29 Ağustos 2010 Pazar
orta temcit
ben buraya gelmeden önce orta temcit diye bir şey duymamıştım. belki bileniniz vardır.
iftar ile sahur arası yenilen yemeğin adı.
ramazanda insanlar birbirlerine akşam oturmasına gittiklerinde, iftar ve iftardan sonra orta temcit yaparlar, yada sadece orta temcit.
sadece ramazanda geceleri fırınlar açık olur.
gece 12.00 da fırınlarda pide, sıcak sıcak simit ve buranın meşhur haşhaşlısı çıkar, niye mi orta temcit için.
işte bu akşam bizdede orta temcit var...
beklerim
26 Ağustos 2010 Perşembe
güzel bir gün
..unutmamış, taaa oralardan bana bir pinokyo getirmiş.
canım burada geçirdiğim zamanda bana gönderdiğin şeylerin bana ve hayatıma kattığı anlamı anlatamam,unutmadan birde yanında bana uğur getirecek melekli bir defter,her notta aklımda olacaksın. teşekkürler.
diğeri ise kapıdan girdiğimde gülümsememi sağlayan üsdeki görüntü...içimi açan
24 Ağustos 2010 Salı
32
belkide vardır, bir kadının kendini en iyi tanıdığı yaş...
farkındalıklarla gençlik arasında farkında olduğu, ama genç kalmak istediği,hatta yaşlandığını hissettiği ince çizgilerine gülümseyerek,hala 22deymiş edasınıda takınabildiği...
her yaş yeni bir şeyler katarken, bir şeylerde götürsede...kendince yaşadığı enlerin belkide en güzeliii.
bir değişim,bir olgunlaşma amma bir o kadar çocuk..
32 de güzelliğine güzellik katan, en tanıdık, en yakın olduğu kendine bir o kadar kararlı ama çoğu zaman düşünceli...
16 Ağustos 2010 Pazartesi
telefon
baktım özlem hemen aradım.
karşımda heyecanlı mı, heyecanlı bir ses "tatlım bebek var" oldu ilk cümlesi...
anlamadım önce alodan sonra duyulan ilk cümlenin verdiği şaşkınlıkla...
ikinci kere söyledi ama aynı heyecanla kimbilir kaçıncı söyleyişiydi...
evet özlem hamile bebek var. nasıl sevindim.
sağlıkla ikisinide kurtarsın . maaşallah diyorum.
darısı diğer isteyenlerin başına...allah isteyen herkeze nasip etsin bu güzel duyguyu,tabi banada :)))))
p.S: nazlı,yasemin hadi bu mutlu haberi sizdende duymak istiyorum.
akşam 5.15de aldığım haberle yarın ankara yolcusuyum.
çarşamba düşündüğüm yolculuk bir gün önceye alındı. annecim, babacım çok özledim sizii.
13 Ağustos 2010 Cuma
geçmiş
okuyamıyorum,işler yoğun yorgun oluyorum. yazın başında aldığım kararları uygulayamıyorum. rejim spor hepsi geride kaldı. irade yok onu anlıyorum. peki nasıl kazanılır. bilmiyorum.
evet 2 ay geçti, bir dönem verdiğim 2 kiloyuda aldım geri, tembelleştim,yerimden kalkmaya üşenir oldum. sanırım bu aralar deneme 1 ile başladığım sigara bırakma durumunda azda olsa gelişme var. tam olarak bırakmasamda gümde içtiğim sigara sayısı 5'i geçmiyor. umarım bu sayı artmaz azalır. ne kadar zor insanın kendine engel olması...
bu sıcakda canımın çikolata istemesine hayret ediyorum. nutellayı kaşıklamak istiyorum. sanki beynim ve bedenim şavaş içindeler.yasaklar cazip geliyor yada...
önlenemez kilo problemini çözmem lazım acilen, belkide zamanlama yanlış, hem kilo vermeye çalışıp hem sigara bırakmak zor bir durum, sigara içemedikçe içimde yeme isteği doğuyor...
