4 Ağustos 2010 Çarşamba

offfffffffffffffffffff

digiturk arıza verdi bir çok kanal göstermiyor.
evde bütün camlar açık birazcık bile esmiyor. balkona çıkıyorum orasıda aynı...
digitürkü arıyorum bütün müşteri temsilcileri diğer müşterilerle görüşüyor diyor. gecenin bu saati herkezdemi aynı problem var.
geceleri sıcakdan, 3 güne bir nevresim değiştirip hangisinin daha serin tuttuğunu deniyorum ama yok hepsi aynııı.
şuan deniz kenarında tv olmayan bir yerde olup şezlongda uzanıp kitap okumak sıcak başınca denize dalmak için neler yapmazdım...
geçmişde öğretilenler,alışkanlığa dönüşüp her yaptığında kalbini sıkıştırırmı onu yaşıyorum.
şu erken kalkma derdi olmasa geceleri otururum, havanın en serin olduğu zamanı değerlendiririm. ama yok ben severim geceyi, oturmayı, kitap okumayı, yapamıyorum şimdilerde...işte o zamanlarda kızıyorum kendime...
neden üniversitede sabaha kadar oturduğumda sabah ki derse giderdim uyusaydım ya...
yok bu sanırım huy, o zaman yapmadım, şimdide yapmıyorum.
işe geç kal mesela uyuya kal.
bir keyif sür yok olmuyor o içimdeki şey rahat bırakmıyor.
yada haftasonu geç kalk dimi, biraz geç kalksam, ömürden çalmışlık hisssi bırakmıyor yakamı...
şuam çeşmede olmayı nazlılarla olmak isterdim.
tatil en güzeli ...
daha tatilden dönelli 2 hafta oldu ama sanki ben tatile hiç gitmemiş gibiyim.
neden acaba...

30 Temmuz 2010 Cuma

yeni kararlar

evet dün yeni yaşımla birlikde bir karar aldım.
deneme 1: sigarayı bırakıyorum.
her ne kadar sigara içmeyi sevsemde, artık bir dur demenin zamanı geldi diye düşünüyorum.
bu konuya en çok sigara içmeyen sevgili sevinecek sanırım.
bu kararda ilk günümdü bugün,
başlangıç olarak kendime koyduğum kota sadece türk kahvesi ile beraber günde 1 taneydi...
bu başarımdan dolayı kutluyorum kendimi...
ve devamını diliyorum.umarım deneme başarıyla sonuçlanır.
p.s:sıcak günlerden dolayı gece uyuyamaz haldeyim.
deniz kenarında yaşamamamın, içimdeki özlemi bu sıcak günlerde dahada bir depreşiyor.
tatil bitti ama aklım hala tatil planlarında :))))

28 Temmuz 2010 Çarşamba

yenilendim

değişiklikler insana hep bir enerji katıyor sanırım.
şöyle bir düşünüyorum,ne kadar zamandır uzun saçlarım uzun... hatırlayamıyorum. yaşlanıyorum sanırım. hatırlayamıyorum ya...sanırın 10 sene oldu...
uzun zamandır istediğim ama cesaret edemediğim şeyi yaptım. şaçlarımı kestirdim ve çok rahatladım. nasıl güzel bir duyguymuş, nasıl büyük rahatlıkmış,onuda unutmuşum.
bu küçük değişiklik iyi geldi bana kendimi çok iyi hissediyorum. çok beğendim yani saçımı...,,
megoloman mı oluyorum ne????
evrenden taleplerimi sıralıyorum içimden geldi...(doğumgünü için mum üfleyip dilek tutuyorum)
sevgilinin sınav sonucu iyi gelsin,
hayat güzellikler mutluluk getirsin.şansda
kısa tatil kaçamakları, ispanya...v.b
tatile doyamadım. kumsalda kitap okumaya ise hiç doyamadım.
eylülde bir kaçamak daha istiyorum....
yenilendim diyorum ama istekler yine aynıııı :))))
ama çok ilginç hissediyorum, bu sene benim için değişim başlıyor, umarım bu değişim güzellikler getirir.

27 Temmuz 2010 Salı

tatilden izler


olympos


güneşin rengi beni benden alan....


denize yaklaştım...



ilk an, denizle buluşma....




