor. ben her ne kadar zaman çabuk geçsin istesemde aslında çabuk geçiyor zaman, sene biterken hala yılbaşı ağacını kuramadım uyuşukluğumdan haftasonu kurarım derken grip nedeniyle iyice uyuşmam engel oldu inşallah bu hafta kuracağım. alışveriş telaşımız başlıyor alıncaklar listesi sıralanıp gidiyor. bu listeyi yaparken bir istanbul, bir bursa, bir ankara, bir eskişehir istiyor canım. ne kadarını yapabilirim bilemiyorum ama yapmak istediklerim var elimden gelirse yapacağım. canımı sıkan şeylerde olsa artık şunu öğrenmem gerekiyor ki hayatta hiçbir şey benden daha önemli değil. 2012 den istediğklerimin ilk sıralarında bu var hiçbirşeyin ve hiç kimsenin benden daha değerli olmadığı, ve sağlık mutluluk huzur sans istiyorum. diğer istediklerimide wish to list yazacağım.
şimdi uyuşuk halime geri döneyim.

29 Kasım 2011 Salı

zaman çabucak geçsin

öyle çok şey yapmak istiyorumki ama hala zamanı düzgün kullanmayı beceremiyorum maalesef, ileride bir gün dönüp baktığımda bu geçen günlerime ne kadarda boşa geçmiş diyeceğim belki ama yapamıyorum işte. yapmak istediğim o kadar çok şey varki ama içimde hem bu tembellik, uyuşukluk hemde birşeyler yapma istediğinin yaratmış olduğu o yorgunluk ve kararsızlıkla yapmak istediklerimden sadece bir tanesini yapabiliyorum. yarım kalan 2 adet resmim biran önce tamamlanmalı, bu aralar her ne kadar başarılı olamasamda örüp örüp söksemde takmış durumdayım daha kaç kere örer sökerim bilemiyorum ama inat ettim yapıcam. okumam gereken kitaplar kule oldu, 3 tanesini aynı anda okumaya başladım karar veremeyince ne kadar başarılı olabilirim bilmiyorum.
yılbaşı heyecanı sarıyor içimi ağacımızı kırmak için haftasonunu bekliyorum. ve tabiki birde ankaraya gitmek istiyorum. her yeniyıl öncesi sevdiğim süslenmiş ışıklandırılmış sokaklar caddesleri mağazaları gezmeyi, yeni yyılbaşı süsleri almayı, yapmam gereken alışverişleri yapmayı istiyorum.
bu arada süs demişken örgünün üstadı, beceriklimi becerikli, zevkli mi zevkli http://kurabiyegiller.com/ yılbaşı için kendi elleriyle yaptığı süsler için çekiliş yapıyor. hala katılmadıysanız. bir tık

24 Kasım 2011 Perşembe

endişe en büyük şişesinden

bugun cuma olsa hayat bayram olsa ve daha neler neler olsa yazabilirim.
içimdeki o enerji ile bazen hiç bilmediğim yerlere ülkelere gidip gezmek istiyorum. hiç bilmediğim yerlerde hiç bilmediğim insanlarla kendimi oraya ait hissetmek istiyorum. sonra bir dönüp bir kendime bakıyorum. bu halde nereye ve nasıl diye soruyorum kendime henüz belki halimde bir şey yok ama en azından endişelerim var kafamda..
nasıl bir duyguymuş bu her geçen gün yeni bir endişeya sahip oluyorum hayata dair...
korkuyorum nasıl olacak, nasıl olacağım, doğrusu ne ve ben doğrusunu yapabilecekmiyim, doğrusu nerde yazar okusam öğrenirmiyim? çocuk nasıl yetiştirilir? nasıl büyütülür? bir kurs olsa öğrensem...
hayatta hep alıştığımız gibi hep önüme çıkan sınavlarda yaptığımız gibi kitaplar, kurslarla halledilebilecek bir şey olsa hayat yok ! işte belki ilk tökezlediğimde ise endişelerimle geziyorum kafamda evet belki hiçbir zaman cevap bulamayacağım sorularla dolu kafam. iç güdülerimle mi hareket etmeliyim. hiç okumadan araştırmadan mesela...çünkü okudukça o endişe halkaları yayılarak büyüyor tıpkı bir göle taş attığında taşın yaydığı halkalar gibi evet bir yerde sonlanıyor o halkalar ama yeni bir endişede oluyor bu sanırım. galiba böyle hazırlıyor bünye insanı anneliğe...
gececek başa çıkma yöntemlerini bulacağım ve çözeceğim sorularımı teker teker inşallah...
bu süreçde tecrübeleriniz önemli benim için paylaşırsanız sevinirim.

