4 Mayıs 2011 Çarşamba

sorular hemde cevapları olmayanından

33 yaşıma 3 kala hala bu sorulara cevap bulamamak iyi bir şeymi kötü bir şeymi bilmiyorum?

hangi gelişime açık olunduğundan mı? bünyede hep bir acıklık olduğundan mı kaynaklı diye kendimizi mi kandırsak acaba...

aslında sadece bende mi var bu sorular, düşünüyorum, konuşuyorum yok bir çoklarında mevcut ama hep bir yakınma halinde çözüm bulunamayan kimi zamanda çözüme cesareti olmayan bu bünyeden kaynaklı sanırım.

evet bilinçsiz, ne olduğu hakkında çok fikri olmadan, annemin yalvarmalarına kulak asmadan seçilen bir bölüm ve sonunda edinilen bir meslek ama ne kadar tatmin edici meçhul...işte bunun yarattığı tatminsizlik duygusundan kaynaklanan acaba hangisine elimi atsam duygusunun yarattığı maymun iştahlılık ve bu bünyeyi mutlu edecek şeyi arama çabasının halen 33'üne kadar sürmesi kendimi gerizekalı hissinden kıl payı uzaklaştırmayı becerebiliyor neyseki.

kendi kendime 33ümde soruyorum şu an bu bilinçle üniversite sınavının olduğu seneye götürseler ne yapardın? cevap 1 değil, şumu bumu şuda olabilir diye sıralanıyor. hala net değil. bu neden kaynaklanıyor ...

hadi onu geçtim 33 ümde hala bir tarzımın olmayışının sebebini sürekli değişen moda mı diye açıklayacağım ve bunun altındada yatan doyumsuzluğun sebebini moda zaten sıradan olmaz ki insanda durağan olmamalı diye konuyu başka yerlere mi çekmeli.

yok kardeşim bu aralar yukarıda bahsettiğim ve bunlara eklenebilecek bir sürü soru yüzünden kendimden haz etmediğim bir dönemde bunun sebebini BAHAR'a bağlama potansiyeli var ruhumda

3 Mayıs 2011 Salı

içimden geçenler

bu yorgunluk halsizlik hiç bir şeye yetişememe yoğun günlere rağmen hala zamanın geçmemesi...

13 gün kaldı dört gözle bekliyorum kuzunun dönmesini, döndükten sonrası için kafamda planlar,hayaller var. hava kapalı içim sıkılıyor,bu yorgunluk beni bunaltıyor. sanki hep bir yanım eksik kaldı bu geçen sürede geçen 5 ayda evet yaşadım bir şeyler yaptım ama yaptığım şeyleri ne içime sindirebildim nede çoook keyif alabildim. bu süreçde işte bu yüzden bu anlamsız geçen 5 ayın acısını çıkartmak üzere planlarımız var. umarım gerçekleştirebiliriz.

öyle zamanlar oluyor ki, uzakta olmanın insanda yarattığı eksiklik, sıkıntı, yetememe, acısına ortak olamam, mutluluğunu paylaşamama işte hep bir eksik. ayrı şehirlerde yaşamak demek tamam koparmıyor arkadaşlardan dostlardan seni ama işte yazdıklarım gibi içinde kalıyor. ada dünyaya geldi yanında olamadım özlemin oysa beraber bebek kurabiyeleri yapacaktık işte planlarına uydurmuyor seni hayat. ebrucuğum babaannesini kaybetti onun acısında yanında olamadım bir nebzede olsa hafifletemedim. zor zamanında ellerini tutamadım. handanım anlatmak istedi eskisi gibi konuşmak istedi rahatlamak istedi yanında gözlerine bakıp dinleyemedim. işte taaa uzaktan yetmeye çalıştım ne kadar yetebilirsem. eski günlerdeki gibi olmuyor hiç birşey ama arada bu kadar mesafede olsa hala acınızı mutluluğunuzu hissedebiliyorsam önemli olan bu bence...

şimdi buradaki dostlarımlayım, onların yanında onlara destek. onların mutluluklarında onların acılarında yanlarındayım. iyi varsınız hepiniz...