10 Ağustos 2010 Salı
doğanın hissettirdikleri
evet doğa kendini çok sevdirdi...bunu sanırım herkez yaşatamaz.
bu kadar sakin, sevgisini belli eden bir ufaklık görmedim ben üstelik 1,5 yaşında ...
tabiki böyle olmasında annesinin ve babasının etkisi büyük.
böyle sevgi dolu, iyi niyetli, sakin, dürüst bir anne ve babadan böyle bir çocuk olmasıda çok doğal...
neyse ben geleyim asıl konuya dün sevgili dediki: ben doğayı özledim. meğer sevgilide kurtulamamış etkisinden doğanın...
sanırım bazı şeylerin zamanı gelmiş. bu bandırma gezisi bize çok iyi geldi. bazı şeyleri fark etmemize...
heyecanlıyız: yarın büyük sınav sonucu belli olacak, hakkımızda hayırlısı olsun diyorum...
8 Ağustos 2010 Pazar
bandırma dönüşü
daha önce aranın hiç bu kadar uzamadığı görüşme cuma günü gerçekleşti.
1,5 sene olmuş, ben yeğenimi (doğayı) 1 kere oda düğünümde 15 dak bile değil görmüşüm.,
bebekliğini yaşamamışım, ilk karşılaşma cuma günü oldu.kısa bir alışma turundan sonra, alıştı, yaklaştı, izledi ve geldi sarıldı.
2 gün boyunca aradan geçen 1,5 seneyi telafi etmek adına, sarıldık, koklaştık, oynaştık...
nazlaştık, evet nasıl bir bebeksin sen arkamdan aycannnnnn deyişin, kafanı omzuma koyup sarılışın öpüşün. doyamadım sana biliyormusun.
öyle garip bir duygu ki, bu yaşımda ilk defa hissediyorum acaba artık çocuk mu istiyorum ondan mı bu duygularım yoksa,
çocukluğumuzun beraber geçtiği, birbirimize bu kadar benzediğimiz, kardeşim dediğim bir insanın yavrusu olduğundan mı bunları hissettim bilemiyorum.
ama aramızdaki o inanılmaz bir elektrik ve o hisleri unutamıcam.
kokunu,doğacım bana hissettirdiklerini unutamıcam.
annenle, babanla sağlıklı,mutlu huzurlu,şanslı bir ömür sürmen dileğiyle..
seni çok seviyorum kuzucum.
evet bu hislerden sonra ise diğer dostlarımında bana aynı hazzzı yaşatması için bir istek gönderiyorum buradan nazlıcım, yasemincim elinizi çabuk tutun...
uzun zamandır yazamadım. koşturmaca,sıcak derken...
evet kısa kısa bahsettim. tatilden bir şey anlamadım tekrar tatile gitmek istiyorum diye...
canım arkadaşım nazlı, önce ben gittim sonra o uzun zaman oldu özleştik...
eee tatil fotolarını görünce içim gitti, yanınızda olmak beraber tatil yapmak için...
neyse artık bir dahaki sefere...
4 Ağustos 2010 Çarşamba
offfffffffffffffffffff
evde bütün camlar açık birazcık bile esmiyor. balkona çıkıyorum orasıda aynı...
digitürkü arıyorum bütün müşteri temsilcileri diğer müşterilerle görüşüyor diyor. gecenin bu saati herkezdemi aynı problem var.
geceleri sıcakdan, 3 güne bir nevresim değiştirip hangisinin daha serin tuttuğunu deniyorum ama yok hepsi aynııı.
şuan deniz kenarında tv olmayan bir yerde olup şezlongda uzanıp kitap okumak sıcak başınca denize dalmak için neler yapmazdım...
geçmişde öğretilenler,alışkanlığa dönüşüp her yaptığında kalbini sıkıştırırmı onu yaşıyorum.
şu erken kalkma derdi olmasa geceleri otururum, havanın en serin olduğu zamanı değerlendiririm. ama yok ben severim geceyi, oturmayı, kitap okumayı, yapamıyorum şimdilerde...işte o zamanlarda kızıyorum kendime...
neden üniversitede sabaha kadar oturduğumda sabah ki derse giderdim uyusaydım ya...
yok bu sanırım huy, o zaman yapmadım, şimdide yapmıyorum.
işe geç kal mesela uyuya kal.
bir keyif sür yok olmuyor o içimdeki şey rahat bırakmıyor.
yada haftasonu geç kalk dimi, biraz geç kalksam, ömürden çalmışlık hisssi bırakmıyor yakamı...