21 Kasım 2011 Pazartesi

bir şarkı tutturmuşum

günlerdir bir şarkı tutturmuşum dilimde pelesenk.
oysaki hislerim çok değişken, bir an çok mutlu kahkalar atıyorum, kafamı öteki tarafa çevirip gördüğüm minicik bir resim, okuduğum bir yazı gözlerimden yaş süzülmesine neden. öyle abartı yaşıyorumki duygularımı duygularımı kontrol edemeyişim kendimden korkmama sebep her ne kadar bilsemde nedenini...
neler istiyorum oysaki, bir yanım arabaya atlayıp, müzük son sesde uzun yolculuklar peşinde uçuşurken ruhum, diğeri ise öyle stabilki pijamalar üzerimde saatlerce kalkmadan aynı koltukda  elimde örgü oturmak istiyor. birde üstüne kimseyi görmek istemiyorum, kimseyle görüşmek istemiyorum. görmek istediğim kişiler var tabiki ama yaşadığım yerde değiller uzakdalar..ama şuan için çevremdeki bir çok insan sinirlerimi bozuyor, belki bir şey yapdıkları yok ama bu aralar sevmiyorum insanları en azından çevremdekileri...
sinirlerim çok çabuk bozuluyor ve çok çabuk kızar oldum olaylara...oysaki sakin ve huzurlu olmam gereken bir dönemdeyim. hormonlarımın bana oyunu bu biliyorum. engel olmaya çalıyorum sakin olmaya çalıyorum ama sanki çabaladıkça daha çok sinirlerim bozuluyor gibi. umarım geçici bir şeydir bu yaşadıklarım ve hissettiklerim. çabucak geçmesi dileğiyle...
içimde oysa yeniyıla hazır bir çoşku var. süslenmiş şehirlerde ışıkların altında dolaşmak alışveriş yapmak. yeniyıl süsleri almak için heyecanlanıyorum.

11 Kasım 2011 Cuma

gelip geçen zaman

bayram nasıl geçti anlamadım. yapacaklarım, yapmak istediklerimin haricinde birde film ve dizi serisi yapacaktım kendime,ayrıca dinlenecektim. hangi birini yaptım hiiiçççç birini..
ne bir film, ne bir dizi izleyebildim, nede yapmak istediklerimi yapabildim. benim şöyle 1 haftalık daha tatile ihtiyacım var. çok uyuşugum bu günlerden, evden dışarı çıkmak istemiyorum, kimseyle görüşmek istemiyorum, birileriyle konuşacak zamanım bile yok diyorum yapıcaklarımı düşündüğümde...
neyse bayram geldi geçti...neyseki bugun cuma ve annem geliyor. birde üstüne dün aldığımız haber üzerine alınan derin bir ohhhh. çok şükür diyorum.
aklımda bir sürü şey, yaşadıklarımı isteyen herkeze yaşatsın diye dilimde dua, sağlıkla tamamlayalım diye bir dua daha...
zaman böyle böyle geçecek, daha erken olsada kafamda bir sürü soru sırayla soracağım sizlere tecrübelerinizden faydalanacağım.
ama şimdi soru yabancı dizi tavsiyelerinizi alayım?