çimen, deniz, güneş damlar içine....


keyif yapıldı....


arkadaşların evlilik yıldönümü kutlandı...

gezildi. olymposa gidildi, huzur bulundu ama fazla geldi huzur :)))







17 Temmuz 2010 Cumartesi

şimdi tatil zamanı

evet uzun yorucu bir seneden sonra şimdi tatil zamanı...
uzun zamandır hayalini kurduğum, uzun uzun denizi izlediğim, ruhumu dinlendireceğim bir tatile çıkacağım, tatil kısada olsa dinleneceğim.
hoşçakalın şimdilik...

13 Temmuz 2010 Salı

bu güzel havada oldumu şimdi bu yoğunluk

evet iş yerindeki değişikliklerden sonra çok yoğunum...
sanki havaların güzelleşmesini bekliyordu herşey...
o sıcağın altında hergün arazideyim. ofisdede işler yoğun...
neyse şimdilik her sabah kalkdığımda tatili düşünüyorum. ,
az kaldı iyi gelecek bana bu tatil...
tatil öncesi solaryum niyetine, arazide amele yanığı, ön alıştırma:))))
bir yandan akşamları üretim devam beyaz şımarık tepsi harika oldu yakında resmi gelecek...

11 Temmuz 2010 Pazar

beklenen gün dün

evet geri sayım yaptığım. büyük gün dün bitti sonunda...
nasıl mı bitti. iyisiyle kötüsüyle, doğrularıyla, yanlışlarıyla, eee tabi birde 4 yanlışın 1 doğruyu götürmesiyle...
evet şaşırıp kalıyorum. bu yaşa gelip hala sınava girerken heyecanlanabiliyorsam yazık o minikler ne yapıyor...
dün ilk defa bir annelik duygusuna benzer bir duygu içindeydim. sevgiliyi sınava götürüp onun için heyecanlandım. evet bende girdim sınava ama sınav sırasında çözerken soruları bunu biliyordu yapmıştır, şunu doğru yapar inşallah, ayyy ya kitapcığı işaretlemeyi unutsa diye telaş içinde...
hayırlısı olsun demekden başka, bir yandanda isteyerek...
bakalım. sonuç şimdilik tam belli değil, ama yetiştirememiş.
herşeyde bir hayır var. şimdi artık beklemekden başka çare yok...
hayırlısı olsun ....

8 Temmuz 2010 Perşembe

değişim

değişiklikler insanı zorlar, korkutur belki ama yinede enerjidir değişim.
hayatta insan hep inanmak istediğine inanır, inandıkları bazen üzer insanı bazen mutlu eder...
çoğu zaman unutur,hayatın telaşından keyif almakdan uzak çile çeker, tasa ederiz...
oysa kim kiminle uğraşır, neden nedir bütün bunlar için,
unuturuz şükür etmeyi sahip olduklarımıza...
hep vardır onlar yanımızda yokluklarını bilmeyiz,yaşamayalım da...
işte ben kimim, neden burdayım, neye sahibim diye sorgulardan
içimizdeki o sesi dinleyip, kırmayı,kırılmayıp, şükür edip varoluşumuza, sağlığımıza...
yaşamanın değerini bilelim...
bazen zorlasada bazı şeyler, hayatta bir nedeni var...
p.s: son 1 gün evrene mesaj hayırlısı olsun...emekler boşa gitmesin...

7 Temmuz 2010 Çarşamba

vız vız vız cik cik cik







evet yapdıklarımın bir kısmı ile başlayım dedim...

bu aralar pek bir hareketliyiz.

enerjimi geldi nedir? gün içinde sürekli haberler...bomba gibi haberler yaaa demeler...
bundan sonra çok daha yoğun olacağım.

bir sürü iş beni bekler...hayırlısı...

içimi açanlardan bazıları
p.s: favoritetohomevisit.blogspot.com sitesinden ece hanımdan esinlenerek ve onun yardımları ile yaptığım posta kutusu... tekrar teşekkürler ece hanım

5 Temmuz 2010 Pazartesi

üretim var

evet üretim had safhada...
sınava gireceğim ya... canım dersten başka herşeyi yapmak istiyor.
üretim arttı. kuş süs yaptım...
hamarat divadan öğrendiğim, turta kolye ve küpe yaptım...
ahşap boyayarak kapı süsü yaptım.
şimdi ise sırada gazetelik ve sehpalarım var...
sehpa azıcık zorlayacak gibi beyaz bir sehpa nasıl boyanır deneniyor...
altına astar olarak plastik boya sür dediler kapatmaz dediler deniyorum. umarım olur. üzerine pembeli cup-cake, pasta resimleri arıyorum.
yakında yaptıklarımın resimleri ile buradayım...
p.s: geri sayım: kaldı 4 gün...