1 Mayıs 2011 Pazar

anlamaya çalışıyorum

anlamaya çalışıyorum
içimdeki enerjimi emen şeyin ne olduğunu,
bu yorgunluğun neden kaynaklandığını,
havanın etkisi diyorlar, onuda anlamaya çalışıyorum mayıs geldi neden hala hava böyle...
rejim yapmam lazım anlamaya çalışıyorum, oysaki yemeden önce anlamam lazım dı?
zaman geçirmeye çalışıyorum son 15 gün, bir dönem geçmesin derken şimdi geçsin dememi
akrabalarımı, arkadaşlarımı, dostlarımı, komşularımı, insanları anlamaya çalışıyorum.
dünyayı, otu, böceği, hayvanı anlamaya çalışıyorum.
yaşamı , hayatı anlamaya çalışıyorum.
insanların davranışlarını anlamaya çalışıyorum
kendimi anlamaya çalışıyorum.
kimi zaman anlıyorum, kimi zaman anlasamda başkalarının istekleri olunca kendi iç sesimi duymamaya çalışıyorum. işte o zamanlarda anlayamıyorum kendimi.
bencil insanları anlamaya çalışmıyorum.

26 Nisan 2011 Salı

parmaklarım çarpı içimden lütfen lütfen diyorum

evet uzun zamadır kapalı olan bloglar açıldı fakat kapalıyken içimden fışkıran yazma isteği bloglar açılınca nereye gitti ben bulamıyorum.

ama bu bir kaçamak:biraz önce işten bloguma girebildiğimi üstelik de yazı yazabildiğimi görünce o istek yine tavan yaptı blog açılana kadar ellerim çarpı lütfen lütfen diyerek bu noktaya kadar ulaştım. umarım bu postu yayınlayadabilirsem. iş yerinden bunu da keyfedip kapatmazlarsa şimdilik akşamları vakit bulup yazamadığım yazıları buradan yazmış olacağım.

evet bir kaç gündür havaların güzel olması içimdeki beni uyandırıp hop oturup hop kaldırıyor.. o kadar çok şey yapmak istiyorum ki ama hangisinden başlasam karar veremiyorum. elimi bir ona atıyorum, bir buna atıyorum. sonuç kocaaa bir SIFIR ...işte bu halimde beni sinir ediyor.

resim kursuna başladım: rüya gibi hayal gibi benim için ; umarım hepde böyle devam eder. eski restore edilmiş ahşap bir ev (bir ara fotolarını çekip koyarım) kokusu, dokusu, havası bile insanı başka bir aleme götürüyor, heleki o alemdeyken resim yapan birini izlemek. sıcacık ve çıtır çıtır eden sobanın yanı başında anlatılmaz bir keyiffff. yaparkende umarım heppp bu keyfi alırım. maymun iştahlı olduğumu kabul ediyorum. umarım bu sevdamda maymun iştahımın kurbanı olmaz.

annem yanımda o kadar alıştım ki; anlatamam anne kokusunu hissetmek, varlığı ve varlığının kattığı rahatlığı öyle güzel ki, bu rahatlığa alıştığım şu günlerde sevgili 19 gün sonra geldiğinde benim evdeki prensesliğim külkedisine dönüşecek diyede üzülmüyor değilim hani...ama bir yandanda sevgiliyi özlemiş olduğum ve son günlerin zor geçmeside zorlamıyor değil hani...kendimi son 19 günün tadını çıkart diye kandırıyorum ama balkağından külkedisin dönüşme aşamasındayım işte...

bahçeyi düzenleme güzelleştirme aşamaları insanların pislikleriyle canımı sıksada (ellerindeki her türlü kağıt, bardak, yiyecek kabı gibi şeyleri bahçeme atan insanlar insanmısınız) insanlarımızın nasıl eğitilecekleri konusu beni üzüyor. neyese ben güzel şeylere döneyim.

evet bu post tam ruh halimi yansıttı işte tam da bu haldeyim konudan konuya geçen, dağınık ve değişken duygularımla sizlere tekrar merhaba...