4 Kasım 2011 Cuma

ankara

bu aralar blogları geziniyorum. insanlar ne güzel şeyler yapıyorlar. örüyorlar, yapıştırıyorlar.kesiyorlar işte birşeyler yapıyorlar üretiyorlar. onları gördükçe bende yapmak istiyorum. ama ne zaman zaman bulupda yapılacak bilmiyorum. bloglar arası gezinirken ankara fotoları gördükçe içim gidiyor. özlemişim ankarayı, tabiii kısa süreli gidişlerimde her yerine gidemiyorum. ama işte doğup büyüdüğüm yer, özlüyorum. bayram planları şimdilik belli oldu gitmiyoruz ankaraya...buradan kısa süreli mesafelerde kısa geziler yapabiliriz inşallah.
herkeze iyi bayramlar

3 Kasım 2011 Perşembe

ev kadını

bu aralar öyle zor geliyor ki işe gelmek...sabah uyanmak ve yatak çıkmak, hadi çıktım diyelim öğlene kadarda idare ettim diyelim. ama ondan sonrası geçmek bilmiyor ve eve gittiğimde çok yorgun oluyorum. yani anlayacağınız bu aralar ev kadını olmak için neler vermezdim. şunu çok iyi biliyorum ki, bunu daha sonra daha çok isteyeceğim. ama bu şekilde bu günlerde hiç bir şeye vakit ayıramıyorum. zamanı düzgün kullanamıyorum ne zaman saat 9 oluyor ne zaman 11 oluyor anlamıyorum. zaten 2 saat mutlaka bir uyuyorum amayinede yetmiyor.
birde bu aralar kurabiyegillerden gördüğüm battaniyeyi örme derdindeyim. elimden bırakamıyorum. battaniye örecem diyede hiç bir şey yapamıyorum. neyse battaniye bitince artık resmini koyarım.

2 Kasım 2011 Çarşamba

bayram günler kala

bu aralar zaman geçiyor ama kendimi yorgun hissediyorum ama eskisi gibide erkenden yatamıyorum. geçen hafta çok üzüldük. hasanın eniştesinin ölüm haberini aldık. daha 54 yaşında hiç bir rahatsızlığı olmayan aydın enişte sabah kalp krizinden vefat etmiş. çok iyi bir insandı, ne çok seveni varmış, bende çok severdim. çok üzüldük. bayram öncesi yaşadığımız bu üzüntülü haber ve bu haberden önce ülkemizde yaşanılan üzücü haberler ile bu aralar pek keyfim yok diyebilirim.

onun dışında sağlığım iyi şimdilik herşey iyi gidiyor.inşallah sonuna kadarda bu şekilde gider. bayramda ne yapacağımıza hala karar veremedik. bakalım yollar bizi nereye götürecek.

21 Ekim 2011 Cuma

battaniye

Bu battaniyeye bayildim tatli elizle beraber cekmistim. Aynisindan bende yapmak istiyorum ellerine saglik ozgur cok guzel olmus

Published with Blogger-droid v1.7.4

10 Ekim 2011 Pazartesi

zaman

hani bazen zaman geçmesin istersin ya, ellerinde halatlarla yavaşlatmaya çalışıp zamanı o anın en çokda dibine kadar tadını çıkartmak istersin ya...

hani bazende zaman çabucak geçsin istersin kafestedki bir hamster gibi o dönen şeyin içinde hızlı hızlı gittikçe sanki hemen geçivericek zamnnedersin. yada erkenden uyursam zaman çabuk geçer bilirsin. işte bu aralar hem zaman geçsin çabucak geçsin sağlıkla istiyorum hemde bir yandan tadını çıkartmak istiyorum. bu aralar tv karşında uyuklamalar acayip keyifli dizilerin yarısını izler yarısında uyur kıvamdayım. 2 kitabı aynı anda okuyorum. 10 sayfa kitap okuyup uyuyorum, sonra uyanıp tekrar devam ediyorum. sıkılınca diğerine geçiyorum. pek konsantre durumları yok yani bu aralar...

yemek içmekle ise aram iyi...kışlık yaptım mesela dün. turşularım hazır yani hani benim gibi canı isteyen olursaaa