3 Temmuz 2010 Cumartesi

güzellikler



öyle bir zaman geliyor ki nasıl oluyor...
insanın içini kemirip duruan bir şey...
işte o kemirmeler sonucunda insan kararıyor kararıyor.
işte böyle zamanlarda insanın ne tahammülü kalıyor, nede içindeki neşe,
sanırım bir rahatlayamamak, atamamak da dahada katlıyor o içindekileri...
yani biriktikçe önce tepe sonrada dağ halini alıyor o dönemde...
güzellikleri daha göremiyor insan.
belkide zaten etrafında çok olmayan güzelliklerden dolayı, belki o etrafındaki güzellikleride kırıyor, görmüyor, bunaldıkça bunalıyor kısaca...
neyseki bir süredir, beni bunaltan, sıkan, görmemei engelleyen o dönemden kurtuldum.
kendimde bu süreçde sıkıldım, üzüldüm, düşündüm...
evet etrafındak, güzellikleri görebiliyorum sonunda (sanırım bu dönemde havanında etkisi var. sevmiyorum kapalı havaları, bende bir kapanıyorum)
işte şimdi o içimdeki enerjiyle, etrafa , evrene pozitif enerjiler yolluyorum.
herkeze iyi haftasonları...
kırdıklarım affedin, yanlış anlattıklarım sizde...
dostlarım iyiki varsınız.
dostunsa zaten kırsanda, üzsende hep yanındadır. öyle değil mi???

1 Temmuz 2010 Perşembe

iyi şeyler güzel şeyler

evet buraya güzel şeyler yazmak istiyorum artık.
uzun zamandır,içime oturan ve oradan kalmak bilmeyen o sıkıntıyı ben kovmaya çalıştıkça hep bir şeyler beni buluyor.
hassasım işte, takıyorum bir şeyleri, ben insanları kırmamak için uğraşırken neden insanları beni kıracak şeyler yapıyor. yada neden ben insanlara söyleyemediklerim, istediklerimi yapamadığım için kırılan ben oluyorum. ben hassas davrandıkça onlar üstüme üstüme neden geliyorlar. boğuluyorum...
hiçbir şeyi, hiç kimseyi düşünmeden, sadece kendimi, kendimle başbaşa kalıp dinleneceğim bir yer istiyorum.
artık evrene söylüyorum.kendimi daha iyi ifade edebileceğim,kendimin daha önemli olduğu gerekirse bencil olduğum, kimsenin beni kırmasına izin vermediğim bir yaşam diliyorum.
ayrıca evrene diliyorum, son 9 gün, geri sayım başladı, sonucu iyi olsun...
ayrıca evren huzur, mutluluk diliyorum.
bu aralar ıssız bir adaya ihtiyacım var, belki ıssız olmasada kimsenin beni tanımadığı sakin, bir yer istiyorum sevgiliyle baş başa...

29 Haziran 2010 Salı

üzgün

Blog

Bu blog yazmayı yazmayan birine anlatmak çok zor. Neden yazılır.yazarken ne hissedersin. Ben açıkcası kimsenin yani tanıdığım yakın arkadaşlarımın okumalarını istemem…çünkü içinde bulunduğum durumda bazen insan evde kocasına, evde kendi annesine bile tahammül edemez,işte böyle durumlar tahammül edemediğin bir şeyleri yazdığında bu yanlış anlaşılabilir. Blog yazmanında değişik nedenleri olabilir, kimisi gelecekde geçmişde yazdıklarını hatırlamak için yazabilir, kimisi hatıra kalsın diye…ben neden mi yazıyorum. Rahatlamak…bazen kendine bile itiraf edemediğin bazı şeyler vardır, bazen çok sinirlenirsin, ama birileriyle paylaşıp başkalarını kırmak istemezsin. Bazende bazı şeyler üst üste gelip birikmiştir. Aslında birikecek bir olayda değildir ama sen biriktirdiğin için çok büyük bir olay gibi gelir. Benimki hangisi sanırım ben insanlara kendimi tam olarak ifade edemiyorum. Blogda kendimi ifade etmeye çalışıyorum, ne kadar ifade edebiliyorum, bilmiyorum. Sanırım buradada tam olarak edemiyorum ama sonuçda ben rahatlıyormuyum evet…