özlemişim

20 Nisan 2011 Çarşamba

kaç ay oldu bilmiyorum

mutfak önlüğüm


masa örtüm


kaç ay oldu bloga giremediğimiz.





sonunda açıldı, ne kadar mutlu oldum. bu süreçte sanki hep bir şeyler eksikti. sizleri okuyamadım. neler yaptınız kimbilir.





ben taşındım sonunda evime yerleştim.





bugün itibariyle kocamın gelmesine 25 gün var. yani hala gün sayıyorum ama neyseki az kaldı...





kısa bir merhabanın ardından...





annemin, canım annemin diktiği ve benim içimi açan masa örtüm ve mutfak önlüğümle başlangıcı yapayım. bir daha böyle uzaklıklar olmasın

26 Şubat 2011 Cumartesi

uzun zaman oldu

bu arada neler yaptım. evim hala koli dolu...
göçebe bi hayat inşallah yarın sona erecek.
2 hafta sonra kuzunun yanına gideceğim.
bu aralar ev göçebe ama en kumaşların arasında kayboldum.
bir pachwork hastalığıdır sardı, sürekli kumaş bakıyorum.
içimdeki bir şeyler yapma üretme isteği çok yüksek
geçen hafta ankaradaydım. yeni ev yeni heyecan derken aldığım herşey eve dair oldu.
üstüme başıma hiç bir şey bakmadım bile...
paşabahçe mesela, hepsini almak istedim orada..
yeni evi yeni eşyalar ile yeni heyecanlar ile yaşıyorum bu aralar...
hevsli ve heyecanlıyım anlaşılan

18 Şubat 2011 Cuma

10 Şubat 2011 Perşembe

hayatta amacın nedir senin ?

zaman zaman kendime sorduğum bir soru?
sorduğumda canımı sıkan. ama aynı zamanda kolaycada unutabildiğim bir soru?
o kadar boş hissediyorumki kendimi ...
kitap okumayı sevmiyorum ne zamandır?
düşünmek ve kafa patlatmak istemiyorum (neden yorayımki beynimi)
tv ve bilgisayar karşısında saatlerimi harcıyorum üstelik hiçç gocunmadan.
evde toplu halde bulunan kolilerden dolayı günlük yemek ihtiyacı dışında kek bile üretimiyorum ben ne zamandır?
insan kek üretemiyorum diye üzülür mü?
aslında kek bahane ben hiç bir şey üretemiyorum çok uzun zamandır.hatta doğru düzgün cümle bile...
düşünüyorumda kullandığım kelimeler bile çok sınırlı sayıda
sığılaştığımı hisediyorum.
muhabbetler içinde sığılaşıyoruz her seferinde muhabbetleri başka yerlere çekmeye çalışsamda yine vuruyoruz o sığ kıyılara..
bunalımda değilim hayır.
ama kendimi silkmeye, silkelemeye ihtiyacım var müsade ederseniz?
evet yaklaşık 2 aydır kocam askerde...
yakaşık 1 aydır evde kolilerle bir yaşam..
beni bu halemi getirdi, hayır sadece bunlar olamaz.
4 senedir yaşamakda olduğum çevremi...
etkisi kaçınılmaz.
ama artık kendine gellllll