9 Ekim 2011 Pazar

cepden post

Teknoloji gelisdikce artik bircok sey hayatimizi kolaylastirirken bir yandanda bize zaman tasarrufu sagliyor iste artik yolda ceptende post girebiliyoruz. Artik daha cok yazmak umuduyla
Published with Blogger-droid v1.7.4

6 Ekim 2011 Perşembe

BEKLENTİ

hayat bu aralar sunuda olsun bu yapayım.buda olsun bunu yapayım. biraz daha geçsin, zaman çabucak geçsinlerle geçiyor. birazcık uyku, birazcık kitap okuma, arada yine uyku, biraz dizi izleme ile geçiyor.

heyecanlanıyorum, bazen korkuyorum, bazen sakinleştirip kendimi konuşuyorum. aslında yazmak istiyorum daha çok ama insanın hislerini anlatmak bu kadar zormu diyorum şimdi. hem anlatmak istediğin çok şey var. ama anlatmaya gelince bir o kadar zor.

canımı sıkmamaya çalışıyorum, üzülmemeye çalışıyorum, yormamaya, kızmamaya ama yaşıyorsak ne kadar mümkün bilemiyorum. acayip unutkanlık var en başından beri o kadar basit şeyleri unutuyorum ki, mesela 5 dakika önce konuştuğum bir şeyi hiç duymamış, konuşmamış gibi oluyorum. kocama aynı soruları hergün 3 defa soruyorum. bilmiyorum sıkılıyormudur. umarım düzelirim.

belki farkında olmadan üzüyorum birilerini yada kırıyorum ama hiç farkında değilim. ama bu aralar kendimi üzmemeye çalışsamda beni üzen, kıran anlam veremediğim, hep konuşma taraftarı olduğum sorduğum ama yok bişey diye cevap aldığım arada biraz soğukluk hissettiğim biran gelip hissetmediğim bu yüzdende neler olduğunu anlayamadığım bir dostum var. üzülüyorum bu halimize belki ben alınganlık ediyorum içinde olduğum durumdan dolayı, yada kırıldığı bir şey var ama ne ??? sordum yok dedi. bir daha sorucam soramadım kaç gündür. bakalım ortaya çıkar.

işte kendimi iyi hissetmem gereken bu dönemde beklentiler çoğalıyor. duygular karmaşıklaşıyor. hatta hissettiklerim bile çorba oluyor. ..


29 Eylül 2011 Perşembe

değişim

değişim içimdeki değişim dışımada yansırken hayatımda değiştirmek istediğim o kadar çok şey varki kendime dair, bundan önce beni üzen ama başkaları üzülmesin diye yapdıklarımı artık yapmamaya sadece kendim için değil bunu artık ailem içinde yapmam gerektiğini düşünüyorum. evde değiştirmek istediklerim var.
insan başına gelmeden anlamıyormuş: belkide çok araştırmak , çok sormak yanlış bilmiyorum ama hangisi doğru bilemeden kafam karıştı bugun, sağ olsun twitterda yazdığım folic asit mi? elevit mi? sorusunun karşılığında aldığım cevaplar biraz daha rahatlattı.
kimisi ilk andan itibaren elevit kullanmış, kimisi 3 aya kadar folic asit sonra elevit, kimisi ise hem elevit hem folic asit. haftaya doktora gittiğimde soracağım ve daha net öğreneceğim.
ama sanırım bu konuda her doktorun inandığı, savunduğu şey farklı olduğundan kaynaklanıyor onun için bize düşen inandığın doktoru seçip ona güvenmek olacak.
tecrübeli annelerden tavsiyelere ihtiyacımız olacak, tavsiyelerinizi bizimle paylaşırsanız seviniriz.

28 Eylül 2011 Çarşamba

hislerim

dün çok dinamik ve aktif iken bugun acayip yorgun uykusuzum. dinlenmem lazım sanırım yani enaz 9 saat uyumam gerekiyor kendimi iyi hissetmem için yoksa işte uyukluyorum.

içimdeki heyecan hala devam ediyor. bugun ilk kitapları sipariş verdik ilki benimle ilgili hafta hafta gebelik, ikincisi ece ararın Hamilelik Günlüğü, üçüncü ise senin için beraber yapacağımız şeyleri öğrenmem için Bebek Bakımı Sorunlarına Mucize Çözümler, beraber öğreneceğimiz çok şey var bu konuda bana yardımcı olursan sevinirim.

sizinde bana önereceğiniz kitap, hatta bloglar varsa tavsiyelerinizi dikkate alacağım.