İşte bu aralar hatta sanırım uzun zamandır, blogda bir kaçak varmış, evet blogumu benden habersiz okuyan bir cimcime…

Onun söylediğine göre ondan hiç bahsetmemişim blogumda…

Evet işte benim burada bir çok şeyimi paylaştığım, birbirimize bir çok konuda benzediğimiz ,ama bir çok konudada benzemediğimiz bir arkadaşım, dostum (Nazlı)… evet adı gibi nazlı mı?, nazlı, …

Nazlı evet dostum ama bazen gerçekten kızdığım,bazen ise içeme sokasım gelen bir dostum. Düzeltme: İşte bir önceki yazımda gitmeden önce hızlıca yazdığım yazımda bazı şeyleri yanlış anlamış.

Çünkü bu cimcime geçen hafta bizde kaldı (5 gün), ayrıca tavşanlıya yatılı gelen başka misfirlerde oldu, onlarda 5 gün kaldı. Aynı anda cimcime bizde diğer misafirlerde başka şehirden uzakdan gelince, bir hafta boyunca 2ye bölünmek zorunda kaldık. Zaten gergin olan bu bünye daha da gerilince bu bölünme olayından çok rahatsız oldum. Oysa daha önce ve o geçen 5 gün içinde yapılmak istenenler vardı yapılamadı. Bu yüzden iyice gerilen bünye…bir önceki yazıda bunu anlatmaya çalıştı. Ama bu cimcime kendi üstüne alınmış. Oysaki bu bahsedilen misafir (üstelikde yatılı) diye bahsedilen diğer misafirdi…

İşte şimdi ne kadar ifade edebildim bilemiyorum. İşte bu yaşanan gibi nedenlerden dolayı blogda yazdığım yazıları, yakınlarımın, arkadaşlarımın, dostlarımın okumalarını istemiyorum.

Çünkü yanlış anlamalara neden olabiliyor…

burası benim için çok farklı ben bunu kimseye yazmıyorum , burası benim için bir terapi...

bugün çok üzüldüm, hatta yoruldum, meğer yalnış anlamaları düzeltmeye çalışmak ne zormuş...meğer anlaşılamamak ne kadar zor ve acıymış...

mutsuz oldum. kendimi ifade ettiğimi düşünürken, edemiyormuşum demekki diye düşündüm sevdiğim bazılarına...

anlaşılmamak ne garipmiş bunu yaşadım.

26 Haziran 2010 Cumartesi

açan güneş

evet günlerdir yağan yağmurun tek suçlusu emre aydın mı? diye düşünür oldum.
yeter diyorum içimden, psikolojim açısından dur artık. kapalı hava ve çıkan montlar çoraplar ve kazaklar ile geçen 1 hafta...5 gündür misafir ağırlama...(üstelikk yatılı) artık yeter diyorum.
bugun sabah huzzurlu mutlu uyandım evimde... hava güneşli (aman nazar değmesin)...
yarın sabah 1 günlüğüne gebzeye geliyorum, hani bir yanımda dürtmüyor değil. hani istanbula bu kadar yaklaşmışken, kaçsammı diye... ama ziyaret edilecekler var... canım arkadaşımın yanına kaçacağım, offf konuşacaklar ne kadarda birikti, bir gece yetecek mi bilmiyorum.
bu arada bir yanımda buruk olacak. yarın tam olarak 1. yılımız. evet evlilik yıldönümümüz ama ben gebzede olacağım. bununla ilgili ayrıca yazacağım.
nice mutlu yıllara sevgili acısını sonra çıkartıcaz...
seni çok seviyorum...