6 Şubat 2011 Pazar

farklıyız

hepimiz farklıyız.
bir olay karşısında verdiğimiz tepkiler, bir anlatılan karşısında algıladığımız.
konuştuklarımız, hayatta kattıklarımız, hayallerimiz, yitikdiklerimiz...
hepsi farklı olduğu için kırıldığımız şeyler, beklentilerimiz, duyduklarımız ve duymak istediklerimiz farklı...mutluluklarımız, üzüntülerimizde farklı...
mutlu olduğumuz şeyin üzerimizdeki etkisi, üzüntümüzün süresi bile farklı...
işte bu kadar farklıyken aynı dili konuşup, aynı şeyi anlayıp, aynı tepkileri vermek ne kadar zor.
işte olaylar karşısında verdiğimiz ve aldığımız tepkiler bizi kıran ve üzen...ama sonuçda geçip giden. değer mi üzülmeye, kırılmaya sen anlamak istediğini anladığında anlatılmak istenen o mu acaba???
düşünüyorum algı düzeyi geliştikçe yaralar dahada mı artıyor. yada algı düzeyini farklı yöndemi geliştirmek gerekli bilemiyorum.
annem canım annem. 3 haftayı beraber geçirmek öyle güzeldiki...şimdi 1 haftalığına dönecek, ama tekrar gelicek ama içimde bir burukluk var.
sanki 4 senedir ondan ayrı şehirde yaşayan ben değilmişim gibi üzerimdeki his..
şimdi düşünüyorum bir yanım buruk neden ayrı şehirlerdeyiz ki. neden hayatı birbirimizden uzakda geçiriyoruz ki...
uzakdaykende sevdiğim özlediğin ama öyle yaşamaya alıştığın kendi başına güçlü olup ayakda durduğun bir yaşamdan...
beraber vakit geçirince alıştığın, tıpkı çocukkenki gibi hastalandığında naz yaptığın, öpüp kokladığın, başını dizine koyup kendini sevdirdiğin o anne sevgisini tattığında şimdi 1 haftada olsa ayrılık içimi buruyor işte...
iyiki varsın annem, babam...
en ufak bir ihtiyacımda yanımda olduğunuz, yorulduğunuzu anlamadan toplanmama yardımcı oldunuz. üşenmeden kırk kere çarşıya, kırk kere ankaraya gidip geldiniz. benim için hep en iyisini istediniz hala en iyisini istiyorsunuz.
bazen düşünüyorumda sizin benim için yaptıklarından sonra ben sizin için ne kadarını yapabiliyorum. gönlümden çok şey geçsede bunun ne kadarını yapabiliyorum size.
sizi çok seviyorum.

2 Şubat 2011 Çarşamba

boşşşşş

yarın taşınmayı beklerken hala ne zaman taşınacağımın belirsizliği içindeyim.
ama bu süreç bana öyle şeyler gösterdiki. insanların ne kadar kişiliksiz, dengesiz, yalancı, yalaka ve bir çok şey daha olduklarını gördüm.
insanların ayakta 2 dakikada kaç takla attıklarını saymaya çalışırken birde amuda kalktıklarını gördüm bir kez daha...
neyse bütün bunlara canımı sıkarken bir kez daha hayat ne kadar boş olduğunu, hiç birşeye kafayı takmamak gerektiğini bir kez daha hatırladım.
neyse umarın bir daha unutmam...

24 Ocak 2011 Pazartesi

7 cüceler bizde yaşıyor

kaça bölündüm acaba..
ev daha bitmedi, işten anlamayan, işini iyi yapmayan ne kadar çok insan var etrafda..
evin bitmesine az kaldı ama hergün şaşırmama neden olan, ağzımı açık bırakacak bir şey mutlaka oluyor.
dün evin tabanına laminant kaplayan usta bana dediki, başka ev mi yok oturacak abla: ne oldu dedim. kusura bakmada burası ahır gibi dedi...yuhhhh dedim.
bugun ise takılan lavaboyu görünce dedim ki...evet zaten bizim evde yedi cüceler yaşıyor, bari birazda yere yakın taksaydınız.
hani ellerim çok büyük değidir ama ancak ellerimin sığacağı bir lavabo..
neyse işte bir tarafdan evin işleri, perdelerim yeni eve olmuyor. yeni perde almam gerekecek. ve bunun dışında daha bir sürü eksik daha...
neyse sanırım haftasonuna taşınacağım ama bu ara işlerde çok yoğun. acayip gerilmiş durumdayım.
bir yandan merak ettiğim şeyler var..

20 Ocak 2011 Perşembe

inşaat

ev inşaat halinde sanırım o evin içini yaptırmak yerine evi yıkıp yeniden ev yaptırılsaydı şimdiye biterdi.
inşaatçıların bir çoğunun bu kadar mantıksız ve uyuz oldukları bir kez daha kanıtlandı.
şuan oturduğum evin içi yapılırken bulaşık makinasını banyoya koy diyen ustaların şimdiki dahiyane fikiri duşakabinin yanında olan klozetin muslukları klozetten 30cm uzağa su borusu koyduklarında klozetin muslukları duşakabinin içinde kalınca duşakabini keselim o aradan elinizi sokup musluğu açarsınız dediler...
2 gündür sadece mutfağın fayanslarını yapamayan ustaya sadece yuhhhhh diyorum.
işini takip etmeyenlerede içimden neler söylüyorum neler...
evi cumaya bitireceklerini söyleyip bizim evi toplamamızı söyleyip, cumadan pazara, pazardan pazartesi ,şimdilik pazartesiye bile bitmesi imkansız olan evi bekleyen kolilerle beraber yaşamaya alışkın ev hali olarakkk bir süre daha böyle yaşamakdan mutluyuz.
2 gündür içimin pır pır olmasını sağlayan, sonrada bu içimdeki pır pırın, pırını söndüren...umarım yanılıyorsundur....