şuam çeşmede olmayı nazlılarla olmak isterdim.
tatil en güzeli ...
daha tatilden dönelli 2 hafta oldu ama sanki ben tatile hiç gitmemiş gibiyim.
neden acaba...
30 Temmuz 2010 Cuma
yeni kararlar
deneme 1: sigarayı bırakıyorum.
her ne kadar sigara içmeyi sevsemde, artık bir dur demenin zamanı geldi diye düşünüyorum.
bu konuya en çok sigara içmeyen sevgili sevinecek sanırım.
bu kararda ilk günümdü bugün,
başlangıç olarak kendime koyduğum kota sadece türk kahvesi ile beraber günde 1 taneydi...
bu başarımdan dolayı kutluyorum kendimi...
ve devamını diliyorum.umarım deneme başarıyla sonuçlanır.
p.s:sıcak günlerden dolayı gece uyuyamaz haldeyim.
deniz kenarında yaşamamamın, içimdeki özlemi bu sıcak günlerde dahada bir depreşiyor.
tatil bitti ama aklım hala tatil planlarında :))))
28 Temmuz 2010 Çarşamba
yenilendim
şöyle bir düşünüyorum,ne kadar zamandır uzun saçlarım uzun... hatırlayamıyorum. yaşlanıyorum sanırım. hatırlayamıyorum ya...sanırın 10 sene oldu...
uzun zamandır istediğim ama cesaret edemediğim şeyi yaptım. şaçlarımı kestirdim ve çok rahatladım. nasıl güzel bir duyguymuş, nasıl büyük rahatlıkmış,onuda unutmuşum.
bu küçük değişiklik iyi geldi bana kendimi çok iyi hissediyorum. çok beğendim yani saçımı...,,
megoloman mı oluyorum ne????
evrenden taleplerimi sıralıyorum içimden geldi...(doğumgünü için mum üfleyip dilek tutuyorum)
sevgilinin sınav sonucu iyi gelsin,
hayat güzellikler mutluluk getirsin.şansda
kısa tatil kaçamakları, ispanya...v.b
tatile doyamadım. kumsalda kitap okumaya ise hiç doyamadım.
eylülde bir kaçamak daha istiyorum....
yenilendim diyorum ama istekler yine aynıııı :))))
ama çok ilginç hissediyorum, bu sene benim için değişim başlıyor, umarım bu değişim güzellikler getirir.
27 Temmuz 2010 Salı
17 Temmuz 2010 Cumartesi
şimdi tatil zamanı
uzun zamandır hayalini kurduğum, uzun uzun denizi izlediğim, ruhumu dinlendireceğim bir tatile çıkacağım, tatil kısada olsa dinleneceğim.
hoşçakalın şimdilik...
13 Temmuz 2010 Salı
bu güzel havada oldumu şimdi bu yoğunluk
sanki havaların güzelleşmesini bekliyordu herşey...
o sıcağın altında hergün arazideyim. ofisdede işler yoğun...
neyse şimdilik her sabah kalkdığımda tatili düşünüyorum. ,
az kaldı iyi gelecek bana bu tatil...
tatil öncesi solaryum niyetine, arazide amele yanığı, ön alıştırma:))))
bir yandan akşamları üretim devam beyaz şımarık tepsi harika oldu yakında resmi gelecek...
11 Temmuz 2010 Pazar
beklenen gün dün
nasıl mı bitti. iyisiyle kötüsüyle, doğrularıyla, yanlışlarıyla, eee tabi birde 4 yanlışın 1 doğruyu götürmesiyle...
evet şaşırıp kalıyorum. bu yaşa gelip hala sınava girerken heyecanlanabiliyorsam yazık o minikler ne yapıyor...
dün ilk defa bir annelik duygusuna benzer bir duygu içindeydim. sevgiliyi sınava götürüp onun için heyecanlandım. evet bende girdim sınava ama sınav sırasında çözerken soruları bunu biliyordu yapmıştır, şunu doğru yapar inşallah, ayyy ya kitapcığı işaretlemeyi unutsa diye telaş içinde...
hayırlısı olsun demekden başka, bir yandanda isteyerek...
bakalım. sonuç şimdilik tam belli değil, ama yetiştirememiş.
herşeyde bir hayır var. şimdi artık beklemekden başka çare yok...
hayırlısı olsun ....