21 Haziran 2010 Pazartesi

yorgun

başkalarının isteklerini yerine getirmekden...
başkalarının sorumluluklarını üstlenmekden...
kızıp kızıp söylenip durmakdan...
başkalarının rahatlığı kendinin gerginliği olmasından...
yorgun...
bir süre tatil istiyor.
sadece kendi istediklerini yapmak istiyor.
kumsalda kitap okumak...
kitaplar alındı...bekliyor...
şimdi sıra zamanın gelmesinde...

18 Haziran 2010 Cuma

değer

evet neden insanlara bu kadar değer veriyorum ki. insanların istekleri karşısında onları kırmamak adına onların isteklerini yapıp, kendi isteklerimden neden vazgeçiyorum. neden böyleyim. acaba tek çocuk olmamın bunda bir etkisi varmı?
bu yaşdan sonra bu değişebilir mi?
değişmez ise bunu bu bünye ne zamana kaldırır.
onların istediklerini yaptıkdan sonra içimde büyüyen bu öfke ve siniri nasıl bastırabilirim.
bu yaptığımdan dolayıda en çokda kendime kızıyorum.
bu kadar yaşanmışlığın üstüne eda facebookda yazmış, mevlana söylemiş:
İnsanları tanımak için tüm gücünüzü verin, ama tüm sevginizi vermeyin. çünkü onları tanımaya başladıkça verdiğiniz sevgiye acıyacaksınız...
işte önce kendimi diğer insanlardan daha çok sevmeyi öğrenmem gerekiyor.

16 Haziran 2010 Çarşamba

havalar güzel ben güzel

evet spor derken,rejim derken ama yapamazken, sporda bitti sayılır artık son hafta kendim evde yapıyorum. haftada 3 gün yürüyüş. offfluyorum nasıl zaman yaratırım diye yapmam gereken bir dolu şey var. nasıl yaparım. ders çalışmam lazım ama başına oturamıyorum oturduğum anda kalkıyorum. spor yapmam lazım, ama hemen erisin istiyotum şu göbek, zayıflayayım diyorum eski rsimlere bakıyorum. ama aynı şey yemek yerken olmuyor dur diyemiyorum.
yeşil çaya başladım. su içmeye başladım. biraz da dikkat.
neyse bugun kendime güzel aktiviteler yaptım. kendi kendime eğlendim. kes yapıştır...
acayip keyifliiii
tatil gelsin istiyorum artık biran önce...

15 Haziran 2010 Salı

uzak vede yakın vede karmaşık duygular

ne kadar garip kavramlar...
bir şeyi istemezsen uzaklar daha uzak, istersen ise uzaklar yakın oluveriyor.
ama sen istediğin halde orada olamıyorsan buna ne deniyor bilemiyorum.
havalar güzelleşti burada sonunda dün yağan fındık büyüklüğündeki dolu ardından ağaçların dallarını koparan yağmur ve fırtınadan sonra açan güneşe ne demeli bilmiyorum.
bazen insan istekleri konusunda inatçımı olmalı hatta başına buyruk vede umursamaz.
bazen kimseyi düşünmeden mi yaşamalıyım diyorum. zaten ileride düşünmek zorunda olduğum birşeyler olacak. işte yukarıda anlattığım karmaşıklıkdaki hava sanırım benim hisleride etkiledi.
bu yazıda tabiki karmaşık bir hal aldı biliyorum ama şuanki ruh halim böyle...
kafam dağınık, evim dağınık, ofisde masam dağınık, hatta masaüstüm dağınık...
işte böyle zamanlarda en çok sevdiğim, elime bir büyük boy kase ile aldığım dondurma yada meyve ile tvnin karşısına geçip, boş boş tvye bakıp biraz daha dağılmak istiyorum.
p.s: işten yasaklı siteler arasına giren blogspot nedeniyle yazı yazmak istediğim an yazamayınca bana gelen yazma isteğini anlatama. bu arada açılan bir iki site var sadece onlara bakabiliyorum.