16 Ocak 2011 Pazar

toplanmaca

annem ve babam geldi..
bir süre yanımda kalacaklar. hayat işte garip bir dönem kuzuuu yanımdayken onları özlüyordum, şimdi onlar yanımda kuzuyu özlüyorum.
evde her yerde koli koliiii...
evet taşınacağım yavaş yavaş topluyoruz evii..
ama daha ev bitmedi, cumaya bitecek dediler bu yüzden topluyoruz, inşallah biran önce biter...
ev bitmeden biz koliledik. kolilemek yine çok zor değil ama sanırım yerleştirmesi biraz zaman alıcak. bakalım şimdilik sabırsızlanıyorum bahçeli evime geçmek için...
kuzu gelince bahçeye ekeceklerimiz var. lavanta ekmek istiyorum. rüzgar estikçe mis gibi koksun diye.. daha araştırmadım buralarda yetişirmi diye bir bakayım...
şimdilik bu kadar bu göçebe hayatta yapmam gerekenler var.

10 Ocak 2011 Pazartesi

bayburt


evet heyecanlı, hevesli, hasret gidererek geçen 3 gün geçti...

nasıl duygular içinde olduğumu nasıl anlatmalı bilemiyorum.

giderken uzun bir yol vardı önümüzde ama içimdeki o heyecan bana ne yolun uzunluğunu hissettirdi, ne yorgunluğumu...

hep söylediler tanıyamazsın o kalabalık içinde hepsi aynı oluyor diye...aaaa nasıl tanınmaz tanınır dedim yanıldım. tanıyamadım, göremedim.

gözlerim her birini taradı ama göremedim taaaa ki törenin sonuna kadar ..

sonunda kavuştuk 2 kısa gün...

bol bol vakit geçirdik konuşduk...

doymaya çalıştık, 1 ayın özlemini gidermeye çalışdık ...

yetti mi hayır..

daha şimdiden özledim.

zaman çabuk geçsin.

ayrılmak daha bir zor olduuuu

4 Ocak 2011 Salı

2 gece sonra

evet yarın gece yola çıkıyoruz...ankaraya doğru...
sabah ankarada olup oradanda trabzon sonrada bayburt :)))
cuma yemin töreni var. nasıl heyecanlıyım anlatamam.
biz oradayken tam 28 gün olmuş olacak sevgiliden ayrı geçen 28 gün...
umarım sonrasıda çabucak geçer...
şimdi heyecanla bekliyorum son 2 geceyiiii...
evde hiç bir ilerleme yok. ne zaman taşınacağım bilmiyorum.
ne zaman taşınacağım belli olmadığı için eşyada toplayamadım daha...
neyse yemin töreni sonrası annem ve babam geliyor...
artık onlarla yapacağız bir şekilde şimdilik bu kadar

31 Aralık 2010 Cuma

happy new yearrrr

yazasım yok aslında...
yeniyılın geldiği anlayasımda yok, farkında değilim. süslenmiş evler,ışıklı vitrinler sokaklar görmeden farkına varamıyorum ama bu senenin son günü ve yenyıla sevgilisiz girecek olmakdan dolayı içim buruk...
yeniyıldan bazı beklentilerim var herkezin olduğu gibi...
sağlık, mutluluk,şans, huzur, eğlence,gezmece, birde ufak bir süpriz istiyorum 2011^den..
sizinde, herkezinde isteklerinin kabul olduğu, ihtiyaçların karşılandığı, herkezin sağlıklı ve mutlu olduğu bir sene diliyorum hepinizeeeee