8 Temmuz 2010 Perşembe
değişim
hayatta insan hep inanmak istediğine inanır, inandıkları bazen üzer insanı bazen mutlu eder...
çoğu zaman unutur,hayatın telaşından keyif almakdan uzak çile çeker, tasa ederiz...
oysa kim kiminle uğraşır, neden nedir bütün bunlar için,
unuturuz şükür etmeyi sahip olduklarımıza...
hep vardır onlar yanımızda yokluklarını bilmeyiz,yaşamayalım da...
işte ben kimim, neden burdayım, neye sahibim diye sorgulardan
içimizdeki o sesi dinleyip, kırmayı,kırılmayıp, şükür edip varoluşumuza, sağlığımıza...
yaşamanın değerini bilelim...
bazen zorlasada bazı şeyler, hayatta bir nedeni var...
p.s: son 1 gün evrene mesaj hayırlısı olsun...emekler boşa gitmesin...
7 Temmuz 2010 Çarşamba
vız vız vız cik cik cik
5 Temmuz 2010 Pazartesi
üretim var
sınava gireceğim ya... canım dersten başka herşeyi yapmak istiyor.
üretim arttı. kuş süs yaptım...
hamarat divadan öğrendiğim, turta kolye ve küpe yaptım...
ahşap boyayarak kapı süsü yaptım.
şimdi ise sırada gazetelik ve sehpalarım var...
sehpa azıcık zorlayacak gibi beyaz bir sehpa nasıl boyanır deneniyor...
altına astar olarak plastik boya sür dediler kapatmaz dediler deniyorum. umarım olur. üzerine pembeli cup-cake, pasta resimleri arıyorum.
yakında yaptıklarımın resimleri ile buradayım...
p.s: geri sayım: kaldı 4 gün...
3 Temmuz 2010 Cumartesi
güzellikler
öyle bir zaman geliyor ki nasıl oluyor...
insanın içini kemirip duruan bir şey...
işte o kemirmeler sonucunda insan kararıyor kararıyor.
işte böyle zamanlarda insanın ne tahammülü kalıyor, nede içindeki neşe,
sanırım bir rahatlayamamak, atamamak da dahada katlıyor o içindekileri...
yani biriktikçe önce tepe sonrada dağ halini alıyor o dönemde...
güzellikleri daha göremiyor insan.
belkide zaten etrafında çok olmayan güzelliklerden dolayı, belki o etrafındaki güzellikleride kırıyor, görmüyor, bunaldıkça bunalıyor kısaca...
neyseki bir süredir, beni bunaltan, sıkan, görmemei engelleyen o dönemden kurtuldum.
kendimde bu süreçde sıkıldım, üzüldüm, düşündüm...
evet etrafındak, güzellikleri görebiliyorum sonunda (sanırım bu dönemde havanında etkisi var. sevmiyorum kapalı havaları, bende bir kapanıyorum)
işte şimdi o içimdeki enerjiyle, etrafa , evrene pozitif enerjiler yolluyorum.
herkeze iyi haftasonları...
kırdıklarım affedin, yanlış anlattıklarım sizde...
dostlarım iyiki varsınız.
dostunsa zaten kırsanda, üzsende hep yanındadır. öyle değil mi???
1 Temmuz 2010 Perşembe
iyi şeyler güzel şeyler
uzun zamandır,içime oturan ve oradan kalmak bilmeyen o sıkıntıyı ben kovmaya çalıştıkça hep bir şeyler beni buluyor.
hassasım işte, takıyorum bir şeyleri, ben insanları kırmamak için uğraşırken neden insanları beni kıracak şeyler yapıyor. yada neden ben insanlara söyleyemediklerim, istediklerimi yapamadığım için kırılan ben oluyorum. ben hassas davrandıkça onlar üstüme üstüme neden geliyorlar. boğuluyorum...
hiçbir şeyi, hiç kimseyi düşünmeden, sadece kendimi, kendimle başbaşa kalıp dinleneceğim bir yer istiyorum.
artık evrene söylüyorum.kendimi daha iyi ifade edebileceğim,kendimin daha önemli olduğu gerekirse bencil olduğum, kimsenin beni kırmasına izin vermediğim bir yaşam diliyorum.
ayrıca evrene diliyorum, son 9 gün, geri sayım başladı, sonucu iyi olsun...
ayrıca evren huzur, mutluluk diliyorum.
bu aralar ıssız bir adaya ihtiyacım var, belki ıssız olmasada kimsenin beni tanımadığı sakin, bir yer istiyorum sevgiliyle baş başa...