10 Haziran 2010 Perşembe

yağmurdan kaçarken doluya tutulmak...

evet birazdan yazacklarım gerçek...
tatil planları yapıldı,rezervasyon yapıldı.2 çift olarak 17 temmuzda tatile gidiyoruz.(buraya kadar herşey süper). daha sonra bunu öğrenen çokda samimi olmadığımız bir başka çiftten bayan olanı 2 gün önce telefon edip bende sizinle gelsem olur mu diyor,diğer çifte. (eee nerden çıktı diyorum ama iyi diyorum ne yapalım) . konuşuyoruz, tamam diyoruz diğer çiftle gelsinler!!!sonra öğreniyoruz ki gelsinler değil, yalnız geliyor o bayan!!! gene geçiştiriyoruz. ertesi gün öğreniyoruz ki o bayan yalnız değil, kendi kardeşi ve kardeşinin nişanlısı geliyormuş ve biz bunu başkalarından öğreniyoruz. nasıl yani diyorum, diyoruz. anlayamıyoruz. plan yapan biziz, plana sonradan dahil olan kendisi ve onunla beraber gelen bir sürü kişi daha...eee başka yere gidin o zaman hayır yok. illa aynı yer, aynı zaman...
hayır ben insanların bu rahatlığını, bencilliğini, saygısızlığını anlamıyorum. neden insan bir zahmet ya benim gelemde bir sakınca var mı?, kardeşimin gelmesinde bir sakınca varmı? hatta onun nişanlısının gelmesinde bir sakınca varmı demez. kardeşim şuradan gezmeye başka bir şehire gitmiyorsun ki. tatile dinlenmeye gidiyorsun. gitmeden şimdiden gerildik kısacası

9 Haziran 2010 Çarşamba

üzgün ve çaresiz

evet uzun zamandır biliyorumki canı sıkkın. yaşadıkları ağır geliyor.
evet uzun zamandır diyorum,çünkü neredeyse 3 ay oldu, 10 senedir mutlu mesut giden bir evliliğin üstünde 3 aydır karabulut dolaşıyor. 10 senedir iyianlaşan birbirlerini anlayan 2 insan, birden ne olduda böyle duyguları, hisleri birden değiştide, birbirlerini anlamaz oldular. en son yüzyüze konuştuğumuzda bir şeyler düzelicek gibiydi.
ama şimdi yine aynı durum, dönüp dolaşıp aynı yere varıyorlar. insanlar birbirini kırdıktan sonra toparlaması ne kadar zormuş, unutması, hiçbir şey yokmuş gibi davranması...işte başarmaya çalışıyorlar ama bir yerlerde yanlış var. yanında olamıyorum. canım arkadaşım benden uzakda, kırılıyorum, parçalanıyorum yazıyor, ben ancak telefonla ona destek olmaya çalışıyorum.
insanlar birbilerini çok seviyorlar, bazen acaba sevgi insana zarar mı veriyor. kıskançlık, heleki 10 senenin sonunda kendini yetiştirip, geliştirmiş ve bir yerlere gelmiş bir insan takdir, destek beklerken karşısında kıskançlık gördüğünde neler neler hissedebiliyor...
işte hayat ne kadar karmaşık, 10 sene önce iyi günde kötü günde diye sözleşip başlanılan bir hayat...10 senedir güvendiğin ve herşeyin olan insanın artık sana güvenmemesi karşısında yıkılan bir kadın.5 yaşındaki bir çocuk...
seni çok seviyorum canım arkadaşım umuyorum en kısa zamanda düzelicek. umarım en kısa zamanda herşeyi unutup hiçbirşey yokmuş gibi devam edersiniz.
sen çok güçlüsün biliyorum. yaşadıkların karşısında bile hala böyle dimdik ayakdaysan ve hala çabalayabiliyorsan, bu içindeki sevgiden, ilişkinize verdiğin önemden.
sen çok mutlu, güzel olan şeyleri hak ediyorsun. sonundada bunlara kavuşacaksın, belki biraz yıpranmış, kırılmış, dökülmüş ama hayat zaten bir varmış bir yokmuş....
p.s: yanında olabilmeyi o kadar çok isterdimki, daha doğrusu senin burada olmanı bir süre bazı şeylerden uzaklaşmanı ihtiyacın olan şey bu...
gelmeni bekliyorum,dönüşte herşeyin çok daha iyi olacağını ümit ederek