28 Aralık 2010 Salı

çam sakızı çoban armağanı

evet asker telaşı ile yeniyıl mı geliyor ne kadar kaldı, kaç gün kaldı hiççç farkında değilim.
işte bu yüzden hiçbir şey satılmayan hatta geçen sene yazmıştım yılbaşı kartı bile satılmayan tavşanlıdan dışarı çıkma başka yere gitme ihtimalimde olmadığı için. ne hediye alabildim sevdiklerime, ne yılbaşı kartı alabildim. netten alışveriş yapayım dedim. bütün siteler yılbaşı yoğunluğu nedeniyle yılbaşından sonra gönderiyor istediklerimi eeee o zamanda anlamı kalmıyor tabiiii...
işte hani denir ya çam sakızı çoban armağanı, mimicik şeyler yaptığım, onlar paketlendi. beğendiğim bir resim yılbaşı kartına benzetilmek suretiyle dün yola çıktılar.
pek içime sinmedi desem yeridir. pek özensiz geldi sonra gözüme ama siz kabul ederseniz pek sevinir bu yürekkkk

25 Aralık 2010 Cumartesi

hislerimmm

hani 14 gün önce trenle seni uğurlarken sana belli etmemek için kendimi sıkıp ağlamamıştım yaa... tren gider gitmez sen görmezsin diye birbirinin ardı ardına aktı göz yaşlarım. o an kendimi bu 4 senedir yaşadığım bu yerde öyle yalnız hissettim ki.. neden mi? beni buraya bağlayan tek şey sen mişsin bir kez daha anladım. işte o an boşalıverdi bütün şehir... yaşanılan 4 sene anlamsızlaştı...sonra eve döndük...tam kapının önünde ayakkabılarını görünce ikinci defa koskoca bir yumruk oturdu boğazıma...
hani herkez içinde yaşar herşeyiii, belli etmez bir çok duygusunu... hani ağlayınca güçsüz gözükürsün bu yüzden kimsenin yanında ağlamazsın. böyle bir takıntım yoktur aslında...
ama ben çok ağlayamam başkalarının yanında...
şimdi gideli 14 gün oldu...hani derler ya göz açıp kapayıncaya kadar geçer, yok açıyorum kapıyorum geçmiyor. başkalarınınki nasıl geçer anlamazsın konu kendin olunca her geçen gün acıtıyor.
dün evimize gittim. hem özledim, hemde kendimle başbaşa kaldığım bir sığınak gibi orası benim için...eve girdim. üzerimde zaten bir duygusallık. havalansın istedim. odaya girdim. sen kokuyorsun. kıyamadım canı açmaya sanki uçup giderse diye koku...koku çıkarttı içimdeki bütün özlemi...işte özlemde dönüştü gözyaşlarına...
neyse zorda geçse geçiyor zaman, geçen zaman sanada banada, bizede çok şey katıyor...
yaşanacaklar birikiyor not defterlerinde gelince şunuda yapalım bunuda yapalım diye listeler uzuyor gidiyor.
çabucak sağlıkla git gel olur mu??
yapacak çok şey var daha...

20 Aralık 2010 Pazartesi

kuzudan kalan canım arkadaşımdan gelen:dağ havası






bir dağ havası estirdi canım arkadaşım bana taaaaauzaklardan kuzumun kokusunu hissettim .
iyiki varsın nazlıııııı.

buluşmaya 18 gün kala

evet bir hafta geçti...
özledim ama daha yeni olduğu için koşturmaca,oraya buraya gitmece gezmeceyle geçti ...
inşallah kalan 21 haftada böyle çabucak geçer...
etrafıma bakıyorum herkez bir telaş içinde yeniyıl telaşı bir türlü beni saramadı... kuzusuz geçireceğim yılbaşı içimi buruyor.
kendimi evin yapılmasına verdim. aslında pek içime sinmiyor.
umarım güzel olur.yavaş yavaşda olsa yapılıyor. sanırım yemin töreni dönüşü yani 18 gün sonra toplanmaya başlıcam. bir sürede taşınma ve yerleşme öyle geçer...
sizleride takip edemiyorum ne zamandır. böyle yaşamaya biraz alışırsam sanırım. takibe ve daha çok yazmaya başlayabilirim.
kuzum özledim seniiii