26 Eylül 2011 Pazartesi

süpriz

hayatın bize yaşattığı en büyük süpriz. geçen haftaa yaşadık.

ankaradaydım, doğup, büyüdüğüm şehirde... işte bu haberi bu şehirde öğrenmekde ayrıca bir sürpiz oldu. nemi hissettik, şaşırdık önce , sevindik, sonra bir inanamadık, inandık sevindik ve sevdik seni...

beraberliğimizi taçlandıracak, ailemizi katlandıracak kendisi şuan miniminicik ama haberi bir o kadar büyük süprizimiz vardı geçen hafta...

şimdilerde heyecanlıyız, günleri sayıyoruz, sonra günleri birleştirip hafta yapıyoruz, sonra o haftalar çoğalınca tekrar günlere döneceğiz. bu macerada bizi hep güzel ve mutluluk verecek şeyler bekler umarım. ve sağlıkla kavuşuruz birbirimize...

içime enerji veren, yaşama sevinci katan bir o kadar kendime özen göstermememi sağlayan sen, sağlıkla ,mutlulukla kavuşacağımız günü bekliyoruz biz...

16 Eylül 2011 Cuma

gezmece tozmaca

uzun zaman olmuş yazmayalı ama olsun yazın böyle oluyor zaten. bu arada neler mi yaptım gezdim tozdum. tatilll... tatil çok güzel keşke hayat hep tatil olsa sıkılırmıyım acaba diyorum. her deniz olan bir şehire gittiğimde dediğim gibi, kesinlikle denizi olan bir memlekette yaşamalıyım diyorum. insanda sinir bırakmayan, ömrüne uzatan, her derin nefesinde o huzuru hissettiren koku. zaten ben anllamıyorum ben deniz çocuğu olmalıymışım. damak tadım ege-doğu karışımı... işte ortaya karışık. hala aklım tatilde suyun içinden çıkmak istemedim. o denizin tenimde hissettirdiği kadifemsi histen kopamadım. güneşi içimde depoladım. kokuyu burnumda neyse tatil bitti ama ben hala tatil modunda kaldım. konsantre sıfır. dönüşte yaşadığım travmayı ise tam atabilmiş değilim hala seneryolar yazmaktayım küçücük bir şey için.

2 gün sonrada ankaraya gideceğim,annemlerin yanına , hem annemleri , hemde ankarayı özledim her ne kadar denizi olmasada sevdiklerim o şehirde ve gezmece tozmacaya devam.

bugun tekrar okullu oldum. aftan doktoraya devam inşallah bir gün buraya bitirdim yazabileceğim. yapmam gereken o kadar çok şey var ki bu konuda lütfen artık o içimdeki istek gelsin tembellik gitsin şu yarım bıraktığım şeyleri bitireyim.

ankara dönüşü daha uzun uzun yazarım . şimdi yarın içiin kışa hazırlık işlerine dönmem lazım.

22 Ağustos 2011 Pazartesi

GEÇMİŞ CUMA

cuma içimde olanlardan hisslerimden azıcık bahsedeyim istedim. benim için çok stresli koşturmacalı gergin bir gündü. günün sonunda duyacaklarım ise beni çok etkileyecek cevaplardı ve bunları beklemek acayip stressliydi. bu stresli bekleyişte bana destek olan koşturmacada yanımda koşan canım arkadaşım nazlı... iyiki varsın. sıra sonuca gelince nasıl mutlu oldum havalar uctum. içim rahatladı, gönlüm ferahladı...

nazlıcım yaptıkların hiçde hafife alınmayacak şeyler, iyiki varsın, iyiki tanımışım seni ve iyiki arkadaşımsın. senin desteğinle benim için zor bir günü atlattık. seviyorum seniii