29 Haziran 2010 Salı
üzgün
Blog
Bu blog yazmayı yazmayan birine anlatmak çok zor. Neden yazılır.yazarken ne hissedersin. Ben açıkcası kimsenin yani tanıdığım yakın arkadaşlarımın okumalarını istemem…çünkü içinde bulunduğum durumda bazen insan evde kocasına, evde kendi annesine bile tahammül edemez,işte böyle durumlar tahammül edemediğin bir şeyleri yazdığında bu yanlış anlaşılabilir. Blog yazmanında değişik nedenleri olabilir, kimisi gelecekde geçmişde yazdıklarını hatırlamak için yazabilir, kimisi hatıra kalsın diye…ben neden mi yazıyorum. Rahatlamak…bazen kendine bile itiraf edemediğin bazı şeyler vardır, bazen çok sinirlenirsin, ama birileriyle paylaşıp başkalarını kırmak istemezsin. Bazende bazı şeyler üst üste gelip birikmiştir. Aslında birikecek bir olayda değildir ama sen biriktirdiğin için çok büyük bir olay gibi gelir. Benimki hangisi sanırım ben insanlara kendimi tam olarak ifade edemiyorum. Blogda kendimi ifade etmeye çalışıyorum, ne kadar ifade edebiliyorum, bilmiyorum. Sanırım buradada tam olarak edemiyorum ama sonuçda ben rahatlıyormuyum evet…
İşte bu aralar hatta sanırım uzun zamandır, blogda bir kaçak varmış, evet blogumu benden habersiz okuyan bir cimcime…
Onun söylediğine göre ondan hiç bahsetmemişim blogumda…
Evet işte benim burada bir çok şeyimi paylaştığım, birbirimize bir çok konuda benzediğimiz ,ama bir çok konudada benzemediğimiz bir arkadaşım, dostum (Nazlı)… evet adı gibi nazlı mı?, nazlı, …
Nazlı evet dostum ama bazen gerçekten kızdığım,bazen ise içeme sokasım gelen bir dostum. Düzeltme: İşte bir önceki yazımda gitmeden önce hızlıca yazdığım yazımda bazı şeyleri yanlış anlamış.
Çünkü bu cimcime geçen hafta bizde kaldı (5 gün), ayrıca tavşanlıya yatılı gelen başka misfirlerde oldu, onlarda 5 gün kaldı. Aynı anda cimcime bizde diğer misafirlerde başka şehirden uzakdan gelince, bir hafta boyunca 2ye bölünmek zorunda kaldık. Zaten gergin olan bu bünye daha da gerilince bu bölünme olayından çok rahatsız oldum. Oysa daha önce ve o geçen 5 gün içinde yapılmak istenenler vardı yapılamadı. Bu yüzden iyice gerilen bünye…bir önceki yazıda bunu anlatmaya çalıştı. Ama bu cimcime kendi üstüne alınmış. Oysaki bu bahsedilen misafir (üstelikde yatılı) diye bahsedilen diğer misafirdi…
İşte şimdi ne kadar ifade edebildim bilemiyorum. İşte bu yaşanan gibi nedenlerden dolayı blogda yazdığım yazıları, yakınlarımın, arkadaşlarımın, dostlarımın okumalarını istemiyorum.
Çünkü yanlış anlamalara neden olabiliyor…
burası benim için çok farklı ben bunu kimseye yazmıyorum , burası benim için bir terapi...
bugün çok üzüldüm, hatta yoruldum, meğer yalnış anlamaları düzeltmeye çalışmak ne zormuş...meğer anlaşılamamak ne kadar zor ve acıymış...
mutsuz oldum. kendimi ifade ettiğimi düşünürken, edemiyormuşum demekki diye düşündüm sevdiğim bazılarına...
anlaşılmamak ne garipmiş bunu yaşadım.